top of page

KÖTÜ OLMAK İSTEMİYORUM, AMA…

Elbette genelleme yapmak doğru değil. Ama çevremde kötü olan insanlar çoğalmış. Ve benim içimden onlara iyilik yapmak gelmiyor. Değerli incivemercan.com ailesi, bu insanların kötülüklerine karşılık iyilik yapınca beni kullandıklarını düşünüyorum. Bir enayi pozisyonuna düşmüş gibi kendimi hissediyorum. Diğer yandan da kötü olmak beni rahatsız ediyor. Bazen rotamı belirleyemiyorum. Bu konuda bana doğru ve net tavrı açıklarsanız, çok memnun olurum. Şimdiden Allah razı olsun.

SERVET GÜNDOĞDU Muhterem kardeşim, aklın ve vicdanın arasında bir gelgit yaşadığını düşünüyorum. Anlaşılan o ki kalbin tertemiz ve kirletebileceğinin sancısını yaşıyorsun. Bu duyarlılığından dolayı öncelikle seni tebrik ediyorum. Erdemler bulutun arkasında gizli kalan bir güneş gibi üzeri örtülmüş. İnsanlar heva ve heveslerine göre davranıyorlar. Bu çıkışlar da insanları bencil ve duyarsız yapıyor. Kendisinden başkasını düşünemiyor. Empatiyi elden bırakıyor.  İnsanın kaybetmesi ve aşağılara düşmesi çok kolay. Çünkü şeytan düşüşü cazip ve alacalı gösteriyor. Ahirete inanmak şart ve her şeyin önümüze serildiği gün, herkes getirdiğine rehindir. Bu yüzden kötülükleri yapmak ahirete yakinen inanmayanların tezahürüdür. Ama her şeye rağmen iyi olmaya devam etmek, ahirette karşılığını umanların özelliğidir. Hepimiz kötülük yaparsak ve kötülükte yarışırsak, cehenneme gitmeye gerek yok. Burası cehenneme dönüşmeye başlar. Çevremiz çöplüğe dönüşür. İnsanlar hayvanların kavgaları gibi didişip dururlar. Böyle bir dünyada insanın yaşama isteği bile kalmaz. Hele bir de böyle bir ortama ciğer parçamız olan çocuklarımızı bırakıp gidiyorsak, bu daha acı bir durum. Bilakis biz isteriz ki çocuklarımız bizden daha iyi ortamda yaşasınlar. Sevgi ve rahmet yumağına dönüşsün bu dünya. Bir cennet olsun. Canın, malın, aklın, dinin ve neslin zülüm, nefis ve şeytanın tuzak ve telkinlerinden uzak olsun. Emin bir ortam olsun. Güven, sevgi ve özgürlük onları kuşatsın. O halde kötülüklerde değil, iyiliklerde yarışmamız şart. Cenneti bu dünyaya getirmek istiyorsak, iyilik tohumlarını atmak zorundayız. İnsanlara iyiliklerin yolunu açmak, kaçınılmaz bir mücadeledir. Hz. İsa (as) şöyle dediği hepimiz tarafından bilinir. “ birisi sağ yanağına tokat atıyorsa, sen sol yanağını çevir” Bu bir deyimdir. Zalimlere boyun eğ mahiyetinde değildir. Bu kötülük yapanlara iyilikle cevap ver anlamındadır. Bir gün Resulullah (s.a.a) çevresindeki sahabelere şöyle seslenir. “Size biri iyilik yaparsa ne yaparsınız.” Onlar “ ya Resulullah biz de iyilik yaparız” derler. Resulullah (s.a.a) “ ya kötülük yaparsa” onlar “ bizde iyilik yaparız” derler.  Resulullah yine tekrarlar. “ bir daha kötülük yaparsa” onlar “ yine iyilik” derler. Üçüncü kez yine Resulullah tekrarlar. “ bir daha kötülük yaparsa siz ne yaparsınız?” onlar “ya Resulullah artık dayanamayız. Bizde kötülük yaparız” derler. Resulullah (s.a.a) Hz. Ali (as) ye döner. “Sen ne yaparsın ya Ali!” o da şöyle cevap verir. “ bana bin defa kötülük yaparlarsa, ben yine iyilik yaparım.” Resulullah (s.a.a) şöyle der. “ sizinle onun arasındaki fark budur” Bu hikâyeden şunu anlıyoruz ki doğru tavır pes etmemektir. Önemli olan her şeye rağmen, doğru olanı yapmaktır. Zaten imtihanda olmamızın sebebi bu değil mi? İmam Cafer Sadık (as)'a bir adam gelir ve şöyle der. "Kötü olana bende kötü olayım mı?" İmam Cafer Sadık (as) şöyle cevap verir. “ yağmur herkesin üzerine yağar. Hem iyilerin, hem de kötülerin.” Bu cevaptan şunu anlıyoruz ki; mümin bir yağmur gibi insanlığa rahmettir. Herkesin üzerine yağmalıdır. İyiliğe iyilik ile cevap vermek herkesin işidir, ama kötülüğe iyilik ile cevap vermek, er kişinin işidir. Her türlü ortama rağmen, doğru ve iyi olanı yapmak bir başarıdır. Kötülüklerin yayıldığı gibi, iyiliklerin de yayılması mümkündür. Bu birazda gayret ve kararlılığa bağlıdır. İyiliklerin dört tarafımızı kuşatmasını istiyorsak, mücadele etmek zorundayız. İnsanın tekâmüle ermesi ancak doğru yolda yol alması ile olur. İnsan olanın kötülerden bir farkı olması gerekir. Bu insan inanan bir insan ise farkı daha da katlamalıdır. İnsan taraftarlığını seçmelidir. Ya iyiler kategorisine yazılmalıdır. Ya da kötüler listesine girer. Allah muhafaza etsin. İnsanlar anlamasa da yüce Rabb’imiz herkesin gayretine şahittir. Her şeye rağmen sicili temiz olacaktır. Ama bunun tersine davranırsa bu da o gün açıklanacaktır. Enayi gibi görülmek, ebedi ateşe girmekten daha acı, daha korkunç değildir. Korkunç olan o gün, ebedi olarak kaybedenlerden olmaktır. Dünyayı da, ahireti de çöplüğe çevirmektir. Bir de şuna inanmak gerekir. Yanlış olan elbette ki; bir gün doğrunun önünde eğilecektir. Çünkü iyilik bakidir. Kötülük ebterdir. Üstelik daha bu dünyada bile, iyilik cazibelidir. Yeter ki biraz sabır ve kararlı olalım. Bir süre sonra iyi olanların tadına bakılınca onlar aranacak, arzulanacak ve ihtiyaç duyulacaktır. Çünkü insan fıtratı budur. İyiliği ve güzelliği sever. Hz. Yusuf(as) misalini düşünün. Kendisini öldürmeye kalkışan kardeşler Hz. Yusuf(as)’un iyiliği ve keremliliği karşısında boyun eğiyorlar ve secdeye kapanıyorlar. Secdeden kasıt, saygı duyup itaat etmeleridir. Kötülükler, iyiliklerin karşısında eriyip gidiyor.  Tüm bu misallerden sonra sevgili kardeşim, son olarak şunu demek istiyorum; İyi olmaya devam edin. Şeytanın bütün oyunlarına rağmen… Allah’a emanet olunuz. Vesselam…

0 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Bismillahirrahmanirrahim EN GÜZEL YARIŞMA Şaban ayının 15'i nihayet gelip çattı. Bugün zamanımızın imamı olan Hz Mehdi'nin (a.s) doğum günü idi. İmamımızın(a.s) varlığına duyduğumuz sevincimizi, O'na

bottom of page