• İnci Mercan

KERBELÂ’DA HAYAT BULAN AYETLER...

KERBELÂ’DA HAYAT BULAN AYETLERDEN... Yunus süresi/ 35 “De ki, "Ortak koştuklarınızdan doğru yolu gösterecek olan var mıdır?" Deki, "Allah, hak olan doğru yola hidayet eder. O halde doğru yola hidayet eden mi kendisine uyulmaya daha layıktır, yoksa kendisine yol gösterilmeyince onu bulamayan mı daha layıktır. O halde ne oluyorsunuz? Nasıl hükmediyorsunuz?" Kerbelâ faciasının en büyük sebebi; Müslümanların kimi  imam olarak kabul edip, biat edecekleri idi. Her iki tarafta tercihini yapmıştı. Gerçekte Resulullah(saa)’tan bildirilen delillerle hak olan imamın imam Hüseyin (sa) olduklarını biliyorlardı. Ama dünya sevgisi ve sistemin uyguladığı korku baskısı bu gerçeği bilmelerine rağmen yanlış kimselere biat ettiler. İşte yukarıda geçen bu ayet “ hidayete ulaşmış kimse mi yol göstermeye daha layıktır, yoksa kendisine yol gösterilmeyen kimse mi uyulmaya daha layıktır?” diye soruyor. İşte inananlar bu soruyu bir daha, bir daha kendilerine sormalıdırlar. Hak olan imam, inanan insanı “Rabbinin rıza”sına götürür, batıl olan lider ise bir tağuttur. Ne yazık ki daha elim bir durum vardır ki o günkü insanlar imameti inkar etmiyorlardı, baskı ve menfaat üzere imam’a karşı çıktılar. Şimdilerde ise menfaat ve korku olmadığı halde tağuta inandıkları kadar, imamet’e inanmıyorlar. Oysaki bunun içinde uyaran bir ayet nazil olmuştu ve bu ayet önemli bir delil idi. Fatır süresi/ 24 “ Muhakkak ki biz seni hak ile hem bir müjdeci, hem bir uyarıcı olarak gönderdik. Hiçbir ümmet de yoktur ki, içlerinde bir uyarıcı geçmiş olmasın.” Bu ayet hâlâ okunuyor olmasına rağmen Kerbelâ’nın en ciddi çağrısını duymak istemeyenler oldu. Ne imameti kabul ediyorlar, ne de biat ediyorlar... Üzerine en acı suçlamalar... Tağutu evliya görüp, Peygamber(saa) vasisinin mücadelesini siyasi emeller olarak nitelendirdiler... Her topluluğa ve her varlığa görülen başkanlık / imamet rolü bu ümmete layık görülmek istenmedi ne yazık ki. İnsanın kendi kendine yaptığı kötülüğü tüm insanlar toplansa yapamazmış. İşte iman sulandırılmaya başlanıldı mı bunun arkası gelmedi. İnanmak isteyen için bu fitnenin önünü kesti imam Hüseyin (as). Kalbi musait olanlar onun kıyamını doğru okuyacaklardı. Ve arkasından gideceklerdi. Ahzab süresi/ 23 “ Müminlerdendir o erler ki Allah'a verdikleri ahde sadakat gösterdiler. Kimi adağını ödedi (canını verdi), kimi de beklemektedir. Onlar, ahidlerini hiç değiştirmediler." Kerbelâ faciasından sonra kalp gözleri açılanlar, bildiler ki elden giden imandır. Bu nedenle silkelenip kendilerine geldiler. Bildiler ki İmam’dan uzak durmak, Rabb’inden uzak durmaktı. Ve uyanış başladı. Böylece bu ayet gibi yüzlerce ayet tekrar gündeme geldi. Sanki ayetler ayağa kalkmış, hayat bulmuşlardı. Muhammed süresi/7 “ Ey iman edenler! Eğer siz Allah'ın dinine yardım ederseniz Allah da size yardım eder ve ayaklarınızı sabit tutar.” Allah’a yardım etmek insanın kendisine yardım etmesi idi. Çünkü Samed olan Rabb’imizin yarattığı kullara ihtiyacı yoktur. O’nun isteği kendi yolunda dik duruşumuz, gayret göstermemiz idi. Eğer biz Allah’ın rızası için çaba gösterip çabalarsak O da bize hayır üzerinden destek verecekti. Ayakların sabit olması, İlahî rıza üzerinde ölmek demekti. Bu nedenle onlara “ şehid” yani “şahit” dedi. Bakara süresi/ 154 “ Allah yolunda öldürülenlere "ölüler" demeyin. Hayır, onlar diridirler. Fakat siz sezemezsiniz.” Bu aşamaya gelinceye kadar inandım diyenler ne kadar kararlı olduklarını gösterme adına imtihanlara girecekti. İnsan rahat bir zamanda sıradan yapması gerekenleri yapardı. Ama korku, sıkıntı, hastalık gibi baskılar altında yine de Rabb’ine sadık mıdır? Bakara süresi/ 155 “Çaresiz biz sizi biraz korku, biraz açlık, biraz da mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltme ile imtihan edeceğiz. Müjdele o sabredenleri!” İnsan “Rabbinin rıza”sını hedef edinmişse ve bu amaçta kararlı ise elbette korku, hastalık, sıkıntı, kayıp gibi bedelleri göze alırdı. Tüm bu baskılara rağman inancında mukavemet gösterir ise işte o gerçekten hedefine sarılmıştır. Müjdeyi hak ediyordur. İmam Hüseyin(sa) ve yarenleri bu imtihanı başarıyla gösterdiler. Son nefeslerine kadar batıl ve küfre karşı direndiler. Nitekim onların bu mukavemeti, çağlar ve mekanlar üzeri uyuyan tüm müslümanları uyandırdı. Bu hayatta “ kul” olmasını bilenler, diğer hayatta da cennet gibi hayatı hak ederler. Bu ayeti yeniden hatırladık Kerbelâ ile... Fecr süresi/ 29-30 “Kullarımın arasına gir. Cennetime gir.” Ama “Kul” olmayı gereksiz görürseniz, Rabb’inizin sizin kulluğunuza ihtiyacı yoktur. Maide süresi/54 “Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse, bilsin ki Allah yakında öyle bir toplum getirir ki, Allah onları sever, onlar da Allah'ı severler; müminlere karşı yumuşak, kâfirlere karşı da onurlu ve şiddetlidirler; Allah yolunda mücahede eder, hiçbir kınayıcının kınamasından da korkmazlar. Bu, Allah'ın bir lütfudur, onu dilediğine verir. Allah, geniş ihsan sahibidir, her şeyi çok iyi bilendir.” Dileyen Rabb’inin taraftarı olur, dileyen Rabb’ine muhalif olur. Tercih insanın kendisine bırakılmıştır. Ama son dönüşün O’na olacağı unutulmamalıdır. İnşikak süresi/ 6 “Ey insan! Kuşkusuz sen Rabbine doğru çaba üstüne çaba sarfetmektesin, nihayet O'na varacaksın.” İnananlar da Rabb’ine dönüş yapacak, inanmayanlar da. Bu her yaratılmış için kaçınılmaz sondur. Ama istenen nedir? Doğru olan şudur ki; Tevbe süresi/71 “Erkek ve kadın bütün müminler birbirlerinin dostları ve velileridirler. İyiliği emrederler, kötülükten vazgeçirirler, namazı kılarlar, zekâtı verirler, Allah'a ve Resulüne itaat ederler. İşte bunları Allah rahmetiyle yarlığayacaktır. Çünkü Allah azîzdir, hakîmdir.” Kerbelâ da her gruptan kimseler vardı. Erkek- kadın, genç, yaşlı, çocuk, asker yada asker olmayan... İnanan erkekler ve inanan kadınlar birbirilerinin velisidirler... İmam Hüseyin(sa), Hz. Zeynep(sa) gibi. Ama bunun tersine kadınlar ve erkekler Rabb’ine ve Resulune biat ettikten sonra sözlerinden dönerlerse ve bunun için bir dayanışmaya girerlerse... Maide süresi/ 78-79 “ İsrailoğulları'ndan küfredenler, Davud ve Meryem'in oğlu İsa diliyle lanetlenmişlerdir. Bu, onların isyan etmeleri ve aşırı gitmeleri yüzündendi. Onlar, yaptıkları kötülüklerden vazgeçmiyorlardı. Yaptıkları şey ne kötü idi.” Düşmanın çoğunluğundan korkmayın. Üstünlük ve kazanım çoğunlukta değil, hak olandadır. Doğru olana tutunmadadır. Nahl süresi/ 92 “Bir ümmet, diğer bir ümmetten (sayıca ve malca) daha çok olduğu için, yeminlerinizi aranızda aldatma vasıtası yaparak, ipliğini sağlamca eğirdikten sonra onu söküp bozmaya çalışan kadın gibi olmayın. Allah sizi bununla imtihan eder ve şüphesiz hakkında ihtilaf ettiğiniz şeyleri kıyamet günü size mutlaka açıklayacaktır.” İmam Hüseyin (sa), insanlara defalarca hutbe verdi. Onlara hakkı açıkladı, olup biten fitnelere karşı uyardı. Ancak onlar dinlemedikleri gibi birde kendisine karşı işbirliği yaptılar, saldırı planı düzenlediler... Yunus süresi/ 71 “Bir de onlara Nuh'un kıssasını oku: Hani o bir zamanlar kavmine demişti ki: "Ey kavmim, eğer benim aranızda duruşum ve Allah'ın âyetleriyle öğüt verişim size ağır geliyorsa, şunu bilin ki, ben yalnızca Allah'a dayanmışımdır, artık siz ve ortaklarınız her ne yapacaksanız toplanıp bütün gücünüzle karar veriniz. Sonra bu işiniz size dert olmasın. Sonra bana ne yapacaksanız yapın, bana mühlet de vermeyin". Küfrün acımasız çehresini görmelerine rağmen İmam ve dostları direndiler... Gerçek teslimiyetin yanlızca Rabb’imize olması gerektiğini hatırlattılar. Uluhiyetin, Rububiyetin ve Malikiyetin yalnızca alemlerin sahibi Allah’a ait olduğunu anlattılar. Böylece Tevhid’in pak yolunu yeniden göstermiş oldular. Hud süresi/ 56 “Ben muhakkak ki, hem benim Rabbim, hem de sizin Rabbiniz olan Allah'a dayanmaktayım. Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki, idaresi ve yönetimi O'nun elinde olmasın. Benim Rabbim, hiç şüphe yok ki, doğru yoldadır." Maide süresi/ 44 “ “İçinde hidayet ve nûr bulunan Tevrat'ı, elbette biz indirdik. Müslüman olan peygamberler, yahudiler hakkında hükmederler, kendilerini Tanrıya adamış zâhitler, âlimler de, Allah'ın kitabını korumakla görevlendirildiklerinden (onunla hüküm verirler) ve onun Allah'ın kitabı olduğuna şahitlik ederlerdi. İnsanlardan korkmayın, benden korkun, âyetlerimi az bir paraya satmayın.” Kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar kâfirlerin ta kendileridir.” İşte bu dile getirdiğimiz ayetler, Kerbelâ’da canlanan ayetlerden bazıları idi. Zaten bu mücadelenin amacı da bu değil miydi?

0 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

ET-TAHİR