top of page

SUSUZ ARINMA

SUSUZ ARINMA

“Şüphesiz temiz toprak müslümanın abdest suyu gibi temizdir. On sene su bulunmazsa dahi…”

Hz. Muhammed (s.a.a) Yeryüzü sular üzerine kurulmuştur. Öyle ki yerkürenin dörtte üçü, insan vücudunun ise yüzde yetmişini sular oluşturur. Canlıların vücudunda bulunan her hücrede ve damarlarda dolaşan kanda su hayati bir değer taşır. Allah (c.c) gökten yağmur indirir ve bununla ölmüş toprağı diriltir, canlılara hayat verir. İçilen su kan olur, mineral olur ve cana can katar. Kirlenen bedenler, çevreler suyun temizleyici gücüyle arınır. Sıcaktan bunalan bedenlere serinlik, yüreği daralanlara ferahlık ve sükûnet ondadır. Kimi zaman da sular, üzerinde yüzen gemilerle canlar, mallar taşır bir kıtadan diğerine. Su, dünyanın vazgeçilmezidir, yaşamın kaynağıdır. İkamesi olmayan (yerine bir başka maddenin konulamayacağı) en değerli nimetlerdendir. Allah (c.c), kuluna tertemiz suyu kullanarak vücudunu arındırmasını emreder abdest ve gusülle. Ancak öyle günler gelir ki bolluğuna rağmen ulaşamaz insan bir damla suya; çünkü ihtiyacı olan su hayli uzaktadır. Bazen suyun yanı başında olmasına rağmen onu kullanmak imkansızlaşır: Vücut hastadır ve şifa verici özelliğine rağmen su, yaraların enfeksiyon kapmasına neden olabilir. Havanın aşırı soğuk olduğu ve suyun da hayli soğuk olduğu zamanlarda, suya ulaşmak mümkün olsa da suyu kullanmamak, kullanmaktan daha hayırlıdır; çünkü gusülden temizlenmek isterken can tehlikeye girebilir. Aslında bütün bunlar, insanın acizliğini ve zayıflığını gözler önüne serer. Ama Rahman kullarına karşı merhametlidir: Zorluğu kolaylaştırır, insana gücü nispetinde sorumluluk verir, şartlara göre ona ruhsatlar tanır. Su kullanamadığı için abdest ve gusül gibi taharet işlemlerini gerçekleştiremeyen kuluna Allah (c.c) teyemmümü adres gösterir: “Eğer hasta olur veya yolculukta bulunursanız yahut biriniz ayakyolundan gelirse yahut kadınlarla temasta bulunur da su bulamazsanız o zaman temiz bir toprağa teyemmüm edin.” Teyemmüm, kelime manasıyla kast ve niyet demektir. Terim anlamıyla ise suyu kullanma veya temin etme imkânı olmadığı durumlarda hükmi kirlilik halini ortadan kaldırmak amacıyla said olarak Kur’an’da zikredilen; yeryüzündeki temiz toprak veya taş ile elleri ve yüzü mesh etmektir. Diğer temizlenme şekillerinde su kullanılırken teyemmümde farklı olarak said yani yeryüzü (taş veya toprak) kullanılır. Teyemmümün özünü niyet oluşturur: Abdest veya gusül için temiz toprağa niyet etmek. Kul bütün acizliğine ve imkânsızlığa rağmen Rabbine hakkıyla kul olabilme niyetiyle elini ve yüzünü toprağa bular. Yaratan’dan başka hangi güç ona bunu yaptırabilir? Yaratılışının temel hammaddesini bedeninin en özel yerine, yüzüne sürer. Yüz ve toprak yüzleşir, bütünleşir. Ölüm sonrasının bir provasıdır teyemmüm; yüzü, gözü toprağa bulanmış bir insan tasviridir. Belki toprak bize görünüşte temiz gelmeyebilir ve bu uygulama bize sembolik yönü ağır basan bir işlem gibi gözükebilir. Buna rağmen teyemmüm emrine uymak, Rabb’e duyulan güvenin ve O’na kayıtsız şartsız itaatin somut bir delilidir: “Semi’na ve Ata’na” (İşittik ve itaat ettik.) Rasulullah (s.a.a)’ın “Şüphesiz temiz toprak müslümanın abdest suyu gibidir” sözü de bizi tatmin eder. Teyemmüm işleminde ortada maddi bir temizlenme gözükmemektedir. Bu yüzden insana anlamsız bir zahmet gibi gelebilir. Oysa “Allah sizin için güçlük istemeyip şükredesiniz diye sizi temizlemek ve size olan nimetini tamamlamak ister” ayeti teyemmümün amacını apaçık ortaya koymaktadır. Allah (c.c), kendisine ibadet etmesi için kulun zorluklarını kolaylaştırır. Teyemmüm, normal gündelik işlere dalıp giden kulların Allah’ın huzuruna çıkmak için gerekli atmosferi oluşturmak için uyarıcı etkiye sahiptir. Yani mü’minin Allah’la buluşmasına psikolojik olarak hazır hale gelmesini sağlayan bir işlemdir. Yine teyemmüm ibadeti, gerçek arınmanın manevi arınma olduğuna bir dikkat çekmedir. Abdest azalarının sadece ikisine uygulanmasına ve madde olarak temizleyici özelliğiyle rakipsiz olan su kullanılmamasına rağmen teyemmüm, hem gusül hem de abdest yerine geçebilen bir arınma işlemidir. Aynı zamanda bu ibadetin, Rasulullah (s.a.a) tarafından “dinin yarısı” olarak nitelenen temizliğin devamlılığını sağlamak gibi bir yönü vardır. Suyu geçici bir süre için kullanamayan birine “Bu şekilde de namaz kılabilirsin, çünkü mü’min her haliyle temizdir” anlamına gelecek bir yaklaşıma gidilmeksizin, sembolik gibi gözükse de temizliği ona hatırlatan bir işleme kul yönlendiriliyor: TEYEMMÜM. Böylece bir defalığına dahi olsa, temizliği terk etmek yerine, arınma fikrini zihne yerleştirmek için abdest ve gusülün yerine teyemmüm konuluyor. Hükmi temizlenmenin, suyu kullanmaya güç yetirebilme veya suyu temin etme vaktine kadar ertelenmemesi ve Rabbin kulu için teyemmüme işaret etmesi, ibadetin kesintiye uğramasını önlemek içindir. Aslında abdest ve gusülde suyun kullanılamadığı hallerde teyemmümün işaret edilmesi ve ayette “namaza kalktığınız zaman” ibaresinin yer alması; namazın bir başka yönüne dikkat çekmek içindir. İslam’da vakit namazlarının devamlı kılınması önemlidir ve bunun için de namaz kılmaya engel olan durumlar ortadan kaldırılmaya çalışılır. Allah kuluna kolaylıklar tanıyor fakat “Şu şu şartlarda namaz kılmasan da olur” veya “Şöyle olursa namazını kazaya bırakmanda bir sakınca yoktur” gibi bir açık kapı bırakmıyor. Çünkü insanın İlahi eğitimi için özellikle namazın düzenli olarak ifa edilmesi gerekir. Hasta isen veya savaşta isen oturarak, hastalığın derecesine göre bazen yatarak, bazen imayla namaz kılabilirsin. Suyu kullanamıyorsan da namaz için teyemmüm etmelisin. İmkân ve şartlar zorlaşsa bile (hasta yatağında, zindanda, susuz köyde, dağın başında, engin okyanuslarda gemi içinde, vatanda yahut gurbette) kulluğu kesintiye uğratmanın haklı bir nedeni yoktur. Su bulamasan da suya ulaşamasan da, yaraların azar diye sudan uzak dursan da bahane etmeyip teyemmüm etmelisin. Allahu Teâlâ mal, can ve neslin tehlike altında olması durumunda bazı haramları bile kısmi şartlı olarak helal dairesine alır. Örneğin savaşta veya kıtlık zamanlarında şiddetli açlıktan dolayı ölümle burun buruna gelen insana, dinen yenmesi haram kılınan domuz eti, leş ve kan gibi) yiyecekleri, haddi aşmamak ve başkasının hakkını gasp etmemek koşuluyla, hayatta kalmaya yetecek kadar yemesini helal kılar. Ancak helal yiyecekler temin edildiği vakit, mü’min tekrar dinin asıl hükmüne tabi olur ve geçici olarak kendisine kullanım hakkı verilen (geçici olarak helal dairesine alınan) yiyeceklerin tüketimine son verir. Teyemmümü emreden ayet, bir savaş esnasında nazil olmuştur. Şöyle ki Beni Mustalik Gazvesi’nde yaklaşık bin kişilik İslam ordusu susuz bir yerde geceler ve sabah namazı için abdest almaya yetecek su bulamazlar. Bunun üzerine nazil olan Maide Sûresinin altıncı ayeti mü’minleri sevindirir. Teyemmümün bir diğer yönü ise, kulun sağlığını tehlikeye sokacak durumlardan onu koruyucu olmasıdır. Suyun abdest amacıyla kullanımı kişiyi sağlık açısından tehlike oluşturmadığı müddetçe, hem gusülde hem de abdestte su kullanılmalıdır. Suyun kullanılması, kişiyi hastalığa veya ölüme sürükleyecekse Erhamü’r-Rahimin olan Allah (c.c) temiz toprak vb ile teyemmüm etmeyi emrediyor. Ashabdan Cabir (r.a) arkadaşlarıyla çıktığı bir seferde başına bir taş isabet edip yaralanan adamın hikâyesini anlatır: “… Aramızdan birisinin başına bir taş isabet etti ve başını yaralayıp kemiğini kırdı. Sonra aynı şahıs uykuda ihtilam olduğu için arkadaşlarına: -“Teyemmüm edebilir miyim? Bu hususta bana onay veriyor musunuz?”diye sordu. Arkadaşları: -“Hayır, su bulundukça buna ruhsat yoktur” dediler. Bunun üzerine adam gusül abdesti aldı ve (açılmış olan yaradan içeri giren suyun tesiri ile) öldü. Rasulullah (s.a.a)’ın huzuruna geldiğimizde kendisine olayı anlattılar. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.a): -“Adamı öldürmüşler. Allah da onları öldürsün.” buyurdu. “Bilmiyorlarsa sorsaydılar ya! Cehlin (bilmemenin) ilacı sorudur. Ona teyemmüm etmek kâfi gelirdi. Yarasına da bir bez parçası koyar, üzerine mesh eder ve vücudunun öteki kısımlarını da yıkardı.” diye ilave etti.” Abdest ve gusülün farz kılınmasında, kulu sadece fiziksel anlamda temizlemek gibi bir amaç olsaydı, günümüz şartlarında el, yüz ve vücut temizliği periyodik olarak daha sıklıkla yapıldığı için bu ibadetlere hiç gerek olmadığı düşünebilirdi. Oysa teyemmüm de dâhil, “taharet” olarak gruplandırılan bu amellerin, kişiyi ibadete hem psikolojik hem de fizyolojik yönden hazırlama gibi bir fonksiyonu vardır.

0 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Bismillahirrahmanirrahim EN GÜZEL YARIŞMA Şaban ayının 15'i nihayet gelip çattı. Bugün zamanımızın imamı olan Hz Mehdi'nin (a.s) doğum günü idi. İmamımızın(a.s) varlığına duyduğumuz sevincimizi, O'na

bottom of page