EY MEDİNE! HİCABIN SUSMAK OLMASIN!

EY MEDİNE! HİCABIN SUSMAK OLMASIN! Kalbinde âlemlerin efendisi Resulullah (saa) yatar, yine de çok sessizsin Medine! Sukûnetini anlıyorum ve inlemeni duyuyorum. Tarih seni çok yıprattı ve utandırdı. Sende yaşananlara şahitliğin, seni içine kapanık yaptı, biliyorum. Sen de tüm peygamberlerin hatemi ve vasileri vardır. Buna rağmen sana vefaların ödenmediğini düşünürsün. Haklısın! Kimbilir belki Resulullah(saa) ve arkasında bıraktığı tüm Ehl-i Beyt’i de senin gibi düşünüyordur... Neden düşünmesin ki.. Resulullah yerinden kalksa ve gelip dese “nerede benim vasilerim?” “Ali kardeşim, Fatımatüz Zehra’m, Hasan’ım, Hüseyin’im, Zeynelabidin’im, Muhammed Bakır’ım, Cafer’im, Musa Kazım’ım, Ali Rıza’m, Cevad’ım, Ali Naki’m, Hasan Asker’im...” Ve “Muhammed Mehdi’m!” Tek tek bağrından aldık ve götürdük başka diyarlara.. Hepsine ne acılar çektirdik mi diyeceğiz? Her birini başka beldelere savurduk mu diyeceğiz? Kimisi Necef’te, kimisi Kerbela’da, kimisi Samara’da, kimisi Bağdat’ta, kimisi Horasan’da.... Neden? Kim dağıttı evlatlarını mı? Zalimler, hakkını tanımayanlar! Kendilerine vasiliği layık görüp, sana layık görmeyenler! Risaletine ve devamı olan imamete baş kaldıranlar! Ehl-i Beyt’inin hürmetini tanımayanlar! Senin haremine saygı duymayanlar! Salavatı unutanlar! Ve.... Kaygısızlar, dünya peşinde dolaşanlar, fitneden rant toplayanlar, basiretsizler, aklı satılıklar, korkaklar.... Ben mi neredeyim, neredeydim? Ben çok üzgünüm... Aldanmışım, aldatılmışım. Bilemezdim bu ümmetin Peygamber’ine ve Ehl-i Beyt’ine darbe üstüne darbe yapabileceğini... Belki de müslümanlara bunu yakıştıramamışım.... Ama en kötüsü de bunların farkında bile olamamışım... Aslında dikkatimi çekmişti... Bu şehir, Resul(saa) bağrında olmasına rağmen neden haremini anmıyor? Neden Ehl-i Beyt’ine tüm kapılar kapalı? Halbuki Resul’ün her evladı kucağından zorla alınmıştı. Neden bu dile getirilmiyordu yada getirilemiyordu? Bu konuyu kapatma komedisi neyi ifade ediyordu? Tüm bunlar beni düşündürmüştü. Ama yine de anlam verememiştim. Ve beni kemiren soru; “ Resulullah(saa), yalnız bırakılmaya neden mahkûm edilmişti?” Bu şehir neden Ehl-i Beyt dostlarına hasret? Ama şimdi anlıyorum. Zulümler, ihanetler, zilletler, taassuplar... Darbe üzerine darbeler... Yoldan sapmalar... Pınarın pak suyunu bulandırmalar.... Gökteki yıldızlar misali Resululah(saa)’ın vasileri olan her evladının parlak nurunu söndürmeler... Akan kan ve gözyaşı, peygamber ve evlatlarının idi... Karanlık geceleri onlara hüzün yorganı olarak sundular... Üzülme ya Resulullah (saa)! Sen her şeye rağmen, bu sessiz halinle yine ümmete düşkünsündür. Sen, evlatlarına hasret düşerken... Çok uzaklarda olan ben ve bu ümmet Evlatlarını senin adına kokluyoruz. Hikmeti bu olsa gerek, sende ki gülistan tüm beldelere tohum oldu. Senin şahsında pak vasilerine (Ehl-i Beyt imamlarına)biat ediyoruz. Tüm haberlerimiz geliyordur sana.... Ya Resulullah(saa)! Gözyaşlarını sil, gögsünü ferah tut. Ey Medine! Müjdeleri ver baştacıma, göz nuruma... Bu bizim vefa borcumuzdur. Seni yalnız bırakmayacağız. Medine’n buna şahit olacak. Sessizliğin son bulacak... Senin yalnızlığının bedeli; onların etrafında pervane olmamızdır Gözlerin gülsün ne olur! Bu bizim ahdimizdir İmam Mehdi (sa) ile beraber bir gün, kesinlikle bir gün geleceğiz sana!

0 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

TARKAN, GEÇÇEK VE GELECEK Sosyal medya da gündeme oturan Tarkan’ın “geççek” klibini merak ettim, ben de izledim. Evet başarılı bir klip olmuş. Tarkan’ın hakkını iyi vermek gerek. Güzel sunmuş. Ancak b

MİRAÇ VE HİBETULLAH Zer âleminde Resulullah’ın (saa) tüm insanlar ve seçkinler arasında en seçilmiş kişi olduğunu biliyoruz. O gün sorulan tüm sorulara Resulullah(saa), tüm insanlar arasında en hızlı