SALİH TOPLUMUN İNŞASINDA SADAKANIN ÖNEMİ

sevgi_ask_cicek_zevklimekan

Salih Toplum İnşasında Sadakanın Önemi- 1. Bölüm 

Bismillahir Rahmanir Rahim

Allame Tabatabai El-Mizan tefsirinde buyuruyor ki: “İnfak İslâm’ın iki temel ilkesinden insan haklarıyla ilgili olarak önemle üzerinde durduğu olgulardan biridir. Çeşitli araçlar kullanarak, değişik açılardan insanları infaka, hayır amaçlı harcamalara teşvik etmiştir İslâm. Zekât, humus, malî keffaretler, fidye çeşitleri, farz nitelikli infaklar, mendup ve müstehap sadakalar bu tür harcama yollarının başında gelir.

Bununla, başkalarının yardımı olmadan temel hayati ihtiyaçlarını gideremeyen alt sınıfların geçim standartlarının yükseltilmesi, ufuklarının zenginlik ve nimetler içinde yüzen sınıfların ufuklarına yaklaştırılması amaçlanmıştır. Öte yandan yüksek tabakalara mensup kimselerin, dünya hayatının gösterişli süslerini ve göz alıcı nimetlerini, hoş karşılanmayacak bir şekilde ve ortalama insanların elde edemeyeceği pahalı eşyaları sergilemeleri yasaklanmıştır. Bu amaçla saçıp savurma, israf ve benzeri tutumların yasak olduğu belirtilmiştir. Bundan amaç, insan türüne özgü birbirine yakın konumlarda, katmanların birbirine benzer standartlarda olduğu ortalama bir hayat düzeyi oluşturmaktır. Birlik ve dayanışma ruhunu canlandırmak, zıt iradeleri, kalplerin kin duygularını ve kıskançlığa yol açacak düşünceleri öldürmektir. Çünkü Kur’ân’a göre, hak dinin görevi, hayatı tüm yönleriyle düzenlemek, insanın dünya ve ahiret mutluluğunu garantileyen bir hayat biçimi kurmaktır. Böyle bir hayatta insan, gerçek bilgiler ve üstün ahlâk ilkeleriyle bezenmiş hoş bir hayat yaşar. Dünyada yüce Allah’ın bahşettiği nimetlerden yararlanır. Bu güzel hayat sayesinde zorlukları, musibetleri ve maddî yetersizlikleri kendisi uzaklaştırır. Bu amacın gerçekleşmesi, güzelliği ve berraklığıyla benzer standartta olan, insan türüne özgü hoş bir hayatın oluşturulmasına bağlıdır. Bu ise, ancak, hayati ihtiyaçlarını gidermek suretiyle insan türünün durumunu düzeltmekle mümkündür. Kuşkusuz, bu hayatın mükemmellik niteliğine kavuşması, ancak mal, kazanç ve servette ilgili düzenlemelerin yapılması ile olabilir. İzlenecek yol, bireylerin ellerinin emeği ve alınlarının teriyle kazandıkları mallardan ihtiyaç sahiplerine hayır amaçlı harcamalarda bulunmalarıdır. Çünkü müminler kardeştir. Yeryüzü Allah’ındır. Mal da Allah’ın mülküdür. Peygamber efendimizin -salat ve selâm üzerine olsun- pratik hayatı bu gerçeği, gelişim ve sonuç itibariyle, en sağlıklı ve en doğru yol olduğunu, yaşadığı ve hükmünün etkin olduğu zaman diliminde kanıtlamış ve bu realiteyi somut bir şekilde ortaya koymuştur.”

Ekonomik dengenin ve sosyal dayanışmanın kurulması, bütün insanların yoğun bir şekilde tüm fakir ve düşkünlerin ekonomik düzeylerinin yükseltilmesine katkıda bulunmalarına bağlıdır. Bunun yöntemi de, şeriatın öngördüğü malî yükümlülüğü yerine getirmenin yanı sıra, gönüllü olarak infakta bulunmak ve başkalarını kendine tercih etmektir. Bu yüzden İmam Muhammed Bâkır (a.s); iyilik yapmaya, hayırlı ameller işlemeye ve sadaka vermeye teşvik etmiş ve şöyle buyurmuştur:

İyilik yapmak ve sadaka vermek fakirliği yok eder, ömrü uzatır ve yetmiş türlü kötü ölüm şeklini insandan uzaklaştırır. (Hidayet Önderleri, c.

Arapça ṣdḳ kökünden gelen ṣadaḳat صدقة  “fakire para verme” sözcüğünden alıntıdır. (https://www.etimolojiturkce.com/kelime/sadaka)

Sadaka Zekat gibi, insanın Allah’a yaklaşmak için malından çıkardığı/ verdiği şeye denir. Ancak asıl anlamıyla sadaka, tetavvu’/gönüllü; zekat ise zorunlu olarak verilen mala denir.

Kuranda birçok yerde sadaka geçmektedir. Allah buyurur ki: – Mallarının bir kısmını, kendilerini temizleyip arıtacak sadaka olarak al, onlara dua et; senin duan onlar için bir güvendir. Allah işitir ve bilir.” (Tevbe 103).

Sadaka veren erkeklerin, sadaka veren kadınların ve Allah’a iyi bir ödünç verenlerin, verdikleri katlanarak geri ödenir. Ve ayrıca onlar için çok şerefli bir ödül vardır. (Hadid 18) Sadakaya dair ayet ve hadisleri incelediğimizde sadakayla topluma ve kendimize maddi, manevi ve ekonomik anlamda nasıl katkı sağlayabileceğimizi fark edeceğiz.

Sadaka konusu Kuran ve hadisler ışığında detaylı bir şekilde incelenmiştir. Burada sadakaların verilme metotları belirtilmiştir. Sadakaların açık ve gizli, günün bazı saat dilimlerinde verilmesinin hikmetleri vardır. Dinimiz sadece bu gibi yöntemleri değil manevi yöntemleri de belirleyerek sadakaların hangi duygularla verilmesini de düzenlemektedir. Günümüzde sadaka – gönüllü yapılan hayır işi olarak sadece dindarlar tarafından değil inkar edenler tarafından da verilmektedir. Bu nedenle ayet ve hadisleri bu başlıklar altında incelemek daha faydalı olacaktır:

  1. Sadakanın verilme saatleri:

Mallarını gece ve gündüz, gizli ve açık harcayanlar yok mu, onların ecirleri, Rableri katındadır ve onlara ne korku vardır, ne de mahzun olurlar (Bakara 274). İbn-i Abbas, “Gece ve gündüz infak edenler” ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: “Bu ayet Ali b. Ebi Talib hakkında nazil olmuştur. Müminlerin Emiri’nin dört dirhemi vardı. Bir dirhemini gece infak etti, bir dirhemi gündüz, birini gizli ve birini de açık infak etti.” (Mizanul Hikme 2236. bölüm, 10430 hadis.)

Bilindiği gibi müminlerin emiri İmam Ali (a) her adımında insanlara değerli bir miras bırakmıştır. Bu ilmi ve ilahi miras hayatın zor ve problemli anlarında yardımımıza yetişmektedir. İmam Ali (a) 4 dirheminden birini gece infak etmiş, birini gündüz. Birini gizli infak etmiş, diğerini ise açık bir şekilde. Dolayısıyla sadakanın verilme vakti ve şeklinin bu farklılıkları hikmetsiz değildir.

10429. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Gününe başlayınca sadaka ver ki o günün uğursuzluğunu senden uzaklaştırsın ve akşam olunca da sadaka ver ki o gecenin uğursuzluğunu senden gidersin.”

10427. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Gece verilen sadaka Rabbin gazab ateşini söndürür, büyük günahları temizler ve hesabı kolaylaştırır. Gündüz verilen sadaka ise malı çoğaltır ve ömrü artırır.”

10428. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Gündüz verilen sadaka suyun tuzu erittiği gibi günahları eritir ve gece verilen sadaka ise azameti yüce Rabbin gazab ateşini söndürür.”

2. Sadakanın gizli ve açık şekilde verilmesi noktasına değinmek gerekirse açıkça verilen sadakanın toplumda yardımlaşmayı kuvvetlendirdiğini görebilmekteyiz.

“Sadakaları açıktan verirseniz ne iyi! Eğer gizleyerek fakirlere verirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır… Allah, yaptıklarınızdan haberi olandır” ayetinin tefsirinde Allame Tabatabai şöyle buyurmaktadır: “Ayetin orijinalinde geçen “tubdû” fiilinin mastarı olan “ibda” kelimesi, “açığa çıkarmak” demektir. “Sadakat” kelimesi, “sadaka”nın çoğuludur. Bundan Allah yolunda yapılan tüm harcamalar kastediliyor. Farz ve müstehap nitelikli harcamaları kapsıyor. Hatta bazıları sadakanın mendup (mustehap) nitelikli infaklar manasına geldiğini söyleyebilirler. Yüce Allah sadaka vermenin gizlisini de, açığını da övmüştür. Çünkü sadaka vermenin her iki şeklinin de yapıcı etkileri söz konusudur. Sadakayı açıktan vermek, insanları iyi şeyler yapmaya davet etmek, malı hayır yolunda harcamaya, yoksul ve miskinlerin gönlünü hoş tutmaya teşvik etmek anlamını taşır. Bu durum karşısında yoksullar toplum içinde durumlarını görüp acıyan insanların ve ihtiyaçlarının giderilmesi için göz önünde bulundurulan malların, sıkıntıya düştüklerinde ellerini uzatabilecekleri servetlerin var olduğunu görüp içlerini sükûnet duygusu kaplar. İçlerindeki karamsarlık dağılır. Umutsuzluk yok olur. İşlerine daha bir şevkle sarılırlar. Kendileriyle servet sahibi zenginlerin emek ve kazançlarının ortak olduğuna inanırlar. Bu ise, her açıdan daha hayırlıdır. İnfakın gizlice yapılması ise, riyadan, başa kakmadan ve eziyetten uzak durmak için daha güvenli bir yoldur. Bu aynı zamanda ihtiyaç sahiplerinin ezilmemeleri, rencide olmamaları, onurlarının çiğnenmemesi ve saygınlıklarının korunması için de daha iyi bir yöntemdir. Dolayısıyla açıktan verilen sadaka daha çok olumlu sonuçlara yol açar. Gizliden verilen sadaka ise, riyadan arınma bakımından daha güvenlidir. Dinin temeli ihlas olduğu ve bir iş ihlasla yapıldığı oranda fazilete daha yakın olduğu için yüce Allah gizlice verilen sadakayı tercih etmiş ve şöyle buyurmuştur: “Eğer gizleyerek fakirlere verirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır.” Çünkü “hayır” kelimesi bir şeyin diğerine oranla üstünlüğünü ifade eder. Yüce Allah kullarının yaptıklarından haberdardır. Hayırlı işleri diğerlerinden ayırt etmede yanılmaz. “Allah, yaptıklarınızdan haberi olandır.” ifadesi ile kastedilen budur.”

Dolayısıyla hem insanları iyiliğe çağırmak hem de toplu bir hayır işlemek açısından açıkça verilen sadakanın önemi çok fazladır. Fakat Allah`la aramızdaki ilişki düzenini samimi kılan etkili yöntem olarak gizli sadakanın önemi es geçilemez. 10416. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Gizli sadaka en üstün iyiliklerden biridir.”

Unutmamak gerekir ki açıkça verilen sadakada da ihlası korumak şarttır. Her koşulda Allah için sadaka verilmesi gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır. 10414. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Seni övsünler diye insanların gözü önünde sadaka verme. Zira eğer böyle yaparsan şüphesiz sevabını almış olursun. Ama eğer sağ elinle sadaka verirsen sol elin bundan haberdar olmazsa kendisi için gizli sadaka verdiğin kimse onun sevabını sana açıktan verir.”

10418. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Tevessül edenlerin sarıldığı en iyi vesile Allah’a imandır. . . ve gizli sadaka vermektir. Zira gizli sadaka günahı yok eder ve Rabbin gazap ateşini söndürür.”

10420. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Allah’a yemin olsun ki gizli sadaka açıkça verilen sadakadan daha üstündür ve Allah’a yemin olsun ki gizli ibadet aşikar olan ibadetten daha üstündür.”

1674. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: “Dört şey iyiliğin hazinelerindendir. İhtiyacını gizlemek, gizli sadaka vermek, acısını gizlemek ve musibetini gizli tutmak.”  C.1 b.342

Bu hadislerden anlaşılması gerektiği şudur ki, duruma göre sadakalar gizli ve açık verilmelidir. Ve bu sadakaların Allah katında değeri çoktur. Gizli sadakanın önemini unutmamakla birlikte açıkça sadaka vermek de göz ardı edilmemelidir.

10424. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Açıkta verilen sadaka yetmiş tür belayı defeder.”

Tüm kulluk görevlerinde olduğu gibi bu alanda da EhliBeyt (a) bizlere pratik örnektir. Onlar sadece sözle davet etmez, aynı zamanda Allah`ın hükümlerini en kamil şekilde uygulayan kimselerdir.

10421. İmam Bakır (a.s), İmam Zeyn’ül Abidin (a.s) hakkında şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz o gecenin karanlığında dışarı çıkıyor, sırtına bir çuval alıyor, tek tek evlerin kapısına varıyor, kapıları çalıyor ve kapıyı açan herkese bir şeyler veriyordu. Bir fakire bir şey verdiğinde ise kendisini tanımaması için yüzünü örtüyordu.”

Bu olayın kendisi de yine sadakanın verilme şekline atıf yapmaktadır. Toplumsal bir yardımlaşma uygulaması olduğundan sadaka verilen kimselerin saygınlığı korunması ilkesi esas alınır. Bu nedenle İmamlarımız (a) bu yardımları yaparken Kendilerini tanıtmazlardı. Bu yöntem, dikkatlerin kimin sadaka vermesine değil, sadece Allah için sadaka verilmesi hususuna çekilmesini sağlar.

10423. Hişam b. Salim şöyle diyor: “Hava kararınca ve gece bir miktar geç-tikten sonra İmam Sadık (a.s) ekmek, et ve para dolu bir torba alıyor, omuzlarına yüklüyor, Medine fakirlerine götürüyor, onlar arasında bölüştürüyordu ama onlar kendisini tanımıyorlardı. İmam Sadık (a.s) vefat edince artık o yardımlar kesilmiş oldu ve neticede o şahsın İmam Sadık (a.s) olduğunu anladılar.”

Bu nedenle bazı insanlar gizli sadaka verebilmek için bazı kimseleri/teşkilatları aracı olarak kullanırlar. Bazen bir insan Allah için bir sadaka vermeye niyetlenir fakat o kriterlere uygun kimseyi bulamaz. Bu zaman başkalarından yardım alarak onların bu sadakayı muhtaç birisine ulaştırmasını ister. Bu zincirde sadakayı ulaştıran herkese aynı kamil sevap verilir. Çünkü bu, toplumdaki sosyal dayanışmayı, o sorumluluk bilincini artıran hayırlı bir eylemdir.

10440. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Her kim fakir birisi için sadaka toplarsa sadaka veren kimsenin sevabını elde eder. Eğer kırk bin kişi bu sadakayı elden ele dolaştırır ve sonra fakire verirse onların tümüne kamil bir sevap verilir.”

10441. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Eğer sadakanın sevabı seksen el dolaşacak olursa yine de tümü sevap görür ve sadaka sahibinin sevabından da hiçbir şey eksilmez.”

SENEM MUSTAFAYEVA

 

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Bir Cevap Yazın

Mail adresiniz 3. şahıslarla paylaşılmayacaktır. * işaretli alanların doldurulması zorunldur.

Yorum yaparken aşağıdaki HTML taglarını kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>