top of page

EL-CEBBAR

EL-CEBBAR

        Cebbar iki anlamda da düşünülür.

1-İhtiyaçları gideren, eksiği ıslah eden, tamamlayan, işleri düzelten, gereğini yapmakta çok iktidarı olan demektir.

2-dilediğini zorla yaptıran demektir. Allâh’u Teâlâ (cc), iktidarı elinde olandır. Allâh Rahîm, Latif, Rezzak, Kerîm olduğu gibi, bunun yanı sıra iktidarı elinde tutan Hâkim, Melik, Kahhar, Hasîb, Cabbar’dır. Yani insanlar Allâh’u Teâlâ’nın her türlü nimetlerini kullanacak, hayatlarını devam edecek, ihtiyaçlarını giderecek, istekleri yerine gelecek fakat Allâh’u Teâlâ’nın isteklerine duyarsız kalacaklar, sorumluluklarını ciddiye almayacaklar, öyle mi? Hâlbuki Yüce Allâh Cebbar’dır. Bu sıfatını unutuyorlar mı? Rabb’in seni bir zorlasa!? Günlük hayatta bunun gibi insanlara şahit oluruz. Örneğin; namaz kılmayan bir adamın, yola çıkarken yedi kez Ayet’el-Kürsi’yi okur; Yüce Allâh’ın isterse kendisini zorlayacağından haberi olduğu belli. Veya nefsinin istekleri doğrultusunda yaşayan bir kadının islâmı yaşamamasına rağmen, bebeğini dünyaya getirmek için hastaneye giderken kırk yasîn okutulmuş suyu da yanında götürüyor. (Elbette mesele bunun doğru olup olmadığı değil) Vurgulamak istediğim zor zamanlarda Allâh’u Teâlâ’ya sığınırlar. Veya serkeş bir genç, üniversite sınavlarına giderken dudaklarından hep dualar dökülür. Veya çocuğunun ateşi yükselir ve bir türlü ateşini düşüremez. O anda yüce Allâh’ı çağırırlar. Bu dar ve zor zamanlarda Allâh’ın bizi zorladığını biliriz.

Yûnus sûresi /22 “Sizi karada ve denizde yürüten O’dur. Gemide olduğunuz zaman (ı düşünün): Gemiler içinde bulunanları hoş bir rüzgârla alıp götürdüğü ve (yolcular) bununla, sevindikleri sırada; birden gemiye şiddetli bir kasırga gelip de, her yerden gelen dalgalar onları sardığı ve artık kendilerinin tamamen kuşatıldıklarını (bir daha kurtulamayacaklarını) sandıkları zaman, dini, yalnız Allâh’a halis kılarak, O’na şöyle yalvarmaya başlarlar. “Andolsun, eğer bizi bundan kurtarırsan, şükredenlerden olacağız.” Yolda âyet okuyan adam yolculuğunu güzel geçirebilir. Hamile kadın çocuğunu sağlıklı olarak dünyaya getirebilir. Genç, üniversite sınavını kazanabilir. Çocuğun ateşi düşebilir. Yolculuğunuz güzel geçti, çocuğunuz sağlıklı doğdu, üniversite sınavını kazandı, çocuğu eski sağlığına kavuştu. Bundan sonra hayatınızın çizgisi değişecek mi? Artık şükredenlerden olacak mısınız, yoksa yine eski duyarsız ve asî hayatınıza mı döneceksiniz?

Yûnus sûresi /23 “Ama (Allâh) onları kurtarınca hemen yeryüzünde haksız yere taşkınlık yaparlar. Ey insanlar, taşkınlığınız kendi aleyhinizedir. Sadece fani dünyanın zevki (nden başka bir şey elde edemezsiniz) sonra bize dönersiniz, biz de size bütün yaptıklarınızı haber veririz.”      O halde hangi yüzle Rabb’imize sığınıp yardımını istiyoruz. Sığınıyorsak neden sadece o zor anlarda. Bunun gibi çok çelişkili davranışlara şahit oluyoruz. Ve anlıyoruz ki insanlar Yüce Allâh’ı tek taraflı sıfatlarla tanıyor veya tanımak istiyorlar. Rabb’imiz istese, o zor anlardan sizi asla çıkarmayabilir, O bunu yapmaya kadir’dir. İstese yeryüzünün sıcaklığını artırabilir, istese migrenin sürekli devam eder, istese çift başlı çocuğun olabilir, istese sen uykudayken seni katılaştırır, istese halüsinasyonlar görebilirsin. Ne dilerse onu yapar.  O halde aciz, muhtaç, zelil kardeşim, kime dayanarak nasıl bu kadar duyarsız, sorumsuz yaşayabilirsin. Sen kimin korumasındasın, kime güveniyorsun ki Allâh’a asî oluyorsun. Sorumluluklarını ciddiye almıyorsun. Yüce Allâh seni bir zorlasa, kimler veya neler seni kurtarabilir? O’nun hükmünden. Oysa sen Yüce Allâh’a muhalefet yerine, O’nun taraftarlığına geçsen niye seni zorlasın ki. Cabbar olan Rabb’in seni zorlamaz. O mü’minlerine karşı her zaman şefkatlidir. (Rauftur) Mü’minlerin başına gelen dünyaya ait zorluklar, yine kuluna olan kerem ve şefkatindendir. O anda olan kulu, şükür ve teslimiyeti ile Rabb’inin sevgisini daha da kazanır, mertebesi yükselir. Rabb’inin ebedi nimetlerine hak kazanır. O halde dünyadaki zorlanma kâfirlere gâzap iken, mü’minlere şefkat basamağının bedeli olur. Âhirette ise zorlama, kâfirlere son derece şiddetli iken, mü’minlere zorlama yoktur, korku yoktur. Mü’minlerin tadacakları zorluklar sadece dünya hayatıdır ve ölüme kadardır. Ey insanlar! O Allâh’tan sakının. Çünkü O Cabbar’dır. Asla zorlanmayan, zorlayandır. O Aziz’dir. O’nun için yenilgi de söz konusu değildir. Unuttun mu Hz. Nuh (as) kavmini, Hz. Lut (as) kavmini, depremleri, sel baskınlarını, savaşları, hastalıkları, kazaları, ihtiyarlığı..... İnsanların başına gelenleri.. Asîlerin başına gelenler, kıssalar halinde anlatılır Kur’an-ı Kerîm’de. Hûd sûresinde geçer. Hz. Muhammed (saa) o sureler için şöyle buyurur. “Hûd, Vakıa, Mürselat, Nebe, Tekvir süreleri beni kocattı.” (Tirmizi, Tefsir,57) Sende bir oku Hûd sûresini… Bakalım seni de etkiler mi? Kendi iyiliğin için lütfen iyi dinle.. Bir zamanlar israiloğulları da isyana düşmüşlerdi. Ve Rabb’im, Tur dağını onların başına yükseltti. Onları iman etmeleri için zorluyordu.

Bakara sûresi /93 “Bir zaman üzerinize Tur (dağın)ı kaldırıp, sizden kesin söz almıştık. “Size verdiğimiz şeyi kuvvetle tutun, dinleyin!” (demiştik). “Dinledik ve isyân ettik” dediler. İnkârlarıyla kalplerine buzağı sevgisi içirildi. De ki; “Eğer inanan kimseler iseniz, imanınız size ne kötü şey emrediyor.” Bugün isyan edenlerin buzağısı ne? Sizin Allâh’a dönmenize ne engel oluyorsa odur sizin buzağınız. İsyandan vazgeçip iman etmek için dağların tepemize yükselmesini, yerin yarılmasını, kazaların olmasını, hastalıkların kuşatmasını, ihtiyarlığın gelmesini mi bekliyelim.?. İşte o an geldiği zaman yani artık perçemin tutulduğu ve kararın gerçekleşeceği zaman, yani ölüm seni sardığı zaman iman etmen önemli değildir.

Nisâ sûresi /18 “Yoksa günah işleyip de kendisine ölüm gelince “işte ben şimdi tövbe ettim” diyen kimselerin tövbesi kabul edilmez. Kâfir olarak ölenlerinde tevbeleri kabul edilmez. İşte bunlara âhirette can yakıcı bir azap hazırlamışızdır.” Sen zorlandığın zaman değil, zorlanmadığın zaman isteyerek iman etmeliydin. O gün pişman olmak neye yarar. Size söylüyorum ve kendiime; pişmanlığın işe yaramadığı o günler, o anlar gelmeden kendimize gelelim. Yüce Rabb’imizin bizi zorlamasına gerek olmadan, hakkı görelim, şükredelim ve o Kahhar olan Cabbar’a sığınalım. Sen Cabbar olan Allâh’ın Kerîm, Rezzak, Latif, Rauf, Râhman, Rahîm, Vehhab, Gani, Vedut olduğunu da unutma. Yüce Allâh’ın Cabbar nazarını üzerine çekeceğine, Rahîm olan nazarını, Lâtif olan nazarını, Kerîm, Vedut, Alim, Rauf olan nazarını üzerine çekmek için uğraş. Meselâ: Rabb’ini seviyorsan, şöyle düşün “Acaba ben ne yaparsam Rabbim bana merhametini artırır. Acaba ben ne yaparsam Rabb’im beni daha çok sever. Acaba ben ne yaparsam Rabb’im beni beğenir…” Sevilmek, takdir edilmek, övülmek, gözde ve gönülde olmak… Her insanın hoşuna gider. O halde bu, bize neden Rabb’im tarafından olmasın ki?! Bazı insanların inkârda direttiklerini görüyoruz. Kime karşı direndiklerini bilmiyorlar. Yazık. Aslında onlar kendi kendilerine yazık ediyorlar. Bazı insanların da, nefsanî isteklerinin arkasından gittiklerini görüyoruz. Yazık; olan kendi amellerine oluyor. Bazı insanların da taassuplarında ısrarlarını görüyoruz. Yazık! Yoksa onların Allâh’u Teâlâ’nın beyanlarından haberleri yok mu? Bazı insanların da iman ettikleri halde boş ve çabasız görüyoruz. Yazık! Daha yola girmeden kaybettiklerini görmüyorlar mı? Bu tablolar insanların, yüce Allâh’ın iktidarı elinde tuttuğuna ve her an istediği kararı vereceğine iman etmekten yoksun olduklarını gösterir. İnsan, Allâh’ı gözetleyen Cabbar olduğuna iman etse, asla kendisini boşa tüketmezdi.

Yüce Allah’ın her sıfatıyla beraber Cabbar olduğunu düşünün. O sana bir hayır dilese, kim engel olabilir? Ya da sana bir musibet dilese kim engel olabilir? Hiç kimse… Yüce Allâh sana dilerse bol bol, ayaklarının altından, başının üstünden rızıklar gönderir. Kim engel olabilir? Yüce Allâh sana ölümü takdir etse, kim önüne geçebilir? Ya da yüce Allâh hayatı dilese kim sonlandırabilir? Yüce Allâh sana şifa vermezse, kim seni iyileştirebilir? Hiç kimse… O halde Yüce Allâh Rahîm olan Cabbar’dır., O, Kadir olan Cabbar’dır, O Melik olan Cabbar, O Hakim olan Cabbar, O Rezzak olan Cabbar, O Vedud olan Cabbardır… O yarattıklarını zorlar. Ama hiç kimse O’nu zorlayamaz. O’na rakip yoktur, O’nu tehdit edecek yoktur, O’nu etkileyen yoktur, O’nun kararlarını değiştirecek yoktur. O öyle bir Cabbar’dır ki, ilimde zorlanmaz, hüküm vermede zorlanmaz, hesaba çekmede, rızık vermede, görmede, duymada, merhamet etmede hiçbir açıdan zorlanmaz. Üstelik O, bunları gerçekleşmesinde sadece “ol” der. O da oluverir. Yani sadece bir emirle her şey gerçekleşir. O kadar ki her şey Rabb’im için kolaydır. Zorlanmak bir arızdır. Yani kusur, zaaftır. O da ancak noksan olanlar için geçerlidir. Yani noksan sıfatları olanlar zorlanırlar, başkalarını da zorlamaya güçleri yoktur. Oysa yüce Allâh Süphan ve Kuddüs’tür. Tüm eksikliklerden uzaktır. O halde Yüce Allâh zorlanmaz, ama zorlayabilir.

Parolamız; Yüce Allâh’ın her sıfatının yanında El-Cebbâr olduğuna iman ettik.

Bizleri zorlamaması için de dua edeceğiz.

Lâ Cabbare illâ El-Cebbâr.

1 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

TARKAN, GEÇÇEK VE GELECEK Sosyal medya da gündeme oturan Tarkan’ın “geççek” klibini merak ettim, ben de izledim. Evet başarılı bir klip olmuş. Tarkan’ın hakkını iyi vermek gerek. Güzel sunmuş. Ancak b

MİRAÇ VE HİBETULLAH Zer âleminde Resulullah’ın (saa) tüm insanlar ve seçkinler arasında en seçilmiş kişi olduğunu biliyoruz. O gün sorulan tüm sorulara Resulullah(saa), tüm insanlar arasında en hızlı

bottom of page