ZUHUR DÖNEMİ

images (7)

ZUHUR DÖNEMİ

” Onlar ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürmek istiyorlar. Hâlbuki kâfirler istemeseler de Allah nurunu tamamlayacaktır.

O, kendisine ortak koşanlar hoşlanmasa da, dinini bütün dinlere üstün kılmak için peygamberini hidayet ve hak din ile gönderendir.”

Saf süresi/8-9 ayeti kerimelerinde “ Allah nurunu tamamlayacaktır” ifadelerinde geçen bu nur nedir?  Cevap 9. Ayette gelen “ dinini bütün dinlere üstün kılmak için peygamberini, hidayet ve hak din ile gönderen” çerçevesinde kast edilen nur “ peygamber, hidayet ve hak” kavramlarında yatmakta olduğunu görmekteyiz.

Zülmü sadece insanlara yapılan haksızlık olarak nitelendiremeyiz. Adaletin, hakkın, rahmetin yerinden oynatıldığı her alanda zulmü düşünebiliriz.

En büyük zülüm için Lokman süresi/13 ayetinde şöyle buyrulmuştur;

Hani Lokmân, oğluna öğüt vererek şöyle demişti: “Yavrum! Allah’a ortak koşma! Çünkü ortak koşmak(şirk) elbette büyük bir zulümdür.”

En büyük ve çirkin olan şirk düzeni yaşantımızı bir ahtapot gibi sarmıştır. İçtiğimiz sudan toplum düzenimize kadar her alanda şirk işlenmektedir.

Her çağın müşrikleri gibi zamanımızın müşrikleri de istiyor ki bu topluma ezberletilen bu şirk geleneği devam etsin. Bu yüzden her faaliyet ve tedbirleriyle “Allah’ın nurunu söndürmek istiyorlar”. Ancak âlemleri yaratan Rabbimiz de nurunu tamamlayacağını bildirmektedir. Bu nedenle ayet müşriklere cevap olarak “Allah nurunu tamamlayacaktır.” Demektedir.

 “Müşrikler istemese de dini (İslam’ı) bütün dinlere üstün kılmak için Peygamberini hidayet ve hak dinle gönderen O’dur.” 

Şeyh Saduk, Ebu Basir’den şu hadisi rivayet eder:

Hz. İmam Sadık bu ayetle ilgili olarak şöyle buyurmuşlardır: “Allah’a ant olsun ki, bu ayette zikredilen vaat henüz gerçekleşmiş değildir; Kaim (Kıyam edecek olan Hz. Mehdi) zuhur edinceye kadar da bu gerçekleşmeyecektir. Kaim zuhur ettiğinde onun kıyam ve zuhurundan rahatsızlık duymayacak olan hiç bir kâfir ve müşrik kalmayacaktır. Kâfir veya müşrik olan bir kimse, taşın içine de girecek olsa, o taş dile gelecek ve “Ey mü’min! İçimde bir kâfir var, beni kır ve onu öldür!” diyecektir.” (Kemal-ud Din ve Tamam-un Nime, c.2, s.670.)

Genelde zuhur dönemi olarak nimetlerin artması, adaletin gelmesi, rahmetin her tarafı kuşatması, Müslümanların rahatlaması gibi türlü türlü zuhur döneminin nimetlerden bahsedilir. Evet, bunlar bizim hoşumuza gitmektedir. Hepsini de önemsiyoruz.

Ama biz bir mümin olarak hâlâ şirk düzeninin alt üst edecek tevhid üzere yaşamanın özlemini düşünmemiz gerektiğine dikkat çekmek istiyorum. Tevhid üzere çarşıda gezmek, tevhid üzere okul kitaplarının olması, tevhid üzere ticaret yapmak, tevhid üzere sağlık hizmetleri görmek, tevhid üzrere ibadetlerimizi yapmak, hatta tevhid üzere yemek, tevhid üzere bir bardak su içmek, tevhid üzere havayı teneffüs etmek vs.

Yani tevhid günlerinin hasretindeyim. Allah’ın razı olacağı en azından böyle bir günün, böyle bir ortamın tadına bakmak istiyorum. Acaba zuhur döneminin en güzel yönü, Allah’ın hakkı olan tevhid üzere bir hayatı sunmamız değil midir?

Ayette geçen “dinini bütün dinlere üstün kılmak için peygamberini, hidayet ve hak din” ile gerçekleştirilmek istenen Rabbimizin ilahlık hakkının kulları tarafından artık görülmesi değil midir? Allah’ımızın hakkı değil midir?

Bu yüzden artık Rabb’imize saygısızlık yapılmayacak diye seviniyorum ve istiyorum İmam-ı Zaman (a.f) gelsin. Rabb’imizi hakkıyla tesbih edelim. Hakkıyla namazlarımızı ikame edelim. Rabb’imizin istediği gibi yaşam tarzlarını kuralım. Kur’an hakkıyla yürürlüğe girsin. Resulullah’ın sünneti ihya olsun. Biz Müslümanlar ve her çağın Müslümanları da bu zilletten kurtulsun.

“Onlar ki, eğer onlara yeryüzünde egemenlik verirsek namazı dosdoğru kılarlar, zekât verirler, marufu emreder ve münkerden sakındırırlar. İşlerin sonu Allah’a aittir.” Hac süresi/41

Ebu’l Carud, Hz. İmam Muhammed Bâkır aleyhi’s-selâm’ın şöyle buyurduğunu söyler: “Bu ayet Hz. Mehdi ve ashabı hakkında nazil olmuştur. Allah’u Teâlâ onları yerin doğu ve batısına egemen kılacak, onların eliyle dini aşikâr edecektir. O, zuhur edince, artık zulüm ve sapıklıktan eser kalmayacaktır.” (Züheyri, el-Mehdi, s. 163; Yenabi-ül Meveddet, s. 425; Duhayyil, el Mehdi, s. 46-47.)

Hz. İmam Muhammed Bâkır aleyhi’s-selâm’ dan yine şöyle nakledilmiştir:

“Bu ayet İmam Mehdi’ye kadar olan Âl-i Muhammed sallâ’llâhu aleyhi ve alih hakkında nazil olmuştur. Allah Teâlâ İmam Mehdi ve ashabını yerin doğu ve batısına egemen kılacaktır; dini kâmil edip onun eliyle batılı, bidatleri ve yanlışlıkları giderecektir. Nitekim daha önce cahiller hakkı yok etmişlerdi. O zuhur edince, artık zulümden eser kalmaz. Onun yaranı iyiliği emreder ve kötülüklerden sakındırırlar.” ( Bihar-ul Envar, c. 51; İlzam-un Nasib, s. 56.)

İşte Allah’ın üzerimizde en doğal olan bu hakkı, tevhidi bir hayatı ve düzeni Rabbimize, İmam Mehdi (a.f) imametliğinde sunmak istiyoruz. Onlar “ Allah’ın nurunu söndürmek istiyorlar.” Ancak Rabbimizde vaad ediyor. “ Allah nurunu tamamlayacaktır”. Biz de tamamlanacak bu nurun bizi de kuşatmasını, bizi de kapsamasını ısrarla Rabb’imizden diliyoruz.

Allahumme accil liveliyukel ferec!

Muhammed İKBAL

 

 

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Bir Cevap Yazın

Mail adresiniz 3. şahıslarla paylaşılmayacaktır. * işaretli alanların doldurulması zorunldur.

Yorum yaparken aşağıdaki HTML taglarını kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>