• İnci Mercan

ROMANTİZM

ROMANTİZM Romantizm; yapmacık uygarlık, sözde özgürlük,  önündeki engelleri kaldırarak arzular üzerinde bir ruha kavuşmayı amaçlayan bir akımdır.  Hayatı algılamayı akıl ile değil, duygularla yönlendirir. Doğru hedef ve prensipler ile değil, his ve arzular ile yol almaya çalışır.  Elbette insanın duygulu olması, ince düşünceli ve zarif bir anlayışa sahip olması güzel bir fazilettir. Ancak romantizm tuzağında konuşan kalp değildir. Nefsin sesi, kalbin dili gibi anlaşılmamalıdır. Nefsin sonu gelmez isteklerinden yola çıkılır. Akıl devre dışı kalır. Böylece nefis önüne takılan akıl engelini aşmış olur. Ve elinde insanların zayıf noktası olan duyguları ve istekleri kalır. Romantizm ile insanın istekleri ve beklentileri, edebi ve sanatsal tüyolarla da süslendirilerek, hedef haline getirilir. Sevme ve sevilme isteği, insanın fıtratında vardır. Fıtratın bu özelliğinden yararlanılarak kişi tuzağa çekilir. Burada hak ve meşru olan sevgi yoktur. Nefsin istekleri vardır. Ve bu istekler aşırı bir tutkuya dönüşür. Bu tutku üzerine şiirler, şarkılar, serenatlar yapılır. Alınan hediyeler, verilen sözler, beklenen davetler, istenen hedefler akıl dışı, fıtrata ters hatta ahlak ve iman sınırlarını bile aşacak şekilde abartılır. Böyle anlayışlar, tutarsız ve dengesiz bir arzu üzerine kurulur ve adına sevgi denilir. Temelde ise cinsel çağrışımlar yatar. Her şeyden önce bencillik, sarhoşluk, hayalcilik, menfaatçilikle yoğrulmuş bir tutkunluk da vardır. Pohpohlanma ile her şeyin merkezinde kendi duygularını görmek ister. Tatminsizlik alır gider başını. Doyumsuzluk ile çoğu zaman hayal kırıklığı yaşanır. Bu nedenle bu tür insanlar bir türlü mutlu olamazlar. Beklentiler o kadar fazladır ki, karşılık alamadığı zaman içe kapanıklık, umutsuzluk, hüzün, tedirginlik, karamsarlık, hayatın gerçeklerinden el çekmek bunların sonuçlarından sadece bir kaçıdır. Çoğu zaman intihar, intikam, kin, nefret, kötü alışkanlıklarda çareyi bulma ile sonuçlanır. Bu tür insanlar sorumluluk almazlar, yardım etmezler, her şeyin merkezinde kendi benliklerini düşünürler, adaleti uygulayamaz, öfkelerini yenemez, insanları kendi duyguları için sömürürler. Romantik hayatı verenler de, alanlar da hakikat çizgisinden ayrılarak kendi nefislerine göre bir yol çizerler… Casiye süresi/ 23 “Nefsinin arzusunu ilah edinen, Allah'ın; (halini) bildiği için saptırdığı,  kulağını ve kalbini mühürlediği, gözüne de perde çektiği kimseyi gördün mü? Şimdi onu Allah'tan başka kim doğru yola eriştirebilir? Hâlâ düşünüp ibret almayacak mısınız?” Romantizm ile ahlak kurallarının sınırları aşılmıştır. Buna “masum aşk” diyerek insanların duygularıyla oynamaktan rant kazanan kesimler romantizmi daha çok tetiklemeye yönelik ortamlar oluşturmuşlardır. Örneğin, reklâm dünyası, bu yolla holdinglerin kasalarını doldurmuşlardır. Romantik aşk filmleri ile halkın ahlakını bozma üzerinden keselerini şişirmişlerdir. Cinsel isteklere masumane ve sözde modern motifler ile süsleyerek, insanların duygularını dejenere etmişlerdir. Yaratılış amaçlarını göz ardı ederek, gerçek hedeften uzaklaştırmışlardır. Dikkatleri tamamen bedene, cinselliğe, tüketime, hayallere ve sayamayacağımız birçok yanlışlıklara yoğunlaştırmışlardır.   Nisa süresi/117 “Onlar, Allah'ı bırakıp ancak dişilere tapıyorlar. Hâlbuki (aslında) azgın bir şeytana tapmaktadırlar.” Casiye süresi/ 23 “Nefsinin arzusunu ilah edinen, Allah'ın; (halini) bildiği için saptırdığı ve kulağını ve kalbini mühürlediği, gözüne de perde çektiği kimseyi gördün mü? Şimdi onu Allah'tan başka kim doğru yola eriştirebilir? Hâlâ düşünüp ibret almayacak mısınız?” Nahl süresi/63 “Allah'a and olsun, senden önceki ümmetlere peygamberler gönderdik. Fakat şeytan onlara işlerini güzel gösterdi. O, bugün de onların dostudur ve onlar için elem dolu bir azap vardır.” Kısaca romantizm; insanları şirk batağına ve onun çirkin, ahlaksız, pervasız hayatına çağırmaktadır.  Romantizme inanmadıkları veya kabul etmediklerini söyledikleri halde heva ve heveslere göre davranmaları, maalesef insanları şeytanın oyununa düşürmektedir. Şeytan, insanların zaaflarını kullanır. İnsanları çirkinliğe ve hayâsızlığa davet eder. İnsanın, zevklerinin peşinden gitmesi, doğrusu insan onurunu alçaltan bir durumdur. Ya da karşısındakine “sensiz yaşayamam, hayatımın merkezi, tek hayalim…” gibi sözler sarf etmesi, insanın hayatını ve yaratılış gayesini basitleştirmektedir.  Bunun gibi nice çarpıklıklar romantizm perdesinin altında saklanmaktadır.  Zinaların artması, metres tutmalar, gece hayatları, genç kızların pazara çıkarılması, çıplaklığın artışı, gençlerin evden kaçışı, sevgiliyi memnun etme adına hırsızlıklar, yalanlar, gösterişler, aile kavgaları, gayrı meşru çocuklar, çocuk seviyesine inen cinsellikler, çocuk tecavüzleri, intiharlar, boşanmalar... Romantizm denilen şeytani tuzakların sonuçlarıdır tüm bunlar… Ve dolayısıyla Allah’a asi olmanın giriş kapıları... Şayet romantizmin güzelliği ve bir hikmeti olsaydı, zalimlere asla romantiklik nasip olmazdı.

0 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

İFTAR, KADER VE İMAM Fe- ta-re harflerinde oluşan bir kavramdır. Anlamı uzunlamasına yarılmaktır. Kimi zaman bozmak, kimi zaman da düzenlemek yoluyla olur. Bu fiilden oluşan kavramlardan biri de fıtr