• İnci Mercan

KENDİMİZİ İNŞA EDERKEN, MALZEMELERİMİZİ KONTROLDEN GEÇİRMEK ZORUNDAYIZ!

 KENDİMİZİ İNŞA EDERKEN, MALZEMELERİMİZİ KONTROLDEN GEÇİRMEK ZORUNDAYIZ!      Her insan özeldir. Kendine özgü duruşu, hisleri ve mizacı vardır. Vel hâsıl her insan ayrı bir dünyadır. Genlerin durumu, hormonlarının salgılanımı, aldığı eğitim, aile yapısı, içinde bulunduğu toplum, çevresini kuşatan insanların karakterleri hatta bulunduğu coğrafyanın iklimi bile her insanın bedensel ve ruhsal şekillenmesinde önemli rol alırlar. Tüm bu seçenekler farklı olmasına rağmen şu noktalar dikkatimizden kaçmamalıdır. Birincisi, her insan İslam fıtratı üzere doğmuştur. Herkes eşit ve olumlu bir temel üzere doğmuştur. Başka anlayışlarda olduğu gibi günahıyla beraber dünyaya gelmez. Her insan hem yüksüzdür. Hiçbir yükün altına girmeden dünyaya gelmiştir. Hem de her insan başlangıç olarak sıfır çizgisinden başlar hayata. Ve üstelik Ahsen-i Takvim dediğimiz engüzel şekilde yaratılmış olarak sıfır noktasında gözlerini açar dünyaya... İkincisi, her insan bu hayatın sonucu olarak Rabb’ine dönüş yapacaktır. Bu nokta da herkes eşittir. Her insan dünya hayatına başlarken yaratılış sebebi olan Rabb’ine sorumluluk noktasında durmaktadır. Zaten bu yüzden herkes İslam’ı yaşayabilecek bir potansiyel ile dediğimiz İslam fıtratı ile doğar. İşte bu iki nokta; “doğum, başlangıç süreci olarak ve ölüm, bitiş süreci olarak” hepimiz için geçerlidir.  O halde bu iki nokta arasındaki süreç bizlerin iradesine, tercihlerine ve kendimize oluşturduğumuz şartlara göre şekillenecek. Elbette ki genlerimiz, hormonlarımız, aldığımız eğitim, ailemiz, kültürümüz, hatta beslenme şeklimiz bile bizim şekillenmemizde önemli etkenler olacak. Bu yüzden bizi şekillendiren tüm etkenleri bir bir kontrolden geçirmemiz gerekir. Adeta süzgeçten geçirmeliyiz. Neler süzgecin üzerinde kalmalı, neler süzgecin altında kalmalı... Bu aile anlayışımız olabilir, içinde kendimizi bulduğumuz kültürümüz olabilir, arkadaşlarımız olabilir, aldığımız eğitim olabilir, beslenme şeklimiz olabilir, edinmek istediğimiz mesleğimiz olabilir, izlediğimiz programlar olabilir, kullandığımız ilaçlar olabilir... Her etken kişiliğimizin, duruşumuzun ve edineceğimiz prensiplerin oluşmasında birer basamaktır. İşte yüce yaratıcımız Allah’ımız, bu etkenler arasında kaybolmayalım, kendimizi bu etkenlerin ellerine bırakmayalım, bizleri öğütmesinler, bizleri incitmesinler diye lütfü ve kereminden dolayı daha doğarken insanın alması gereken hedefi, yolu ve prensipleri bildiriyor. Bu hem insanın zaman kaybetmemesine sebep oluyor, hem de incitilmesine engel oluyor, hem de cennetini dünyaya getirmiş oluyor. Ahirete gitmeden cennetini dünyada yakalamak anlamına geliyor. İşte bundan dolayıdır ki tüm etkenleri de tercih ederken Allah’ımıza danışmamız gerekir. Şimdi bu etkenlerden birkaçını isterseniz sorgulayalım. 1-Boğazımızdan geçenlerin kontrolünü yapmalıyız. Haram yemek, insanın karakter gelişmesinde çok önemlidir. Çünkü her lokmanın menşeisi ve elde edilme şekli o kişinin zihniyetini oluşturur. Ahlakını şekillendirir. Bu yüzden rızkımızı kazanma ve boğazımızdan geçirme şeklimiz önemlidir. "Ey iman edenler! Size verdiğimiz rızıkların temiz/helal olanlarından yiyin; eğer sadece O’na kulluk ediyorsanız, Allah’a şükredin. O’na karşı diliniz, bedeniniz ve malınızla, kulluk borcunuz olan şükrü yerine getirin."  Bakara Suresi/172 Şimdi bu çeşitli adımları gözden geçirelim. A-kan, leş, domuz eti ve Allah adına kesilmeyen hayvanların yenilmesi haramdır. Allah size sadece ölmüş (murdar hayvan)ı, kanı, (hem etinin hem tabiatının pisliğinden dolayı) domuz etini ve Allah’tan başkası putlar ve şahıslar adına kesileni haram kıldı. Fakat kim de mecbur kalırsa, istekli olmayarak ve sınırı aşmadan sırf ölmemek için yerse ona hiçbir günah yoktur. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir." Bakara Suresi/73 Allah’ımızın haram kıldığı sahada hayır yoktur. Zaten haram etmesinin hikmeti de budur. Allah Resulü (s.a.a) buyurdu ki “ Allah bir şeyi haram kılarsa, onun fiyatını da haram kılar.” O halde bunların satışından elde edeceğimiz para da helal değildir. B-İçki içmek ve içki, kumar ve fal ile elde edilenler haramdır. "Ey iman edenler! Şarap/içki, kumar, tazim edilen dikili taşlar, şans (fal) okları ve zarları, şeytan ve kötü insana ait murdar (pis) işlerdir; artık bunlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz." Maide Suresi/90 “Şeytan, içki ve kumarla sadece aranıza düşmanlık ve kin sokmak, sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık bunlardan tamamen vazgeçtiniz değil mi?" Maide Suresi/91 C- Rüşvet almak.  Bakara Suresi/188 “Bir de aranızda mallarınızı batıl sebeplerle yemeyin. İnsanların mallarından bir kısmını bile bile günah ile yemek için, o malları hâkimlere rüşvet olarak vermeyin." Ç- Karaborsacılık haramdır.  Allah Resulü (s.a.a) bildiriyor.” Yiyeceği kırk gece saklayan Allah’tan, Allah ta kendisinden uzak olur.” Yine başka bir sözü de şudur. “ Suçlu olanlardan başkası malı saklayıp, karaborsacılık yapmaz.” D- Açık artırma yapmak ta doğru değildir. Resulullah (s.a.a)buyuruyor. “ Müslümanların koydukları fiyatlara karışarak pahalılaştıran kimseyi kıyamet gününde Allah’ın en muazzam ateşe oturtması O’nun hakkıdır.” E- Pazar hürriyetine müdahale etmek. Resulullah (s.a.a) buyuruyor. “ Hazır olan hazır olmayanın yerine satmasın. İnsanları kendi haline bırakınız. Allah onları birbirilerinden rızıklandırır.” F- Malı ile aldatmak. Resulullah (s.a.a) buyuruyor. “ Bir şeyi satan kimsenin, malındaki özrü beyan etmeden onu satması ve bu özrü bilenin de onu beyan etmemesi doğru değildir.” G- Fazla yemin etmek doğru değildir. H- Çalınan malı almak veya satmak hırsıza ortaklıktır. Resulullah (s.a.a) buyuruyor. “ Bir hırsızlık malını bilerek satın alan, onun günahına ve ayıbına iştirak etmiş olur.” I- Faiz haramdır. “Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve artık faizin peşini bırakın, eğer gerçekten müminler iseniz.” ( Bakara süresi/ 278) İ- Hayvan dövüştürmek J- Tavla oyunu İçinde kumar bulunan her oyun haramdır. Mutlak bir şey kazandıran ve kaybettiren oyundur. K- Müslümanlara savaş açan bir ekibin içinde yer almak ve bunun üzerinden gelir elde etmek haramdır. L- Şüpheli şeyler. Resulullah (s.a.a)buyuruyor. “Şüphelendiğin şeyi, şüphelenmediğin şeye terk et.” M-Faiz işleten yerlerde çalışmak. N- Dans ve eğlence yerlerinde çalışmak. O- Kahvehane işletmek Ö- Altın ve gümüş kaplar yapanlar P- Köpek satanlar. Ebu Mesud rivayet ediyor. “ Resulullah köpeğin satışı karşılığında alınan parayı, fahişenin zina karşılığında aldığı ücreti ve kâhinin ücretini yasaklamıştır.” R- Yalan yere şahitlik Örnek; bu konuda avukatların yalanları savunmaları doğru değildir. “Şüphesiz, Allah'a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir karşılığa değişenler var ya, işte onların ahirette bir payı yoktur. Allah kıyamet günü onlarla konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temizlemeyecektir. Onlar için elem dolu bir azap vardır.” ( Al-i İmran / 77) S- Allah adına kesilmeyen hayvanları satmak Ş- Hayvanları para karşılığında döllendirme O- İçki için ürün ekme Ö- Haramları reklam etme Tüm bunlara SUHT diyoruz. Yani harama giden yollar olarak nitelendirebiliriz. Burada sıralayamadığımız daha birçok suht alanlar vardır. İşte tüm bunları tespit etmeliyiz hayatımızda. Ki bunlara karşı tedbir alalım. 2- Baktıklarımıza dikkat etmeliyiz. Baktıklarımız da bir çeşit beslenme yoludur. Kalbe giden yollardan biridir. Görsellik etkileyici bir eğitim metodudur. Bu yüzden nelere şahid olmamız gerekir, nelere şahid olmamamız gerekir diye kendimizi kontrolden geçirmeliyiz. Örneğin nelere bakmak haram ya da dikkatlerin nerelere yoğunlaşması gerekir. Neler görüyoruz, neler okuyoruz, nelere göz dikiyoruz, nelere bakıyoruz, nelere gülüyoruz, nelere ağlıyoruz ..... Tüm bunları kendi lehimize müşahede etmek zorundayız. Yine bunları vahiy öğretisinden öğrenebiliriz. 3- İşittiklerimize dikkat etmeliyiz. Çünkü iradeyi doldurma ve depolama yöntemlerinden biri de dinlemektir. Bizler neleri veya kimleri dinlemeliyiz. Yine bizim hayrımızı en çok isteyen Rabb’imize danışabiliriz. Ayet-i kerimeler de bu eğitim metodu da geçer. Neleri işitip itaat etmeli, neleri işittiğimiz halde sumen altı etmeliyiz. Ya da neleri duymamak için oradan kaçmalıyız. Çünkü işittiklerimiz ve arkasından gelebilecek kanıksamalarımız bizi şekillendirecek. Böylece karakterimiz ve duruşumuz ortaya çıkacak. İşitmek te kalbi besleyen yollardan biridir.                  Sonuç olarak; insan, dışarıdan iç dünyasına aldıkları ile şekillenir. Bu nedenle aldıklarımızı süzmemiz gerekir. Kendimizi korumak ve sağlam bir kimlik adına. Hatta gerekirse kontrolünü yapamadığımız bazı şeyleri içeriye almışsak ne yapıp edip o zararlı etkenleri tekrar kapı dışarı etmeliyiz. Biz kendimiz kendimize emanetiz ilahi irade gereği. Bu emanet hakiki sahibine geri verildiğinde, emanet arınmış ve temiz olarak geri teslim edilmediğinde sorumluluk altında olacağız. Böyle bir duruma düşmemek için “kendimizi nasıl inşa ediyoruz?” düşüncesi ile “kendimizi ve malzemelerimizi kontrolden geçirmek zorundayız.”  Allah’a emanet olunuz.

0 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

İFTAR, KADER VE İMAM Fe- ta-re harflerinde oluşan bir kavramdır. Anlamı uzunlamasına yarılmaktır. Kimi zaman bozmak, kimi zaman da düzenlemek yoluyla olur. Bu fiilden oluşan kavramlardan biri de fıtr