top of page

DOĞRU KORKU NEDİR?

 DOĞRU KORKU NEDİR? Korku; insanın benliğini sarsacak doğru ya da yanlış tehditlerden kaynaklanan, şiddetle yaşanan iç baskıdır. Korkunun gerçek olanı olduğu gibi sanal olanı da vardır. Gerçek korku; insanın kendisinden kaynaklanmayıp, yücelik ve azamet karşısında duyduğu korkudur. Bu da haklı olarak inanılması mutlak olan yüce Allah’tan korkmadır. Bu korku ne kadar artarsa o kadar sahibini olumlu yöne iletir. Ve hayatı dengeler üzerine oturur. Sanal korkular ise genellikle insanın kendi algılamaları sonucu ürettiği korkularıdır. Bu tür sanal korkular, insanı gerçekten korkması gereken yüce Allah’tan uzaklaştırır. Bu tür korkulara daldıkça, insanı olumsuz yönde adımlar atmasına sebep olur. Allah’u Teâlâ’yı çok iyi tanımayanlar, yüce Allah’ın sıfatlarını başka varlıklara isnat etmelerinden dolayı kendilerini emniyette düşünemezler. Kendilerini güvende hissetmek için başka sebeplere sarılırlar. Bu durumda onlara karşı içlerindekorku taşırlar. Böylece korkuları Allah’tan başka ilah olmadığı halde, ürettikleri sebeplere boyun eğmelerine sebep olur.

İnsanların kendi kendilerine koza olarak kurdukları korkulardan bazıları 1.Kaybetme korkusu: Dünya nimetlerinin eksilmesinden korkan insanlar korkunun ağına düşebilirler. Gerçek kayıp nedir? Onlara göre kayıp sahip olduklarını yitirmesidir. Oysa ki gerçek mülkünün sahibi yüce Allah’tır. Hüküm koyma da O’na aittir. O da dilediğine verir, dilediğinden alır. Bu yüzden kendi bakış açımıza göre kayı ne olmalı diye değil, yüce Rabb’imize göre “ kayıp” nedir bilmeliyiz. Biz inanlığa model olan peygamberimiz Hz. Muhammed(s.a.a) ve Ehl-i Beyt’ine göre düşünelim. Onlar neyi kayıp olarak görüyorlardı, neleri kayıp olarak görmüyorlardı. Eğer insan elindeki dünya değerlerini kaybetmekten korkuyorsa çok çeşitli batıl, çirkin ve etik olmayan yollara başvurabilir. Tüm bunlar Allah’a olan güven yetersizliğinden ve ilahi modellerini doğru algılamamasından kaynaklanmaktadır.  Böyle korkuları olanlar için ilahi bir örnek verelim: Enam süresi/17 “Şayet Allah sana bir zarar dokundursa bunu O'ndan başka giderecek yoktur. Fakat sana bir hayır dokunduracak olsa onu da kimse gideremez. Bil ki O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.” Zarar ve yarar takdirini yapan yüce Allah’tır. Allah’tan başka hiç kimse yararı sağlayamaz, zararı da önleyemez. Bu nedenle kendimize göre değil, yüce Allah’a göre düşünerek yarar ve kayıp hesabı değerlendirilmelidir. O zaman gerçek kayıplar nedir, bunun farkına varılır. 2.Bedelleri göze almamak: Allah yolunda çeşitli bedeller ödenebilir. Nitekim hangi yol emek, zaman, bedel istemez? İlahi yol tüm diğer yollardan daha hak olduğuna göre elbette bu yolda da bedeller yani ücretler ödenecektir. Mal, kariyer, ev, çocuk, eş, can… Örneğin bir insan Müslüman olduğunu söylediği halde evini inananlardan sakındırıyorsa, Müslümanlara evinin kapılarını açmıyorsa, onları evinde ağırlamıyorsa evini Allah’tan esirgiyordur. Doğal olarak bu insanın yüreğine dünya sevgisi yerleşmiştir. Böyle bir yüreğin şirke düşmesi, Allah’tan başkalarından korkmaya yönelmesi kaçınılmazdır. Ya da kariyer kendisi için çok önemlidir. Öyle ki koltuğunu kaybetmemek için ilahi emirlerden bile vazgeçiyor. Böyle bir durumda Allah için koltuğunu vermesi mümkün görünmüyor. Oysaki yapması gereken ilahi emirlerin yaşatılması için gerekirse koltuğundan vazgeçebilmesi idi. Koltuğu bırakmaktan öte, belki de hicret etmek veya cihad etmek bile gerekir. O halde bedel göze alınamıyorsa, Allah’a inandığını söylediği halde, Allah’a sırtını dönecektir. Oysaki mal ve can ile Allah’a itaat edilmesi gerektiğini unutmaması gerekir. İman sözünün arkasında durmasını gerektirir. 3.Yalnızlık, karanlık gibi fobiler: Bu çeşit korkuların altında yatan sebepte Allah’u Teâlâ’ya olan güven yetersizliğidir. Yüce Allah’ın sıfatlarını iyi bilen bir Müslüman iyi bilir ki ancak Allah’a tevekkül edilerek böyle korkulardan uzak durulabilir. Zümer süresi /36 “Allah kuluna yetmez mi? Seni O'ndan (Allah'tan) başkalarıyla korkutmaya çalışıyorlar. Allah kimi saptırırsa artık onun için bir yol gösterici yoktur.” 4.Ölüm korkusu: Hayat da, ölüm de Allah’ın emirlerindendir. Her varlığın dönüşü de yüce Allah’adır. Bunu iyi idrak etmemek, insanları çeşitli karanlık yollara sürükleyecektir. Ölmemek için çeşitli sebeplere sarılacaktır. Ama anlaşılması gereken şu ki hiçbir sebep, Allah’ın kararının önüne geçemez. Bu nedenle sapmalara yönelmek gereksiz bir davranış olduğuna göre, ölümü de Allah’uTeâlâ’ya göre düşünmemiz gerekir. Bu nedenle Allah yolunda olanlar ve yürüyenler, ölümden korkmadan yürümeye devam ederler.  Bu genelde bilmeye bağlı değildir. Bu bilmenin eminliğine inanma ile ilgilidir. Kalbi bildiklerinin arkasında olur. Yoksa her insan ölümün Allah’tan olduğunu bilir. Ama şaşılacak şey şudur ki dönüşün yüce Allah’a olduğunu bildiği halde, dönüş hazırlıkları yapmaktan kaçınmaktadırlar. Başka tedbirlere başvurmaktadır.  Allah’a dönecek yüzleri ve hazırlıkları olmayanlar, ölümden ve ölümün arkasından gelecek süreçlerden korkarlar. 5.İnsanların kınamalarından korkmak: İnsanların ne diyecekleri, ne demeyecekleri bir yere kadar önemsenebilir. Ama bir sınırdan sonra insan bunu çok önemserse bu kez hayatının merkezine insanların değer yargılarını koyar. Böyle bir durumda dikkat, Allah’ın emirlerinden başka yönlere kayar ve şirk tuzağına düşülür. İnanan kişi insanların kınamasını değil, Rabb’inin kınamasını temel almalıdır.   Maide süresi/54 “ Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse, bilsin ki Allah yakında öyle bir toplum getirir ki, Allah onları sever, onlar da Allah'ı severler; müminlere karşı yumuşak, kâfirlere karşı da onurlu ve şiddetlidirler; Allah yolunda mücahede eder, hiçbir kınayıcının kınamasından da korkmazlar. Bu, Allah'ın bir lütfüdür, onu dilediğine verir. Allah, geniş ihsan sahibidir, her şeyi çok iyi bilendir.” 6.Güç korkusu: Allah’ı tanıyan bir insan tüm kuvvetin Allah’a ait olduğunu bilir ve inanır. Çünkü hiçbir kudret O’na ulaşamaz, O’ nu etkileyemez, O’na engel olamaz. Hac süresi /71–72 “ Onlar, Allah'ı bırakıp, hakkında Allah'ın hiçbir delil indirmediği, kendilerinin de hakkında hiçbir bilgilerinin bulunmadığı şeylere kulluk ederler. Zalimlerin hiçbir yardımcısı yoktur. Kendilerine ayetlerimiz açık açık okunduğu zaman o kâfirlerin yüz ifadelerinden inkârlarını anlarsın. Neredeyse, kendilerine ayetlerimizi okuyanlara hışımla saldıracaklar. De ki: "Şimdi size bu durumdan daha beterini haber vereyim mi: Ateş... Allah onu kâfirlere vaad etti. Ne kötü varış yeridir orası!" Durum bu olduğuna göre arkasında dayısı, emmisi olan, ya da koltuğu olan yada elinde silah ve para olan, gerçek bir inananı hedefinden alıkoyamaz. Gerçek inananlar Allah’tan başka hiç kimseden korkmazlar. Bilirler ki en çok Allah’tan korkulması gerekir. Allah Cebbar’dır, Mütekebbir’dir, Kahhar’dır, ... Hac süresi/ 73-74 “Ey insanlar! Size bir örnek verildi. Şimdi ona iyi kulak verin. Sizin Allah'tan başka taptıklarınız bir sinek dahi yaratamazlar, hepsi bunun için toplansalar bile. Eğer sinek onlardan bir şey kapsa bunu ondan kurtaramazlar. İsteyen de âciz, istenen de. Allah'ın kadrini gereği gibi bilemediler. Şüphesiz Allah kuvvetlidir, mutlak güç sahibidir.”  Ahzâb süresi /39 “Daha önce gelip geçen o peygamberler, Allah'ın vahiylerini tebliğ eden, Allah'tan korkan, başka hiç kimseden korkmayan kimselerdir. Allah hesap görücü olarak yeter.” 7.Gelecek korkusu: Allah’u Teâlâ’yı evvel ve ahir olmanın yanı sıra Kuddüs olduğuna inanmayanlar, Allah’ı bilmelerine rağmen şirke varacak kadar kaygı ve korkuya kapılırlar. Gelecekte neler olacak diye kaygılanırlar, geleceği garanti altına almak için dünyaya dört elle sarılırlar, geleceği görebilmek için çeşitli sebeplere koşarlar… Tevekkülsüzlüğün göstergesidir tüm bunlar. Oysaki Allah’a güven, insanı tüm bu kaygılardan kurtaracaktır. İnsan Allah’a ve O’nun yol gösterimine güvenirse, Allah elbette onu hayırlara ulaştıracaktır. Tabi ki saydığımız bu korkulardan başka korkular da olabilir. Şunu unutmamak gerekir ki korkular da insanı şirke sürükleyen sebeplerden birisidir. Ama insan Tevhid ile yani her olayın, sebebin ve her amelin merkezinde yüce Allah’ı görürse ve Rabb’inin terbiyesi üzere düşünür ve davranırsa, bu korkulardan ve sonucunda oluşabilecek şirk tuzaklarından kurtulabilir. Yeter ki Allah’tan korkmanın tüm diğer korkulardan daha kavi ve baki olduğunu anlayabilsin. Dönüp modellerine bakabilsin.

0 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

TARKAN, GEÇÇEK VE GELECEK Sosyal medya da gündeme oturan Tarkan’ın “geççek” klibini merak ettim, ben de izledim. Evet başarılı bir klip olmuş. Tarkan’ın hakkını iyi vermek gerek. Güzel sunmuş. Ancak b

MİRAÇ VE HİBETULLAH Zer âleminde Resulullah’ın (saa) tüm insanlar ve seçkinler arasında en seçilmiş kişi olduğunu biliyoruz. O gün sorulan tüm sorulara Resulullah(saa), tüm insanlar arasında en hızlı

bottom of page