top of page

KUR’AN'A YAKIN OLMAK!

KUR’AN'A YAKIN OLMAK! Kur’an ayı olan Ramazan ayında hatimlerin diğer aylara göre artığını biliriz. Hem Ramazan ayının hikmeti Kur’an olduğunu bildiğimizden, hem de ilahi rızayı ısrarla talep eden nefislerin bu aydaki hazırlığından dolayı... Ancak doğru bir okuma ve doğru bir yaklaşım olmayınca yine amaca ulaşılamamaktadır. Bu nedenle öncelikle bu noktaların dikkat edilmesi gerekmektedir. Kur’an okumadan önce bedenin hazırlığı olan abdest, tesettür, kıble vs. hazırlıklar gibi ruhun/ nefsin ve aklın/ kalbin de hazırlık yapması gerekmektedir. İlk adım Kur’an ‘a bakış açısı nasıl olmalıdır? Bunu doğrultmak gerekmektedir. Bu kitap, yüce Rabb’imizden bize inen bir kitaptır. Rafımızda duran, sıradan, herhangi bir kitap değildir. Herhangi bir yayınevine ve herhangi bir yazara da ait değildir. Bu kitap hepimizin yaratıcısı olan Rabb’imizden bize indirilen bir kitaptır. Kitaptan maksat da kağıttan sayfaların oluşturduğu bir bütünlük değil, ilahî meramı içeren bir metin bütünlüğüdür.

Secde Suresi/2 “Kendisinde şüphe olmayan bu Kitab'ın indirilişi, âlemlerin Rabbi tarafındandır.” Mümin Suresi/2 “Bu kitabın indirilişi, O çok güçlü, her şeyi bilen Allah'tandır.” O halde bu kitabın bir beşer sözü olmadığını bilmek , semalardan bu aleme inen ilahi bir irade olduğunu anlamak gerekmektedir. Kitaba yaklaşırken bu özelliği unutmamak zorunludur. Ellerinin arasında bulunan ilahi isteklerdir.

Hakka Suresi/38-43  “Artık yok, yemin ederim gördüklerinize ve görmediklerinize! O (Kur'an), hiç şüphesiz şanlı bir peygamberin getirdiği sözdür. O, bir şair sözü değildir. Siz pek az inanıyorsunuz! Bir kahin sözü de değildir. Siz pek az düşünüyorsunuz! O, alemlerin Rabbi tarafından indirilmedir.” Sadece bugünü kuşatan bir kitap ta değildir. Rabb’in zaman ve mekan ile sınırlı olmadığına göre O’nun emirleri de zaman ve mekan ile sınırlanamaz. Bu yüzden Kur’an elindeyken bu kitabın diğer tüm kitapları da kuşattığını ve tasdiklediğini de düşünmelisin. Yani tüm peygamberlerin ve tüm ilahi kitapların tasdiklediğini elinde tutuyorsun.

Maide Suresi/48“Sana da önünde bulunan kitapları doğrulayıcı ve onlara bir şahit olmak üzere bu hak kitabı indirdik; onun için sen de aralarında Allah'ın indirdiğiyle hükmet, sana gelen gerçekten ayrılıp da onların arzuları arkasından gitme! Her biriniz için bir kanun ve bir yol tayin ettik. Allah dileseydi, hepinizi bir tek ümmet yapardı, fakat sizi, her birinize verdiği şeylerde imtihan edecek. O halde durmayın, hayırlı işlerde yarışın. Nihayet dönüşünüz hep Allah'adır. O zaman O, hakkında ayrılığa düştüğünüz şeyleri size haber verecektir.” Öyle ki bu kitab'ın içeriği sadece yeryüzünün her anını ve mekanını kuşatmıyor. Bu kitap geçmişi onayladığı gibi geleceği de onaylar, onlardan haber verir. Bu yüzden uyarıcı ve müjdeleyicidir. Yani sadece dünya işlerimizi düzenleyen bir kitap değildir. Aynı zamanda ebedi hayatımız olan ahiretimize de yön verir, onu şekillendirmemize yol gösterir. Dolayısıyla ahiret hayatını da kapsadığından her hükmün hem dünyevi, hem de uhrevi yönü vardır. Her iki hayat açısından da uyarıcı ve müjdeleyicidir.

Enam Suresi/92 “İşte bu da bizim indirdiğimiz bir kitap! Feyiz bereketi dünyayı tutacak; bu tasdik etmedikçe önceki kitaplar muteber olmayacak. Bir de Mekke ve çevresindekileri uyarsın diye indirmişizdir. Ahirete inananlar, buna da iman ederler. Ve onlar namazlarını devamlı kılarlar.” Furkan Suresi/1 “Furkan'ı alemlere bir uyarıcı olsun diye, kuluna indiren (Allah) ne yücedir!” Bu yaklaşımla düşünen insan; kitabı bir hidayet kaynağı ve rahmet olarak görür. Çünkü kendisini yaratan Rabb’inin, kendisine iyiliği emretmek ve kötülüğü nehyetmek istediğinin farkında olur. Bu nedenle kitabın içerdiği her ayeti kendisi için bir uyarı, bir yol işareti, bir delil, bir burhan, bir öğüt, bir şifa, bir hikmet olarak görür.

Enam Suresi/149 “De ki: "Kesin ve açık delil ancak Allah'ındır. O, dileseydi, sizi hep birden doğru yola iletirdi."” Furkan Suresi/33 “Hem onlar sana karşı herhangi bir mesel ile gelmezler ki, Biz sana (ona karşılık) gerçeği ve en güzel yorumu getirmiş olmayalım.” Rabbim benim anlayabilmem ve daha iyi kavrayabilmem için her kavrama bir mana, her ayete bir ruh vermiştir. Bazen misaller ile, bazen teşbihler ile , bazen kıssalarla anlatmıştır bana... Her insanın anlayabileceği bir dil ile seslendiği gibi, özel kullarına da seslenmektedir.

Furkan Suresi/111 “Gerçekten onların kıssalarında akıllılar için bir ibret vardır! Bu Ku'ran uydurulur bir söz değil, ancak kendi önündekinin tasdiki, her şeyin açıklayıcısı ve iman edecek topluluk için bir hidayet, bir rahmettir!” Araf Suresi/52 “Muhakkak biz onlara, inanacak herhangi bir kavme hidayet ve rahmet olması için, tam bir bilgi ile bölüm bölüm açıkladığımız bir kitap gönderdik.” Rabb’imiz her kalbi önemsemektedir. İniş üssü olarak kalbi seçmektedir. Bu yüzden her ayet , reçetenin sunduğu bir kalem mahiyetinde şifadır. Hangi ayeti dinlesen kalbinin o tarafını onarır, aydınlatır, rahatlatır.

Yunus Suresi/57 “Ey insanlar, işte size Rabbinzden bir öğüt, gönüller derdine bir şifa ve mü'minler için bir hidayet ve rahmet geldi.” İsra Suresi/82 “Biz de Kur'an'dan müminler için bir şifa ve bir rahmet olan ayetleri peyderpey indiririz. Zalimlerin ise ancak zararını artırır.” Rahmet ve şifa olarak Rabb’imiz kullarına tebliğ eder. Çünkü hayrımızı istemektedir. Bizi çok sevmekte ve çok değer vermektedir.

İbrahim Suresi/52 “İşte bu, insanlara açık bir tebliğdir; hem bununla uyarılsınlar hem O'nun ancak bir tek ilah olduğunu bilsinler hem de akıl ve vicdanı temiz olanlar öğüt alsınlar!” Nahl Suresi/30 “Allah'tan korkup kötülüklerden sakınanlara: "Rabbiniz ne indirdi?" diye sorulduğunda : "Hayır indirdi" demişlerdir. Bu dünyada iyi işler yapanlara güzel bir mükafat vardır. Elbette ahiret yurdu daha hayırlıdır. Takva sahiplerinin yurdu ne hoş!” O halde bu müjdeyi duymak gerek, bu müjdeye dört elle sarılmak gerek. Bu müjdeyi kaçırmamak gerek. İlahi müjde sıradan bir müjde değildir. Dünyadaki iyiliklere benzemez. Ki buradaki müjdeler bile bizleri çok mutlu ederken ahiretteki yakalayacağımız lutüf ve iyilikleri düşünün artık. Bu nedenle daha dünyadaki nimetlerde bile en iyisini isterken, nimetlerin en iyisini, zirvedeki iyilikleri neden istemeyelim ki!

İsra Suresi/9 “Biliniz ki bu Kur'an, insanları en doğru yola hidayet eder ve iyi iyi işler yapan müminlere büyük bir mükafat olduğunu müjdeler.” Nahl Suresi/89 “Hele her ümmet içinde kendilerinden kendi üzerlerine bir şahit göndereceğimiz seni de onların üzerine şahit getirdiğimiz gün!.. Bu Kitabı sana, her şeyi beliğ bir şekilde açıklamak; hem bir hidayet kanunu, hem bir rahmet, hem de müslümanlara müjde olmak üzere ceste ceste indirdik.” Bu nedenle aziz ve cömert olan Rabb’ine dayan. O aziz ve kerem sahibi olduğuna göre O’nun kitabı olan Kur’an da aziz ve kerem sahibi eder seni. Bu yüzden okuyupta kapatacağın bir kitap değildir. Defalarca ve sürekli oku.... Okuma bu yolun ilk adımıdır. Sana her şeyi bir bir ve bir daha hatırlatarak unutmamamı sağlar. Bu hatırlatmayı hayatının içine akıtır. Ve yaşantın ile Kur’an okuduğun bir kimse oluverirsin. Elbette bu şekilde kendini Rabb’inin şefkatli kollarına bırakırsan... Bu yüzden kitabı okuyup bırakma. Sık sık sana neler anlattığını düşün. Zihninde bir nefer olarak tut.

Kalem Suresi/52 “Halbuki o (Kur'an) bütün akıllı âlemler için bir öğüttür.” Ancak o zaman kitabın nuru seni kuşatır. Önünü açar. Hak ve batıl ayırımını verir. Hayatındaki ihtilafları çözer.

Furkan Suresi/1 “Furkan'ı alemlere bir uyarıcı olsun diye, kuluna indiren (Allah) ne yücedir!” Nisa Suresi/174 “Ey insanlar, bakın size Rabbinizden kesin bir delil geldi; size açık bir nur indirdik.” Ancak Kur’an’ın bildirdiği hükümlere güvenmelisin. Her hükmünü kendi karekterine yüklenen bir prensip olarak düşünmelisin. DNA’ne yüklenen bir kromozom gibi. Hükümleri ciddiye almazsan şu ana kadar anlattıklarımız suya yazılmış gibi olur. Bu yüzden her ayeti, sanan inen bir ilahî emir olduğunun farkında olmalısın. “Bu Rabbimin hükmüdür” diyerek dikkatini Yaratıcının meramına odaklamalısın.

Neml Suresi/6 “ Ve gerçekten sen bu Kur'an'a bilgisinin nihayeti olmayan bir hikmet sahibi tarafından erdiriliyorsun.” Bu ilahi bir kitap olduğuna göre hakkın ve hakikatin tâ kendisidir. Asla değişmeyecektir. Zaman, mekan ve şartlar ne olursa olsun....

Kehf Suresi/27 “Rabbinden sana vahyolunanı oku! O'nun sözlerini değiştirecek yoktur. O'ndan başka bir sığınacak da bulamazsın!” İşte bu kitaba göre hayatını yönlendirdiğin zaman asla kaybetmiş olmayacaksın, yanılmayacaksın, pişman olmayacaksın. Hayatın anlamlı olduğu gibi ölümünde anlamlı olcaktır. Sen kurtulacağın gibi en sevdiklerine de hakkın yolunu göstermiş olacaksın... “ Rabbim şükürler olsun sana, sen bizi ne kadar çokkk seviyorsun!!!” demekten kendini alıkoyamayacaksın.

1 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

ET-TAHİR

İFTAR, KADER VE İMAM Fe- ta-re harflerinde oluşan bir kavramdır. Anlamı uzunlamasına yarılmaktır. Kimi zaman bozmak, kimi zaman da düzenlemek yoluyla olur. Bu fiilden oluşan kavramlardan biri de fıtr

bottom of page