İMAM MEHDİ (A.F) İLE BİREYSELLİKTEN TOPLUMSALLIĞA

     ‘‘Ey insanlar! Gerçekten biz sizi boylar ve kabileler şeklinde kıldık. Hiç şüphesiz Allah katında sizin en yüce olanınız, takvaca en ileride olanınızdır. Hiç şüphe yok Allah her şeyi bilendir, haberdar olandır.’’ Özelliklerimizin, milletlerimizin farklı olması, çatışma için değil; ortak ihtiyaçları karşılamak, gerekli yardımlaşmayı sağlamak amacıyladır.      İslam dini herkesi kardeş olarak görür. Müslümanlar arasındaki iman bağı, akrabalık bağından ve nesep bağından daha kuvvetlidir.      Toplumsal bir düzen oluşturabilmek için Allah bazı şeylerin yapılmasını, bazı şeylerin terk edilmesini istemiştir. Nitekim Nahl Suresi 90. ayette şöyle buyrulmuştur:

‘‘ Şüphe yok ki Allah adaleti, ihsanı yakınlara  vermeyi emreder. Çirkinliklerden, Kötülüklerden, taşkınlıklardan ise sakındırır. Size öğüt vermektedir. Umulur ki kendinize gelirsiniz.’’      İslam toplumunda herhangi bir anlaşmazlık olursa başvurulacak mercii Allah, Resulü ve masum imamlar gösterilir.  Zira Nisa 59. ayette şöyle buyrulmuştur:

  ‘‘ Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, peygambere itaat edin ve sizden olan emir sahiplerine de itaat edin. Allah’a ve ahiret gününe iman etmişseniz, bir şey hakkında çekiştiğiniz takdirde onu Allah’a ve peygambere döndürün. Bu hayırlı ve netice itibariyle en güzeldir.’’      Toplumsallaşmanın olması için olmazsa olmazlardan biride bir önder olmasıdır. Bugün önderimiz İmam Mehdi  var. Allah, hiçbir toplumu öndersiz bırakmamıştır. Bizler önderimize yardım ettiğimiz zaman temiz  toplum oluruz. Bireysellikten toplumsallığa geçeriz. Hep birlikte Allah’ın ipine sarılırız. Topluca direniriz.      Alî İmran Suresi 200. ayette toplum olarak nasıl kurtuluşa ereceğimiz net bir şekilde açıklanmıştır. ‘‘ Ey iman edenler! Zorluklara karşı direnin. Direnişte birbirinizle dayanışma içinde olun. İmana nöbetçi olun. Ve Allah’a karşı sorumluluk bilincini kuşanın ki ebedi saadete erebilesiniz.’’      Toplumun üzerindeki  imtihanın sınırlarını iyi görmeliyiz. Sınır, temiz toplum ve imtihan Ehlibeyttir. Bizler dinin sınırlarını bilmezsek hedefe ulaşamayız. Dinin sınırlarını koruyan dinin çarpıtılmasına izin vermeyen hayatlarıyla ispat eden Ehlibeyt’tir. Bizim de Ehlibeytin yardımcıları olmamız gerekir. Bunu yaparken de yüreğimizdeki, zihnimizdeki, evimizdeki, toplumumuzdaki Allah’ın koyduğu sınırlar çerçevesinde, Allah’a karşı sorumluluğumuzun bilincinde siperleri bırakmamamız gerekir. Eğer biz gaflette olursak  en büyük düşmanımız olan şeytan ve nefsimiz başta olmak üzere dinimizin sınırlarına zarar verir. Uyanık olup birbirimize iyiliği emredip, kötülükten nehyetmeliyiz. Birbirimizle çekişerek gücümüzün yok olmasına izin vermemeliyiz. İmam Mehdi(as) önderliğinde birleşirsek gücümüz kat kat artacaktır. Peygamberimiz(saa) şöyle buyurmuştur:  ‘‘  Kim iyiliği emredip kötülükten sakındırırsa Allah’ın kitabının ve Allah Rasulünün yeryüzündeki halifesidir.’’ Temiz toplum olarak İmam Mehdi(as)’nin önderliğinde dinimizin  sınırlarını koruyarak, Asr Suresi’ni hayata geçirmeliyiz.

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla. 1- Asr´a yemin olsun ki, 2- insan mutlaka bir ziyandadır. 3- Ancak iman edenler, salih amel (iyi işler) işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye eden ve sabrı tavsiye edenler bunun dışındadır.

NESLİHAN POLAT

0 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

TARKAN, GEÇÇEK VE GELECEK Sosyal medya da gündeme oturan Tarkan’ın “geççek” klibini merak ettim, ben de izledim. Evet başarılı bir klip olmuş. Tarkan’ın hakkını iyi vermek gerek. Güzel sunmuş. Ancak b

MİRAÇ VE HİBETULLAH Zer âleminde Resulullah’ın (saa) tüm insanlar ve seçkinler arasında en seçilmiş kişi olduğunu biliyoruz. O gün sorulan tüm sorulara Resulullah(saa), tüm insanlar arasında en hızlı