SUYLA GELEN DİRİLİŞ

SUYLA GELEN DİRİLİŞ

“Ey iman edenler! Namaza kalktığınız zaman yüzlerinizi ve ellerinizi dirseklerle birlikte yıkayın. Başlarınızı ve ayaklarınızı topuklarla beraber mesh edin.” (Maide, 6) Namaz, Âlemlerin Rabbi ile buluşmak, O’nun huzuruna çıkmak, dünyayı ve içindekileri arkada bırakıp yüzü, gönlü, bedeni yalnız O’na dönmek ve gizli bir şekilde O’na yakarmaktır. O halde bunun için bir hazırlık yapmak kaçınılmazdır. Ruhi temizliği beden temizliğiyle bir araya getirmedir abdest. Kirin, pasın ve necasetin her çeşidinden arınmanın yanında tertemiz bir kalple Allah’ın huzuruna çıkmak niyetiyle yapılan hikmet dolu bir ibadet… Dolayısıyla abdest sadece uzuv temizliği, tıbbi birtakım önlemler ve yararlar için basit bir suyla temas ve yıkama işlemi değil; geçmiş günahlardan ve manevi kirlerden arınmak, pişmanlık duyup tevbe etmek gibi ulvî amaçlara da hizmet etmektedir. Kalbi günahlarla kirlenmiş, gönül olarak paraya, mala, makama bağımlı, duygu ve heyecanları şeytanca yönlendirilen ama bunun yanında abdest azalarını suyla yıkamış bir kimse Allah’ın huzuruna çıkmak için yeterince temizlenmiş sayılır mı? Maide Suresi 6. ayette “el ve yüzün yıkanması, baş ve ayakların mesh edilmesi” olarak geçen ve Kur’an-ı Kerim’de özel bir isim verilmeyen bu ibadetin ismi, Türkçe’ye Farsça’dan abdest şeklinde aktarılmıştır. Ab: su ve dest: el olarak tercüme edilir. İki kelimeyi birleştirip okuduğumuzda el suyu tabirini elde ederiz. Hadislerde abdest vudû ismiyle anılır. Kelime olarak vudû; “güzellik, temizlik, parlaklık” anlamına gelir. Abdest, hem manevi hem de maddi güzelliğe vesile olduğu için bu isim verilmiştir. Terim anlamıyla abdest; belli uzuvları usulüne uygun olarak yıkamak ve bazılarını ise eldeki su ıslaklığıyla mesh etmek şeklindeki ibadete yönelik temizliğin adıdır. Gusül abdestine oranla bedenin daha az kısmı suyla temas ettiği için ve geçerliliği gusül abdestinin varlığına bağlı olduğu için “küçük temizlik” diye de tarif edilir. Allah’ın kuluna emrettiği veya kulunu sakındırdığı işlerde mutlaka insan lehine birçok hikmet ve sayısız fayda vardır. İnsanın bunların hepsini kısa ömründe ve sınırlı algılarıyla görebilmesi elbette mümkün değildir. Ancak tanıklık ettiklerimiz bile O’na olan hayranlığımızı kat kat artırmaya yeterlidir. Yeryüzüne hayat vermek, ölü toprağı diriltmek için Rabbin katından tertemiz şekilde süzülüp gelen su, hücrelerimize abdestle tazelik ve dirilik kazandırır. Seyri bile insanın ruhuna dinginlik veren su, bedenle temas ederken onu dinginleştirir, sakinleştirir. Öfkeyle, stresle ve türlü buhranlarla yorgun düşen insana tazelik ve dinamiklik katar. Öfkenin vücutta meydana getireceği olumsuzlukları ortadan kaldırmak için Rasulullah (s.a.a) şu nasihati yapar: “Öfke şeytandandır. Şeytan da ateşten yaratılmıştır. Ateşi ise su söndürür. Sizden biriniz hiddetlenince abdest alsın.” Fizyolojik ve ruhsal birçok faydasının yanında abdest, kir ve mikroplardan kurtulmadır. Bedenin dış dünyayla en fazla temas halinde olan organlarının yıkanması veya mesh edilmesinin abdestle emredilmesi ve Hz. Peygamber (s.a.a)’in uygulamasıyla abdeste (farz olan) yapılan ilavelerle İslam’ın temizliğe verdiği önemin derecesini gösterir. Abdestte temel amaç namaz kılmak olduğundan abdest namazın niyeti olarak görülebilir. Ayette “namaza kalktığınız zaman” ifadesinin yer alması bunun delilidir. Hz. Muhammed (s.a.a) “Abdesti olmayanın namazı olmaz” derken de abdestin namaz için farziyetine dikkat çekmiştir.

0 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

TARKAN, GEÇÇEK VE GELECEK Sosyal medya da gündeme oturan Tarkan’ın “geççek” klibini merak ettim, ben de izledim. Evet başarılı bir klip olmuş. Tarkan’ın hakkını iyi vermek gerek. Güzel sunmuş. Ancak b

MİRAÇ VE HİBETULLAH Zer âleminde Resulullah’ın (saa) tüm insanlar ve seçkinler arasında en seçilmiş kişi olduğunu biliyoruz. O gün sorulan tüm sorulara Resulullah(saa), tüm insanlar arasında en hızlı