İNCİNEREK ÖLMEK

İNCİNEREK ÖLMEK İncinerek ölmek, hak yolunda ısrar edenlerin kaderidir. Çünkü onlar muhaliflerin yanı sıra “ inandım” diyenler tarafından da imtihana girerler. İmam Ali (sa)’nin hayatını incelediğimizde iki dönem dikkatimizi çeker. Birinci dönem; peygamber Hz. Muhammed (s.a.a)’in yanında olduğu, onun yardımcısı, veziri ve sağ pazusunun olduğu dönemdir. Peygamber(s.a.a)’in  peygamberliğinin başladığı günden peygamber(s.a.a)’in vefat ettiği döneme kadar her süreçte yanıbaşındadır. İlk davet yılları, boykot, Taif’e gidiş, hicret gecesi, Bedir savaşı, Ahzap savaşı, Uhud savaşı, Hayber günleri, Huneyn .... Açlık, zorluk, tehlike, yalnızlık,...  Hiçbir şiddet ve zorluk anında şikayet etmedi, hatta sitem bile etmedi... Ve kendini hiçbir zaman sıkıştırılmış olarak görmedi. Sebebi muhalif olanlar küfredenlerdi. İnanmadıkları şeylere elbette onay vermeyeceklerdi. Ellerinden gelen düşmanlığı yapacaklardı. Bu yüzden hak ve batıl olarak iki taraf vardı. Ve.... En fazla ölecekti. Bu durum da kendine kolay geliyordu. Nihayetinde küfür tarafından öldürülecek ve uğrunda öldüğü Rabb’inin huzuruna gidecekti. Ama ikinci dönem bu kadar sınırları belli olan bir durum değildi. Bu dönem peygamber Hz. Muhammed(s.a.a)’ten sonraki dönemdir.  Çünkü herkes “inanan” olduğunu söylüyor, İslam’dan haberdar, imanın gereklerini biliyorlar, hatta kendilerini çok sevdiklerini de dile getiriyorlar... Ancak bu “inandım” diyen insanlar, İslam ahlakını takip etmiyorlar, Rabbanî terbiyeye aldırmıyorlar, hakkı söyleyip batıl istek ve ideal peşindeler, usuller ve değerler üzerine amel etmiyorlar.... Dillerden ayet ve hadisler dökülürken, söyledikleri ayet ve hadislerin batınından çok uzak duruyorlar. Bu yüzden imam Ali (sa) bu dönemi “ zor günler” diye nitelendiriyor. Nedeni ruhlar incinmektedir. Sözde aynı hedefe tutunmuş, aynı yolda  ve dinde kardeşi olan bu insanlar tarafından incitilmektedir. Onun kalbinin tam üstüne darbe üzerine darbe indirilmektedir. İmam Ali(s.a)’nin “ bunu hiç ummazdım” demesi vicdanların hangi tablolarda olduğunu göstermektedir . Bu yüzden müslümanlar tarafından öldürülmek veya incitildikten sonra ölmek, bu dünyaya gözlerini kapatırken incinerek ve kırılarak ölmektir. Ölümün acısını ikiye katlar bu durum. Bu nedenle ölümüne yakın bu durumun vehametini anlatırcasına “ kurtuldum” demiştir. Ne yazık ki bu darbeler imam Ali(sa) gözlerini kapatmasıyla son bulmaz.  İnananlar Allah’ı zikrederek tağutlara boyun eğmektedirler. Her ne kadar kendilerini Tevhid ehli olarak gösterseler de kapitalist ve bencil zihniyetle yoğrulduğunun farkında değildirler. Sorumsuzlukları sorumluluk görüp, değerlerin küfür tarafından çiğnenmesini seyretmektedirler. Hayattan beklentileri, Risalet yolundan öncelikli tutulmuştur. Kişisel beklentiler, imamın gereğinin önüne konulmuştur. İnsanların ümit, iyilik ve hayır yolları suistimal edilmiştir. Fitne ateşine odun taşınmakta, insanların hisleri ve inançlarıyla oynanmaktadır. Küçük hesaplara büyük ufuklar satılmaktadır. Durum böyle olunca daha nice müslümanlar da müslümanlar tarafından incitilmeye devam edecektir. Sanki “kardeş” değildirler.  İşte bu yüzden gerçekten inananlar, derdi İslam olanlar kırılmışlardır. Ne yazık ki bu dine en büyük zararı yine o yolun kendi mensupları vermişlerdir. İşte bu nedenle İmam Ali(sa) gibi daha nice müminler kırılacaktır ve inananların elinden çok çekecek “ zor günler” diyeceklerdir. Acımasızca kardeşlerinin hem bedenlerine, hem de ruhlarına darbelerini hissedeceklerdir. Ve  incinerek bu dünyadan ayrılacaklardır. Ayrılırlarken de ne yazık ki“ kurtuldum” diyerek gözlerini bu dünyaya kapatacaklardır. Ama ya sonrası...  Çok acı...

0 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

ET-TAHİR

İFTAR, KADER VE İMAM Fe- ta-re harflerinde oluşan bir kavramdır. Anlamı uzunlamasına yarılmaktır. Kimi zaman bozmak, kimi zaman da düzenlemek yoluyla olur. Bu fiilden oluşan kavramlardan biri de fıtr