BİZLERİN VAY HALİNE….

BİZLERİN VAY HALİNE…. Hebbe Areni ve Neuf Bekkâli Kufe’de Dar’ul İmaret’in bahçesinde uyumuşlardı. Gece yarısı Emir’ul Mu’minin Dar’ul İmaret’in kapısından bahçeye doğru geldiğini gördüler. Ancak Hz. Ali normal bir halde değildi, dehşet verici bir halde idi. Sanki kendisini kontrol edemiyor gibiydi. Eğilerek duvara dayanarak adım adım ilerliyor, kendi kendine Âli İmrân Sûresinin son ayetlerini okuyordu. “Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde aklıselim sahipleri için gerçekten açık ibretler vardır. Onlar ayakta dururken, otururken, yanları üzerine yatarken (her vakit) Allah’ı anarlar, göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin düşünürler (ve şöyle derler): Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın. Seni tercih ederiz. Bizi cehennem azabından koru. Ey Rabbimiz! Doğrusu Sen, kimi cehenneme koyarsan, artık onu rüsvay etmişsindir. Zalimlerin hiç yardımcıları yoktur. Ey Rabbimiz! Gerçek şu ki biz “Rabbinize inanın!” diye imana çağıran bir davetçiyi (peygamberi) işittik, hemen iman ettik. Artık bizim günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört, ruhumuzu iyilerle beraber al, ey Rabbimiz! Rabbimiz! Bize, Peygamberlerin vasıtasıyla vaat ettiklerini de ikram et ve kıyamet gününde bizi rezil- rüsvay etme; şüphesiz Sen vâdinden caymazsın!” Bu ayetleri okuyor, bittiğinde tekrar baştan tilavet ediyor, kendisinden geçmiş halde okumaya devam ediyordu. Hebbe ve Nevf, her ikisi yataklarında, bu ilginç manzarayı seyre dalmışlardı. Hebbe bu manzara karşısında dona kalmış, Nevf ise gözyaşlarına hâkim olamıyor, devamlı ağlıyordu. Bu halde Emir’ul Mu’minin Hebbe’nin yatağının kenarına ulaşıp, buyurdu: -“Uyuyor musun, yoksa uyanık mısın?” - Uyanığım ya Emir’el Mu’minin. -Siz Allah’ın karşısında bu halde iseniz biz biçarelerin vay haline. Emir’ul Mu’minin gözlerini yere dikip ağlayarak buyurdu: Ey Hebbe, bizim hepimiz bir gün Allah’u Teâlâ’nın karşısına çıkarılacağız. Bizim hiçbir amelimiz O’ndan saklı değildir. O bana ve sana şah damarımızdan daha yakındır. Sonra Nevf’e seslenerek buyurdu: - “Uyuyor musun?” - Hayır, Ey Emir’ul Mu’minin bir müddettir gözyaşı döküyorum.  Hz. Ali (S.A.) buyurdu: Ey Nevf! Eğer bugün Allah korkusundan böyle çok ağlıyorsan, yarın gözün aydın olacaktır. Ey Nevf! Allah korkusundan gözünden akan her damla gözyaşı, ateşten bir denizi söndürecektir. Ey Nevf! Allah’u Teâlâ yanında hiç kimsenin makamı ve menzileti Allah korkusundan ağlayan ve Allah için seven insandan daha üstün değildir. O kimse ki dostluğu yalnız Allah içindir, Allah’ın dostluğuna karşı hiçbir şeyi tercih etmez. Düşmanlığı yalnız Allah içindir, bu düşmanlıktan ona, iyilik ve hayırdan başka bir şey ulaşmaz. Bu dereceye ulaştığında, imanın hakikatlerinin kemâlini bulmuş olacaksınız.  Daha sonra Hebbe’ye ve Nevf’e biraz nasihatte bulundular. İmam Ali’nin (S.A.V.) son cümlesi şu oldu: “Allah’tan korkunuz, ben size bildirdim.”  Bu şekilde İmam o iki kişiden ayrılıp kendi haline meşgul oldular. Hebbe ve Nevf şöyle diyorlar:  - Allah’a yemin olsun Emir’ul Mu’minin sabah oluncaya kadar aynı halde yürümeye devam etti.

0 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör