ZİYARET-İ AŞURA İLE NE DEMEKTESİN?

resim-kopya

ZİYARET-İ AŞURA İLE NE DEMEKTESİN?

Kerbela olayında taraftarlığını imam Hüseyin (as) adına belirten her müslüman, olayların üzerinden tarih geçse de kendi düşünce ve duygularını belirtmek ister. Bunun birçok ifadesinin yanı sıra İmam Muhammed Bakır (as)’dan öğretilen bir sunum vardır. İster uzakta olun, ister yakında ; kalbiniz ve iradenizle şöyle bir sunum yapabilirsiniz. Ziyaret-i Aşura’yı okuyabilirsiniz.
Elbette İmam Hüseyin (as)’in sıkça anıldığı bu Muharrem ayında bu duanın yani ziyareti Aşura’nın çokça okunduğunun farkındayım. Bu demek değildir ki sadece Muharrem ayına ait bir duadır. Her zaman okunmalıdır. Çünkü her zaman imamımızı ziyaret ediyormuşçasına bu duayı okuyabiliriz.
Bunun önemi ile ilgili İmam Cafer Sadık(as)’tan da bir çok rivayetler de vardır. Lâkin benim gündeme getirmek istediğim konu bir başka boyuttur.
Acaba ne okuduğumuzun yada neyi dile getirdiğimizin farkında mıyız? Yaptığımız duaların ve dile getirdiğimiz dileklerimizin bilincinde miyiz?
“Ziyaret-i Aşura” adından da anlaşılacağı üzere Aşura gününde gerçekleşmiş Kerbelâ imtihanında, taraftarı olduğumuzu söylediğimiz ve inandığımız İmam Hüseyin(as)’i, ehlini ve ashabını ziyaret etmedir. Bir türlü yüzleşme diyebiliriz buna. Ahiret yüzleşmesinden önce doğal olarak…
Bu yüzleşme; imamının huzuruna çıkmada “nasıl bir duruş sergilememiz gerekir?” bunu bilmek.
Bu duamız da dikkate alacağımız ilk nokta “selamlaşma”dır.
“ Selam olsun sana ey Eba Abdillah! Selam olsun sana ey Resulullah’ın oğlu! Selam olsun sana ey Mu’minlerin Emiri ve vâsilerin efendisinin oğlu! Selam olsun sana ey dünya kadınlarının efendisi Fâtıma’nın oğlu! Selam olsun sana ey Allah’ın kanına (intikamına) tâlip olduğu ve kanına talip olduğunun oğlu! Ey, (mukaddes) kanının intikamı henüz alınmayan!
Selam olsun sana ve senin eşiğine yerleşen (sana feda olup, senin haremine yerleşen) ruhlara. Hepinizin üzerine benden Allah’ın edebi selamı olsun; ben yaşadığım ve gece ve gündüz devam ettiği müddetçe.”
Bu demektir ki İmam Hüseyin(as)’in arkasında duran her inanan insan ilk önce imamı/ önderi/ rehperi/ velisi ile selamlaşmalıdır. Bu imamına olan biatını, ahdini, sadakatini ve itimadını göstermek için bir kapı aralamadır. Ve Resul(saa)’ün vasisinin yanına oturmuş gibi düşünmelisin kendini.
Bu günde, bu günden önce ve bu günden sonra olanları değerlendirmelisin. Bu Kerbela olayı bir kereden sıçrayan sıradışı bir olay değildi. Bu günlere nasıl gelindi? Nedenlerini sorarsın…
Sebepler sorgulanmalı, herkese düşen hata payı ve bu hatalar arasında kendisini de düşünmeli? Çünkü imamın başına gelenler cemaatinin basiret ve ümmetinin iman yoksunluğu idi. Ümmet neden böyle bir suçu ortaklaşa işledi? Hepsi gözden geçirilmelidir?İmam neden kıyam etmek zorunda kaldı? Tüm bunlar araştırılmalıdır. Cennet gencini yok etmek için neden bu kadar yarışıldı? Tüm bunlar açıklığa kavuşmalıdır.
Ziyaret edilirken maskeler yere düşürülmelidir? Maske takılarak yüzleşme olamaz zaten.
Tüm bunların arasında nerede durduğuna bakmalıdır. Eğer tüm bu yapılanlardan kendini beri görmüyorsa önce çokça tevbe etmelidir. Dönüşün de kesinlikle Peygamber(saa)’ine ve Ehl-i Beyt’ine yüzleşme olduğuna inandıktan sonra ayağa kalkmalıdır.
Daha sonra Veli olarak tuttuğu Peygamberi ve Ehl-i Beyt’ine dost olanları dost ve düşman olanlara düşmanlığını ilan etmelidir. Onunla barışık olanlarla barışık, onunla savaş halinde olanlarla da savaşacağını haykırmalıdır.
“Ey Eba Abdillah senin yasın ve musibetin bize ve İslam ehline çok ağır ve büyük oldu. Senin musibetin göklerde bütün gök ehline de çok büyük ve ağır oldu. Allah lanet etsin, siz Ehl-i Beyt’e yapılan zulüm ve haksızlığın temelini atan topluluğa. Allah lanet etsin, sizi, (İlahi) makamınızdan uzaklaştıran ve Allah’ın size tayin ettiği mertebeleri elinizden alan topluluğa. Allah lanet etsin, sizi şehit eden topluluğa. Allah lanet etsin, sizinle savaşabilmek için (zalimlere) zemin hazırlayan topluluğa.
Ben Allah’a ve siz (Ehl-i Beyt’e) doğru, o (zalimlerden) ve onların izleyicilerinden, takipçilerinden ve dostlarından beriyim.
Ey Eba Abdillah, hiç şüphesiz ben kıyamet gününe kadar sizin ile barışık olanlarla barışığım, sizinle savaşanlarla savaş halindeyim.”
Elbette o günlerin kötü aktörlerini sıralayabiliriz. Onlara lanet okuyabiliriz. Ancak tüm bu sorunları birkaç kişiye mal edinerek düşünmeyeceğiz. Mervan, ziyad, ömer b. sad gibi düşünen tüm mantıklardan beriyiz. Çünkü sorun sadece o günün sorunu değildir. Kişiselleştirilemez. Onların hayat felsefesine yakın olan herkes bu katliamın bir parçasıdır. Sorun duruş ve iman ile alakalıdır. Ve her inananı ilgilendirmelidir.
“Allah lanet etsin Ziyad soyuna ve Mervân soyuna. Allah lanet etsin Ümeyye oğullarının hepsine. Allah lanet etsin Mercâne oğluna (İbn-i Ziyâd’a). Allah lanet etsin Ömer b. Sa’d’a. Allah lanet etsin Şimr’e. Allah lanet etsin senin ile savaşmak için at eğerleyen, dizgin çeken ve nikap bağlayan topluluğa…”
Onlara destek veren, onları besleyen, onlara yardım eden ve onlarla işbirliği yapan tüm mantıkları lanetliyoruz. Hayatımızda asla böyle mantıklara, yol planlarına ve işbirliğine asla izin vermiyoruz ve onaylamıyoruz. Eğer bunlara prim verirsek biz de İmam Hüseyin (as)’i karşımıza almış ve ona ok atanlardan biri de biz olmuş oluruz.
“… Allah lanet etsin senin ile savaşmak için at eğerleyen, dizgin çeken ve nikap bağlayan topluluğa…”
Bu yüzden düşmana asla benzememeliyiz. Lanet ettiklerimizden beri olmalıyız. Aksi takdirde bizlere de lanetler yağmur gibi yağar. Aşura Ziyareti’nin sıraladıklarının arasında lanetlenenlerden biri de biz oluruz. Allah korusun. Dostumuzu da, düşmanlarımızı da iyi tanımalıyız. Zaman ve mekan üzeri olarak…
Eğer bunu anlayamazsak aynı hatayı bu çağda da yapmış oluruz. Yine iman edenler bu çağın imamına…
Yani aynı ihanet bu sefer İmam Mehdi (as)’ye yapılır. Allah muhafaza etsin. Duruşumuzun imamlarımıza yakın olması için dostluğuna yaraşır bir mantık, iman, ahlak, usul ve duruş ile donanmalıyız.
Aksi takdirde yanlış bir mantıkla, imanla, ahlakla, usulle, duruşla nasıl imam Mehdi (as)’ye biat edebiliriz.?!! Edemeyiz doğal olarak…. Kalp ve irade bunu onaylayamaz, anlayamaz elbette…Ağır gelir benliğine… Bu da demektir ki onun yani İmam Mehdi (as)’nin yanında olamaz tabi ki…
“Anam, babam sana feda olsun; senin için musibetim çok büyüktür. Şu halde senin makamını yücelten ve beni seninle değerli kılan Allah’tan istiyorum ki, Muhammed’in (s.a.a) Ehl-i Beyt’inden olan muzaffer imam (Hz.Mehdi) ile birlikte senin intikamını almayı bana nasip buyursun!”
Ki mümin olmanın onur ve izzeti bana da düşsün demelisin.
Bunun için gözlerini ve gönlünü terazinin hangi kefesine koymasını bilmelisin. O güzel kokunun seninde üzerine sinmesi için yalvarmalısın.
“Allah’ım, beni dünya ve ahirette Hüseyin (as) ile şerefli kıl.
Ey Eba Abdillah, hiç şüphesiz ben, Allah’a, Resulü’ne, Emir-ül Mu’minin’e, Fâtıma’ya, Hasan’a ve sana, senin sevginle ve sizin (Ehl-i Beyt’in) düşmanlarından beri olmakla yakınlaşıyorum.”
O halde onları takibe koyul. Onlara yapılan yanlışlıkları takip etme lütfen. Ezberlerden ve sana zorla dikte ettirilenlerden vazgeç, gözünü aç artık! Risalet evine saldıranları gör artık! Düşmanlara saygı duyma artık! Onlardan korkma artık!
“Onlar ki bu haksızlığın temelini atıp, binasını kurdular ve size ve takipçilerinize karşı zulüm ve haksızlıklarını devam ettirdiler. Ben, Allah’a ve size doğru gelerek; onlardan beriyim ve önce Allah’a, sonra da size, sizi dostlarınızı sevmekle ve düşmanlarımızdan, size savaş açanlardan ve onların izleyicilerinden beri olmakla yakınlaşıyorum.
Ben, sizinle barışık olanla barışığım, sizinle savaşta olana karşı savaştayım. Size dost olana dostum;size düşman olanla düşmanım. Şu halde sizi ve dostlarınızı tanımakla beni şereflendiren ve düşmanlarınızdan beri olmayı bana nasip eden Allah’tan istiyorum ki beni dünya ve âhirette sizinle birlikte kılsın ve dünya ve âhirette sizin yanınızda bana sebât versin.”
Dostu düşmanı karıştıran doğru yolu bulamaz. Bunun farkında olunulmalıdır. Herkesi haklı gören yada herkese onay veren birisi kendisini çözememiştir. Neyi savunduğunun farkında değildir. Öncelikle bu sorun çözülmelidr. Ya imamının yanında durursun yada tağutların yanında durarak imamına muhalif olursun.
“Öyleyse Siz Ehl-i Beyt’e karşı zulüm ve sitemin temelini atan gruba Allah lanet etsin. Sizi kendi makamınızdan alıkoyan ve Allah’ın size tanımış olduğu makamlarınızdan sizi uzaklaştıran gruba Allah lanet etsin. Allah, sizi katleden gruba lanet etsin, size karşı savaşmak için zemin hazırlayanlara lanet etsin.” «النّاصِبینَ لَکمُ الْحَرْبَ» (size karşı savaş düzenleyenlerden) cümlesinde ise Hz. Resulullah(saa)’tan sonra İslam muhalifi siyasi güçlerin Ehl-i Beyt’e (a.s) olan düşmanlık ve gayri insani davranışları hatırla! «اُمةً اَسْرَجَتْ وَالجَمَتْ وَ تَنَقَّبَتْ لِقِتالِک» ; “Allah sizinle savaşmak için bineklerini eyerleyip gem vuran ve tam bir hazırlık içinde savaşa gidenlere lanet etsin.”
Kimleri seveceğini ve kimlerden nefret edeceğini belirtikten sonra unutma ki imamının ziyareti başında bu söylediklerindir. Ona olan sevgi ve bağlılığını, düşmanlarına olan düşmanlığını belirtmelisin. Ki imamına olan yakınlığın belli olsun. Sen de onun yanında olduğunu göstermelisin. Tüm bunlar temennin ve duandır senin…
“Allah’ım, şu bulunduğum halde-yerde beni, senin salavat, rahmet ve mağfiretine mazhar olanlardan eyle.”
Aşura ziyaretininen can alıcı anahtar cümlelerinden biri de şudur: «اللهم اَجْعَلْ مَحیای مَحیا محمدٍ و ال مُحمد وَ مَماتی مَماتَ مُحمدٍ وَ ال مُحمدٍ» ; “Allah’ım! Yaşamımı Muhammed ve Ehlibeyt’inin yaşamı gibi ve ölümümü Muhammed ve Ehlibeyt’inin ölümü gibi kıl.”
Eğer bu dustur üzerinde yaşamayı bilmezsen kaybedeceğinin farkında olmalısın.
Dünyevi ve uhrevi saadete ermek için ilgi ve alaka tamamen salavat getirdiğin o Aba halkı’na bağlılıkta aramalısın. Bunu göstermek adına bu temenniyi yapmalısın.
«ثَبِّتْ لی قَدَمَ صِدْقٍ عِنْدَک مَعَ الْحُسَینِ وَ اَصْحابِ الْحُسَینِ الَّذینَ بَذَلُوا مُهَجَهُمْ دُونَ الْحُسَینِ علیهالسلام» ; “Kendi katında Hüseyin aleyhi selam ve onun uğrunda canlarını feda eden ashabıyla birliktelikten kazandığım doğruluk makamını benim için sabit kıl” demelisin.
Ve kesinlikle belirtmelisin.
“Allah’ım, Muhammed ve Âl-i Muhammed’in hakkına ilk zulmeden kimseden, ona bu konuda en son tâbi olan kimseye kadar hepsine lanet et.
Allah’ım, Hüseyin’le savaşan ve onu öldürmek için birbirleriyle işbirliği yapan ve sözleşen topluluğa lanet et. Allah’ım, onların hepsini topyekün kendi lanetine mazhar eyle.”
Sonra tekrar tekrar selamların ile sadakat ve bağlılığını göster…. Yüz defa da olsa söyle, kendine telkin et…
“Selam olsun sana ey Eba Abdillah ve O (pak) ruhlara ki senin eşiğinde (hareminde) yer aldılar. (Sana canlarını kurban etme ve aynı mekanda defnedilme şerefine nail oldular.)
Allah’ın selamı benden, senin üzerine olsun ebediyyen; yaşadığım ve gece ve gündüz devam ettiği müddetçe. Allah, bunu, benim sizi son ziyaretim kılmasın. Selam olsun Hüseyn’e ve Ali b. Hüseyn’e, Hüseyn’in evlatlarına ve ashabına.”
Sonra şöyle devam et düşmanların şahsında tüm şer, fitne ve batıl odaklarına…
“Allah’ım, sen, (Resul ve Ehl-i Beyt’ine)ilk zulmedeni benim özel lanetime mazhar eyle. Bunun için de, önce birinci, sonra ikinci, sonra üçüncü ve sonra da dördüncüden başla. Sonra da… Yezid’e lanet eyle. Ziyad’ın ve Mercâne’nin oğlu Ubeydullah’a, Sa’d oğlu Ömer’e, Şimr’e, Ebu Süfyan’ın, Ziyâd’ın ve Mervân’ın soyuna kıyamet gününe kadar lanet et.”
Sonra secdeye kapanıp şöyle demelisin:
“Allah’ım onların musibetine karşı bana, şükredenlerin hamdı gibi hamdetmeği nasip eyle. Bu büyük acı ve musibetimden dolayı Allah’a hamd olsun. Allah’ım, (huzuruna) varacağım gün Hüseyn’in şefâatini bana nasip eyle ve indinde Hüseyin ve canlarını Hüseyn’e (Aleyhisselam) feda eden ashabıyla birlikte, benim doğruluk ayağıma sebât ver.”
Beni onların şiarları gibi şiarlanmayı diliyorum. Onların öğretmeliğinde terbiye olmayı ve onların arkasından gitmeyi istiyorum…
İşte ziyaretinde söylemen ve düşünmen gereken kısaca noktalar bunlardır. Bilinç ve sevgi ile donanan bir müslüman bu prensipler ile hayatının her zamanlarında yaşar ve yüzünün akı ile imamına duygularını ve haykırışlarını dillendirebilir….
Böyle bir yüreği taşıyarak imamı ile arasına ne zamanı koyar, ne de mesafeleri….

 

 

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Bir Cevap Yazın

Mail adresiniz 3. şahıslarla paylaşılmayacaktır. * işaretli alanların doldurulması zorunldur.

Yorum yaparken aşağıdaki HTML taglarını kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>