top of page

İMAM MEHDİ’Yİ (AF) BEKLEMEK

İMAM MEHDİ’Yİ (AF) BEKLEMEK İnsanın fıtratında her zaman bir hedefe yönelip çabalamak vardır. Bu çabalamanın sonucunda bir huzura kavuşma, hidayet olma isteği. Olumsuz hadiseler karşısında adil bir öndere ihtiyaç duyar her zaman. Bu nedenledir ki birçok inanç ekolü bir kurtarıcıyı bekler. Ne yazık ki doğru ipe tutunmayıp, kaybetme felakete sürüklenme de az değildir. Tüm noksanlıklardan münezzeh olan Allah Teâlâ bu bekleyişi kuluna bir tercih olarak değil, bir zorunluluk olarak sunmuştur. Yaratan yarattığının ihtiyaçlarının en iyi bilendir ve tek bir yolu hidayet ve kurtuluş yolu olarak tayin etmiştir ki, kulu ihtilaftan doğan sıkıntılara düşmesin. Bu yolu sırasıyla Allah Teâlâ şu ayeti kerimede kuluna bildirmiştir “Ey iman edenler! Allah'a itaat edin, Peygambere de itaat edin ve sizden olan emir sahibine de itaat edin. Eğer herhangi bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz; Allah'a ve ahiret gününe gerçekten inanıyorsanız, onu Allah ve Resulüne arz edin. Bu, daha iyidir ve sonuç bakımından da daha güzeldir.” ( Nisa süresi/ 59) Bu gün bizler için bir bekleme (intizar) süresi tayin edilmiştir. Bir yönüyle avantaj başka bir yönüyle de ağır bir imtihan olan bu bekleyiş nasıl değerlendirilmeli, neler yapılmalı ki vaad edilen o gün geldiğinde, vazife hakkıyla yerine getirilebilmeli. 1-Tanımak: Kimi bekliyoruz? Allah’ın yeryüzündeki son hücceti hakkında buyurduğu şu hadis bir yol göstericidir. “ O’nun adı benim adımdır. Künyesi benim künyemdir.”  Tüm şahsi ve manevi özellikleriyle birlikte her yönüyle iyi öğrenmek ilk adımdır bu anlamda. 2-Hedefini Anlamak: Ne yazık ki dünya şuan her yönüyle bozulmuş, tüm manevi değerlerin yerini bencil arzular almıştır. Bugün adaletin yerine, zulüm yardımlaşmanın yerine tamahkârlık ve bencillik kanaatin yerini şehvete düşkünlük normal kabul edilmektedir. İmam Mehdi’nin af ilahi misyonu adil devleti evrensel bir şekilde kurup tesis etmektir. Bu misyonu Allah Teâlâ, Hadid süresi 17. şöyle bildirmektedir. “Bilin ki Allah, yeryüzünü, ölümünden sonra diriltir.” Bu dirilmenin manevi bir diriliş olduğunu İmam Musa Kazım bu ayet ile ilgili tefsirinde şöyledir. "Allah'ın yeryüzünü ölümünden sonra diriltmesi, yeryüzünü yağmurla diriltmesi anlamında değildir; Allah Teâlâ, adaleti ihya edip ilahî hükümleri uygulayarak yeryüzünü ihya edecek ve diriltecek kişiler görevlendirir." Tüm dünyada adil bir devlet kurmak. Bekleyenlere düşen görev bu hedef doğrultusunda bir ön çaba içerisinde olmaktır. 3-Bireysel çaba; İnsanın ilk olarak kendisinin bu manevi değerleri kazanmasıdır ki aynı zamanda Yüce Allah’ın kulunda beklentisi de budur.Yine bu maddeyi de birkaç başlığa bölmek gerekirse; İlmi tekâmül, Ahlaki gelişim, Askeri Donanım, Toplumsal çaba. Allah Resulü (saa) şu hadis ile bu süreci üstün amel olarak bildirmiştir.  "Ümmetimin en üstün ameli, bekleyiş içinde olmak ve Allah'tan gelecek olan zaferi dilemektir." (Biharu'l-Envar, c.52, s.22). Toplumsal çabayı da yine alanlarına göre birkaç maddeye ayırmak mümkün 1-Toplum bazında ilmi gelişim tekâmül 2-Ahlaki gelişim 3-Ekonomik yönden kaynakları doğru kullanıp Hak düzen için zemin hazırlamak 4-Toplumsal bazda askeri gelişim 4-Sabır gösterme: Gaybet süresinin uzunluğu manevi gardın düşmesine sebep olmamalıdır. Tarihte bu tür imtihanların örneklerini görmek mümkündür. Örn: Nuh (as) kavmi bozuk toplumdan kendilerini kurtaracak olan Allah’ın (cc) vaadini beklemelerini emretmiş ve bekleyiş 120 yıl kadar sürmüştür. Nihayette kurtulanlar hakikatle iman edenler olmuştur. Bu anlamda sabrın ve ümidin imanın derecesiyle ilgili olduğunu unutmamak gerekir. Şu hadis bu konuya bir örnektir. “Herkim, Kaim’imizin gaybet döneminde velayetimiz üzere sebat ederse, Allah ona Bedir ve Uhud şehitleri gibi bin şehidin sevabını bahşeder’’. (Age. C.25, 125) 5-Zuhur İçin Dua Etmek: Dua Yüce Allah’a itaatin bir göstergesi manevi bir ilaçtır. Bizzat İmam Mehdi (as) kendisi de zuhur için dua etmeyi emrederek şöyle buyurmuştur. “Ferecin çabuk olması için çok dua ediniz. Bu, kesinlikle sizin kurtuluşunuzdur.’’ (Tabersi, 1403, c.2, 471) Sonuç olarak tüm bu özelliklere vakıf insan, İmam (as) gaybette de olsa kâmil noktasına ulaşmış olur. İçinde bulundukları toplumun mayaları gibidirler. İman ve güzel ahlakın tepe noktası olurlar. Hz Peygamber (saa) kardeşlerim hitabıyla şereflenmiş kullardır Onlar. “Benim kardeşlerim, ahir zamanda yaşayacak olanlardır. Onlar beni görmedikleri halde imam edeceklerdir” (Kemal-ud Din 1/320)

ZELİHA ŞAHİN                    

0 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

ET-TAHİR

İFTAR, KADER VE İMAM Fe- ta-re harflerinde oluşan bir kavramdır. Anlamı uzunlamasına yarılmaktır. Kimi zaman bozmak, kimi zaman da düzenlemek yoluyla olur. Bu fiilden oluşan kavramlardan biri de fıtr

bottom of page