ÖLÜ ETİ YEMEK

Resim---Kopya---Kopya-(

              Huzurda olmayanın kusurunu, başkalarının yanında onu aşağılamak için söylemek kısaca gıybet olarak adlandırılır. Hadislerde gıybetin tanımı şöyle geçmektedir:

Ebuzer-i Gifari (r.a) şöyle rivayet eder: ”Peygamber efendimize (s.a.a) gıybet nedir, diye sordum. ”(Gıybet) kardeşinin sevmediği bir şeyi söylemektir.” buyurdu. ”Ey Allah’ın Rasulu, söylediğim kusur (gerçekten) onda varsa nedir?” diye sorunca şöyle cevap verdi: ”Bilesin ki, söylemiş olduğun kusur onda varsa gıybetini etmiş sayılırsın; olmayan bir kusuru söylemişsen iftira (bühtan) etmişsindir.” ( Meheccetü’l Beyza, c.5, s.255)

İmam Sadık (a.s) da bir hadisinde şöyle buyurur:

”Gıybet; kardeşinde, Allah’ın üstünü örtmüş olduğu şeyleri söylemendir. Bühtan ise kardeşinde olmayan kusurları söylemendir.”

Gıybetin tanımı ve hadislerden anlaşıldığı gibi gıybet dört esasa bağlıdır:

1-Gıybeti edilenin huzurda olmaması.

2-Hoşa gitmeyen bir şeyin olması.

3-Aşağılamak için olması.

4-Başkalarına aktarmak.

Kusurları söylenilen kimse huzurda olursa bu gıybet günahından çıkarak başka korkunç bir günaha dönüşür.

Hoşa gitmeyen ve kusur bilinen şeylerden bazıları şunlardır; ruhsal kusurlar(haset, kibir vb.),bedensel kusurlar(acizlik, güçsüzlük vb.), kıyafette kusur(boyun kısa olması, elbisenin dar veya geniş olması vb.), dinimizce kusur bilinen şeyler(namaz kılmamak, oruç tutmamak vb.), maddi kusurlar, nesebi kusurlar(”o adamın babası cimridir”, ”bunlar sülalece hastalıklıdırlar”vb.), iş veya evde görülen kusurlar(”mübareğin evi de otelden farksız” vb.).

Gıybet sözle olduğu gibi yazıyla, eda yoluyla(hareket ve davranışlarla), ima yoluyla ve işaret yoluyla da olsa aynıdır ve büyük günahlardandır.

Gıybet İle İlgili Ayetler:

1.Ayet: * وَلَا يَغْتَب بَّعْضُكُم بَعْضًا أَيُحِبُّ أَحَدُكُمْ أَن يَأْكُلَ لَحْمَ أَخِيهِ مَيْتًا فَكَرِهْتُمُوهُ وَاتَّقُوا اللَّهَ إِنَّ اللَّهَ تَوَّابٌ رَّحِيمٌ *

”Biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemeyi sever mi? İğrendiniz değil mi? O halde Allah’tan korkun; şüphesiz Allah tövbeyi çok kabul edendir.”  (Hucurat 12)

Ayetin iniş sebebi:

Peygamber efendimizin (s.a.a) iki ashabı, Selman-ı Farisi’nin gıybetini ettiği için nazil olmuştur. Selman-ı Resulu Ekrem’e yemek götürmesi için göndermişlerdi. Peygamberimiz de Selman’ı Usame b. Zeyd’in yanına gönderdi. Çünkü Usame beytülmal görevlisiydi. Usame de ”Şimdilik verilecek birşey yok” demişti. İki arkadaş Usame hakkında, ”O cimrilik yaptı” dediler. Selman için de;  ”Onu Semiha kuyusuna gönderecek olsak onun da suyu kurur!” dediler.Ayrıca kendileri bizzat giderek olayı soruşturdular. Peygamber Efendimiz (s.a.a) onlara, ”Ağızlarınızda et çiğnediğinizi görüyorum” buyurdu. Onlar ”Ey Allah’ın Rasulü! Biz bugün asla et yemedik” dediler. Bunun üzerine Peygamberimiz (s.a.a.) şöyle buyurdu: ”Evet, Selman ile Usame’nin gıybetini ederek onların etini yediniz!” Bu olay üzerine yukarıdaki ayet nazil oldu. Böylece Müslümanlar gıybetten men edildi. (Mecmau’l-Beyan, c.9, s.135; Tefsiru’l Kuranil-Azim, c.4, s.191; Tenbihu’l Gafilin.)

Ayetin kısaca tefsiri:

Allah, bu ayette ilginç bir benzetme yapmıştır: Ayet, inanan bir Müslüman’ı ”kardeşe”, onurunu ”etine” ve gıybeti edileni (habersiz olduğu için) ”cenazeye” benzetmektedir.

Bu tabirler gıybetin ne denli kötü ve korkunç bir günah olduğunu sergilediği gibi, bunu yapanın ne derecede vahşi, acımasız, saldırgan ve vicdansız biri olduğunu da vurgulamaktadır. Zira insan ne olursa olsun kardeşine ve onun cenazesine saygılı olmayı gerekli bilmektedir. Kardeşinin cenazesini yemeyi aklından geçirmediği gibi, ona en ufak bir saygısızlığı da asla düşünmez.

Gıybet eden kimse sıradan ve seviyesiz kimsedir. Kardeşinin etini yemekle kalmaz, bu ziyafete başkalarını da davet eder. Allah insanlara yapmış oldukları günahların gerçek yüzünü hatırlatmak için, ”meyte” (ölü) tabirini kullanarak , onları bu gafletten uyandırmak ve böylece tiksindikleri, iğrendikleri, kınadıkları ve nefret ettikleri şeylere kendilerini de bulaştırmalarını engellemek istemektedir. 

2.Ayet:  *وَيْلٌ لِّكُلِّ هُمَزَةٍ لُّمَزَ  *

”(İnsanları) diliyle çekiştiren, kaş ve gözüyle işaretler yapıp alay eden her fesat kişinin vay haline! ”    (Humeze 1)

Ayetin iniş sebebi:

Bazı müfessirlere göre bu ayet, Velid b. Muğire hakkında nazil olmuştur. Zira Muğire, Peygamberefendimizin (s.a.a.) arkasından konuşuyor ve O’nunla alay ediyordu.

Bazı Müfessirler de, bu ayetin Ehnes b. Şerik, Ümeyye b. Halef ve Asım b. Vail gibi müşriklerin önde gelenleri hakkında nazil olduğunu bildirmişlerdir.  (-el Mizan fi Tefsiri’l-Kuran, c.20, s.507; Tefsir-i Numune, c.7, s.308)

Bilindiği üzere, ayetler belirli kimseler hakkında inmiş olsa da, sadece bu kimselerle sınırlandırmak yanlıştır. Dolayısıyla bu ayetler, aynı sıfatlara sahip olan herkese hitap etmektedir. Ama ”Zikredilen şahıslar zamanlarının en bariz örnekleridir” denilebilir. Günümüzde de bu ayetlerin muhatabı olan bir çok kimse vardır. Öyle olmaktan Allah’a sığınırız.

Ayetin kısaca tefsiri:

Bu surenin ilk ayetine dikkat ettiğimiz zaman, gıybetin ne kadar kötü, korkunç ve gazapla dolu bir günah olduğu dikkat çekmektedir. Zira Allah, bu sureye tehditle başlamıştır.

”Humeze” ve ”lumeze” nin sözlük anlamı: Humeze, kelime anlamı bakımından ”kırmak” anlamına gelir. Gıybet edene de, karşı tarafın şahsiyetini kırdığı için Humeze denilir. Bu iki kelimenin anlamlarının bir olup olmadığı konusunda müfessirler arasında görüş ayrılığı vardır. Görüşler şunlardan ibarettir:

a) Humeze ve lumeze eş anlamlı kelimelerdir. Bu durumda iki kelimenin yan yana zikredilmesi tekit içindir.   (Mecmau’l Beyan, c.6, s.299)

b) Humeze gıybet etmek, lumeze ise kusur aramak anlamındadır.  (Mecmau Verram, s.124)

c) Humeze el, kol ve baş işaretleriyle kusur aramak, lumeze ise dil ile kusuru söylemektir.

d) Humeze insanın yüzüne karşı, lumeze ise arkasından konuşmak, kusurunu açığa çıkarmak demektir.  (Mecmau’l-Bahreyn, c.4, s.34)

e) Humeze açıkta, lumeze ise gizlide kusuru söylemektir.

f) Her iki kelime de başkalarını kötü ve çirkin lakaplarla anan kimse anlamındadır.

Bu görüşlerden sonra humeze’nin gıybet olduğu görülmektedir. Dolayısıyla bu ayete dayanarak gıybetin korkunç bir günah olduğunu ve kınandığını ispat etmiş oluyoruz.

İslam dini insanların şahsiyetlerine önem veren bir dindir. Bundan dolayı şahsiyetleri kıran, inciten ve aşağılayan her şeyi büyük günah olarak bilmektedir. Toplumda insanların şahsiyetini en çok zedeleyen unsurlardan birinin de gıybet olduğu herkesçe bilinmektedir. 

3.Ayet   * هَمَّازٍ مَّشَّاء بِنَمِيم  * 

” (Herkesi) kınayan, söz götürüp getiren…”   (Kalem 11)

Bu ayet Peygamber efendimizin (s.a.a.) düşmanlarının özelliklerinden biri olarak gösterilmiştir. Zira kalem suresinin ilk ayetlerinde Peygamber efendimizin ahlaki özellikleri, daha sonrasında ise, düşmanlarının özellikleri bildirilmektedir. Bu özellikler arasında gıybet günahıyla vasıflanmaları oldukça dikkat çekmektedir.

Hemmaz” hemz kökünden olup, gıybet etmek ve kusur aramak anlamlarına gelir. ”Nemim” ise habercilik anlamındadır. (Tefsir-i Numune, c.24, s.385) Taraflar arasında git-gel yapan, söz dolaştıran ve düşmanlık icat edip fesat çıkaran kimseler bu tür kimselerdir.

Ayette, ”Hemmaz” ile ”meşşa” kelimeleri, Arap edebiyatına göre mübalağa kipinde gelmiştir. Bu da, aynı özellikteki kimselerin bu işlerini ısrarla yaptıklarını vurgulamaktadır.

el Mizan yazarı Alleme Tabatabai, mezkur ayetin tefsirinde şöyle der:  ”Hemmaz, hemz kökünden olup, ayıp ve hakaret anlamına gelmektedir. Bazıları da göz ve işaretle yapılan hakaret olduğunu savunmuşlardır. Bazen de çok gıybet eden kimse için söylendiği bildirilmiştir.”   (el Mizan fi Tefsiri’l Kurân, c.20, s.29) 

4. Ayet:  *  إِنَّ الَّذِينَ يُحِبُّونَ أَن تَشِيعَ الْفَاحِشَةُ فِي الَّذِينَ آمَنُوا لَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ فِي الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ *

”İnsanlar arasında edepsizliğin (günahın) yayılmasını isteyenler için dünyada da ahirette de acı bir azap vardır. Allah bilir siz bilmezsiniz.”   (Nûr 19.)

Allah-u Teâlâ, bu ayette genel bir kuralı beyan etmiş,  ”her türlü kötülük ve günahın yayılmasının yasak olduğunu” bildirmiştir. Burada günahı yaymayı sevenlerin kınanmış olması, olayın çirkinliğini açıkladığı gibi, bu konunun ne kadar tekit edildiğini de gözler önüne sermektedir.

Fehşâ kelimesi hakkında kısa bir açıklama:

Ragıb İsfahani’ye göre “fehşâ, fehş ve fahişe” kelimeleri,oldukça çirkin söz ve davranışlar için kullanılır.  (Tefsir-i Numune, c.14, s.403-404)

“Büyük günah ve çirkin amellerden sakınanlar…” (Şura,37) Ayetinde de olduğu gibi, Kurân-ı Kerim’de de bu anlamda kullanılmıştır.Bu anlama dikkat edilecek olursa fehşâ, cinsel meselelerden öte, her türlü günahın yayılmasını da kapsamaktadır.

Günahların yayılmasında gıybetin büyük rol oynadığı oldukça açıktır. Zira günahlar başkasına bu kanalla ulaşır ve yayılır. Dolayısıyla bu ayete dayanarak gıybetin haram olduğunu (kötülüklerin ve günahların yayılmasının en bariz mısdakı olduğu için) söyleyebiliriz.

Hadislerde de günahı yaymanın çok çirkin bir şey olduğu göze çarpmaktadır. Örneğin Peygamber efendimiz (s.a.a.) bu konuda şöyle buyurmaktadır:

”Günahı yayan, onu yapan gibidir.”  (Usul-u Kafi, c.2) 

Bu konuyla ilgili olarak, İmam Musa Kâzım(a.s.)’dan şöyle bir rivayet nakledilir: Adamın biri İmam’ın yanına gelerek ”Bir din kardeşimin hoş olmayan bir şey yaptığını duydum. Bunu kendisine sorduğumda onu reddetti. Oysaki olayı güvenilir kimselerden duymuştum” dedi. Bunun üzerine İmam şöyle buyurdu:

”Kardeşin hakkında gözünü ve kulağını yalanla. Hatta elli kişi yeminle o işe şahit olduklarını söyleseler bile kabul etme. Kardeşinin sözünü kabul et ve onun kişiliğini lekeleyecek şeyleri asla toplumda yayma; yoksa sen de Allah’ın haklarında şöyle buyurduğu kimselerden olursun.” (Nuru’s Sakaleyn, c.2, s.582)

Bu yukarıdaki ayet (Nur Suresi !9) idi. ”Günahın yayılmasını isteyenler” kısmına dikkatlice baktığımızda, günahın yayılmasını isteyenlerin, günahı hafife aldıkları görülmektedir. Zira günah hafife alınmaz ve küçümsenmez ise, başkalarına yayma isteği de olmaz. Bu tür insanlar kendilerini çok korkunç bir uçurumdan aşaği bırakmaktadırlar. İmam Ali günahların en çirkini hakkında şöyle buyurmaktadır:

”En çirkin ve en şiddetli günah, hafife alınan günahtır”  (Nehcü’l Belaga, Hikmetli sözler bölümü, s.348)

Gıybet ile İlgili Hadisler:

1.Hadis: Gıybet Faizden Daha Kötüdür

Peygamber efendimiz (s.a.a.) şöyle buyurur:

”Faizle elde edilen bir dirhem, Allah katında otuz altı zinadan daha çirkindir. Faizden daha çirkin olanı ise Müslüman’ın saygınlığını yok etmektir.”   (Meheccetü’l Beyza, c.5; Vesailu’ş-Şia, c.12, s.423; İhya-u’l Ulum, c.3, s.142; Müstedrek, c.2, s.106; Tenbihu’l Havatir, c.1, s.105; Biharu’l Envar, c.75, s.222)

2.Hadis: Gıybet Eden, Kalbiyle İman Getirmemiştir

Peygamber efendimiz (s.a.a.) bir gün yüksek sesle hutbe okuyarak şöyle buyurdu:

”Ey dille iman getirdik deyip de kalple iman getirmeyenler! Müslümanların gıybetini etmeyin. Onların gizli sırlarını ve kusurlarını araştırmayın. Zira her kim kardeşinin gizli kusurlarını araştırırsa, Allah da onun kusurlarını ortaya çıkarır, evinin içinde bile onu rüsva eder!”  (Meheccetü’l-Beyza, c.5, s.252; Tefsiru’l-Kurâni’l Azim, c.4, s.189; Mecmau Verram, s.124)

3.Hadis: Cehenneme İlk Girecek Olanlar Gıybet Edenlerdir

Bir hadis-i şerifte şöyle gelmiştir: ”Allah, Hz. Musa (a.s.)’a vahiy göndererek şöyle buyurdu: ”Gıybet edip de tövbe ederek dünyadan giden kimse cennete en son girecek olan kimsedir. Gıybet etmede ısrarlı olan kimse ise, cehenneme ilk girecek olan kimsedir.”  (Usul-u Kafi, c.2, Gıybet babı h.1; Vesailu’ş Şia, c.8, s.602; Mecmau Verram, s.124)

Başka bir hadiste de İmam Ali (a.s.) şöyle buyurmaktadır: ”Müslüman kardeşinin gıybeti için adım atan ve ayıplarını açığa vuran kimsenin, kıyamet gününde ilk adım atacağı yer cehennemdir.”  (İkabu’l Âmal, c.48; Meheccetü’l Beyza, c.5, s.254)

4.Hadis: Gıybet Edeni Allah Şeytanın Himayesine Gönderir

İmam Sadık (a.s.) şöyle buyurur: ”Kim bir müminin yüzünün suyunu dökmek ve halkın nazarında onu değerden düşürmek için bir söz söylerse, Allah da onu kendi velayetinden (korumasından, himayesinden) çıkarır, şeytanın himayesine gönderir. Hatta şeytan bile onu himayesine kabul etmez.”

5.Hadis:Gıybet İyilikleri Yok Eder

İmam Sadık (a.s.) şöyle buyurur: ”Gıybet etmek bütün Müslümanlara haramdır. Ateş nasıl odunu yakıp kül ediyorsa, gıybet de iyilikleri öylece yaıp yok eder.”

6.Hadis: Gıybet Amelleri Karşı Tarafa Taşır

İmam Sadık (a.s.) şöyle buyurur: ”Kıyamet günü birini getirirler. Allah’ın huzurunda bekletilir ve eline amel defteri verilir. Dikkatlice bakar, ama iyiliklerini göremez. Bunun üzerine, ‘Ey Rabbim! Bu, benim amel defterim değil; iyiliklerimi göremiyorum!’ der.

O’na şöyle söylenir: Muhakkak ki Rabbin ne unutur, ne de kaybeder. Başkalarının gıybetini yaptığın için iyiliklerin elinden çıktı!

Daha sonra başka biri getirilir. Amel defterini eline verdiklerinde bol miktarda iyilik  ve itaat görür. ‘Ey Rabbim! Bu, benim amel defterim değil; ben bu kadar güzel amel işlememiştim’ der.

O’na da şöyle denilir: Başka biri senin gıybetini yapmıştı; bu yüzden onun güzel amelleri senin defterine yazıldı!”  (Sevabu’l Âmal ve İkabuha, s.568; İrşadu’l Kulub, c.1, s.116)

7.Hadis: Miraç Olayında Gıybetçiler

Peygamber efendimiz (s.a.a) Miraç’la ilgili hadisinde şöyle buyuruyor: <<Miraç’ta, bir kavmin yanından geçiyordum. Yüzlerini tırnaklarıyla kazıyorlardı. Cebrail’e (a.s.) bunların kim olduklarını sordum. ‘Bunlar başkalarının gıybetini edip sırlarını ortaya çıkaranlardır.’ diye cevap verdi.>>  (Mecmau Verram, s.123)

8.Hadis: Gıybet Edenin Namaz ve Orucu

Peygamber efendimiz (s.a.a.) şöyle buyuruyor: ”Kim Müslüman bir erkek veya kadının gıybetini ederse, gıybeti edilen onu affetmedikçe Allah da onun kırk gün namaz ve orucunu kabul etmez.”

9.Hadis: En Aşağılık Kimse

Peygamber efendimiz (s.a.a.) bir hadisinde şöyle buyurur: İnsanların en aşağısı, başkalarına hakaret eden(küçük düşüren)dir.”  (Biharu’l Envar, c.75, s.142)

10.Hadis: Gıybet Cüzzamdan Daha Etkilidir

Peygamber efendimiz şöyle buyurur: ”Gıybet etmenin Müslümanın inancına verdiği zarar, cüzamın insana verdiği zarardan daha büyüktür.”  (Biharu’l Envar, c.72, s.261)

11.Hadis: Gıybetçinin Cehennemdeki Hâli

Peygamber efendimiz (s.a.a.) şöyle buyuruyor: ”Gıybetin mü’min bir kimseye etkisi, bıçağın ete olan etkisinden daha fazladır. Kim Müslüman bir kardeşinin (gıybetini ederek) etini yer, suyunu içer veya elbisesini giyerse; Allah da ona cehennem ateşinden yedirir, Hamim(cehennem ehli için hazırlanan kaynatılmış su)‘inden su içirir ve cehennem elbiselerinden giydirir. Kim Müslüman kardeşine (sebepsiz yere) düşman kesilirse, Allah da onu (amellerinde) riya ve gösterişe müptela eder. Her kim de İslam yolunda yeni bir kardeş edinirse, Allah da ona cennette mücevherlerden bir saray inşa eder.”  (Biharu’l Envar, c.72, s.261)

12.Hadis: Cehennem Leşi

Mü’minlerin Emiri Ali (a.s.) şöyle buyurur: ”Gıybetten sakının. Zira gıybet, cehennem köpeklerinin (etli) yiyeceğidir.”  (Biharu’l Envar, c.72, s.248)

13.Hadis: Gıybetin Berzah Alemindeki Yeri

İmam Caferi Sadık(a.s.) şöyle buyurur: ”Habercilik (söz taşımak), gıybet ve yalancılık, kabir azabına neden olur.”  (Biharu’l Envar c.72, s.260)

Nehcü’l Belaga’da Gıybet:

”Temiz kişilerin, Hakk’ın lütfuyle kötülüklerden esen kalanların suçlulara ve kötülere acımaları gerekir. Onların, Allah’a şükretmeleri, halkın ayıplarını görmemeleri icap eder. İnsan nasıl olur da kardeşinin ayıbını görür; onu uğradığı suç yüzünden kınar, yerer?

Ayıpladığı suçtan daha büyüğünü yaptığı zaman Allah’ın bu ayıbı örttüğünü hatırlamaz mı? Nasıl olur da onu kötüleyebilir? Benzeri bir suçu kendi de işlememiş midir? O suça benzer bir suç işlememiş olsa bile, bilakis ondan daha büyük suç işlemiş, farklı bir suçla Allah’a isyan etmiştir.

Andolsun Allah’a büyük bir suç işlemediyse bile, en azından küçük bir suç işlemiştir. Fakat insanların ayıbını görüp yermesi, işlediği suçtan da büyük bir suçtur.

Ey Allah kulu! Ayıbını gördüğün hiç kimsenin suçunu ayıplamakta acele etme! Belkide o, bağışlanır.

Küçük bir suç yüzünden de kendini emin sayma, belki de onun yüzünden azaba uğrarsın!”

İmam Ali (a.s.) başka bir hutbesinde de şöyle buyurmaktadır:

”Ey insanlar! Kim kardeşinin dininde bir sağlamlık, tuttuğu yolda bir gerçeklik olduğunu bilmiş, onu tanımışsa, insanların onun hakkındaki sözlerini dinlememesi gerek. Çünkü ok atan atar, ok amacından sapar; söz bazen yanlış olur. Seni gerçekten savurur atar. O sözün batıllığı yok olur gider; Allah ise duyar ve tanıklık eder. Hakla batıl arasında, ancak dört parmak vardır.” (Bu sözün manası sorulunca parmaklarını bitiştirip kulaklarıyla gözlerinin arasına koyup şöyle buyurdu:)

”Batıl; duydum, işittim dediğindir. Hak ise, gördüm dediğindir.”

Gıybeti Dinlemenin Hükmü:

Gıybet etmek haram olduğu gibi, gıybeti dinlemek de haramdır. Hatta dinlemek daha korkunç ve suçu daha ağırdır. Toplumda başkalarının kusurlarını dinlemekten zevk alanlar olmazsa, elbette ki gıybet eden de olmaz.

Müslümanın kardeşine en çok ihtiyaç duyduğu yer, gıybetinin edildiği yerdir. Böyle bir durumda bir an önce gıybeti edilen kimse savunulmalı ve açılan kusurun üstü örtülmelidir. Bunun yerine gıybet edeni dinlemek ve zulmüne destek olmak, yardım isteyen kimseyi yüz üstü bırakmak demektir.

Peygamber Efendimiz (s.a.a) şöyle buyurur:

”Gıybeti dinleyen, gıybeti eden iki kişiden biridir” (Müstedrek, Kitabu’l Hac, b.136; Biharu’l Envar, c.75, s.226; İhyau’l Ulum, c.3, s.128; Gureru’l Hikem, s.221.)

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmaktadır:

”Gıybeti dinleyen, tıpkı gıybet eden gibidir. Kardeşini savunmaksızın gıybetini dinleyen kimsenin günahı, gıybet edenin işlediği günahtan yetmiş kat daha fazladır.”  (Vesailu’ş-Şia, c.8, s.600; Men La Yehzarihu’l-Fakih, c.2, s.195, 197; İkabu’l Amal, s.448)

Ebuzer (r.a) Resul-i Ekrem’in (s.a.a) şöyle buyurduğunu rivayet eder:

”Kimin yanında mümin kardeşinin gıybeti edilirde, gıybeti edilene yardımcı olur ve gıybeti önlerse, Allah da dünya ve ahirette ona yardım eder. Gücü yettiği halde yardım etmezse, Allah da onu dünya ve ahirette rezil eder.  (Vesailu’ş-Şia, c.8, s.608; el-Mecalis, s.341; Men La Yehzaru’l-Fakih, c.2, s.341)

Bu hadisleri çoğaltabiliriz. Ancak biz şimdi biraz da gıybetin dünya ve ahiretteki olumsuz etkilerine bakalım.

Gıybetin Dünyadaki Etkileri:

1- Gıybet eden Allah’a savaş açmıştır:

Resul-i Ekrem (s.a.a) bu konuya şöyle işaret etmiştir: Rivayete göre, Peygamberimiz, Allah’a, ”Ey Allah’ım! Müminler senin yanında nasıldır?” diye sormuş, Allah’u Teâlâ da şöyle buyurmuştur: ”Ey Muhammed! Kim benim dostuma ihanet ederse (gıybetini ederse) gerçekte bana savaş açmıştır. Ben, dostlarımın yardımına herkesten daha çabuk koşarım.”  (Usul-u Kafi, c2, s.352)

Bu hadise baktığımızda, gıybet eden bir kimsenin her şeyin yaratıcısı yüce Allah’a dost olması gerekirken düşman olduğu anlaşılmaktadır. Oysaki dünyada Allah’a düşman olmak demek, bütün ümit kapılarının kapanması demektir.

2-Gıybet, ömrün bereketini yok eder:

Bazı hadislerde gıybetin, iyilikleri yok ettiği bildirilmiştir. Nitekim Resul-i Ekrem (s.a.a) bu konuda şöyle buyurmaktadır:

” Gıybetin iyilikleri yok etmesi, ateşin odunu yakıp yok etmesinden daha hızlıdır.” (Usul-u Kafi c.2)

3-Gıybet, malın bereketini yok eder:

Mal, zekât ve humus vermekle temizlenir, bereketlenir. Allah, Kurân-ı Kerim’de sürekli zekâtı dinin direği olan namazla birlikte zikretmiştir. Bu da zekâtın ne kadar önemli olduğunu göstermekle birlikte, Allah katında namazın kabul olması için mutlaka zekâtın verilmesi gerektiğini bildirmektedir. Diğer taraftan gıybet, tıpkı ateş gibi amelleri yakıp yok ettiği için bu amellerin eserlerini de yok etmektedir. Amellerin eserleri yok olduğu zaman insanın ne ömründe, ne de malında bereket kalmaz.

4- Gıybet, insanı kendi ailesine düşman eder:

Bazen anne ve babalar çocuklarının kusurlarını dertleşmek amacıyla başkalarına söyler veya şikayet ederler. Edilen dedikodular ailenin diğer fertlerine ulaştığında ise hengâme çıkar.

Bu tür ailelerde, aile fertleri arasında güvensizlik oluşur ve akabinde ister istemez birtakım sorunlar baş gösterir. Aynı hatalar tekrarlandığı takdirde, bu kez de aile içi düşmanlıklar, soğukluklar, şiddet, ayrılma, evden kaçma vb. sorunlar kaçınılmaz olur.

5- Gıybet en iyi dostu düşman eder:

Gerçek dost, arkadaşının yanında ve gıyabında yardımına koşan, derdini paylaşan ve sırtındaki yükü hafifleten kimsedir. İnsan bir zorlukla karşılaştığında gözü herkesten önce dostunu arar. Asla bu dostunun kendisini sırtından vuracağını düşünmez. Çünkü insanı namert kimse sırtından vurur, dost değil. Nitekim arkadaşının ayıp ve kusurlarını açıp da gıybetini eden kimsenin onun öz arkadaşı olduğu öğrenildiğinde dostluğun yerini düşmanlığın aldığı görülmektedir.

6- Gıybet boşanmalara sebep olur:

Her ailede az da olsa birtakım sorunların olması doğaldır. İç anlaşmazlıklar aile içinde kalırsa, zamanla giderilebilir ve mutluluğa dönüşebilir. Ama bu sorunlar başkalarına aktarılırsa bazen yersiz, bazen de aşırı müdahaleler yüzünden şiddetli geçimsizlik yaşayabilir ve boşanmalar gerçekleşebilir.

7- Gıybet, riyaya neden olur:

” Kim Müslüman bir kardeşinin (gıybetini ederek) etini yer, suyunu içer veya elbisesini giyerse; Allah da ona cehennem ateşinden yedirir, Hamim’inden su içirir ve cehennem elbiselerinden giydirir. Kim Müslüman kardeşine (sebepsiz yere) düşman kesilirse, Allah da onu (amellerinde) riya ve gösterişe müptela eder.”  (Biharu’l Envar, c.72, s.261)

8- Gıybet eden dünyada rüsva olur:

Bu konuda Peygamber efendimiz (s.a.a) bir hadis-i şerifinde şöyle buyurmaktadır:

”Müslümanların gıybetini etmeyin, onların özel sırlarını araştırmayın. Zira kim kardeşinin gizli kusurlarını araştırırsa, Allah da onun sırlarını ortaya çıkarır. Hatta evinin içinde bile onu rüsva eder.”  (Biharu’l Envar, c.75, s.222)

9- Aciz kimseler gıybetleriyle tanınır:

Aciz insanları tanımanın bir başka yolu da gıybettir. Zira ancak zayıf ve aciz insanlar gıybet ederler. Bu konuda imam Ali (a.s) şöyle buyurmaktadır:

”Gıybet, acizlerin uğraşıdır.”

Gıybetin Ahiretteki Olumsuz Etkileri:

1-Gıybet, kabir azabını artırır:

Gıybet öylesine korkunç bir günahtır ki, dünyada etkileri olduğu gibi ölümden sonra başlayan ve gerçek evimiz olan ölüm ötesi yaşantımızda da etkilerinden kurtulmak mümkün değildir.

İlk uğrayacağımız bekleme salonunda, yani berzah âleminde gıybet ehli, dünyadayken yaptığı gıybetlerden dolayı şiddetli kabir azabına duçar olacaktır.  (Biharu’l Envar, c72, s.260)

2-Gıybet eden, Allah’ın gazabına uğrar:

Gıybet etmek, şahsiyetleri zedelediği ve değerden düşürdüğü için Allah’ın gazabını da beraberinde getirir.

Nur suresinin 19. ayetinde, günahları yayan (gıybet eden) kimseler için dünyada da ahirette deşiddetli azaplar vaat edilmiştir. Ahirette azaba duçar kimseler, Allah’ın gazabına uğrayan kimselerdir.

İmam Ali (a.s) Kumeyl Duası’nda bu konuyu ilginç bir tabirle beyan etmiştir: ”…Allah’ım, bu azap senin senin gazabından dolayıdır…”

3-Gıybet eden kimse şefaatten mahrumdur:

Gıybet etmek, Peygamberimizin (s.a.a) düşmanlarının özelliklerindendir. Zira Kurân-ı Kerim’de bu, ”Hemmaz” diye de tabir edilmiştir. Hemmaz ise, Peygamberimizin (s.a.a) düşmanlarının özellikleri arasında zikredilmiştir.

O halde Peygamberimizin (s.a.a) düşmanı olan kimse, kıyamet günü Allah ve Resulünün şefaatine nail olamaz.

4- Gıybet edenler kıyamette kendi etlerini yiyeceklerdir:

Gıybet edenler kıyamette yiyecek olarak kendi etlerini yiyecek ve yüzlerini de tırmalayacaklardır. Bu konu Miraç Hadisi’nde beyan edilmiştir.  (Nuru’s Sakaleyn, c.5, s. 667)

5-Gıybet edenler, ilk cehenneme girecek olan kimselerdir.  (Usul-u Kafi, c.2, gıybet babı, h.1)

6- Gıybet edenler, iyi amellerini karşı tarafa gönderirler ve onun kötü amellerini de üzerlerine alırlar.  (Sevabu’l Âmal ve İkabuha, s.568)

7- Gıybet ehlinin cehennemdeki yiyeceği ateştir.

8- Gıybet ehlinin cehennemdeki içeceği kaynamış sudur.

9- Gıybet ehlinin cehennemdeki giyeceği ateşten gömlektir. (Biharu’l Envar c.72, s. 261)

10- Gıybet ehli cehennem leşidir.  (Biharu’l Envar c.72, s. 261)

 11- Gıybet ehli kıyamet gününde namaz ve orucundan fayda görmez:  Gıybet edenlerin namaz ve oruçları kabul olmadığı için kıyamet gününde bu ibadetlerinin sevabından mahrum olacaklardır.  (Camiu’l -Ahbar, s.171)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Bir Cevap Yazın

Mail adresiniz 3. şahıslarla paylaşılmayacaktır. * işaretli alanların doldurulması zorunldur.

Yorum yaparken aşağıdaki HTML taglarını kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>