MÜSLÜMANLARDA BİRİNCİ KURAL

MÜSLÜMANLARDA OLMASI GEREKEN BİRİNCİ KURAL

AHDİNDE DURMA  Ahid; halden hale değişim olmasına rağmen yine de bir şeyi koruyup gözetlemektir. Ahid kelimesi çeşitli anlamlarda kullanılmış olsa da yinede tüm anlamlar bir merkeze bağlıdır. Hayatımızda kullandığımız anlam şekilleri 1- Bir işi üstüne alıp söz verme. Ahdettim. 2- Yüce Allah’a karşı olan taahhüt, and, yemin. Ahdim olsun. 3- Sözleşme, mukavele, misak 4- Ahd-i atik (Tevrat) , Ahd-i cedid ( İncil) Anlamlarına gelmektedir. O halde ahid bir şeye sarılmak, kalben ona bağlı kalmak, sadık olmak ne olura olsun vazgeçmemektir. Zaman ve mekân ahidi sınırlandıramaz. Bu durumda ahid insanın kendi kendine aldığı tek taraflı bir karar değildir. Yaratan ve yaratılanlar arasındaki ahit, en büyük ahittir. YÜCE ALLAH’IN İNSANLAR İLE YAPTIĞI AHİD Araa süresi /172 ;“Bir de Rabbin, Âdemoğullarından, bellerindeki zürriyetlerini alıp da onları kendi nefislerine şahit tutarak: Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" dediği vakit, "evet, Rabbimizsin, şahidiz" dediler. (Bunu) kıyamet günü "Bizim bundan haberimiz yoktu." demeyesiniz diye (yapmıştık).” Bu insanoğlunun Rabb’i ile yaptığı ilk misak/ahid idi. Bu ahid üzere tüm insanlar İslam fıtratı üzere dünyaya geldi. Fıtrat dini, insanın Rabbiyle olan anlaşma üzerinde idi. Bütün yaratılmışların dini “ İslam” üzeredir. Bu yüzden misak pozitif olarak başlıyor. Ancak ahde devamlılığı Rabb’ine bağlılık ve sadakat üzere gelişir. İşte bu misak unutulmaması için Rabb’imiz teorik ve pratik uyarıcı ve hatırlatıcılar gönderiyor. Bakara süresi: 40 “Ey İsrail oğulları, size verdiğim nimetimi hatırlayın, bana verdiğiniz sözü tutun ki, ben de size verdiğim sözü tutayım ve sadece benden korkun!” Yüce Allah ‘ın insana verdiği en büyük nimet  “ İslam” dır. Ahid iki taraflıdır. ALLAH’IN İNSAN ÜZERİNDEKİ HAKKI Kendisine iman etmesidir. Bunu misak/ahid olarak kabul etmesidir. Yani kulları, yüce Allah’ı her daim teyit etmelidir. Bakara süresi: 177 “İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere iman edenlerin; mala olan sevgilerine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, (ihtiyacından dolayı) isteyene ve (özgürlükleri için) kölelere verenlerin; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren, antlaşma yaptıklarında sözlerini yerine getirenlerin ve zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda (direnip) sabredenlerin tutum ve davranışlarıdır. İşte bunlar, doğru olanlardır. İşte bunlar, Allah'a karşı gelmekten sakınanların ta kendileridir.” Maide süresi: 7 “Allah'ın, üzerinizdeki nimetini ve "İşittik, itaat ettik" dediğinizde sizden aldığı ve kendisiyle sizi bağladığı ahdini hatırlayın. Allah'tan korkun, çünkü Allah göğüslerin özünü çok iyi bilir.” Maide süresi: 12 “Allah, İsrail oğullarından söz almıştı. İçlerinden on iki müfettiş göndermiştik... Allah şöyle demişti: " Ben, muhakkak sizinle beraberim. Namazı dosdoğru kıldığınız, zekâtı verdiğiniz, peygamberlerime iman ettiğiniz ve onlara yardımda bulunduğunuz, (mallarınızı) Allah yolunda güzelce sarf ettiğiniz takdirde, günahlarınızı mutlaka örter ve sizi altından ırmaklar akan cennetlere korum. Fakat sizden her kim de, bundan sonra küfrederse, dosdoğru yoldan sapmış olur.” Enam süresi:152 “Yetimin malına yaklaşmayın; yalnız erginlik çağına erişinceye kadar (malına) en güzel biçimde (yaklaşabilir ve uygun şekilde harcayabilirsiniz). Ölçü ve tartıyı tam adaletle yapın. Biz kimseye gücünün yettiğinden fazlasını teklif etmeyiz. Söylediğiniz zaman da, yakınınız da olsa âdil olun ve Allah'a verdiğiniz sözü tutun. Öğüt alıp düşünesiniz diye Allah bunları size emretmiştir” İsra süresi/34 “Yetimin malına da yaklaşmayın. Ancak rüştüne erinceye kadar en güzel bir şekilde yaklaşabilirsiniz. Ahdi de yerine getirin. Çünkü verilen sözde elbette sorumluluk bulunuyor.” İNSANIN ALLAH ÜZERİNDEKİ HAKKI Yunus süresi/ 103 “Sonra biz, peygamberlerimizi ve iman edenleri kurtarırız. İşte biz böyleyiz. Müminleri kurtarmak üzerimize düşen bir görevdir.” Saffat süresi/ 171-173 “Andolsun ki peygamberlikle gönderilen kullarımız hakkında şu sözümüz geçmiştir: "Onlar var ya, elbette onlar muzaffer olacaklardır ve elbette bizim ordularımız mutlaka galip geleceklerdir." Tevbe süresi: 111 “Allah, müminlerden, canlarını ve mallarını, kendilerine cennet vermek üzere satın almıştır: Allah yolunda çarpışacaklar da öldürecekler ve öldürülecekler. Bu, Tevrat'ta da, İncil'de de Kur'ân'da da Allah'ın kendi üzerine yüklendiği bir ahittir. Allah'dan ziyade ahdine riayet edecek kim vardır? O halde yaptığınız alış-veriş ahdinden dolayı size müjdeler olsun! Ve işte o büyük kurtuluş budur” Ahzab süresi: 23 “Müminlerdendir o erler ki Allah'a verdikleri ahde sadakat gösterdiler. Kimi adağını ödedi (canını verdi), kimi de beklemektedir. Onlar, ahidlerini hiç değiştirmediler.” Ve İslam dinini inzal ettiren yüce Allah peygamberler vasıtasıyla tüm insanlara anlaşmasının kurallarını bildirir. Bu yüzden peygamberler insanlara misakı yeniden hatırlatır. YÜCE ALLAH’IN PEYGAMBERLER ÜZERİNDEKİ HAKKI Al-i İmran süresi: 81 “Allah peygamberlerden şöyle söz almıştı: "Andolsun ki size Kitab ve hikmet verdim, sonra yanınızda bulunan (kitaplar)ı doğrulayıcı bir peygamber geldiğinde ona muhakkak inanacak ve ona yardım edeceksiniz! Bunu kabul ettiniz mi? Ve bu hususta ağır ahdimi üzerinize aldınız mı?" demişti. Onlar: "Kabul ettik" dediler. (Allah da) dedi ki: "Öyleyse şahit olun, ben de sizinle beraber şahit olanlardanım .” PEYGAMBERLERİN ALLAH ÜZERİNDEKİ HAKKI Mümin süresi: 51 “Biz peygamberimize ve inananlara hem dünya hayatında hem de şahitlerin şahitlik edecekleri günde (kıyamette) elbette yardım ederiz.” PEYGAMBERLERİN İNSANLAR ÜZERİNDEKİ HAKKI İnsanların peygamberlerin velayetliğini kabul etmesidir. Fetih süresi: 10 “Herhalde sana bey'at edenler ancak Allah'a bey'at etmektedirler. Allah'ın eli onların ellerinin üzerindedir. Kim ahdi bozarsa ancak kendi aleyhine bozmuş olur. Kim de Allah'a verdiği ahde vefa gösterirse Allah ona büyük bir mükâfat verecektir.” İNSANLARIN PEYGAMBERLER ÜZERİNDEKİ HAKKI Peygamberlerin onlara ilahi önderliğini yapması ve ilahi meramı tebliğ etmesidir. Maide süresi: 70 “Andolsun biz, İsrail oğullarından söz aldık ve onlara peygamberler gönderdik. Fakat ne zaman onlara bir peygamber nefislerinin hoşlanmadığı bir şey getirmişse, bunlardan bir kısmını yalanlamışlar, bir kısmını da öldürmüşlerdir.” MÜMİNLERİN MÜMİNLER ÜZERİNDEKİ HAKKI Bakara süresi: 83 “Hani bir vakitler İsrail oğullarından şöylece misak (kesin bir söz) almıştık: Allah'dan başkasına tapmayacaksınız, ana-babaya iyilik, yakınlığı olanlara, öksüzlere, çaresizlere de iyilik yapacaksınız, insanlara güzellikle söz söyleyecek, namazı kılacak, zekâtı vereceksiniz. Sonra çok azınız müstesna olmak üzere sözünüzden döndünüz, hâlâ da dönüyorsunuz. Bakara süresi: 84 “Yine bir zamanlar misakınızı almıştık; birbirinizin kanlarını dökmeyeceksiniz, nüfusunuzu diyarınızdan çıkarmayacaksınız. Sonra siz buna ikrar da verdiniz ve ikrarınıza şahit de oldu Mearic süresi: 32 “Onlar emanetlerini ve ahitlerini gözetirler.” İLAHİ KİTAPLAR AHDİN İLKELERİDİR. Bakara süresi: 63 “Hani bir zamanlar sizden misak (sağlam bir söz) almıştık, Tur'u üstünüze kaldırıp demiştik ki; size verdiğimiz kitaba kuvvetle tutunun ve içindekilerden gafil olmayın, gerek ki, korunursunuz.” Bakara süresi: 93 “Bir zamanlar size, "verdiğimiz kitaba kuvvetle sarılın ve onu dinleyin." diye Tûr'u tepenize kaldırıp misakınızı aldık. "Duyduk, dinledik, isyan ettik." dediler, kâfirlikleri yüzünden o danayı yüreklerinde besleyip büyüttüler. De ki, "Eğer siz mümin kimseler iseniz, bu imanınız size ne çirkin şeyler emrediyor! Al-i İmran süresi:187 “Bir zaman Allah, kendilerine kitap verilenlerden, "Onu mutlaka insanlara açıklayacaksınız, onu gizlemeyeceksiniz." diye söz almıştı. Onlar ise bunu kulak ardı ettiler ve onu az bir dünyalığa değiştiler. Yaptıkları bu alışveriş ne kadar kötüdür.” Araf süresi: 169 “Derken kitabı (Tevrat'ı) miras alan bozuk bir nesil bunların yerini aldı. Bize nasıl olsa mağfiret edilecek diyerek, şu alçak dünya malını alıyorlar, yine onun gibi bir mal ve rüşvet gelse onu da alırlar. Allah'a karşı haktan başka bir şey söylemeyeceklerine dair kendilerinden o kitabın hükmü üzere misak alınmamış mıydı? Ve onun içindekileri okuyup öğrenmemişler miydi? Oysa ahiret yurdu Allah'tan korkanlar için daha hayırlıdır. Hâlâ aklınızı başınıza almayacak mısınız?” AHDE VEFASIZLIK; ONAYLADIKTAN SONRA BOZMADIR. Misakı inkâr etmenin cezası onları düz yoldan çıkarmasıdır. Lanete uğraması ve kalplerinin katılaşmasıdır. Kalplerin katılaşması ise hak karşısında eğilmemeleri, rahmetten etkilenmemeleridir. Onlar kelimeleri yerinden oynatırlar, bazılarını da unuturlar, hainlik yaparlar. Bakara süresi:27 “Onlar ki, söz verip andlaştıktan sonra Allah'a verdikleri sözü bozarlar. Allah'ın birleştirmesini emrettiği şeyi (iman ve akrabalık bağlarını) keserler ve yeryüzünde bozgunculuk yaparlar. İşte zarara uğrayanlar onlardır.” Bakara süresi:100 “O fasıklar hem bunları tanımayacaklar, hem de ne zaman bir ahd üzerine antlaşma yapsalar, her defasında mutlaka içlerinden bir güruh çıkıp onu bozacak ve atıverecek öyle mi? Hatta az bir güruh değil, onların çoğu ahit tanımaz imansızlardır.” Al-i İmran süresi:77 “Allah'a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir paraya satanlar var ya, işte onların ahirette bir payı yoktur; Allah kıyamet günü onlarla hiç konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temizlemeyecektir. Onlar için acı bir azab vardır.” Maide süresi:13 “Sözlerini bozdukları için onları lanetledik ve kalplerini katılaştırdık. Kelimeleri yerlerinden değiştiriyorlar. Uyarıldıkları şeyden pay almayı unuttular. İçlerinden pek azı hariç, daima onlardan hainlik görürsün. Yine de onları affet, aldırma. Çünkü Allah güzel davrananları sever.” Maide süresi:14 “"Biz Hıristiyan’ız" diyenlerden de söz almıştık. Onlar da kendilerine hatırlatılan şeylerin çoğunu unutmuşlardı. Biz de onların arasına, kıyamete kadar sürecek kin ve düşmanlık soktuk. Allah, ne yapmış olduklarını onlara - elbette haber verecektir.” Maide süresi:70 “Andolsun biz, İsrail oğullarından söz aldık ve onlara peygamberler gönderdik. Fakat ne zaman onlara bir peygamber nefislerinin hoşlanmadığı bir şey getirmişse, bunlardan bir kısmını yalanlamışlar, bir kısmını da öldürmüşlerdir.” Araf süresi:102 “Onların çoğunda, sözde durma (diye bir şey) bulamadık. Gerçek şu ki, onların çoğunu yoldan çıkmış bulduk.” GALU BELA, FITRAT, AKIL, PEYGAMBERE BİAT, NAMAZ, KURAN OKUMA, SALÂVAT, ORUÇ, HAC, NİKÂH, BESMELE GİBİ HER İBADET VE HER ZİKİR YENİDEN BİR AHİD YENİLENMESİDİR. VERİLEN SÖZ DE SORUMLULUK GETİRİR. AHDE VEFALI OLUNMALIDIR! BUNA “İMAN” DENİR. Ahde vefa; hiçbir bahaneye sığınmadan onu eksiksizce yerine getirmektir. Bakara süresi:124 “Şunu da unutmayın ki, bir zamanlar İbrahim'i Rabbi, birtakım kelimeler ile imtihan etti, o, onları sona erdirince, Rabbi ona, "Ben seni bütün insanlara imam yapacağım." buyurdu. İbrahim, "Zürriyetimden de yap!" dedi. Rabbi ona "zalimler benim ahdime nail olamaz!" buyurdu.” Bakara süresi:125 “Biz ta o zaman bu Beyt'i, insanlar için bir sevap kazanma ve bir güven yeri kıldık. Siz de Makam-ı İbrahim'den kendinize bir namazgâh edinin. Ayrıca İbrahim ile İsmail'e şöyle ahid verdik: "Beytimi, hem tavaf edenler için, hem ibadete kapananlar için, hem de rükû ve secde edenler için tertemiz tutun!" Al-i İmran süresi:76 “Hayır, kim sözünü yerine getirir ve kötülüklerden korunursa, şüphesiz Allah da korunanları sever. “ Nahl süresi: 95 “Allah'ın ahdini az bir bedel karşılığında değişmeyin. Eğer bilirseniz muhakkak ki Allah katındaki sevap sizin için daha hayırlıdır.” Az bir bedelden kasıt Rabb’ine verdiği sözü dünya menfaati ile değiştirmektir. Bu tür davrananların ahirette bir payı olmaz. Ahirette paysız kalmalarının sebebi dünya payını ona tercih etmeleridir. Yüce Allah onlara artık değer vermez. Bu yüzden rahmetinden dışarı çıkarır. Yüce Allah onlarla kıyamet gününde konuşmaz. Çünkü buluşma ve kavuşma; sevgi ve sadakat üzerine olur.

0 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

ET-TAHİR

İFTAR, KADER VE İMAM Fe- ta-re harflerinde oluşan bir kavramdır. Anlamı uzunlamasına yarılmaktır. Kimi zaman bozmak, kimi zaman da düzenlemek yoluyla olur. Bu fiilden oluşan kavramlardan biri de fıtr