PEYGAMBERLERİN VE EHL-İ BEYT’İN VELAYETİ

PEYGAMBERLERİN VE EHL-İ BEYT’İN VELAYETİ İnsani kâmil, münezzeh olan Allah’ın en kâmil tekvini kitabıdır. Yazılı kitabının tefsiri yüce Allah’ın en seçkin kullarıyla mümkündür. "Sonra biz o kitabı kullarımızdan süzüp seçtiklerimize miras bıraktık. Onlardan da nefislerine zulmeden var, orta yolu tutan var, Allah'ın izniyle hayırlarda ileri geçenler var. İşte bu büyük lütuftur." (Fatır: 32) Allah’ın kitaplarının tefsiri, insan-ı kâmil dediğimiz; hâkim olan Allah tarafından seçilmişler tarif ederler. Eğer ehil olmayan kişilerin eline geçerse tarif yerine tahrif edilmiş olur. Bu nedenle yüce Allah, enam süresi 127. Ayette dediği gibi “Allah, risaleti nereye koyacağını bilir“ dolayısıyla Peygamberleri ve vasileri seçmek yüce Allah’ın kudreti dâhilindedir. EN BÜYÜK NİMET Manevi nimetlerin bir takım derece ve mertebeleri vardır ki nimetlerin en üstünü Risalet ve imamettir. Risalet için yüce Allah şöyle buyurmuştur. Al-i İmran süresi /164 “Andolsun ki içlerinden, kendilerine bir peygamber göndermekle Allah müminlere büyük bir lütufta bulunmuştur.” İmamet içinde yüce Allah şöyle buyurmuştur Kasas süresi /5 “Biz ise, o yerde güçsüz düşürülenlere lütuf ta bulunmak, onları önderler yapmak ve onları varis kılmak istiyorduk” Önceki ayette Risalet için geçmiş zaman fiili olarak “ mene” anılmıştır. Ama kıyamet gününe kadar sürecek olan imamet hakkında ise ikinci ayette gelecek zaman kipiyle “yemunnu” olarak ifade edilmiştir. VELAYETTE DİKKATİMİZİ ÇEKEN NOKTALAR 1. ÖNEMLİ NOKTA; Peygamberler ve vasileri yüce Allah tarafından seçilmişlerdir. Dolayısıyla yüce Allah’a iman eden onlara da iman etmelidir. Ayrıca onlara itaat yüce Allah’a itaattir. Nisa süresi/ 59 “Ey iman edenler! Allah'a itaat edin. Peygamber'e itaat edin ve sizden olan ulu'l-emre de. Herhangi bir hususta anlaşmazlığa düştüğünüz takdirde, Allah'a ve ahiret gününe gerçekten inanıyorsanız, onu Allah ve Resûlüne arz edin. Bu, daha iyidir, sonuç bakımından da daha güzeldir.” Ayeti kerimede geçen Ulul Emr sahipleri, on iki imamdır. Defalarca Resulullah(s.a.a), Hz. Ali(as), imam Muhammed Bakır(as), imam Cafer Sadık (as)ve diğer imamlar bu ayeti tefsir etmişlerdir. 2.ÖNEMLİ NOKTA: Risalet, imametten ayrı düşünülemez. Peygambere iman onun imametliğine de iman olmalıdır. Bu nedenle o ne derse ilahi bir emir olarak kabul edilmelidir. Haşr süresi/7 “ Peygamber size ne verdiyse onu alın, neyi de size yasak ettiyse ondan vazgeçin. Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz, Allah'ın azabı çetindir.” Peygamber (s.a.a)de gadir hum günü bu emri vermiştir. Bu haberle ilgili çokça deliller vardır. 3. ÖNEMLİ NOKTA: :  İmamet Risaletin devamıdır. Her peygamberin vasisi vardır. Ve bu kendilerine bildirilmiştir. Onlarda vasilerini topluma açıklamışlardır. Örnek; Hz. Zekeriyya (as)’ın vasisi “Orada (Beyt-i Makdis'te) Zekeriyyâ, Rabbine duâ etti: «–Bana tarafından hayırlı bir nesil bağışla! Şüphesiz Sen duâyı hakkıyla işitensin.» dedi.” (Âl-i İmrân, 38) “Rabbim! dedi: Muhakkak ki ben (o hâle geldim ki) kemiklerim zayıfladı; saçım başım ağardı. Ve ben, Rabbim! Sana (ettiğim) duâ sâyesinde hiç bedbaht olmadım!” (Meryem, 4) “Doğrusu ben, arkamdan iş başına geçecek olan yakınlarımdan endişe ediyorum. Karım da kısırdır. Tarafından bana bir velî (oğul) ver!” (Meryem, 5) “Ki o, bana vâris olsun; Ya'kûb hânedânına da vâris olsun! Rabbim onu rızâna lâyık kıl!” (Meryem, 6) Zekeriyyâ -aleyhisselâm-'ın duasına Rabb’imiz cevap verdi. “Zekeriyyâ mâbedde durmuş namaz kılarken melekler O'na şöyle nidâ ettiler: «–Allâh sana, kendisi tarafından gelen bir kelimeyi tasdîk edici, efendi, iffetli ve sâlihlerden bir peygamber olarak Yahyâ'yı müjdeler.»” (Âl-i İmrân, 39) “Allâh buyurdu ki: «–Ey Zekeriyyâ! Biz Sana bir oğul müjdeleriz ki, O'nun adı Yahyâ'dır. Daha önce O'na kimseyi benzeri yapmadık!»” (Meryem, 7) Ve islam taihinden bir örnek daha… “ Ve ona (İbrahim'e) İshak'ı ve Yakub'u armağan ettik, hepsini hidayete eriştirdik; bundan önce de Nuh'u ve onun soyundan Davud'u, Süleyman'ı, Eyyub'u, Yusuf'u, Musa'yı ve Harun'u hidayete ulaştırdık. Biz, iyilik yapanları işte böyle ödüllendiririz. Zekeriya'yı, Yahya'yı, İsa'yı ve İlyas'ı da (hidayete eriştirdik.) Onların hepsi salihlerdendir. İsmail'i, Elyasa'yı, Yunus'u ve Lut'u da (hidayete eriştirdik). Onların hepsini âlemlere üstün kıldık. Babalarından, soylarından ve kardeşlerinden, kimini (bunlara kattık); onları da seçtik ve dosdoğru yola yöneltip-ilettik. Bu, Allah'ın hidayetidir; kullarından dilediğini bununla hidayete erdirir. Onlar da şirk koşsalardı, elbette bütün yapıp-ettikleri 'onlar adına' boşa çıkmış olurdu. Bunlar, kendilerine kitap, hikmet ve peygamberlik verdiklerimizdir. Eğer bunları tanımayıp-küfre sapıyorlarsa, andolsun, Biz buna (karşı) inkâra sapmayan bir topluluğu vekil kılmışızdır. İşte Allah'ın hidayet verdikleri bunlardır...” (Enam Suresi, 84-90) 4. ÖNEMLİ NOKTA: Peygamberler ve vasiler hepsi birer beşerdir. Onlar içinde ölüm söz konusudur. Ama Risalet çizgisi ölümlü değildir. Risalet, hak ve bakidir. Bu yüzden imanın şartlarından biridir. Bu nedenle çizgiyi koruyan ve taşıyan her zaman bir seçilmiş olacaktır. İlahi hiyerarşi devam edecektir. Rad süresi/7 “İnkâr edenler, "Ona Rabbinden bir mucize indirilseydi ya!" diyorlar. Sen ancak bir uyarıcısın. Her kavim için de bir yol gösteren vardır.” 5. ÖNEMLİ NOKTA: Gadir hum günü Resulullah(s.a.a)’tan sonraki bu ümmetin velisi, imamı, vesilesi ve şefaatçisi Hz. Ali (a.s) dir.  Maide süresi/ 67 “Ey resul Rabb’inden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan O’nun elçiliğini yapmamış olursun. Allah seni insanlardan koruyacaktır.” Veda haccından dönerken peygambere bu büyük hatırlatma ne idi? Uyarıların sebebi: İmameti ve dolayısıyla velayeti açıklamasa Risalet burada noktalanacaktı. Bütün çabalar boşa gidecekti, bu nedenle açıklaması şarttı. Yoksa “eğer yapmazsan risaletini tebliğ etmemiş olursun “ olacaktı. İlahi koruma vaadi veriliyor.”Allah seni insanlardan korur”. Bu uyarı da peygamberin insanların direnişi ve ilahî amacı algılayamama endişesine karşı bir teminattır. Buradan korku ile kast edilen peygamberin korkması değildir. Yaşadığı kaygıdır. Hz. Musa (as) sihirbazlar karşısındaki kaygısı gibi Resul’ün amacını algılayamazlarsa “ inandım” diyenler Allah ve Resul’ünün amacını anlayamadıkları için küfre geri dönme durumundan dolayı, Resulullah(s.a.a) tedirgindi. Bu, mü’minlere karşı bir uyarıdır. 6. ÖNEMLİ NOKTA: Ayrıca ayette geçen “kâfirlerin ümitlerinin kesileceği” açıklaması da hatırlatılıyor. Çünkü imametlik devam ettiği sürece bu dinin tahrif olması söz konusu olmayacaktır. Kevser ailesi ve Gadir hum günü kâfir ve münafıkların ümitlerini suya düşürmüştür. Kâfirler peygamberin ölümü ile bu davanın biteceğini düşünürken imametliğin açıklanması ile ümitleri kesilmiştir. 7. ÖNEMLİ NOKTA; Gadir Hum günü Maide süresi/3. Ayeti kerimede söylenen “ nimeti tamamlamak” olarak velayete yani imamete dikkat çekmiştir. Çünkü imametlik dinin korunması anlamına gelmektedir. Çünkü imam bu dinin zirvesinde bulunan model bir kuldur ve Risalet çizgisinin vasisidir. 8. ÖNEMLİ NOKTA; Gadir hum günü “ Ben size nefsinizden daha evla değil miyim…” demesi kendi konumunu ve kendisinden sonraki imametin konumunu hatırlatmıştır. Risalet ve imametlik tüm müminlerin kendi nefislerinden daha önceliklidir. Tüm peygamberler ve vasilerin sünneti demek, hepsinin aynı yolun yolcuları olduğu demektir. Onlardan hangisinden bahsedilse diğerinin sünnetidir aynı zamanda. Bu nedenle hiçbirini diğerinden ayrılmazlar. Onlardan hangisi olursa olsun birisinin hukuki hakkını koruduğumuz kadar, hatta daha ötesi sünnetini korumak ve saygı göstermek tüm inananların üzerine vazifedir. Ahzab süresi/6 “ peygamber, müminler için kendi nefislerinden daha evladır….” Bu ayet her çağda geçerlidir. Peygamberin şahsiyetini ve sünnetini korumak, her müminin görevidir. Kendi canlarından, mallarından, nefislerinden önceliklidir. Nur süresi/ 62 “Mü'minler ancak Allah'a ve peygamberine inanan, onunla beraber toplumu ilgilendiren bir iş üzerindeyken ondan izin almadan çekip gitmeyen kimselerdir. O halde bazı işlerini görmek için senden izin isterlerse, içlerinden dilediğine izin ver ve onlar için Allah'tan bağışlama dile. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” Bu ayet bütün asırlarda geçerli bir hükümdür. Dolayısıyla vasiler peygamberin sünnetini korurlar.  Peygamber defalarca bunu hatırlatmıştır. 9.ÖNEMLİ NOKTA: İmametlik dolayısıyla velayetlik mü’minlerin ümit kaynağıdır. Velayet gökyüzünde her yıldızın batışıyla birlikte başka bir yıldızın doğuşudur. Yani bu ümmet hiçbir zaman imamsız kalmayacaktır.  İmam Muhammed Bakır (as) şöyle buyurmuştur. “Şüphesiz bizler gökteki yıldızlar gibiyiz. Bir yıldız görünmez olduğunda başka bir yıldız doğar “ 10.ÖNEMLİ NOKTA: Salâvat öndere bağlılığı anlatır, bir ahittir. Hz Muhammed (s.a.a);  “Her kim bana selam gönderir ve Ehl-i Beyt’ime selam göndermezse, şüphesiz cennetin kokusunu duymaz. Oysa cennetin kokusu, beş yüz yıllık mesafeden işitilir.” Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurur; “Cebrail münezzeh olan Allah tarafından şu mesajı getirdi”. “Ya sen ya da senden olan biri eda etsin. Ey peygamber bu sureyi ya sen bizzat Mekke halkı için oku ya da senden olan bir kimseyi gönder .” Şüphesiz Ali bendendir, bende Ali’denim .” Yani beraat süresini benden taraf Ali (as) müşriklere okuyabilir demek istedi.” Nitekim peygamber (s.a.a) Hüseyin Bin Ali (as) hakkında da şöyle buyurmuştur: “Hüseyin bendendir, ben de Hüseyin’denim” Abdullah bin Cafer babası imam Sadık (as)’a şöyle dedi :”ben ve kardeşim Musa bin Cafer  (as) eşit konumdayız, babamız ve dedemiz birdir. O halde Musa bin Cafer’e karşı neden daha çok sevgi besliyorsun? Her ikimizin de babası ve dedesi aynı olduğu halde neden kardeşim sizin yanınızda daha değerlidir? İmam sadık ( as) oğlu Abdullah’a şöyle buyurdu ”şüphesiz o benim nefsimdendir ve sen ise benim oğlumsun”. 10.ÖNEMLİ NOKTA: Velayet tevhidi tamamlayan ve koruyan bir mercidir. İmam sadık (as) Gadir Hum bayramı namazından sonra okunan bir dua da şöyle buyurmuştur;  “Senin birliğine ve vahdaniyetine öylesine halisane bir şahadette bulunuyorum ki senden başka ilah yoktur, Muhammed senin kulun ve resulün, Ali bin Talib te mü’minlerin emiridir. Onun velayetini ikrar etmek tevhidi ikrar etmek, vahdaniyette ihlâs dinin kemale, nimetin tamamlanması ve bütün yaratıklardan üstünlüğün ifadesidir. Gerçekten de sen buyurdun ve hak buyurdun. “Bugün sizleri kemale erdirdim…”ey Allah’ım! Bizlere minnet ettiğin ve bizlere vahdaniyetin hususunda ihlâs bağışladığın için sana hamdolsun. Bizleri uyarıcı peygamberinden sonra hidayetçi olan kendi velinin velayetiyle hidayet buyurdu ve onun velayeti sebebi ile İslam’ın beğenilmiş din olmasından hoşnut oldu “ İmam Hasan Askeri (as) şöyle buyurmuştur: “Aziz ve celil olan Allah, kendi minnet ve rahmetiyle bizlere bir takım farzlar yazmıştır. Bu farzların hiçbiri Allah’ın ihtiyacını gidermek için sizlere farz kılınmamıştır. Aksine kendisinden başka ilah olmayan Allah tarafından sizler için bir rahmettir ki temiz olan kimse, temiz olmayandan ayırt edilsin. Göğüslerinizde olan şeyler ile sizleri imtihan etsin, kalplerinizde olan şeyleri temizlesin. Sizler de böylece Allah’ın rahmetine erişmek için birbirinizle yarışasınız ve cennetteki yerleriniz diğerlerinden ayrı ve üstün olsun. Allah işte bu yüzden sizlere haccı, umreyi, namaz kılmayı, zekât vermeyi, orucu ve velayeti farz kılmıştır ve sizlere öyle bir kapı karar kılmıştır ki oradan farzlara ulaşasınız ve bu Allah’ın yoluna erişme noktasında sizlere bir anahtar olsun.(bu kapı, şüphesiz velayet kapısıdır .) Eğer Hz Muhammed (s.a.a) ve evlatları olan vasileri olmasaydı şüphesiz sizler dört ayaklı hayvanlar gibi şaşkın ve başıboş bir şekilde kalırdınız. İlahi farizalarından hiçbirini tanımazdınız ((tanımadığınız için bereketine ulaşamazdınız). Acaba kapısı dışında başka bir yerden şehre girilebilir mi ?(şüphesiz velayet Allah’ın rahmet kapısıdır ki bu yol dışında Allah’ın rahmetine ulaşmak mümkün değildir .) Münezzeh olan Allah, sizlere ihsan ettikten ve Peygamberi Ekrem (s.a.a)’den sonraki velilerini tayin ettikten sonra şöyle buyurmuştur; “Bugün sizler için dininizi kemâle erdirdim.11. ÖNEMLİ NOKTA; Bütün peygamberlere ve vasilerine iman şarttır. Bir tanesini kabul etmemek kemal sürecini kırmak ve parçalamak demektir. Dolayısıyla bu dinin yolunu değiştirmek demektir. Yoldaki mezhepler, ekoller bu şekilde ortaya çıktı. Kıyas bu yüzden oluştu. İmametlik olmadan Kur’an tek başına birlik sebebi olamaz. Aksine ihtilaf sebebidir. Zira hasta kalpler, Kur’an’a kendi düşüncelerini sunarak mezhep yaratmakta ve yeni gruplar oluşturmaktadırlar. Al-i İmran süresi/ 7 “O, sana Kitab'ı indirendir. Onun (Kur'an'ın) bazı âyetleri muhkemdir, onlar kitabın anasıdır. Diğerleri de müteşabihdir. Kalplerinde bir eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onun olmadık yorumlarını yapmak için müteşabih âyetlerinin ardına düşerler. Oysa onun gerçek manasını ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar, "Ona inandık, hepsi Rabbimiz katındandır" derler. (Bu inceliği) ancak akıl sahipleri düşünüp anlar.” 12. ÖNEMLİ NOKTA; Din hem zahir olarak, hem batın olarak kabul edilmelidir. O halde bu dinin tevili kimin sorumluluğundadır. İşte imamet ile tevil korunmuş olur. Yani onlar Kur’an’ın da koruyucularıdırlar. 13. ÖNEMLİ NOKTA;  Vakıa süresi/77- 79 “ O, elbette şerefli bir Kur'ân'dır. Korunmuş bir kitaptadır.  Ona temizlenenlerden başkası el süremez.” Kur’an’a ancak temiz olanlar dokunabilir. Temas ve iletişim kurabilmek için temiz olmak gerekiyorken, onu anlamak ve taşımak için tertemiz olmak gerekmiyor mu? İşte tathir ayetinde açıklanan o kişilerin durumunu açıklamaktadır. "Ey Ehl-i Beyt, gerçekten Allah, sizden her türlü pisliği gidermek ve sizi tertemiz kılmak ister." (Ahzab/33) 14. ÖNEMLİ NOKTA; Nübüvvet saltanat gibi değildir. Ancak saltanat gibi düşünüldüğü takdirde vasiler kabul edilmeyecektir. Saltanat beşeri isteklere dayanır, nübüvvet ve imametlik ise ilahi isteğe dayanır. Bakara süresi/ 124 “ Şunu da unutmayın ki, bir zamanlar İbrahim'i Rabbi, birtakım kelimeler ile imtihan etti, o, onları sona erdirince, Rabbi ona, "Ben seni bütün insanlara imam yapacağım." buyurdu. İbrahim, "Zürriyetimden de yap!" dedi. Rabbi ona "zalimler benim ahdime nail olamaz!" buyurdu.” 15. ÖNEMLİ NOKTA; Ehl-i Beyt taş, topraktan bir ev değildir. Ya da baba, anne ve çocuklardan oluşan bir aile anlatılmıyor. Ehl-i Beyt, nübüvvet evidir. Ehl-i Beyt -içerisinde saydığımız on iki imamda dâhil- beş açıdan peygamberle eşittir. 1- Salâvat çekerken. Peygambere selam gönderdiğimiz gibi ailesine de göndermek müminlerin görevidir. 2- Namazda teşehhüd te peygamber anıldığı gibi ailesi de anılmak zorundadır. 3- peygambere sadaka/zekât haram olduğu gibi Ehl-i Beyt’ine de sadaka/zekât vermek haramdır. Çünkü onlar tathir olduğu için tezkiye mahiyetinde onlara mal verilmez. 4- Muhabette eşittirler. Şura süresi/23. 5- peygamber ve Ehl-i Beyt’i tathirdir. Ahzap süresi/33. Peygamber için geçerli olan tüm şartlar, vasiler için de geçerlidir. İmam Cafer sadık (as); Ali bin Ebi Talip (as) ile velayet ve dostluğum, benim için ondan doğmuş olduğumdan daha sevimlidir. Zira onun soyundan olmak fazilettir. Ama velayeti ise farzdır.” 16. ÖNEMLİ NOKTA; İmametlik hem vahyin tefsiridir. Kur’an’ın varisidir. Hem de risaletin devamı olarak sünnetin varisidir. Böylece imamet hem Kur’an’ın varisidirler, hem de risaletin. 17. ÖNEMLİ NOKTA; Onlar Kur’an ve ilmin varisleridirler. Öğretmensiz öğretmendirler. Kendiliklerinden bu kadar büyük bir ilimin sahibi olamazlar. Onlar da “Ledün ilmi” var. 18. ÖNEMLİ NOKTA; imametlik vahdettir. İmametlik olmadan vahdet asla gerçekleşemez.  Hz. Ali (as) şöyle buyurmuştur. “ Münezzeh olan Allah, kullarını gönderilmiş elçilerden, indirilmiş kitaptan, gerekli bir hüccetten ve apaçık doğru yolu göstermekten mahrum bırakmamıştır.”

PEYGAMBER  (S.A.A)  şöyle buyurmuştur;

“….KUR’AN VE EHL-İ BEYT’İM , HAVUZDA YANIMA GELİNCEYE KADAR ASLA BİRBİRİNDEN AYRILMAZLAR.” 

0 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

TARKAN, GEÇÇEK VE GELECEK Sosyal medya da gündeme oturan Tarkan’ın “geççek” klibini merak ettim, ben de izledim. Evet başarılı bir klip olmuş. Tarkan’ın hakkını iyi vermek gerek. Güzel sunmuş. Ancak b

MİRAÇ VE HİBETULLAH Zer âleminde Resulullah’ın (saa) tüm insanlar ve seçkinler arasında en seçilmiş kişi olduğunu biliyoruz. O gün sorulan tüm sorulara Resulullah(saa), tüm insanlar arasında en hızlı