HZ. ŞİT

Yüce Allah’ın Hediyesi  Habil öldürüldükten yaklaşık 5 yıl sonra dünyaya geldiği söylenir. Cebrail (as) Havva’ya; -“Yüce Allah bunu sana Habil’in yerine verdi. ”dedi. Şit(as) doğunca Âdem(as)’da; -Bu Hibebullah’tır demiş ve Habil’den dolayı yemin etmiştir. Evet, Şit asil bir baba ve anneden dünyaya gelmiştir. Fakat onu asil ve saygın kılan; ilim, ahlak, bilgelik ve Rabb’inin kelimelerini insanlara tebliğ etmesidir. Kardeşi Kâbil’in aksine o,yeryüzünü ıslah etmek, güzellikleri ve iyilikleri arttırmak, fesadı ortadan kaldırmak için, savaşmak için vardır. ”Fitne kalmayıncaya ve din tamamen Allah’ın oluncaya kadar…” İşte Şit(as), Âdem’in oğlu Habil gibi olmaktır. Kâbil gibi olumsuz ve kötü bir örneğe inat… O,  Kâbil gibi bozguncu, isyankâr, günahkâr değil, Habil gibi huzur, adalet, doğruluk, sevgi, merhamet timsalidir. Âdem(as)’a halef olabilecek yetenek ve nitelikte bir oğuldur. Babasına benzeyendir. Hz. Âdem için soyundan gelecek iyilerin ve iyiliklerin olacağına bir umuttur. Babası peygamber olan ve peygamber olarak dünyaya gelen ilk peygamberdir. Onun babası yaratılışından itibaren Rabb’inin terbiyesi ve gözetimindeydi. Rabb’iyle konuşmuştur. Onun için geçmişin tecrübesi ve birikimi yoktur. Tamamıyla Rahman’ın ilim ve hikmetiyle kuşatılmıştır. İşte böyle bir babanın oğludur Şit (as). Âdem’e halef olmaya layık bir evlattır. Vahhab olan Rabbin hibesi, bağışı, hediyesidir.

 Hz. Âdem ve Hz. Havva’nın Sabrı Yeryüzüne ölüm ilk kez bir kardeş eliyle gelmiştir. İki kardeş. Biri katil, biri mazlum. Hz. Âdem ve Havva evlat acısını tadan ilk ana-baba oldu. Bir rivayete göre Hz. Âdem ve Havva (as) Habil’in arkasından uzun yıllar gözyaşı dökerler. Yeryüzünün ilk tövbekâr kulları, sabrın da örnekliğini tüm dünyaya ve nesillere gösterdiler. İsyan etmediler. Şükürdür Şit (as), şükrü hatırlatmadır. Sabredene Habil’den daha hayırlısı var :”Rabbin verecek, sen razı olacaksın.” ayetinin on binlerce yıl öncesine yansımasıdır. Fakat bu sabrın ve meşakkatin, bu hüznün bir sonu olmalı. Onlar ki hiç isyan etmediler. Rablerine hakkıyla tevekkül ettiler. Sabrın en güzel ve manidar meyvesini, yani Şit’ i aldılar. Rahman’ın ;”Bugün ben sabrettiklerinden dolayı onları mükâfatlandırdım, doğrusu onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.” sözündeki müjdesidir Şit(as) .

Şit(as)’ın Peygamberliği. Şit (as),  Âdem(as)’ın oğullarının en üstünü, ona en sevgili olanı ve Âdem(as)’a en çok benzeyeni idi. Vefat etmeden önce bütün yeryüzünün halifeliğine onu tayin etti ve Ona bu hususta vasiyette bulundu. Ona; “-Ey oğulcuğum! Sen, benden sonra halefimsin” diyerek vazifesini takva üzere yürütmesini tavsiye etti. Bu vasiyetnameyi Kâbil ve Kâbil oğullarından gizli tutmasını ona emretti. Ayrıca ilahi sırları öğretip bütün ilimleri anlattı. Yüce Allah, Âdem (as) ve Şit (as)’ı, indirdiği sahifelere göre hareket ve amel etmekle sorumlu kıldı. Ebu Zerr Gifari’den rivayet edilen bir hadiste;  Resulullah (s.a.a)’a; “Ya Resulullah! Yüce Allah’u Teâlâ kaç kitap gönderdi? Diye sordum.” “104 kitap gönderdi. Şit’e de 50 sayfa indirdi.” buyurmuştur. Al’a süresinin 18. ayetinde anılan “ Şüphesiz bu hükümler ilk sayfalarda vardır.” derken Hz. Şit (as) ile İdris (as)’a indirilmiş olan sahifelerdir. Bu 50 sayfada hikmet, matematik ilimleri, kimya, simya ilmi, çeşitli sanatlar ve daha pek çok şey bildirilmiştir. Şit (as) ‘a verilen ile Âdem (as) ‘a verilen dinin esasları aynı idi. Her ikisi de tevhide çağırmış ve Allah’tan başkasına kulluğu ve Allah’a şirk koşmayı yasaklamıştı. Ve yine ikisi de Hatemül-Enbiya (peygamberlerin sonuncusu)’yı müjdelemişti. Şit(as) Allah’ ı takdis(yüceltmek) ve tenzih(her türlü noksan sıfatlardan uzak tutmak)‘den geri durmaz, kavmine de Allah’ı her türlü noksan sıfatlardan uzak tutmalarını, O’nun buyruklarını yerine getirmelerini ve daima iyi işler yapmalarını emrederdi.

Şit(as)’a İnananların Ve Kâbil Oğullarının Durumu Şit(as) ‘ın yurdu dağın başında, Kâbil Oğullarının yurdu ise vadinin altında idi. Şit peygamber çocukları ve torunları, imar ettikleri şehirlerde yaşayıp Allah’a itaat ve ibadetle meşgul olurlardı. Huzur içinde bir yaşam sürerlerdi. Birbirleri arasında ne bir düşmanlık, ne bir kıskançlık, ne bir kin, ne bir suçlama, ne yalan, ne de boş bir yemin vardı. Kötülüklerden, haram ve isyandan uzak dururlardı. Şit(as) ve ona iman edenler daima iyiliği emredip, kötülüğü nehy ederlerdi. Kâbil, Habil’i öldürünce, Yemen’e gitmiş ve orada çoğalmışlardı. Kâbil ve çocukları iman etmeyip azgın bir şekilde küfür ve sapıklık içinde yaşıyorlardı.

Şit Peygamberin Daveti Şit(as) Şam’dan Yemen’e gidip, Allah’u Teâlâ’nın emri üzere onları iman ve ibadet etmeye davet etti. Fakat bu kavim onun dinini kabul etmeyip, sapıklıklarında ısrar ettiler. Şit(as) onlarla savaş yaptı. Bu savaşta kılıç kullandı. İlk kılıç kullanan O’dur. Yemen’deki bu azgın kavmin bir kısmını kılıçtan geçirdi, bir kısmını da esir aldı. Şit peygamber, Kâbil Oğullarına bir korkudur. Aynı ana-babadan dünyaya gelse bile, zalim bir kâfirin kardeşliğini kabul etmemek, Kâbil’e kardeş olmayı reddetmektir. “ Ancak inananlar kardeştir.” ayetine vurgudur. İki kardeşin savaş meydanlarında iki ayrı safta olabileceğinin ilk örneğidir. Küfre karşı ilk savaşı başlatandır.

Şit (as)‘ın Vasiyeti Şit (as) vefat edeceği sırada yerine oğlu Enuş’u bırakıp ona; Allah’ın buyruklarını yerine getirmelerini emretti. Oturdukları mukaddes dağdan inmemelerini, Kâbil’in çocukları ile düşüp kalkmamaları hakkında Habil’in kanı üzerine and verdirdi. Şit(as) neden Kâbil oğulları hakkında böyle bir istekte bulundu? Çünkü onların kötü ahlakının çocuklarına bulaşıp, yoldan sapmalarından endişe ediyordu. Rivayetlere göre Şit (as) da Mekke dağlarından Ebu Kubeys dağına gömülen ebeveyninin yanına gömülmüştür. Adem (as)’ın oğullarından, Şit(as) ‘dan başkasının nesli devam etmeyip kesilmiş, Şit (as) böylece Adem (as)’la birlikte tüm insanların soy direği olmuştur.

Şit (as)’dan  Sonra  Neler Oldu? Şit (as)’dan sonra, Şit’in oğlu Enuş, babası ve dedesinin vasiyetini korudu. Kavmine de Allah(cc)‘a güzel bir şekilde ibadet etmelerini emretti. Yeryüzünde ilk kez hurma ağacını diken ve ilk sadaka veren Enuş’tur. Habil’in katili olan Kâbil’de O’nun zamanında öldürüldü. Enuş’u oğlu Kaynan, onun oğlu Mehlail ve ardından gelen Yerd kavimlerini hep hayra ve Allah’a kulluğa davet ettiler. Hepsi ortalama 900 yıl yaşadı. Yerd, imanlı, ameli tam, kendisini Allah’a ibadet ve itaate vermiş gece gündüz çok namaz kılan bir zattı. Kâbil oğullarında, öteden beri içki, hayâsızlık ve ateşe tapmak gibi türlü kötülükler vardı. Çeşit çeşit çalgı aletleri de edinmişlerdi. Kadın, erkek, genç, ihtiyar sık sık toplanıp davul, zurna, def çalarlar, gülerler, oynarlar, nara atarlardı. Hatta onların seslerini dağda oturan Şit oğullarından bazıları duyarlardı. Onların meclislerine gençlerden ziyade yaşlılar düşkündüler. Günah olan her kötülüğü işliyorlardı. İlerleyen zamanlarda Şit oğulları da aralarında gereğini titizlikle yerine getirdikleri ahdi ve verdikleri sözü bozdular. İçlerinden 100 kişi amcaoğullarının ne yaptıklarını öğrenmek için bulundukları dağlardan indiler. Yerd, bunu haber alınca yanlarına vararak onlara “Yüce Allah aşkına yapmayınız!” Dedi. Atalarının dağdan aşağı inmemeleri hususundaki vasiyetini ve kendilerinin Habil’in kanı üzere yaptıkları ahdi hatırlattı. Onlara nasihatte bulunduysa da onları durduramadı. Kâbil oğullarının yanına indiler. Kâbil oğullarının kadınları Şit oğullarını yanlarında tutup bırakmadılar. Daha sonra 100 kişilik ikinci bir erkek kafilesi de  “Kardeşlerimiz ne yapıyorlar?” diyerek dağdan onların yanına indiler. Onlar da geri dönmediler. Daha sonra da bütün Şit oğulları dağdan onların yanına indiler. Azgınlıklar arttı ve evlilikler yapıldı, birbirlerine karıştılar. Yeryüzünü dolduracak kadar çoğaldılar. Ataları Âdem ve Havva ‘ya yasak meyveden yedirten merak, bu kez Şit evlatlarını kıskıvrak yakalamıştı. Fakat daha dehşet verici olanı ise küfürle, isyanla, zulümle, fesatla, ahlaksızlıkla dolu vahim bir sona doğru gitmeleriydi. Önce Âdem (as), sonra oğlu Şit (as) ;”Sakın bulunduğunuz dağdan inmeyin “ diye evlatlarını uyarmıştı. Ama merak duygusu büyüklerin, babaların, dedelerin uyarılarını onlara unutturdu. Rabb’lerini unuttular ve kulluk bilinçlerini kaybettiler. Yüce Allah’ın doğru yoluna oturup kullarını sapıttıracağını, sapıttırmak için yeryüzünde onların kötülüklerini, isyanlarını süslemek ve Yüce Allah’a şükretmeyi, ibadet etmeyi kullarına unutturacağını, böylelikle ayakları hak olan yoldan kaydıracağını söyleyen şeytan için bir zaferdi. Şeytan, işini, mesleğini, verdiği sözü ne güzel yerine getiriyor(!) du? ŞİT (as)’A MEKTUP

  1. Şit (as)  da babası Âdem (as) gibi Yüce Allah’ın hükümlerini yerine getiren bir peygamberdir.

  2. Şit (as) , Âdem ve Havva’ya sabır ve şükürlerine karşılık Habil’in yerine verilmiştir. Yüce Allah’ın hediyesidir.

  3. Babası peygamber olan ve peygamber olarak dünyaya gelen ilk peygamberdir.

  4. Aynı anne ve babadan gelmelerine rağmen Kâbil’in kardeşliğini reddedendir.

  5. Küfre karşı ilk savaşı başlatan ve Kâbil oğullarıyla yaptığı savaşta ilk kılıç kullanan Şit (as)’dır.

  6. Şit oğulları dağdan inerek Rablerini unuttular ve kulluk bilinçlerini kaybettiler. Onların yersiz merakı onları helake sürükledi. 

  7. Şit (as) dışında Âdem’in oğullarının nesilleri devam etmemiştir. Böylece Şit (as) ,Âdem(as)’la birlikte tüm insanların soy direği olmuştur.

  8. Yeryüzünde ilk kez hurma ağacını diken Şit’in oğlu Enuş’tur. Kâbil Enuş’ un zamanında öldürülmüştür.    

0 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

AHİR ZAMAN ÖNDERİ İMAM MEHDİ (S.A) ‘Yİ KARŞILAYALIM! İMAM MEHDİ (S.A)’ Yİ HANGİ AİLE  VEYA KİM AĞIRLAYACAK? BUNUN İÇİN AİLECE VEYA BİREYSEL  HAZIRLIK YAPALIM. BU HAYALLERİMİZİN HEPİMİZE NASİP OLMASI İ

SEVGİLİ İBRAHİM (AS) BABAMA; Esselamu aleykum ve Rahmetullahu ve Berakatuhü Öncelikle sana gönlümün derinliklerinden yoğun sevgi ve saygılarımı sunuyorum. Sana hayranım babacığım. Çünkü sen babaların