• İnci Mercan

14 ŞUBAT “ SEVGİLİLER GÜNÜ”, BİR ŞAKA GİBİ…

Kullarına hediye ettiği yaşam tarzı olan “İSLAM DİNİ” nin tüm ilkeleri, sevgi ve rahmet üzerine…

Ve bundan sonra hayatın son noktasına “CENNET” denilen, sevgi dünyasını koymuş.  Bu kadar sevgi donanımdan sonra kim, ne hakla, ne sıfatla gündem koyabiliyor? Kim ne vaatte bulunabiliyor? Ya da kim sevginin tanımını yapabilir? Kim sevginin pazarlığını edebilir?  Ya da hediyenin fiyatı, sevginin büyüklüğü müdür? Ya da bu gündemi tanımayan, sevgiyi bilmiyor mu? Alamayanlar ne yapmalı?... Hayatımızın her alanını kuşatan ilahi düşünce ve inancımızın temel ilkeleri sevgi üzerinde iken, 14 Şubat neyin nesi! Sevgiyi ifade etmeye fırsat ise, diğer günler ne olmalı…  Yüceleştirilmek, öne çıkarılmak istenen ne… Yoksa biz sevgiyi veya hediye almayı mı öğreniyoruz? Tabi ki bu da değil…  Biz kendimize ait düşünemiyor muyuz? Bizim özelimiz kimi ilgilendirir? Mahremiyetimizden kime ne? Yoksa kendimize başka alanlar mı açmamızı istiyorlar? Bizim toplumsal olarak paylaştığımız, kalbimizi coşturan, gönüllerimizin birleştiği gündemlerimiz yok mu?

Sevgi bir zamana sığdırılamaz ki… İnsan her zamanda sevgisini ifade edebilir. Bir prosedüre veya gündeme gerek yok ki. Özellikle ama bugün diyorsanız, bu gündemden etkilenmedir. Yoksa bu sevgiyi ona has sunma değildir.

Sevgi kalpte coştu mu açığa çıkandır. Zaman tanımayandır. Yoksa bir pakete sığma değildir. Sevgililer günü ile şeytani ve nefsanî bir kültür ihracatı yapılmaktadır. Bunun üzerinden de rant elde edilmektedir. İnsanların duyguları üzerinden, dünyayı istemektedirler. Ama bu gündem ile insanlara ne kadar çok, kötü hastalık aşılanmaktadır! İnsanlar bunun farkında değildir.

Bu gündeme çanak tutan her insan, şeytanın yaktığı ateşe bir odun atmaktadır. Bu zihniyetler üzerinden ne kadar incindiğimizin, düşüncelerimizin saptığının, duygularımızın körleştiğinin, aile yapımızın bozulduğunun farkında bile değildirler. Toplumumuz sosyal, psikolojik ve ekonomik olarak saldırıya maruz kalmaktadır. Erkekler ve kadınlar bu sahnede yar almaktadırlar.  Meşru zeminden gayri meşru bir zemine doğru kaymaktadırlar. Romantizm, flört, tüketim, riya, hırs, bencillik, tutku gibi hastalıklar herkesin kapısını çalmaktadır. Gerçekte sevginin ifadesi olan dürüstlük, sadakat, merhamet, fedakârlık, paylaşmak, hikmet, iyiliğini istemek, hoşgörü, sadelik, kanaat gibi davranışlar rafa kaldırılmaktadır.  Sevginin arkadaşları olan bu erdemler yerini arzulara bırakmaktadır. Sevgi bir hayata yayılması gerekirken, bir ana sıkıştırıldı. Eğer tüketim olmazsa, sevgi ifade edilemeyecek durumda. Aslında 14 Şubat sevgileri mezara gömmenin yolunu göstermektedir. Hediye paketine sarılan hayal ve umutları kaybetmedir. İlle de Sevgi olmalı diyorsanız neden sadakat, güven, yol arkadaşı, merhamet, sorunları beraber paylaşma, kanaat gibi erdemlerin pazarlığı da yapılmamaktadır. Çünkü kapitalizm buralardan beslenemez.

Onlar aldatmadan, flörtten, gösterişten, zinadan, kibirden, tüketimden, yalandan beslenir. İşte inanan insanın yaşam tarzı, bunun gibi zeminlerden beslenmez, beslenemez. Zaten yaratılışından son aşamasına kadar her alanı sevgi üzerinedir. Üstelik yanında güven, merhamet, sadakat, fedakârlık, ilim, hikmet gibi promosyonları da vardır.  Bu gösterişli bir hediye paketi ile ispatlanamaz. İnanan insanın sevgisini gözleri anlatır.

Onun en güzel hediye paketi, kalbidir. Sanal sevgiler peşinde koşulmamalıdır. Basit ve pazarlıklı değil, Hak üzere olan, Hak edilen ve Hakkı ifade eden sevgiler olmalıdır. Sevgisi maddiyat, gösteriş, riya, şehvet, flört üzerinde değildir.  Sevgi açlığını gidermenin yolu 14 Şubat değildir. Aranılması gereken yer buralar değildir. Sevginin ana pınarına gidilmeli ve buralarda buluşulmalıdır. Sevgilerin beslenildiği yer önemlidir.

İhraç edilen değil, inzal olunan bir zemin olmalıdır. O zaman gerçek sevgililer bulunur. Vesselam.

0 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

İFTAR, KADER VE İMAM Fe- ta-re harflerinde oluşan bir kavramdır. Anlamı uzunlamasına yarılmaktır. Kimi zaman bozmak, kimi zaman da düzenlemek yoluyla olur. Bu fiilden oluşan kavramlardan biri de fıtr