VAKİT İLE GELEN İMTİHAN!

colde-gun-batimi

Zaman, insanoğluna verilen imtihan sürecidir. Her imtihanın bir zamanı vardır. Yüce Allah bize, bir vakit programı ile de lütfetmektedir. Acaba günlük hayatımızda takvimi takip ederken, ilahi takvim boyutunu da görmemiz gerekmez mi? Dolayısıyla ilahi takvim programında bizim için ne önerilmektedir? Buraları da okumamız gerekmektedir.

Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:

“Gündüzün iki ucunda ve gecenin ilk saatlerinde namaz kıl. Kuşkusuz, iyilikler kötülükleri giderir. İşte bu, öğüt almak isteyenler için bir hatırlatmadır.”[1] 

Güneşin kaymasından (zevaldan) gecenin karanlığına kadar namazı hakkıyla kıl ve fecrin okunuşunu da (sabah namazını da hakkıyla kıl) ki, gerçekten fecrin okunuşu izleniyordur” (Gece ve gündüz melekleri tarafından birlikte izlenmektedir)” [2]

Zaman bilinci, zamana göre niyet, zamana göre planlama ve programlama nasıl olmalıdır? Bizi bu yönden de Rabb’imiz bir terbiye sahasına almaktadır. Sabah namazı uykudan uyandırarak, öğle ve ikindi günün ortası, akşam ve yatsı her biri ayrı bir eğitim merhalesidir.

Bir ömrü plan ve programa çağırır. Hayatı ayakta tutar.

Zaman her insana şahittir ve her insanı kuşatır. Bu süreç içerisinde doğru olanlar ile yanlış olanlar veya temiz olanlar ile kirli olanlar birbirinden ayrılır. Namaz da zaman içerisinde bir şahit ve program olarak herkesin karnesini ortaya koyar.

Bazıları namazdan tamamen uzaktırlar.

“Onlar: “Biz namaz kılanlardan değildik” dediler.”[3]

“Fakat o, ne doğrulamış ne de namaz kılmıştı.”[4]

Bazıları ise riya içerisindedirler. Namaz kılarlar ancak namazdan uzaktırlar.

“Gerçek şu ki, münafıklar (sözde), Allah’ı aldatmaktadırlar. Oysa O, onları aldatandır. Namaza kalktıkları zaman, isteksizce kalkarlar. İnsanlara gösteriş yaparlar ve Allah’ı ancak çok az anarlar.”[5]

 “Onlar, siz birbirinizi namaza çağırdığınızda onu alay ve oyun (konusu) edinirler. Bu, gerçekten onların akıl erdirmeyen bir topluluk olmalarındandır.”[6]

Bazıları da namazın hakkını vermeye, ikame etmeğe çalışırlar.

 “Onlar, gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler.”[7]

Namazı ciddiye alanlar, vakit konusuna da itina gösterirler. Allah’ın davetine icabet hızı bir anlamda imanının ve samimi duygularının bir ifadesi olur.

Hz. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur:

 “Namazları kılmaya çok dikkat etmesi kula dindarlık olarak yeter.” [8]

İmam Ali (a.s.) de inananları uyarmaktadır:

“Muhammed b. Ebu Bekir’e yazdığı mektubunda “Namaz vakitlerine dikkat et ve namazlarını vaktinde kıl, işin yok diye onu vaktinden önce kılma ve işin var diye de vaktinden sonraya erteleme!” diye buyurmuştur.”[9] 

İmam Muhammed Bakır (a.s) da inananlara şöyle hatırlatmaktadır:

“Bil ki ilk vakit her zaman daha faziletlidir. O halde yapabildiğin kadar bu hayırlı işe koş. Aziz ve Celil olan Allah nezdinde en sevimli iş az olsa bilse kulun sürekli yaptığı iştir.”[10]

İmam Cafer Sadık (as) ta hatırlatmaktadır:

“Namazı ilk vaktinde kılmanın son vaktinde kılmaya üstünlüğü, ahiretin dünyaya üstünlüğü gibidir.”[11]

“Kazzaz, İmam Rıza (a.s.) ve Ebu Talib soyundan gelen bazı alevileri ‘’seyidleri’’ karşılamak için dışarı çıktı. Bu esnada namaz vakti geldi. İmam yolunu orada bulunan bir köşke doğru değiştirdi. Bir kayanın ‘’gölgesinin’’ altına gelerek şöyle buyurdu: “Ezan oku!”, “ben dostlarımızın da bize katılmasını da bekleyelim. ‘’diye arz ettim.

 İmam şöyle buyurdu. “Allah seni bağışlasın, namazı sebepsiz yere ilk vaktinden geriye erteleme. Her zaman namazı ilk vaktinde kılmaya çalış.” Böylece ben ezanı okudum ve namaz kıldık.””[12]

Yine namazını vaktinde hem de vaktinin ilk dakikaları olan en faziletli zamanında kılan kimsenin ölümü de güzel olur. Ölmeden önce şehadet kelimesini söylemek nasip olur.

“Dünyanın doğu ve batısında, ölüm meleğinin her gece ve gündüz beş namaz vaktinde kendilerine bakmadığı bir aile yoktur. Eğer canını almak istediği şahıs, namazlarını gözeten ve onları kendi vakitlerinde kılan kimselerden ise, ölüm meleği şehadeteyni[13]ona telkin eder ve Allah’ın rahmetinden uzak olan İblis’i ondan uzaklaştırır.”[14]

Tüm bunlardan anlıyoruz ki ilahi davette, hem Rabbimizin tayin ettiği plana uyulmalı hem de bu plana icabet çabuk olmalıdır. Bu ehemmiyetin farkında olmak gerekmektedir.

 

[1] Hûd suresi/114

[2] İsrâ suresi/78

[3] Müddesir Suresi/ 43

[4] Kıyamet Suresi/ 31

[5] Nisa Suresi, 142

[6] Maide Suresi, 58

[7] Bakara Suresi, 3

[8] Tembihü’l-Havatır, 2/122

[9] El-Bihar, 83/14/25

[10] El-Kafi,3/274/8

[11] Sevabu’l-A’mal,58-2

[12] El – Bihar, 83/21/38

[13]Şehadeteyn; Allah’ın tek ilâh, Hz. Muhammed’in (s.a.a) de O’nun elçisi ve son peygamber olduğuna iman etmekten ibaret olan şahadet kelimeleridir

[14] Sefinetu’l-Bihar, c. 8, s. 107, “Melek” maddesi

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Bir Cevap Yazın

Mail adresiniz 3. şahıslarla paylaşılmayacaktır. * işaretli alanların doldurulması zorunldur.

Yorum yaparken aşağıdaki HTML taglarını kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>