• İnci Mercan

SAFA VE MERVE ARASINDA ZEMZEM

SAFA VE MERVE ARASINDA ZEMZEM Tavafının bitişinde iki rekat namaz kıl ve Rabb’ine olan hamdını bir kez daha ispatla. Sonra Hz. Hacer gibi harekete geç, Safa ile Merve dağları arasında. Düşün tarihi ve gözlerinin önünde canlandır geçmişi. Bir kadın girmişti imtihana oğlu İsmail ile birlikte. O civara bırakılıyor. Ne ev, ne su, ne de bir insan. Bir çöl ortasında bir kadın ve oğlu. Hz. Hacer (sa) hem siyah hem de kölelikten azat olan bir kadındı. O, Hz. İbrahim (as) ile evlenip İslam'a girdikten sonra, o da Hz. İbrahim (as) gibi imtihana girmişti. Demek ki yalnızca peygamberler girmiyordu imtihana. Tüm inananlar imtihana girerdi. Yalnızca erkekler de imtihana girmiyordu. Kadınlarda giriyordu imtihana. İnanan erkekler ve inanan kadınlar ispatlamalıydı, Allah’a olan teslimiyetlerini. Bu olay Hz. Hacer(sa) için ne kadar zor bir imtihan ise, bu Hz. İbrahim (as) için de zor bir imtihandı. Rabb’ine teslim olan hayat arkadaşı ve yıllarca hasret duyduğu, özlemle beklediği oğlunu tek başlarına susuz ve azıksız bırakmıştı çölün ortasına. Geri dönmüştü evine. Kendisi evde, hanım ve yavru çölde. Fakat Hz. İbrahim (as) de ve Hz. Hacer (ra) de her ikisi de Rabb’lerine teslim olmuşlardı. Biliyorlardı ki, bu imtihanın arkasında Rabb’lerinin lütuflarının olduğunu ve inanıyorlardı bunda da bir hikmet olduğunu. Bunu “Rabb’imiz söylüyorsa mutlaka hayırdır” diyorlardı. Böylece teslim oldular verilen hükme, kısmete, takdire... Boyun eğdiler ve itaat ettiler. Oturup boş boş bir bekleyişle beklemediler. Bir şeyler yapmalıydı Hacer. Çünkü teslimiyet demek hayatın ipini bırakmak değildi. Bir şeyler yaparak talep etmeliydi Rabb’inden. Madem orada kalacaklardı. O halde yaşamın amacı olan kulluk için ayakta durmalıydılar. Aksine ölümü beklemek olurdu. Buda bir çeşit intihar olurdu. “Hayır ben burada isem imtihana sokulan kulluğumdu, kulluğumun dayanma gücüydü. O halde kulluğumu yapabilmem için harekete geçmem lazım” diye düşünüyordu, su bulmalıydı. Biliyordu su olmadan bir şey yapamayacağını. Fakat bu arayış gerçek amacını saptırmadı. Hedef Allah’tı, amacı ona kulluktu. O’na ulaşmak için araçlara ihtiyaç vardı, kulluk için yaşamak, yaşamak için su. İşte say. Allah’a sığındı, Rabb’inden araçlar istedi. Hem aradı, hem sabretti. Hem aradı, hem şükretti. Hem aradı, hem güvendi. Hem aradı, hem sığındı Rabb’ine.... Alınması gereken nice dersler vardır bu tarihi gerçekte. Böyle bir durumda inanan kardeşim, siz olsaydınız ne yapardınız? Günlük hayatımızda bundan daha hafif imtihanlar geliyor karşımıza. İmtihanınız nasıl geçiyor? Lütfen değerlendiriniz. Bu say’ı yap ki, hayatındaki rastlayacağın her problem, gireceğin her imtihan karşısında senin de böyle davranman gerektiğini; Bu say’ı yap ki sadece nimet verildiğine değil, verilmediğinde de şükretmen gerektiğini; Bu say’ı yap ki kadında olsan, erkekte olsan kulluk sorumluluklarının olduğunu ve İlahî emrin senin içinde geçerli olduğunu; Bu say’ı yap ki sende her olay karşısında Rabb’ine sığın, güven ve tevekküllü ol. Bu say’ı yap ki sen Rabb’ine güvendikçe, sığındıkça Rabb’inin de sana icabet edeceğini, Bu say’ı yap ki, sen de aradığını bulasın, oturarak değil arayarak. Bu say’ı yap ki Hacer nasıl model oldu ise, senin de model olabileceğini. Bu say’ı yap ki o imtihanını nasıl kazandı ise, sende kazanabileceğini unutma! Bu say bir sembol. Hayatınızda sizde çok say yaparsınız. Ev ile okul arasında ,ev ile iş arasında, kendinizle eşiniz arasında, eşiniz ile anneniz arasında, eşiniz ile çocuklarınız arasında, evinizle pazar arasında, evinizle mescid arasında vs. vs. .. Hayat bu. Her yere her çeşit gidiş geliş yaparsanız. Bu gidiş gelişlerde Hz. Hacer’in say da yaptıklarını, düşündüklerini, hissettiklerini, amaçlarını, araçlarını sizde uyguluyor musunuz, düşünüyor musunuz? Amacınızı ve araçlarınızı belirliyor musunuz? Yaşadıklarınıza bir imtihan olarak bakıyor musunuz? Diyelim evlisiniz. Eşiniz var. kendinizle eşiniz arasındaki say nasıl? Aranızdaki ilişkide Allah’ın ilkelerine dikkat ediyor musunuz? Evlilikte amacınız kulluk mu? Yani çocuklara ve eşinize olan görevleriniz vs. amaca uygunluk gösteriyor mu? Eşiniz kulluğunda gevşeme gösterdiği zaman iyiliği emredip, kötülüğü nehy ediyor musunuz? Eşinizin Allah yolunda imtihanına yardımcı oluyor musunuz? İşte bu evlilikteki say. Bu saylarda Hz. İbrahim ile Hz. Hacer'i düşünün. Veya işyerine gidip geliyorsunuz. Elbette işyerinin kuralları var. Mesai saatlerine dikkat ediyorsunuz. Verilen görevleri en iyi şekilde yapmaya çalışıyorsunuz. İş yerinin araç – gereçlerini koruyorsunuz. Amirinize karşı sorumluluklarınızı yerine getiriyorsunuz... Bunun gibi benzeri prensiplere dikkat ediyorsunuz. Bu gidiş – gelişlerde, bir taraftı. Şöyle düşünün. Bu safa tepesiydi. Peki Merve tepesine dikkat ediyor musunuz? Yani Allah’ın prensiplerine, O’nun da kural koyduğu mesai saatleri var, O’nun da araçları var. O’nun da size verdiği görev ve sorumlulukları var... Elbette ki iş hayatınız olacak. Fakat iş hayatınız bir araç yaşamak için, Hz. Hacer (sa)’in suyu gibi. Bu işyerinde çalışırken Rabb’inizi unutuyor musunuz? Yoksa “elbette iş yerinde çalışıyorum fakat amacımı unutmuyorum. Koşuşturuyorum Hz. Hacer gibi, fakat asli görevim Allah’a kulluktur” mu diyorsunuz! Rızık veren, hüküm veren, mülk veren, kudret veren vs. her şeyi lütfeden, ikramda bulunan yüce Allah’tır. O halde araçlar amaç doğrultusunda olmalı. Çalış ama birle Rabb’ini, sığın, hamd et, güven ve sev Rabb’ini. Çünkü araçların sahibidir de O. Ona zemzemi verdiği gibi, Rabb’in sana da zem zemini sunar. Zemzemin ne ise. Sunar sana da... Niçin? Kulluğun için. Bu yüzden Hz. Hacer’in sayını tüm hayatındaki gidiş – gelişlerin de örneğin olsun, metodun olsun, prensibin olsun. Nasıl ki onun teslimiyeti geleceğe örnek oldu, senin de teslimiyetin de çevrene ve çocuklarına örnek olsun. Unutma hayatındaki bu saylarda seni seyredenler çok olacak. Bu yüzden sayların adam gibi bir say olsun. Diyelim ki herhangi birisiniz. Bir yandan yoksulluk, bir yandan hastalık vuruyor sizi. Çocuklar bir şeyler istiyor, eşinize karşı görevleriniz, akrabalara karşı görevleriniz, evde işyerinde problemler, her yerden bir ses, sanki dünyanın bütün sorumluluklarını sen taşıyorsun. Böyle bir durum karşısında nasıl davranacaksın? Yeteeeeeeeer........! Hiç kimse benden bir şey beklemesin, benden bu kadar deyip kendinizi bir köşeye mi atacaksınız? Yoksa bu ihtiyaç ve istekleri gidereceğim diye gece – gündüz çabalayacak mısınız? Sizce hangisi.? Bu problemler amacınızı unutturacak mı? Yoksa karamsar ve ümitsizce bir bekleyişe mi gireceksiniz? Veya bir harekettesiniz fakat sevgisiz, hikmetsiz ve amaçsız olarak mı! Nasıl olacak? Bugün davasının arkasından gidip sorumluluklarını unutanlar ve bir yandan da sorumlulukları yüzünden Rabb’ini unutanlar. Oysa kulluk ve sorumluluk bir bütündür. Elbette eşiniz, işiniz, çocuklarınız, akrabalarınız, okulunuz vs. olacak. Fakat dengeyi çok iyi oturtmak gerekir. İsmail küçük bir çocuktu. Hz. Hacer çocuğuna, geleceğin ümmeti olarak bakıyordu. Hz. Hacer sorumluluğunu yani anneliğini unutmadı. İmtihanda olduğunu kavradı ve bir tarafta Allah’ı düşünürken diğer tarafta çocuğunu da düşünüyordu. İşte Hz. Hacer (sa) ümitlice, amacını zinde tutarak, araçlarını tespit ederek, Allah’a güvenerek, sığınarak, çalışarak, sorumluluklarının bilincinde olarak, kulluk şuurunu unutmadan. Su yaşamak için, yaşamak kulluk içindi. Sizde yorulun. Fakat niçin? Sizde yorulun yaşamak için, ama yaşamınız kulluk için olsun. Ancak o zaman Rabb’ıniz kapı çalışınıza kim o? diyecektir. Rabb’ine gitmeyen, sığınmayan kaybetmiştir. Zaten amacını unutmak, araçlar uğrunda tükenmek en büyük kayıp değil midir? Yıllarca oyalanıp durursun. Niçin? Birşey götüremezsin ki ölümün kapısına. Bir şey atamazsın kabir kapısından arkasına. Bu yüzden araçlarının amacını unutturmasına izin vermemelisin. Suyu aramak unutturmamıştı Rabb’ini Hz. Hacer’e. Bu ana mesajı tüm inananlar sürekli gündeminde tutmalı. Dünya işleri, inananların asli görevi değildir. İnananların asli görevi “kulluk” tur. “Halife” olmaktır. Bakara süresi / 158 “Safa ile Merve Allah’ın nişanlarındandır. Kim evi (Kâ’be’yi) hacceder yada umre yaparsa.......” Yada bir ihtiyacın var. Oturup oturup dua ediyorsun. “Ya Rabb’i bu ihtiyacımı gider” hayır! ihtiyacını gidermek için çaba harca. Harekete geç. Dersine çalışmayan bir delikanlının imtihanı geçemeyeceği gibi, dersine çalışan biriside mutlaka sınıfı geçer diyemezsin. Çünkü bilemezsin sonucu, belki o kişi çalışmıştır ama heyecanlanır, bildiklerini de karıştırabilir veya rahatsızlanabilir vs. İşte o hem çalışıp yorulur, hem de yardım ister Rabb’inden. O’ndan yardım etmesini arzular. İşlerinin yolunda gitmesi için. İşte Hz. Hacer (sa) ihtiyacı için oturup ta istemedi Rabb’inden. Kalktı ve yoruldu. Bir yandan da sığındı Rabb’ine. İşte inananlar bunu düşünmeli. Eğer toplumunuza, ailenize veya kendinize bir şey istiyorsanız bir yandan kalk ve yorul, diğer yandan güven Rabb’ine. Rabb’inin ilkeleri doğrultusunda yorul. İşte o zaman Rabb’in değiştirecek durumunu ve değiştireceksin durumunu. Rabb’imiz istiyor ki bazı ilkeler, kullarının eliyle gerçekleşsin. Kulların değiştirmesiyle değişsin. Suyu aramayan Hz. Hacer’e suyu buldurmazdı Rabb’in. Suyu arama faaliyeti Hz. Hacer’in talebi, buldurmakta Rabb’inin cevabı oldu. Senin de hareketin talebin olsun, Rabb’inde cevap versin talebine. Tüm bu arayışlar arasında şöyle düşünceleri göremezsin. - Neden ben? - Ben ne yaptım ki Allah’a, Allah bana bunu reva gördü? - Rabb’im bu imtihan ne biçim? - Kadınların görevi evindedir. Kadınlar da imtihana girer mi? - Kullukta cinsiyet ayırımı olmaz mı? - Ben ne yapabilirim ki? - Eyvah, ben niye yapacağım, varsın bu imtihana başkaları girsin - Allah’ım beni cezalandırıyor musun? - Beni sevseydin buraya atmazdın. - Sen ne biçim kocasın, benim yerime de imtihana gir. - İsmail yavrum. Seni burada tek bırakamam. Bu yüzden de bir şey yapamam. - Su kısmetimde varsa, kısmet ayağıma gelsin. vs. İşte gerek toplum tarafından gerekse kendi nefsinde çokça ileri geri düşünenler olur, fakat sen Hacer gibi ol. O isabetli düşündü ve davrandı. Hacer’in ruhu doymuştu, bedeni susuzdu. Şeytan ona ne kadar vesvese verdiyse de onu kandıramadı. Oysa bugünün insanlarının ruhları aç, susuz. Bedenleri değil. İşte bugünkü insanların zemzemi nedir acaba? Su mu? Suyu içseniz susuzluğunuz geçecek mi? Hayır binlerce hayır. İşte sizin zemzeminiz kulluğunuzu meneden ne ise odur. O yüzden zemzeminizi bulun, arayın. Bulun, arayın ki sizin zemzeminiz de sizin susuzluğunuzu gidersin, gidersin ki kulluk yolculuğuna çıkmış olabilesiniz...

0 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

İFTAR, KADER VE İMAM Fe- ta-re harflerinde oluşan bir kavramdır. Anlamı uzunlamasına yarılmaktır. Kimi zaman bozmak, kimi zaman da düzenlemek yoluyla olur. Bu fiilden oluşan kavramlardan biri de fıtr