top of page

GERÇEK DURUŞ!

GADİR HUM BAYRAMI; GERÇEK DURUŞTUR.

GERÇEK DURUŞ İSE, VAROLUŞTUR! Bismillahirrahmanirrahim Hamd;Rahmetiyle yeri göğü ve tüm varlık Alemini kuşatan, bütün alemi ihya etmeden önce evvel ve her şey helak olduktan sonra Ahir olan Allah'a mahsustur Hamd; bizi insanların seçimine bırakmayan kendi seçimiyle bizi sırat-ı müstegim'e ileten Aziz Allah'a olsun, selam mutahhar Ehl-i Beyt'ine ve imamlarına olsun... Sözlerin en güzeli Allah'ın sözüdür. MaideSüresi/67; "Ey resul! Rabb'inden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan onun verdiği peygamberlik görevini yerine getirmemiş olursun. Allah seni insanlardan korur. Allah, küfre batmış topluluğa kılavuzluk etmez." Bu ayet-i kerim'e zilhicce ayının on sekizin de gerçekleşmiştir.Gadir-i Hum çölü ve bu vaka bir hakikattir ki; İslam ümmeti, bu gerçeği asla örtbas etmesi,bunu yok etmesi, bu olayı unutturması asla mümkün değildir. Veda haccını yapan Resul-ü Ekrem (s.a.a); bütün İslam aleminin yurtlarına dağılmadan önceki son durağı olan Gadir-i Hum'da böylesine önemli bir duyuru yapmış ve kendisinin Rabb'ine kavuştuğu andan itibaren yerine kimin yetkili olduğunu Kuranî bir emirle açıklamış ve defalarca teyid ettirmiştir ve top yekûn bütün kavimler adeta haykırmışlardır. Ali veliyullahtır. Ancak benim asıl anlatmak istediğim konu şu ki; Gadir-i Hum olayından sadece iki buçuk ay sonra Allah resulü bu aleme veda etti. O'na ve Ehl-i Beyt'ine selam olsun.   Acaba hangi sebepten dolayı bu ümmet, bu kadar önemli, dinin kemali onunla olan, onsuz din eksik olan hatta son peygamberliğinin hedefine ulaşmasının bu konuya bağlı olmasına rağmen, bu kadar önemli olan velayet nasıl unutturulmaya çalışılıyor!? Nasıl yok kabul ediliyor….? Bu noktada; alimler, tarihçiler, ulemalar, bir çok fikir beyan etmişlerdir .... Ruhu şad olsun Allame şehid Mutahharri'nin beyanı şu şekildedir. “Öyle ki Hz. Ali (as) imam ve vilayeti ilan edildiğinde, şu ayeti neredeyse bütün ümmet ezbere biliyordu. Maide süresi/3 ; "Bugün kafirler sizin dininizden ümit kestiler, artık onlardan korkmayın, benden korkun. Bugün size dininizi ikmal ettim, üzerinize nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslam'ı beğendim. Onu kemâle erdirdim. Din olarak İslam'a razı oldum." Artık küfür cephesinde tehdit kalmamıştı, tehdit İslam ümmeti içindeydi. "Rahman yüzlerinizi bana dönün" diye buyuruyor. Bu hususta Resulullah(s.a.a) şöyle buyuruyor. "Ben ümmetim hakkında yoksulluk ve fakirlikten korkmuyorum, benim korkum tedbirsizliktir." Yaşamlarında tedbirsizlikleri yani hayata planlı, programlı bakmamalarıdır. Çağı, asrı, insanları, insanlığı anlamalarıdır. Bu Allah Resulünün ( s.a.a ) birinci korkusuydu, ikinci korkusu nechu-l belağa da imam Alinin malike yazdığı mektupta Resulullah(s.a.a)'ın sözleri şöyledir. — Ben bu aleme veda ettikten sonra müminlerden korkum yoktur. Onların imanı, velayet nurunu söndürmeye mani olmayacaktır. Benim kafirlerden de korkum yoktur. —Peki kimden korkun Ya Resulullah? —Benim asıl korkum, zahirde kendini Müslüman gösterip ama içi fitne, fesat dolan insanlardır. Bunlar İslam'ı ortadan kaldırmaya çalışacaklardır. Ve var olacaklardır. Bu insanlar her zamanda bulunacaklardır.” Bu iki hadisi yan yana getirip ve zikredilen ayeti yanına koyunca yüce Allah buyuruyor "Ben'den korkun". Velayet ve imamet hadisesinin unutulmasına sebep olan en önemli olay, ne oldu biliyor musunuz? Bu ümmetin basiretsizliği! Peki, bunu kim sağladı, içinde nifak olanlar ile gerçek imanı olmayan azınlık bir grup İslam alemini topyekun avladı. Bakın "avladı" diyorum. Çünkü aldatıldılar. Ümmet ne olduğunu anlayamadı? O kızgın kumlarda, o rahmetli dudaklardan dökülen o emir, o kızgın topraklarda rahmet taneleri gibi buharlandı ancak ona gönülden biat edenler müstesna... Sözün özü şudur; Dünyaya gönül verenler, hakikati göremediler. Onlar ki dünyayı ahirete tercih edenler, koskoca bir ümmeti helak ettiler. Sonuç itibari ile ne oldu? Müslüman alemi geri kaldı, ilerleyemedi. Eğer vucutta baş olmasa nereye gider cenaze... Onlar islamın başını kopardılar ve yeni bir baş diktiler o cenazeye. Hayat damarları kopmuş bir cenazeye "yürü" dediler. Bu dinin sahibi Allah, onlardan hesap soracaktır elbet. İslam coğrafyalarına baktığımız zaman türlü türlü bela ve musibetlerle zulüm görmekteler. İşgal edilmeler, katledilmeler, toplu ölümler ,İslamî olduğu için gördükleri zulüm görmeler ,vatanlarından sürülmeler... Filistin ,Suriye, Irak, Myammar, Sudan ,Afganistan ve daha sayamadığım ve haberimizin olmadığı bir sürü coğrafyalar... Yani Resulullah'ın "onlar her zamanda bulunacaklar" dediği o güruh bugün çok iyi çalışıyor. Bizler ne yapmalıyız? Gerçek ve şuurlu bir duruş sergilemeliyiz. Her şeyden önce dinimiz hakkında yapılan eleştirilere ve dine nispet edilen şeylere(bu uyarılar,ayet ve hadis ile hatırlatılmaktadır) araştırmadan, delilsiz cevap vermekten kaçınalım. Aksine bu cahilane yaklaşımlar dinimizi korumak yerine daha büyük yaralar açacaktır. Ahlakımızı en üst seviyeye taşımayı hedef almalıyız, kendimize bir program çizmeli ve bu çizgide yürümeliyiz. Sosyal ilişki ve yaşantımızı İslami kurallarla donatmalıyız. Özüyle sözü bir olan bireyler olmalıyız . Takip ettiğimiz yolun rehberlerini dinleyip başına buyruk hareketlerden sakınmalıyız. İman ve direniş ruhumuzu hiçbir zaman yüreğimize hapsetmeyip, yaşantımıza hakim kılmalıyız. Eylemlerimiz Kur'an ve Ehl-i Beyt odaklı olmalıdır. Bu bizi emanete sahip çıkanlardan kılacaktır. Çağın gerektirdiği her ilmi öğrenmede yarışmalıyız,ilim ve eğitimde en önlerde yerimizi almalıyız. Savaş ve olağan facialara hazırlıklı olmalıyız. Kadınlar ve erkekler olarak hayatın yükünü omuzlamalıyız. Çocuklarımıza değerleri için mücadele ruhu aşılamalıyız. Hedefini bilen evlatlar yetiştirmeliyiz. Şunu unutmayalım ki; kişi bir toplumdur, bir millettir, bir ümmettir . Allah'ın gerçek "din"inin ayakta durması için mücadele etmeliyiz.  “Zafer inananlarındır. Sakın yılmayın, üzüntüye kapılmayın, eğer iman ediyorsanız mutlaka üstün gelirsiniz!”  düsturu düsturumuz olsun. Davamız gerçek anlamda "Muhammedî" bir dava olsun. İlk emri daima hayatımızın "mihenk taş"ı yapalım, okuyalım, okutalım. Okuduğumuzu yaşama katalım. Ancak bu şartla davamız; gerçek bir dava olur. Böyle bir davayı amaçlar isek, felç olan İslam ayağa kalkacaktır ve Allah'ın izniyle yol alacaktır. Tevbe Süresi/32  "Allah'ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Allah ise kâfirler hoşlanmasa da nurunu tamamlamaktan asla vazgeçmez." Ve accilferecehum ve ferecnabihim vesselam...

ESMA ABDULLAH

0 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

TARKAN, GEÇÇEK VE GELECEK Sosyal medya da gündeme oturan Tarkan’ın “geççek” klibini merak ettim, ben de izledim. Evet başarılı bir klip olmuş. Tarkan’ın hakkını iyi vermek gerek. Güzel sunmuş. Ancak b

MİRAÇ VE HİBETULLAH Zer âleminde Resulullah’ın (saa) tüm insanlar ve seçkinler arasında en seçilmiş kişi olduğunu biliyoruz. O gün sorulan tüm sorulara Resulullah(saa), tüm insanlar arasında en hızlı

bottom of page