ŞEHADETİNE ÜZÜLÜYORSAN, VASİYETİNİ DİNLE!

ŞEHADETİNE ÜZÜLÜYORSAN VASİYETİNİ DİNLE! Sana beş şeyi tavsiye ediyorum: Zulme uğradığında zulmetme; sana ihanet ettiklerinde sen ihanet etme; yalanlandığında sinirlenme; övüldüğünde sevinme; kınandığında sabırsızlanma. Hakkında söylenen sözler hakkında düşün; eğer söyledikleri şeyleri kendinde bulursan, (bil ki) söylenen hak söze karşı öfkelenerek Allah'ın gözünden düşmenin musibeti, seni kaygılandıran halkın gözünden düşmek musibetinden daha büyüktür. Ama eğer hakkında söylenenin sende olmadığını görürsen, (o zaman) zahmetsiz sevap elde etmiş olursun. Bil ki, yaşadığın şehrin bütün halkı sana, "Sen kötü bir adamsın." derlerse, bu, seni üzmemeli; "Sen iyi bir adamsın" derlerse de, bu, seni sevindirmemeli; böyle olmadıkça bizlerin dostu olamazsın. (Her hâlükârda) sen kendini Allah'ın kitabına sunmalısın; eğer onun yolunda gidiyor, onun küçümsediğini küçümsüyor, sevdirdiğini seviyor ve korkuttuğundan da korkuyorsan, o zaman sebat göster ve sevin; çünkü hakkında söylenen sözlerin sana bir zararı olmaz. Ama eğer Kur'ân'dan uzak isen, (o zaman) neden kendini aldatasın? Mümin, heva ve hevesine galip gelmesi için daima nefsine karşı cihat hâlindedir; bazen nefsin eğriliklerini düzeltip Allah rızası için heva ve hevesine muhalefet eder; bazen de nefsi, onu mağlup eder ve kendi heva ve hevesine uydurur; ama Allah hemen onun elinden tutup ayağa kaldırır, sürçmesine göz yumar; o da Allah'ı anar, tövbe ve korkuya yönelir; (azap ve cezadan) korkusu arttığı için basiret ve marifeti de artar. Nitekim Allah şöyle buyuruyor: "Allah'tan korkanlara Şeytan'dan bir vesvese eriştiğinde Allah'ı anarlar, sonra bakarsın ki doğru yolu görüp bilmişlerdir." [1]

Ey Cabir! Allah'ın sana verdiği rızkın şükrünü yerine getirebilmen için az rızkı çok say. Nefsinin ayıplarını görebilmen ve affolunman için Allah'a olan çok ibadet ve itaatini az bil. Karşılaştığın kötülüğü, edindiğin bilgiyle kendinden uzaklaştır; bilgiyi de halis amelle çalıştır; halis ameli de, tam uyanıklıkla büyük gafletten koru; tam uyanıklığı da, gerçek korkuyla elde et. Mevcut yaşantıya razı olarak gösterişten kaçın. Akla uyarak heva ve heves tehlikesinden kendini koru. Nefsanî istekler galip geldiğinde, ilmin irşadıyla kendini kontrol et. Halis amelleri mükâfat günü için sakla. İhtirastan (aşırı istekten) kaçınmakla, kanaatkâr olmaya çalış. Kanaati seçmekle şiddetli tamahkârlığı kendinden uzaklaştır. Arzuları azaltmakla zahitliğin tadını al; in­sanlardan ümidini keserek tamahın kökünü kurut. Nefsi tanımakla kendini beğenmişliğin yolunu kapa. İşi Allah'a bırakmakla ruhsal rahatlığa kavuş. Beden rahatlığını kalbin huzurunda ara. Az hata yapmakla kalp huzuruna kavuş. Yalnızlıkta çok zikir etmekle yumuşak kalpli olmaya çalış. Daimî hüzünle kalbini aydınlat. Gerçek korkuyla Şeytan'dan korun. Yalan ümitten sakın (günah işleyip Allah'ın rahmetine boşuna ümit bağlama). Çünkü böyle bir ümit, seni gerçek korkuya (hakikî azaba) sokar. Amellerde samimî olmakla kendini Allah için süsle. Göçmeye acele etmekle (ölüme hazırlanmakla) kendini O'na (Allah'a) sevdir. İşi geciktirmekten ve sonra yapacağım, demekten sakın; çünkü helak olanlar bu denizde gark olmuştur. Gafletten uzak ol; zira kalbin katılaşması gaflete dalmaktadır. Özrün olmadığı durumlarda gevşeklik yapma; çünkü pişman olanlar ona sığınır. Tam bir pişmanlık ve çok tövbe etmekle geçmiş günahlarından dön. Güzel bir dönüşle Allah'ın rahmet ve affını celp et. Güzel bir dönüş için de, gecelerin karanlığında halis dua ve münacat ile Allah'tan yardım iste. Az rızkı çok ve çok itaati da az saymakla büyük şükrü elde et. Çok şükür etmekle nimetin çoğalmasını kazan. Nimetin elden çıkması korkusuyla büyük şükre sarıl. Tamahı öldürmekle ebedî izzeti talep et. Halktan ümidini kesmenin verdiği izzetle tamahın zilletini kendinden uzaklaştır. Yüce himmetle de, halktan ümidi kesmek izzetini elde et. Arzuyu azaltmakla dünyadan (ahiretin için) azık topla. Fırsat varken hedefe kavuşmak için çabuk davran. Bedenin sıhhatli olması ve boş zaman gibi iyi bir fırsat olmaz. Güvenilmez insanlara itimat etmekten sakın. Çünkü yemek alışkanlığı gibi, kötülük alışkanlığı da vardır. Bil ki, sağlık talep etmekten üstün bir ilim ve kalp sağlığından da üstün bir sağlık yoktur. Nefsin istek ve arzularına muhalefet etmek gibi akıl, günahtan alıkoyan korku gibi korku, hayırlı amele teşvik eden ümit gibi de ümit yoktur. Gönül fakirliği gibi fakirlik, gönül zenginliği gibi zenginlik, nefsanî isteklere galip olmak gibi de güç yoktur. Yakin nuru gibi nur, dünyayı küçük görmek gibi yakin ve kendini tanımak gibi de bilgi yoktur. Huzur gibi nimet, şartların elverişli olması gibi huzur yoktur. Yüce himmet gibi şeref, arzuyu azaltmak gibi züht, makam üzere yarışmak gibi de ihtiras yoktur. İnsaf gibi adalet, zulüm gibi tecavüz, heva ve hevese uymak gibi de zulüm yoktur. Farzları eda etmek gibi itaat, üzüntü gibi de korku yoktur. Akılsızlık gibi musibet, yakin azlığı gibi akılsızlık, korkusuzluk gibi yakin azlığı, korkunun olmamasına üzülmenin azlığı gibi de korkusuzluk yoktur. Günahı küçük saymak ve içinde bulunduğun duruma razı olmak gibi musibet yoktur. Cihat gibi fazilet, heva ve hevese karşı mücadele etmek gibi cihat, öfkeyi yenmek gibi de kuvvet yoktur. Daimî yaşamak sevgisi gibi günah, tamah zilleti gibi de zillet yoktur. Fırsat varken, ihmalkârlık yapmaktan sakın. Zira ihmalkârlık, ehlini hüsrana uğratan bir sahadır… [2] [1]- A'râf, 201 [2]- Tuhefu'l-Ukul, s.284–286

İMAM MUHAMMED BAKIR (AS)’IN VASİYETİNDEN...

0 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör