• İnci Mercan

RAMAZAN OKULUNA HOŞGELDİNİZ!

Bakara süresi/183 “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakınmanız için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı.” Buna göre; 1-Ramazan eğitimi yeni başlayanlara yeni bir fırsattır. Bu nedenle Ramazan ayına “YENİDEN DOĞMAK AYI diyebiliriz. Nefsâni hastalıkların tedavisi için mükemmel bir rehabilitasyon. Böylece insanın kendi kendini aşmasını sağlayarak doğru olan ne ise, onun üzerinde yoğunlaşmasını sağlıyor. İnsan, kendine öyle ilginç zindanlar örebilir ki, adeta kendi kendini boğabilir. Nefsanî hastalıkların arkasına saklanarak, kendi kendisiyle yüzleşmekten kaçabilir. Zaten insanların küfrün her çeşidine düşmesinin tek sebebi, nefsanî hastalıklarını yenememesindendir. Her küfrün tabanında nefsin hastalıkları vardır. Bu nedenle nefsini eğitmeye yönelen, küfrünün farkına varır. Ve kendini düzeltme imkânını yakalayabilir. Olay nefsin kendini değiştirmeyi başarmak için çabalamasıdır. Günahlarından vazgeçip, yeni bir yola girmesidir. Bu nedenle olumlu bir değişim için, Ramazan ayını çok iyi idrak etmek ve geçirmek gerekiyor. Olumlu bir şekilde değişimi başarabilmek için Ramazan eğitimini anlamak şart. Örneğin; insan oruç ile acizliğini anlayıp, kibirli olmaktan vazgeçebilir. Ya da açlığın ne kadar zor olduğunu anlayarak cimriliğini terk edebilir. Ya da bedeninin isteklerini devreden çıkararak yaratılışına odaklanabilir. Bunun gibi birçok hastalığının farkına varabilir. Ramazan onun için değişme ayı olur. Böylece Rabb’inin Tevvab ve Afuv nazarını üzerine çeker. 2-İnsan her ne kadar İslami hayatın kurallarına uysa da, isteyerek veya istemeyerek hata işleyebilir. Bilmeyerek gaflete dalabilir. Bu durumda Ramazan eğitimi yeniden ona yaratılış amacını hatırlatır. Böylece ıslah olmak için kesintiye uğrattığı nefis terbiyesini yeniden yakalar. Bu yüzden Ramazan ayına “ISLAH AYI” da diyebiliriz. Böylece Rabb’inin mağfiretini üzerine çekme imkânını kazanabilir. Nefis öyle ki, işin ucunu bıraktın mı hemen dünyaya meyleder. İşte Ramazan eğitimi, insanların gafletinin derinleşmesine ve uzamasına izin vermez. 3- İleride daha büyük imtihanlara hazır olmak için Ramazan eğitimi, insana antrenman yaptırır. Beden ve ruh enerji toplar. İrade ve kalp kendini bileler. Böylece yeni imtihanlara hazır olur. Bu nedenle Ramazan ayına “OLGUNLAŞMA AYI” da diyebiliriz. Güneşin meyveyi olgunlaştırıp, o meyveyi hamlıktan çıkarıp tadına vardırdığı gibi, bu eğitimin zorluğu ile, Rabb’inin yolunda olgunlaşma sağlanmış olur. Bu üç duruma karşı Ramazan ayı mükemmel rahmet ayıdır.

Bakara Suresi/183 “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakınmanız için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı.” Ramazan okuluna girmeden önce, bu eğitimin, ilahî bir eğitim olduğunu bilmelisin. Eğer Rabb’ine güvenin yoksa bu eğitimden kazanacağın bir pay da yoktur. Ama Rabb’ine güveniyorsan, bil ki bu eğitim seni doğru yola kazandıracak, en güzel temel olacaktır. Burada amaç insanı aç bırakmak, insana eziyet etmek, insanı baskı altına almak değildir. İnsanın hangi amaca yönelmesi gerektiğini hatırlatmak için bir disiplin çalışmasıdır. Peygamber Efendimiz(saa) buyuruyor ki; “Kim inanarak ve alacağı sevabı Allahtan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa...” Diyerek Allah’a güveni bir kez daha hatırlatıyor. Bu yüzden Ramazan ayına girmeden önce, kendi kendimizi bir kontrol edelim.  Neden, niçin, nasıl, hayattan ne istiyoruz, ne bekliyoruz, ne umuyoruz?... Gibi soruları kendimize soralım. Bütün bu soruların cevaplarını düşünerek, psikolojik hazırlığımızı yaparak bu aya girelim. Ramazan’da yapacaklarımızın farkında olalım. Ramazan eğitimini, geldi ve geçtiye getirmeyelim. Tüm bunları yapabilmemiz için eğitimin ”Rabbanî terbiye ayı” olduğunu unutmayalım. Rabbimiz istiyor ki bu ay da arınalım, olgunlaşalım, mertebemizi artıralım. Bakara/183 “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakınmanız için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı.” RAMAZAN KELİMESİNİN ANLAMLARI 1- Ramazan; “ramda” kelimesinden türemiştir. Bu, yağmurun yeryüzünü temizlediği gibi yağıp, yeryüzünü tüm tozlardan temizleyen yağmur manasına gelir. Peygamberimiz(saa) buyuruyor ki; “ kim inanarak ve alacağı sevabı Allah’tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa, geçmiş günahları bağışlanır”. Yağmurun yeryüzüne rahmet olduğu gibi, Ramazan ayı da rahmet oluyor yeryüzüne. Hem de tek bir çeşit rahmet değil, çeşit çeşit rahmeti barındırarak geliyor Ramazan. Yağmurun her varlığa olan faydasını düşünürseniz, rahmetin ne kadar geniş olduğunu anlarsınız. Yaz mevsiminde çevrenize bakıyorsunuz, her taraf kirli. Çatılar kirli, ağaçların yaprakları toprak içinde kalmış, caddeler tozdan geçilmiyor... Tüm şehire toptan bir temizlik lazım. İşte yağmur! Ya şehir manen kirlenmiş ise. O zaman da Ramazan ayı, toptan şehri temizler... 2- Güneşin şiddetli sıcağından, taşların yanıp kızması anlamına gelen “ramad” kelimesinden türemiştir. Ramazan, insanın nefsini zorlayarak, nefsin olgunlaşmasını sağlıyor. Böylece dışarıdan gelen her nevi saldırılara karşı inandığı çizgiden sapmıyor. İşte Ramazan ayı ile nefis olgunlaşıyor. Olması gereken duruşu koruyor. 3- Kılıcın namlusunu veya ok demirini inceltip keskinleştirmek için yalabık iki taşın arasına koyup dövmek anlamında olan “Ramd”tan türemiştir. Yani bir amaç için ileriye yönelik hazırlık yapmak demektir. Ramazan terbiyesini alan insan ileride gelecek olan imtihanlara hazırdır. Her türlü sorumluluğu kaldırabilir. Gereken mücadeleyi yapabilir. Her üç şekilde de Ramazan ayı, insanı eğitiyor. İLK RAMAZAN İnsanların rehberi olan Hz. Muhammed(saa)’in eğitimi de Ramazan ayında başlamıştı. Ramazan ayında Yüce Allah, kendisine ilk olarak vahy gönderiyordu. Bakara Suresi/185 “Ramazan ayı ki insanlara yol gösterici, hidayeti, doğruyu yanlışı birbirinden ayırt edip açıklayıcı olarak Kur’an, o ayda indirilmiştir...” İlk vahy ne idi? “Oku, seni yaratan Rabb’inin adıyla” (Alâk Suresi) Yüce Allah kendisini kuluna ilkin “Rabb” olarak tanıtıyordu. “Rabb” mana itibarıyla terbiye eden, eğiten, besleyen, hükmeden... Anlamlarına geliyordu. İlk olarak, bu ismini tanıtması, üzerinde durulması gereken bir noktadır. Yüce Allah dikkat çekiyordu. “...Seni yaratan Rabb’in” derken; kulların kimden terbiye almaları gerektiğini, kime boyun eğip, itaat etmeleri gerektiğini hatırlatıyordu. “Oku, seni yaratan Rabb’inin adıyla.” Ancak Rabb’inin eğitiminden geçen, her şeyi okuyabilirdi.  Hiç düşündünüz mü? Resul neden mükemmel bir kul ve mükemmel bir model oldu? Çünkü o okumayı çok iyi başarmıştı. Çok iyi okuyabilmek, Rabb’inin eğitiminden geçmekle oluyordu. Okumaktan kasıt anlamak, idrak etmek, algılamak, doğru olanı yakalamak, hidayete kavuşmak, hikmeti kavramak... Anlamlarına geliyordu. Doğru okumak, insanı Rabb’ine götürüyordu. Kendisini Yaratan’a yakın olmak demekti. Kendisini var edene yakın olmaktı. Doğru okumak ta ilahi terbiyeden geçiyordu. İşte ilahi terbiyede Ramazan ayının vermek istedikleri ile gerçekleşiyordu. Hz. Muhammed(saa)’te Ramazan okulu ile başlatmıştı bu yolu. İşte bizler de bu ayı bilinçli olarak geçirirsek, bizlerde bu yolu başarılı bitirebiliriz. Zaman zaman Hz. Muhammed(saa)’e bağlı olduğumuzu, onu rehberimiz olarak kabul ettiğimizi ikrar ederiz. O halde Hz. Muhammed(saa)’in gösterdiği gibi Ramazan ayı bilincine varmamız gerekir. Biz inananlar O’na her yerde, her şekilde, her zamanda tabîyiz. Bu yüzden O’nun gösterdiği süreçlerden bizde geçmeliyiz. O Rabb’imizin seçtiği biri iken, Ramazan eğitiminden geçiyorsa, bizler haydi haydi bu eğitimden geçmeliyiz. İnananlar kendilerini O’nun gibi bir kul olmayı başarmak istiyorlarsa, peygamberin Ramazan ayına baktığı gibi bakmalıdırlar. Rabb’inin Hz. Muhammed(saa)’e öğrettiği gibi, bizler de Hz. Muhammed(saa)’i takip etmeliyiz. Hz. Muhammed’e Ramazan ayında iki misyon verilmişti. “Abd” ve “Resul”: (Yani kulluk ve Elçilik). Her insan ilahi terbiyeden geçti mi bu iki misyona layık olur. Birincisi “Abd”, ikincisi “elçinin elçisi” olarak. Biz inananlar, Hira’da gelenlere, o ağacın altındaki biata, Kâbe’de açıklanan vahylere, Miraç’a, Hicret’e, Bedir’e, Uhud’a, Hendek’e, Mute’ye, Medine’ye, Mina’ya, Ehl-i beyt’e... Vel hâsıl Hz. Muhammed(saa)’in getirdiği, söylediği, yaşadığı, anlattığı her şeye iman ettik, kabul ettik. Ve öğrendiklerimizi yaşamaya ve yeryüzünde tüm beldelere yaymaya söz verdik. “Ben; kendimi elçinin elçisi olarak görüyorum. Ben; Vahy geldiğinde yanındaydım, Kur’an okunurken oradaydım, o ağacın altında biat edenlerden biriyim, hicret edenlerden biriyim, Bedir’de, Uhud’ta,  Hendek’te savaşanlardan biriyim. Mekke’yi fethedenlerden biriyim...” gibi düşünmelidir. Eğer gerçekten kendini öyle görmek istiyorsan, Resul’ünün bildirdiği eğitime girmelisin. Ve Resul’ünün inandığı gibi, sende inanır, kendini Rabb’inin terbiyesine bırakırsan, gerçek bir kul olursun. Ayrıca elçinin elçisi de olabilirsin. Yeter ki; Ramazan ayını bir “doğru yol çalışması” olarak gör. Ve Rabb’ine güven. DİKKAT! Her inanan, konumunu iyi anlamalıdır. Şimdi diyeceksiniz: “ inanan değil mi?” Evet, her ne kadar “o inanandır” desek de, o da bir nefis taşıyor. Ayet-i Kerim’de geçen “Allah’ı büyük tanımanız için (li-tukebbiru-llah)”(Bakara/185) çok şey ifade ediyor. Allah’u Teâlâ’nın süphan sıfatları var ki: O Mütekebbir’dir. Olmayan sıfatlarını varmış gibi yüceltmiyoruz. O, zaten tüm eksikliklerden münezzehtir. İşte bu noktayı çok iyi kavramamız gerekir. Zaten tüm günahların sebebi bu noktayı iyi idrâk etmemekten kaynaklanmıyor mu?. İnsanoğlu Rabb’inin bu ismini iyi kavramadığı için ister açık olarak, ister gizli olarak kibirlenmeye başlıyor. İnsan kendisini eksikliklerden müstağni görerek azmaya, hatta Rabb’ini inkâr etmeye kadar gidebiliyor. İşte Ramazan ayı ile Yüce Allah hatırlatıyor. İnsan yiyerek, içerek ayakta duruyor. Ama yüce Rabb’inin yemeye, içmeye, velhasıl hiçbir şeye ihtiyacı yoktur. Aksine O yarattıklarının tüm ihtiyaçlarını giderendir. Yüce Allah’ın tüm sıfatları süphandır.  İnsan yerken, içerken kendi acizliği dikkatini çekmiyor. Ama yemesine, içmesine vs. set çekildi mi nasıl da aciz olduğunu anlıyor. Halsizlik, baş ağrısı, mide yanması, vücut kırgınlığı, boğaz kuruluğu vs. ile kendisinin yavaş yavaş döküldüğünü görüyor. Bu durumda kendisinin aciz, sınırlı olduğunu ve kendisinin eksikliklerden uzak bir zata bağımlı olduğu aşikâr oluyor. O halde insan aciz ve sınırlı iken, üstelik yaratılmışken nasıl olurda kibirlenmeye cesaret eder? Bu durum bir yalan ve azgınlık olmaz mı? Elbette olur işte Ramazan ayı “KENDİNİ TANIMA” ayıdır. İşte böyle,   insan konumunu iyi idrak ederse, ilahi terbiye almaya hevesli olur. Kime tabi olması gerektiğini ve O’na itaat etmekle kurtuluşa ereceğine inanır. Böylece doğru okuma yoluna girmiş olur. Her şeyden önce Ramazan ayının tek bir kelime ile amacı insanı “Tevhidi” düşünmeye ve yaşamaya çağırır. Ramazan ayı ilahi bir emirle gerçekleşiyor. Kur’an-ı Kerim de, bu aydan özellikle bahseder. Çünkü bu ayın eğitimi ile kullarının Rabb’ini tanımasına çağırıyor.  Rabb-kul ilişkisi. Arada hiçbir şey yok. Yalnızca “Allah’ı birlemek ve yalnızca Allah’ı yüceltmek için.” O hiçbir şeye ihtiyaç duymaz, bilakis herkes O’na muhtaçtır. İhlâs Suresi “De ki: “O, Allah’tır, bir, tektir.” “Allah Samed’dir. (Her şey O’na muhtaçtır, O, hiçbir şeye muhtaç değildir.)” “Ondan çocuk olmamıştır (Kimsenin babası değildir)” “ Kendisi de doğmamıştır (kimsenin çocuğu değildir).” “Hiçbir şey O’na denk ve benzer değildir.” Nefis, Tevhid’i iyice kavrayamadığı sürece doğru yolda yol alamaz. Böyle bir durumda ne kadar çırpınırsa çırpınsın pozitif istikamete giremez. İşte Ramazan ayını iyi anlayan hicret yapabilir. Yani yanlışlıklardan doğruya göç edebilir. Ramazan ayı, her boyuttan çok iyi bir “hicret çalışması”dır. Hicret; günahlardan, küfürden, yanlışlardan, karanlıklardan hakka, doğruya, nura, hikmete göç etmektir. Ramazan’da da iyi bir hicret gerçekleştirmek istiyorsak, Ramazan ayını bilinçli geçirmeliyiz. Önce hatalarımızı tespit etmeliyiz. O hataları bırakabilmek için elimizde hazır olan ilahî plana, kendimizi dâhil etmeliyiz. O programı kendi üzerimizde gerçekleştirmeliyiz. Eğer Ramazan iyi anlaşılmış olsaydı; Sigara, alkol içenlerin sayısı çoğalacağına azalmaz mıydı? Aç olanların sayısı tespit edilip, acilen onları doyurma yoluna girmez miydik? Veya ülkemizde hızla ahlak çöküntüsü olmazdı. Şirk kapıları çoktan kapanırdı. Cinsel sorunlar sokaklara taşmazdı. İnsanlar kendi arzularına teslim olmazlardı. İnananların  aralarında birlik olurdu... Ve daha nice sorunlar… Hep bu tablolar Ramazan ayının iyice idrak edilmeyişinden kaynaklanmaktadır. Yeniden hatırlatıyoruz. Ramazan ayı değişme ayıdır, hicret ayıdır. Yanlış adam olmaktan, doğru adam olmaya gayret zamanıdır. Bu yüzden hata tespiti, düzgün plan, işlenebilir program gerek. İşte!  Ramazan  ayı.         Bu aşamalar için, okumayı gerçekleştirerek kendini tanımalı. Yani kendini sorgulamayan ve kendini tanımayan nefis elbette ki kendini değiştirmeye gerek görmeyecektir. Kendini, yaratan Rabb’inin adıyla okursa eksikliklerini tespit edecektir. Daha sonra kararlı olmalıdır değişmek için ve programa katılmalıdır. İradesini ve kalbini hazırlamayan nice insanlar, nice Ramazan ayları geçirmelerine rağmen değişmiyorlar. Ramazan ayına giren Hanım veya Bey yine Ramazan ayından aynı Hanım ve aynı Bey olarak çıkıyor. Sınıfta kalıyorlar. Değişim sınıfına girenler, değişmeden çıkıyorlar. Bunun nedeni değişme amacıyla girmiyorlar, Ramazan okuluna. Ramazan ayına girenlerin amacı olmalı. “Değişip halis kullar olmak.”. Yani kulluk için değişim. Hz. Muhammed (saa) şöyle buyuruyor. “Ramazan ayına girip çıktığı halde günahları affedilmemiş insanın burnu sürtülsün...” Ramazan ayından sonra kişi tertemiz olmalıdır. Diğer on bir ayda da bu temizliğini koruyabilmeyi de öğrenmiş olacak. Bir aylık Müslüman, Müslüman olamaz. O amacın kulluk olması gerektiğini anlayamamıştır. Ramazan ayına festival ayı olarak bakmıştır. Ramazan ayını Rabbanî bir eğitim ile bitirmeyen, zerre kadar temizlenmeden çıkmıştır. Ramazan ayı “ARINMA AYI”dır. Terbiye olma, teslim olmayı öğrenme ayıdır. Bu yüzden herkes Ramazan ayında, kendini temize çıkarabiliyor mu? Çıkaramıyorsa neden? Ubade bin es – sabit (r.a) dan: “Ramazan ayına yeni girdiği bir gün Resulullah(saa) şöyle buyurdu: “Size bereket ayı Ramazan geldi. Bu ayda Allah sizi kuşatıp, rahmetini indirir. Günahları bağışlayıp, duaları kabul eder. Allah bu ayda sizin hayır hususunda yarışmanıza bakar ve sizinle meleklerine karşı iftihar eder. Allah’a hayırlı ameller takdim ediniz. Şaki, günahkâr bu ayda Allah’ın rahmetinden mahrum olan kimsedir”  (taberani’den naklen et-tergib 11,99) İbn Hüzeyme’nin naklettiğine göre salman (ra) şöyle anlatmıştır. Rasulullah (saa) bir Şaban ayının son gününde şöyle hitap etti. “Ey insanlar yüce ve mübarek bir ayın gölgesi üzerinize bastı. O ayda bir gece vardır ki bin aydan daha hayırlıdır. Allah(cc) o ayda oruç tutmayı farz kıldı. Geceleyin ibadet yapmayı nafile kıldı. O ayda bir hayır işleyen kimse diğer aylarda bir farz işlemiş gibi olur. O ayda bir farz işleyen ise diğer aylarda yetmiş farz işlemiş gibi olur.  O sabır ayıdır. O ayda müminin rızkı bollaştırılır. O ayda kim bir oruçluyu iftar ettirirse bu, günahlarının bağışlanmasına ve cehennemden kurtulmasına sebep olur. Aynı zamanda oruçlunun sevabı kadar sevap verilir. Oruçlunun sevabından bir şey noksanlaşmaz.” Ashap; “Ya Resulullah; hepimiz oruçluyu iftar ettirecek bir şey bulamıyoruz” deyince Resulullah (saa): Allah bu sevabı oruçluyu kuru bir hurma ile veya bir yudum su ile ya da bir yudum süt karışığı ile iftar ettirene de verir. O öyle bir aydır ki evveli rahmet, ortası mağfiret ve sonu da cehennem ateşinden kurtuluştur. O ayda elinin altındakilerin yükünü hafifleten kimseyi Allah bağışlar ve cehennem ateşinden kurtulur.” (ettergib 11 / 94 – 95) Ramazan ayının haykıran sesi; insanları rahmete çağırmasıdır. Ne mutlu bu çağrıyı duyanlara!

0 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

İFTAR, KADER VE İMAM Fe- ta-re harflerinde oluşan bir kavramdır. Anlamı uzunlamasına yarılmaktır. Kimi zaman bozmak, kimi zaman da düzenlemek yoluyla olur. Bu fiilden oluşan kavramlardan biri de fıtr