top of page

EL-HÂLIK

EL-HÂLIK Hulk kelimesinden türemiştir. Yaratan, yoktan var eden, takdir eden anlamlarına gelir. Bitkileri yaratan kim? Elbette Allâh deriz. Hayvanları yaratan kim? Elbette Allâh deriz. İnsanları yaratan kim? Elbette Allâh deriz. Her şeyi, görünen görünmeyen her bir şeyi Allâh yaratmıştır. Yüce Allâh’ın yaratan olduğunu herkes bilir. Bazıları Allâh’ı tamamen kabul etmez. Onlara sözüm yok. Onlar zaten baştan kâfir olmayı kabullenmişlerdir. Ben, inandıklarını söyleyen kardeşlerime hatırlatıyorum.      Gerçekten Allâh’ın, Yaratan olduğuna iman ettin mi? Şöyle ki;Yüce Allâh’ın hepimizi, en küçük ayrıntılardan en büyük şeylere kadar yarattığını biliriz.

Fâtır sûresi /11 “Allâh sizi önce topraktan, sonra nutfeden yarattı. Sonra sizi çift çift yaptı. Bir dişinin gebe kalması ve doğurması hep O’nun bilgisiyledir. Bir canlıya ömür verilmesi de, onun ömründen azaltılması da mutlaka bir kitap da (yazılı)dır. Şüphesiz bu Allâh’a göre kolaydır.”

En’âm sûresi /99 “O’dur ki, size gökten su indirdi. Onunla her çeşit bitkiyi çıkardık, o bitkiden bir yeşillik çıkardık, ondan da birbiri üzerine binmiş daneler, hurmanın tomurcuğundan sarkan salkımlar, üzüm bağları, zeytin ve nâr çıkarıyoruz. (bunların) kimi birbirine benzer, kimi benzemez. Her birinin meyvesine bakın; meyve verirken ve olgunlaştığı zaman.şüphesiz bu size gösterilenlerde, inanan toplum için elbette çok ibret vardır.”

Nahl sûresi /3-8 “(Allâh) Gökleri ve yeri hak ile (hikmeti uyarınca) yarattı. (O) onların ortak koştuklarından yücedir. İnsanı nutfeden yarattı, birden o (insan) konuşkan bir karşı koyucu olup çıktı. Hayvanları da yarattı. Onlarda sizin için ısınma(nızı sağlayan şeyler) ve daha birçok yararlar vardır. Ve onlardan kimini de yersiniz. Ve akşamleyin mer’adan getirdiğiniz, sabahleyin mer’aya götürdüğünüz zaman onlardan sizin için bir güzellik de vardır. Ağırlıklarınızı öyle şehirlere taşırlar ki, canlar büyük zahmetler çekmeden oraya varamazdınız. Doğrusu Rabb’in çok şefkatli, çok merhametlidir. Binmeniz ve süs için atları, katırları ve merkepleri (yarattı) ve daha sizin bilmediğiniz nice şeyler yaratmaktadır.”      Yüce Allâh’ın her bir şeyi yarattıklarını kabul ederler. Ama yeterince buna iman etmediklerini görüyoruz. Çünkü hem diyorlar; Allâh yaratandır, hem de Allâh’a teslim olmuyorlar. Düşünmeleri gerekmez mi? Hem O yaratan, hem de O’na göre yaşamıyor. Seni yaratan kimse, O’nun seçtiği yaşam tarzına göre yaşamalısın. Yaşam tarzının kurallarını koyma hakkı yalnızca, seni yaratan Allâh’ın hakkıdır. Senin üzerinde Allâh’tan başka kimin hakkı var ki, sen Allâh’tan başkasına göre yaşıyorsun. Oysa yaşam tarzını belirleme hakkı yalnızca Allâh’ındır. Seni yaratırken Allâh’ın yanında başkaları yoktu, yardımcıları da yoktu. O halde sen, niye boyun eğerken Allâh’tan başkasına eğiliyor, Allâh’tan başkalarına minnet hissediyor, Allâh’tan başkalarının kurallarını kabul ediyorsun. Hayır, sen hâlâ Yüce Allâh’ın senin üzerinde yegâne tek yaratıcı olduğunu idrâk edememişsin. Bu yüzden şirk batağındasın. Bu yüzden hedef sapmasındasın. Bu yüzden duyarsızsın, oyun ve eğlenceye, boş şeylere dalmışsın. Sanki hayatın bir evcilik, sanki bir tiyatro.     Sevgili kardeşim! Bu bir çelişki değil mi? Hem Allâh’tan geldiğini söylüyorsun, hem de Allâh’a arkanı dönmüşsün. Sanki geri dönüşün O’na olmayacakmış gibi davranıyorsun. Sanki O seni yaratmamış gibi davranıyorsun.

Fâtır sûresi /3 “Ey insanlar, Allâh’ın size olan nimetini hatırlayın; Allâh’tan başka size gökten ve yerden rızık verecek bir yaratıcı var mı? O’ndan başka ilâh yoktur, nasıl oluyor da gerçekten çevriliyorsunuz.”      Bilmen gereken şunu da unutmamalısın. Allâh’tan geldin. Bunu daha iyice kabullenememişken ,yine O’na döndüğünde ne yapacaksın?.

Teğâbun sûresi /2-3 “Sizi yaratan O’dur. Kiminiz kâfirdir, kiminiz mü’min. Allâh yaptıklarınızı görmektedir. Gökleri ve yeri hak (hikmet) ile yarattı. Sizi şekillendirdi, şekillerinizi güzel yaptı. Dönüş O’nadır.”     O halde, geliş nedenini unutma. Kime borçlu olduğunu, kime göre yaşaman gerektiğini, kimi hedef edinmen gerektiğini iyice düşünmelisin.

   Zâriyat sûresi /56 “Ben, cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.” Kulluk yapmak için dünyaya geldin. Yani görevin hamd etmek. Bu yüzden evcilik oynamayı bırak. Tiyatronun son perdesi kapanmadan aslî yaratılışına dön. Sen Allâh’tan geldin. O’nun “ol” demesiyle yaratıldın. Tertemiz, paktın. İslâm fıtratında idin. Hamdederek bu fıtratının temizliğini koru. Yüce Allâh sadece seni değil, yerde ve göklerde ne varsa hepsini yarattı. Onlara şekil verdi ve kurallar koydu. Herhalde Allâh’ın yarattığını kabul edip, onları kuralsız, başıboş bıraktığını düşünemeyiz. İşte yerde ve göklerde olan her varlık kendisine verilen sorumluluğunu yerine getiriyor.

İsrâ sûresi /44 “Yedi gök, arz ve bunların içinde bulunanlar O’nu tesbih ederler. O’nu hamd ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur, ama siz onların tesbihlerini anlayamazsınız. O Halim’dir, çok bağışlayandır.”      Bir inek “Ben süt veremem, ben yapıyorum, insanlar içiyor” diyemez. Tavuklar yumurtlama görevini bir kediye devredemez. Bir balık kendi kafasına göre karaya çıkıp yaşayamaz. Her varlık kendisine ne görev verilmişse, hangi amaçla yaratılmışsa onu yerine getirir.     Ya insan! Kendi yaratılış amacında yaşıyor mu? Kendisine verilen sorumluluğu yerine getiriyor mu? Oysa Allâh’ın yarattığına iman ettiğini söylüyor, ama iman etmemişçesine yaşıyor. Allâh’ın hükümlerine karşı çıkarcasına yaşıyor.

Nahl sûresi /104-107 “Allâh’ın âyetlerine inanmayanları, Allâh, doğru yola iletmez. Onlar için acı bir azâp vardır. Yalanı, ancak Allâh’ın âyetlerine inanmayanlar uydurur. Yalancılar işte onlardır. İnandıktan sonra Allâh’a nankörlük eder. Kalbi imanla yatışmış olduğu halde(inkâra) zorlanan değil, lâkin küfre göğüs açan (küfürle sevinç duyan) kimselere Allâh’tan gazab iner ve onlar için büyük bir azâp vardır. Bu onların dünya hayatını, âhirete tercih etmelerinden ve Allâh’ın da inkâr eden kavmi doğru yola iletmeyeceğinden ötürü böyledir.”      Demek ki hamd etme gereği duymayanlar Yüce Allâh’ın yaratıcı olduğuna iman etmemişler.

Ankebut sûresi /61 “Andolsun, onlara: “gökleri ve yeri kim yarattı, güneşi ve ayı kim (sizin yararınıza çalışmak için) boyun eğdirdi?” desen;”Allâh” derler. O halde nasıl Allâh’ın (birliğinden) döndürülüyorsunuz?”

Ankebut sûresi /63 “Onlara: “Kim gökten suyu indirip de ölmüş olan yeri onunla diriltti?” diye sorsan; “Allâh” derler. De ki; “Hamd, Allâh’a layıktır” fakat onların çoğu düşünmezler.”      Yüce Allâh, insanların sadece bedenlerini değil, ruhlarını da yarattı. İnsana düşüncelerini, duygularını verdi. Seçme, yapma, yaşama, öğrenme, çalışma, isteme, başarma, reddetme vs. bunları da verdi. O halde Allâh her yaptığımızın, her düşündüğümüzün, her hissettiğimizin de hâlık’ıdır. O, insanı beden ve ruhlarını barışık halde İslâm fıtratı üzerinde yarattı. Ruhun ve bedeninin  İslâm fıtratını korumak için de, eline bir kitap verdi. O halde Kur’an, insanın fıtratının devamlılığını sağlamak için gönderilmiştir. Bu yüzden Kur’an ilkeleriyle ahlâklanan Rabb’inin yaratılış gayesini ve mühtevasını korumuş olur. Yani yaratıldığı gibi ahlâklanır. Yaratılış amacına göre ahlâklanır. Kur’an hukukunu kendi hukuku olarak kabul eden aslî yapısını korur. Yaratmak hulk kelimesinden türer. İnsanın yaratılışını yine hulk kelimesinden türeyen ahlâk ile inşa eden ,Allâh’ın dediği gibi olmuştur. Çünkü o Allâh’ın ilkeleriyle ahlâklanır. Yalnızca bu ahlâk ile fıtratını korur. Yani Kur’an hukukudur insana ahlâk veren. O halde insan Kur’an ilkelerine göre yaşıyorsa Kur’an ahlâklı insan olmuştur. Eğer insanlar Kur’andan uzak iseler ahlâklarıda bozulur. Yani artık o insan, islâmi hukuk dışında bir insandır. İslâma göre ahlâksız insandır, yani hukuksuz, yaratılışına ters insandır. Zaten Allâh’ın Rabb’liğini kabul etmeyenler, Allâh’ın hukukunu (prensiplerini) reddedenlerdir. Böylece Yüce Allâh’ın terbiyesiyle terbiyelenmeyi istememiş olurlar. Oysa ki diğer varlıklar sorumluluk ve kendisine verilen hukuku kabul ederek Yüce Allâh’ın kendi yaratıcısı olduklarına iman etmişlerdir. İnsanların çoğu ise diğer varlıklar gibi düşünmeyip ağızlarıyla Allâh’ı kabul ediyor, fakat ahlâkları ile Yüce Allâh’ın yaratıcısı olduğunu kabul etmiyorlar. Yüce Allâh’ı sadece yaratıcı olarak düşünemeyiz. O sonsuz kudret sahibi Halık’tır. O Alim olan Halık’tır. Yani her sıfatıyla beraber Halık’tır. O halde O sevginin de, ilminde, hükmünde, gücünde, görmenin de, merhametinde, güveninde Halık’ıdır. O’nun dışında bir yaratıcı yok ki, başkası da başka bir şey yaratmış olsun. Tüm bu anlattıklarımızı özetlersek şu önemli noktalar çıkar. 1-Allâh’ı yaratan olarak kabul edenler, yaşam tarzını seçme hakkını da Allâh’a vermelidirler. Bu iman etmenin gereğidir. 2-Yaratılış, İslâm fıtratı üzerinde olmuştur. O halde islâmi fıtratımızı korumak kendi sorumluluğumuzdur, yüce Allâh sorumluluğumuzu da yaratandır. 3-Kur’an ilkeleri, İslam fıtratının devamlılığını sağlıyorsa, bizlerde Kur’an ahlâkıyla ahlâklanmak zorundayız. 4-Tüm varlıklar Yüce Allâh’ı kabul ediyor. Ve O’nu tesbih ediyor. İnsanda bu kainat içinde yer aldığına göre ,o da kesintisiz iman ve tesbih etmeyi öğrenmelidir. 5-Allâh’ın yanında başka yaratıcılar olmadığına göre insanda, yalnızca Allâh’a karşı sorumludur.         Ancak bu saydıklarımızı yerine getirdiği zaman Rabb’inin yaratmasına karşı teşekkür etmesini öğrenmiş olur. Yeryüzü bir imtihan alanı olduğu için insanın müsbet yönde de, menfi yolda da yürümesine neden olacak her şeyi Allâh yaratmıştır. Helâl ağaçlar olduğu gibi haram ağaçlar da var. O halde Allâh hem suyun, hem de şarabın yaratıcısıdır. Hem sadıkların, hem de yalancıların Rabbi’dir. Yüce Allâh olumlu ve olumsuz, var olan, yok olan, soyut, somut vs. her şeyin sahibidir. Kâr-zarar, hayat-ölüm, beden-ruh, sevgi- korku her şeyin yaratıcısıdır. Her şeyin yaratıcısı Allâh’tır. Fakat yeryüzü imtihan alanı olduğu için seçici davranacağız. Domuzu yaratan Allâh’tır. Fakat domuzdan faydalanmalıyız diye bir kaide yok. Şunu iyi bellememiz gerekir ki hiçbir şey hikmetsiz yaratılmamıştır. İnsanın olumsuz alanı olmasaydı, imtihan olmasının da anlamı olmazdı.

     Parolamız; Yüce Allâh’ın her sıfatının yanında El-Hâlık olduğuna iman ettik. Yarattığı düşüncelerimizle,yarattığı  duygularımızla, yarattığı amellerimizle O’na hamd ediyoruz.           Bir küçük anı: Bir gün; biri 8 yaşında diğeri 9 yaşında iki çocuğumla durakta beklerken onlara bir soru sordum. -Çocuklar neler, bize Allâh’ı hatırlatır, dedim. Muhammed-Ezan okunduğunda Zeynep-Namaz kıldığımızda Muhammed-Başörtülü bir kadın gördüğümüzde Zeynep-hapşırdığımızda Muhammed-Yaşlı bir adam gördüğümüzde… dediler Bu böyle uzadı. Artık çocuklardan Zeynep şöyle dedi. Ve son noktayı koydu. -Anne! Tek tek hepsini saymaya ne gerek var. Her şeyi Allâh yarattığına göre neye baksak Allâh’ı hatırlarız değil mi?

Lâ Hâlıka illâ El-Hâlık.

0 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

TARKAN, GEÇÇEK VE GELECEK Sosyal medya da gündeme oturan Tarkan’ın “geççek” klibini merak ettim, ben de izledim. Evet başarılı bir klip olmuş. Tarkan’ın hakkını iyi vermek gerek. Güzel sunmuş. Ancak b

MİRAÇ VE HİBETULLAH Zer âleminde Resulullah’ın (saa) tüm insanlar ve seçkinler arasında en seçilmiş kişi olduğunu biliyoruz. O gün sorulan tüm sorulara Resulullah(saa), tüm insanlar arasında en hızlı

bottom of page