HERGÜN İFTARIMIZI AÇARKEN KADİR SURESİNİ OKUYALIM!

indir

HERGÜN İFTARDA KADİR SURESİNİ OKUYALIM!

Bismillahir Rahmanir Rahim

Allahumme salli âla Muhammed ve âli Muhammed ve eccil fereccehum

Ramazan ayı öyle bir aydır ki, bu ayda Allah’u Teala bizleri ilahi ziyafete davet eder. İnsanlar bir ay boyunca birçok temel ihtiyaçlarını sadece belirli saatler içinde uygular, ibadete yönelirler. Çünkü herkes bu amelin Allah’ın emirlerinden biri olduğu ve bu ayda yapacağı ibadetlerin dünya ve ahirette ona güzel bir şekilde geri döneceği bilincindedir.

 İmam Sadık (a) buyurur ki, Allah’u Teala buyurmuştur: Oruç Benim içindir ve sevabını Ben Kendim vereceğim.” (Biharul-Envar, c.65, s.388)

Ramazan ayının en güzel anlarından biri iftar anıdır. Nitekim bu anda özellikle vurgulanmış amellerden birisi de iftar vakti Kadir suresini okumaktır. Kadir suresinin Ramazan ayında Kuran’ın indirildiği Kadir gecesiyle ilgili olduğu herkese malumdur. Bu sureyi özellikle iftar zamanı okumanın hikmetini düşünmek, bilinçle amel etmeye sebep olur. Bilinçle amel etmek de amelin sevabını artırır.

Takdirde İmamın Konumu

“O gecede melekler ve Ruh, Rablerinin izniyle her işle (insanların mukadderatıyla, hayır ve bereketlerle) inerler.”

Bilindiği gibi Kuran-i Kerim, o gece Hz. Muhammed’e (saa) indirildi. Hz. Muhammed (saa) dünyadan göç ettikten sonra müslümanlar kadir gecelerini ihya etmeye yine devam ettiler. Fakat bu, Kuran’ın inmeye devam ettiği anlamına gelmez. Bu gece takdir gecesi olduğu için insanların hayatlarına ilişkin kararların alındığı ve hükmedildiği gecedir. Bu nedenle o gece sabaha dek ibadet ve dua etmenin bahsedilen kararlara büyük etkisi vardır. Ayette “o gecede …. inerler” diye belirtilmesi bu olayın her sene gerçekleştiğini gösterir. Peygamberimizin (saa) zamanında bu ilahi kararlar Ona inerdi. Peki ya ahir zaman ümmeti olan bizlerin işleri kime bildirilmektedir?

Bilindiği gibi Hz. Muhammed’in (saa) hüzünlü ölümüyle Resulullah’ın (saa) vasileri ilahi hükümleri insanlara açıklamakla mükellef olmuştur. Onlar dinin önderi, insanların itaat etmesi gereken imamlardır. İsra suresi 71. ayette de bu konuya değinilmiştir: “O gün (kıyamet günü) insanlardan her topluluğu kendi imamlarıyla çağırırız.”

Resulullah (saa) Gadir Hum hutbesiyle bu imamları insanlığa tanıtmış, İmam Ali (a) ve Onun evlatlarına (a) itaatin göstergesi olarak orada olan müslümanlardan biat almıştır. İmama itaat konusunun bir müslümanın Allah’a kulluğu açısından ne kadar önemli olduğunu bu açıdan görmek mümkündür.

İmam Muhammed Bakır (a) buyurmuştur: İslam beş esas üzere kurulmuştur: Namaz kılmak, zekat vermek, hacca gitmek, Ramazan ayının orucu ve biz Ehl-i Beyt’in velayeti/imameti! Dört esas hakkında (onları terk etmede bazen) ruhsat verilmiştir. Ama velayeti/imameti terk etmede ruhsat verilmemiştir. (Çünkü) malı olmayana zekat ve hac farz kılınmamıştır. Hasta olan, namazını oturarak kılar ve orucunu yer. Ancak velayet/imamet, ister sağlam olsun, ister hasta, ister fakir olsun, ister zengin herkese farzdır. (Vesail’uş Şia, c. 1, s. 14) Dolayısıyla İmamsız bir din düşünülemez.

İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: “Sizden birisi birkaç fersah yol gitmek isteyince kendisine bir kılavuz bulmaya koyulur. Sen yeryüzünün yollarına oranla gökyüzünün yolları hususunda daha cahilsin. O halde kendin için bir kılavuz bulmaya koyul.” (Mizan’ul Hikme 1.c., 138. b., 809.h.)

Hem din hem dünya hayatı açısından önemli bir yerde bulunan İmam, bizim hayatımızın yönetiminde rehber olan kimsedir. İmamsız bir din olmadığı gibi, tövbe ve istiğfarlar da Onsuz olamaz. Çünkü Kuran-i Kerim’de Nisa suresi 64. ayette şöyle geçer: “..Eğer onlar kendilerine kötülük ettiklerinde sana gelseler de Allah’tan bağışlanmayı dileselerdi, peygamber de onlar için mağfiret dileseydi, elbette Allah’ı ziyadesiyle affedici ve esirgeyici bulurlardı.”

Bu günler bizim için mağfiret ve iyi ahlaka ulaşabilmek için en değerli fırsatlardandır. Hz.Muhammed (saa) buyurur ki: “Ey insanlar, Allah’ın ayı bereket, rahmet ve mağfiret ile size doğru gelmekte; öyle bir ay ki Allah katında en üstün aydır. Onun günleri, en faziletli günler, geceleri, en faziletli geceler ve saatleri, en faziletli saatlerdir. Bu ayda siz, Allah’ın ziyafetine davet edilmiş ve Allah’ın değer verdiği kimselerden sayılmışsınız. Nefesleriniz bu ayda tesbih (zikir) ve uykunuz ibadet sayılır. Amelleriniz kabul ve dualarınız icabet edilir. O hâlde doğru niyetler ve temiz kalplerle Allah’tan isteyin ki sizi bu ayın orucunu tutmaya ve kendi kitabını (Kur’ân’ı) okumaya muvaffak eylesin; zira hiç şüphesiz gerçek bedbaht (kimseler), bu yüce ayda Allah’ın mağfiretinden mahrum kalan kimselerdir.”

Özellikle Kadir gecelerinde hususi bir rahmet vardır. O geceyi ihya etmedeki amaç da o ilahi rahmete boyanmak, bir sonraki senenin Kadir gecesine kadar takdirimize yazılacak olanları dua ve istiğfarla karşılayarak merhametten nasip alabilmektir.

Katımızdan bir emirle her hikmetli işe o gecede hükmedilir. Çünkü biz, rabbinin bir rahmeti olarak peygamberler göndermekteyiz.” (Duhan, 4-6)

El-Kafi adlı eserde müellif kendi rivayet zinciriyle Zürare’den şöyle rivayet eder: İmam Sadık (a) şöyle buyurdu: “İşler, ramazanın on dokuzuncu gecesinde takdir edilir, yirmi birinci gecesinde onaylanır, yirmi üçüncü gecesinde de yürürlüğe konulur.”

El-Besair adlı eserde müellif, Abbas b. Maruf’tan, o Sa’dan b. Müslimden, o da Abdullah b. Sinandan şöyle rivayet etmiştir:

İmama (a) şaban ayının ortası ile ilgili bir soru sordum.

Buyurdu ki: “Bende, onunla ilgili herhangi bir bilgi yoktur. Ama, Ramazan ayının on dokuzuncu gecesinde, rızıklar taksim edilir, eceller yazılır, hacca gidecek ve gitmeyecek kimseler o gece belirlenir, Allah o gece kullarının işlerini ele alır ve sarhoş edici içkilerden içenler hariç, bütün kullarını bağışlar. Ramazanın yirmi üçüncü gecesinde ise, her hikmetli işe hükmedilir. Sonra bu hükme dayalı olarak bir işe son verilir ve bir diğeri yürürlüğe konulur.”

Dedim ki: Bunlar kime bildirilir?

Buyurdu ki: “Sizin sahibinize (imam Mehdi’ye) bildirilir. Eğer öyle olmasaydı, bilinmezdi.”

Takdir gecesini ihya ederek sabaha çıkıyor ve bir sene boyunca başımıza gelecekleri bilmiyoruz. Ama aramızda bilen biri var! O da İmam Mehdi’dir (a)! O zaman biz müslümanların da takdir gecesi bağışlananlardan olması için zamanın Önderine doğru gidip af dilemesi gerekir. Allah velisi bizi affedip bizim için bağışlanma dilerseAllah’u Teala, önder kıldığı kimsenin duasını geri çevirir mi? Asla böyle bir şey olamaz! Çünkü Allah, böyle bir aracının duasıyla insanları affedeceğini kendisi belirtmiştir. Nitekim bu gibi bir rahmetin sadece VII. yüzyılda Resulullah’la (saa) birlikte yaşayanlara ait olduğunu düşünmek Allah’ın adaleti ve merhametiyle çelişirdi.

Bu nedenle zamanın ilahi önderiyle bağlantı kurmaksızın bir seneye girmek hem dünya hem ahiretimizi ciddi anlamda etkiler. Bu mağfiretten mahrum kalmamak için orucumuzun da İmametle ilişkisini gözden geçirmeliyiz.

 

  1. İftarda Kadir Suresini Okumak Ferece İşaret Olabilir!

Kadir suresini iftar zamanı okurken bu surenin okunduğu bir başka an akla gelir. Şöyle ki, İmam Mehdi (af), doğumunun gizli olması açısından Musa peygambere (a) benzetilir. Çünkü her iki seçilmişin anneleri doğuma kadar herhangi bir hamilelik belirtisine sahip olmamıştır. İmam Hasan Askeri’nin (a) halası Hekime Hatun bu konuda diyor ki: “Neredeyse şüpheye düşecektim. Aniden kardeşimin oğlunun sesi yükseldi: Hala! Şüphelenme. İnna Enzelna (Kadir) suresini oku.”

Hekime Hatun şöyle söylüyor: “Sureyi okumaya başladım. Birden rahim tarafından benimle beraber okuyan bir ses duydum. Sure bittiği zaman dünyaya gelmişti. Doğum esnasında ondan gözlerimi kamaştıran parlak bir nur saçıldı. Sonra secdeye kapanarak “Kelimeyi şehadet” söylediğini ve tek tek isimlerini söyleyerek babalarının vasiliğine tanıklık ettiğini gördüm. Sıra kendine gelince şöyle dedi:

Allah’ım! Benim hakkımda yaptığın vaadi çabuklaştır. İşimi kemale ulaştır. Adımlarımı sağlamlaştır. Yeryüzünü, benim aracılığımla adaletle doldur. (Alametleriyle Birlikte Beklenen Mehdi, s.36-37.)

Dolayısıyla, günün açlığından sonra iftar sofrasında mutluluğa erişen müslümanlar için iftar vakti karanlığı aydınlığa dönüştürüyorsa, imam Mehdi (af) de zuhuruyla alemleri nura boyayacaktır. Açlıktan sonra tokluk, korkudan sonra huzur, cehaletten sonra ilim, susuzluktan sonra rahatlık, savaştan sonra barış, batıldan sonra Hak söz konusu olacaktır.

İmamın gaybet döneminde dünyanın durumunun her gün bir az daha kötüye gittiğini görebiliyoruz. İnsan oruçluyken ona açlığı kolaylaştıran şey, birkaç saat sonra iftar edecek olmasıdır. Dünyanın bu durumuna sabrederken insana güç veren şeyse, bir gün karanlıktan sonra aydınlığın zahir olacak olmasıdır. Bu nedenle Kadir suresini okumaktan bıkmamak gerekir. Zira bir gün Hakkın Sancağı Hidayet Önderinin elindeyken okuduğumuz bu sureye eşlik edildiğini duyacağız. İşte her akşam Kadir suresini okumakla aslında İmam Zaman’ı (af) karşılamaya hazırlık yapmış oluyoruz.

Allah’tan, Onun velisine itaat etmeyi öğrenme gücünü diliyoruz. Bu sureyi okuyarak İmam Mehdi’yi (af) anmakla maddi ve manevi anlamda temizlik dileyelim Allah’tan. İmam Mehdi (af) de oruç tutuyor, susuyor ve acıkıyor… İmamın da tıpkı senin gibi o anda iftar sofrasına oturuyor. Ona bir selam ver ve halinin niceliğini düşün. Selamın cevabı farzdır, bu nedenle selamının cevapsız kalmayacağını bil…

Şüphe yok ki Ona çok yakın olmak istiyorsun… İftar sofranda bulunsun istiyorsun. Bu yakınlık ancak Allah’ın emir ve yasaklarına uymakla gerçekleşebilir. Eğer ki Ehli Beyt (a) gibi bir oruç bilincine sahip olursak işte o zaman nefsi terbiye etmiş oluruz.

İmam Sadık (a) buyurmuştur: “Oruç, sadece yemek ve içmeye karşı değildir. Oruç tuttuğunuz vakit, dillerinizi yalandan koruyun ve gözlerinizi Allah’ın haram kıldığı şeylere kapayın, birbirinizle çekişmeyin, birbirinize haset etmeyin, birbirinizin aleyhine (yalan yere, hatta doğru yere) ant içmeyin, birbirinize sövmeyin-küfürleşmeyin. Birbirinize zulmetmekten, akılsız davranışlarda bulunmaktan ve eziyet etmekten kaçının; Allah’ın zikrinden ve namazdan gaflet etmeyin; susmayı (boş yere konuşmamayı), sabır ve doğruluğu, kötü insanlardan kaçınmayı, kendinize düstur edinin; batıl sözlerden, yalan, iftira, düşmanlık, kötü zanda bulunmak, gıybet, söz taşımak gibi (kötü amellerden) kaçının. Her an ahirete meyleden ve kurtuluş günlerinizi (Hz. Mehdi’nin -a.s- zuhurunu) ve Allah’ın vaat ettiklerini gerçekleştirmesini bekleyen ve Allah’ın likasına hazırlanan kimselerden olun. Sukûnet, vakar, (Allah’a karşı) huşu ve huzûyu elden bırakmayın ve Allah karşısında, efendisinden korktuğu halde onun şefkatine ümit bağlayan ve ona karşı kendisini zelil ve hakir gören köleler gibi olun. Ey oruçlu olan! Kalbin ayıplardan, batının habasetten, cismin kir ve pislikten temizlensin. Allah’tan gayri her şeyden berî olup, velâyeti Allah’a halis kılmaya çalış ve Allah’ın nehyettiği şeylerden, gizlide ve aşikârda oruçlu ol (onlardan kaçın). Gizli ve aşikârda Allah’tan korkup oruç günlerinde kendi nefsini O’na (Allah’a) hediye et. Kalbini, tamamıyla O’na ayır ve nefsini Allah’ın emir ve nehiylerini yerine getirmeye ada. Bütün bu zikrettiklerimden hangisini eksik edersen, orucunda da o kadar eksiklik meydana getirmiş olursun. Babam (as) şöyle söylemiştir: ‘Resulullah (saa), oruçlu bir kadının, cariyesine küfür ettiğini görünce, bir miktar yemek isteyerek kadına, ‘Hadi ye!’ buyurdu. Kadın, ‘Ben oruçluyum ya Resulullah!’ deyince, Resulullah (saa), ‘Cariyene küfür ettiğin halde nasıl oruçlu olabilirsin?!’ diye buyurdu. Oruç sadece yememek ve içmemek değildir. Allah orucu aslında yemek ve içmek dışında olan fiilî ve sözlü kötülüklerden uzak durmak için engelleyici bir vesile olsun diye emretmiştir. Evet, ne azdır oruç tutanlar; ne çoktur aç kalanlar!” (“Ramazan Ayının Faziletleri”, Mefatihu’l Cinan, Şeyh Abbas Kummi)

Bu ayda düşünce, akide, kalp, ruh, göz, mide ve tüm beden uzuvlarını haramdan koruyarak Allah’a kulluk yapmayı öğrenmek gerekir. Aksi takdirde açlık ve tokluk arasında zaman kaybetmiş oluruz. Nefsi temizlemiş olmayız…

Ve Fecr suresinde Allah’u Teala buyurmuştur ki: “Ey mutmain (tatmin bulmuş) nefis, Rabbine, hoşnut edici ve hoşnut edilmiş olarak dön. Artık kullarımın arasına gir. Cennetime gir.”

Dolayısıyla Cenneti kazanabilmek için bu dünyada İmam Mehdi’nin (af) olduğu tarafta olmalı. Onu takip etmeli… Bunun içinse kamil bir oruçla nefsi temizlemeli. Ve yine bunun için de İmam Mehdi’yi (af) örnek edinmeli…

Bir gün İmam Mehdi’yle (af) birlikte Kadir suresini okumak dileğiyle…

Hayırlı Ramazanlar….

SENEM MUSTAFAYEVA

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Bir Cevap Yazın

Mail adresiniz 3. şahıslarla paylaşılmayacaktır. * işaretli alanların doldurulması zorunldur.

Yorum yaparken aşağıdaki HTML taglarını kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>