“ZİKRİ YUNİSİYE”

525577

“ZİKRİ YUNİSİYE” 

“La İlahe ille ente subhaneke inni kuntu minezzalimin…”

Anlamı: “Senden başka ilah yoktur. Sen Subhânsın (Allah’ım! Sen tüm noksanlardan münezzehsin). Şüphesiz ben zalimlerden oldum.(kendi kendime yazık ettim)”

Enbiya suresinin 87. ayetinde Hz. Yunus (a)`tan şöyle bu dua nakledilmektedir:

Bu zikir, Hz. Yunus (a)`ın yaramaz kavminden yüz çevirip onlardan ayrılmasıyla balığın karnına düşmesi sonucunda yaşadığı hali tasvir etmektedir. Yunus peygamber (a) kavmini büyük bir sabırla hidayet etmeye çalışmış, fakat hidayet olmamak için ısrar eden ve 3 gün içerisinde tövbe etmeyecekleri takdirde belaya duçar olacakları belirtilen bu kavmin batıldaki ısrarcılığına karşı onları terk eden Hz. Yunus (a) farklı bir zorlukla karşı karşıya kalmıştı. Balığın karnına düşen Hz. Yunus (a) bir şeylerin ters gittiğinin farkında olsa gerek ki böyle bir cümle kuruyor.

Hz. Yunus (a) zor bir duruma düşen her yaratılmış gibi yardım istiyor. Fakat bu duada görünen farklı noktalar mevcuttur.

Bir balığın midesine düşen insan muhakkak ki korkar. Karanlık ve ıslak bir ortamda, bir canlının içinde olduğumuzu düşündüğümüzde çok korkarız. Hz. Yunus (a) da bir insan. Seçilmiş bir kimse olsa da bir melek değildir. Nefsi, duyguları ve hassasiyetleri vardır. Hz. Yunus (a)`ın birebir hangi duyguları hissettiğini bilmiyoruz fakat söylediği bu zikir bize o an düştüğü durumdan kurtulmayı dilemekten ziyade başka bir pişmanlık yaşadığını göstermektedir.

Yüce Allah buyuruyor ki, “Zünnun`u da an. Hani, o öfkeli bir halde gitmişti. Kendisini asla sıkıntıya düşürmeyeceğimizi sanmıştı. Sonunda, karanlıklarda “Senden başka ilah yoktur. Sen her eksiklikten münezzehsin. Gerçekten ben zalimlerdendim.” diye yalvardı. Biz de onun duasını kabul ettik ve onu üzüntüden kurtardık. İşte müminleri böyle kurtarırız.” Enbiya suresi/87-88

Yüce ve Rahman olan Allah, Hz. Yunus (a)`ın üzgün olduğunu ve kendisine yalvardığını söylemektedir. Hz. Yunus (a)`ın üzüntüsünün sebebi acaba neydi? Balığın karnına düşmek elbette insanı üzen ve korkutan bir olaydır. Ama Hz. Yunus (a) duasında, “Ey merhametlilerin en merhametlisi! Beni bu zorluktan kurtar!” diye dua etmiyor. Aksine, Allah tarafından imtihan edildiğini gördüğü halde, “Senden başka bir ilah yoktur! Sen tüm kötülüklerden münezzehsin! Bense kendime zulmettim” diyor. Kendisini suçlu görüyor. Ardından yüce Allah, onun duasını kabul ettiğini, üzüntüden kurtardığını beyan ediyor. Müminleri böyle kurtarırız diyerek kulunu övmeye devam ediyor.

Bu hadisenin Kuran`da zikredilmesinin sebebi bu olaydan ders almamızdır. Yani Allah, örnek insanlarla örnek davranışları bizlere göstermektedir.

Bu zikir, üzüntüye duçar olan her kimsenin elindeki en güçlü araçtır.

İmam Sadık (a) buyuruyor ki, “Üzgün olup da bu duayı – La İlahe illa ente subhaneke inni kuntu minezzalimin – okumayana şaşarım.”

Üzgünken bu duayı okumanın sırrı da üzüntümüzün sebeplerinde kendimizi suçlu görüp bizi imtihan eden ve kendine yaklaşmamızı isteyen Allah`ı yüceltmekle ilgili olsa gerek. Başımıza kötü bir şey geldiğinde Allah`ı suçlamak ve besmele çekmeden, salavat getirmeden, nimetlere şükretmeden “beni bu durumdan kurtar!” diye emir vermekle dua ettiğimizi sanıyoruz. Ama olması gereken adapla dua etmektir. “Allah`ım, Senin düzeninde, yaptıklarında, bana verdiklerinde ve bahşettiğin her şeyde, başıma gelmesine rıza verdiğin her olayda kusursuzsun. Şüphesiz bana zulmeden kendimden başkası değildir… Ben yaptıklarımın doğal sonuçlarıyla karşı karşıyayım. Kendi amellerimin ağına düştüğüm halde yine Senin merhametine muhtacım…” bilinciyle Allah`a yaklaşırsak, aslında kâr etmiş olmaz mıyız? Çünkü bu şekilde üzüntüyle kapısına gittiğimizde hem işlerimiz hallolacak ama en önemlisi Allah`a yaklaşmış olacağız. Neden üzüntülerimizi birer vasıta bilip Allah`a yaklaşmayalım ki? Yüce Allah bizi imtihan ederken yardım etmeyeceğini hiç beyan etmedi oysa ki… O yüzden Ondan kaçmak yerine hatalarımızı kabullenerek huzuruna en değerli vasıtalarla gidelim. Salavat ve dua ile…

Yüce Peygamberimizden (saa) zikredildiğine göre Zikri Yunisiye, Allah`ın İsmi Azam`ı adlandırılmıştır. Yani burada “ilah” adını düşünerek, idrak ederek Allah`tan bağışlanma diliyor ve Ona yaklaşıyoruz. İlah adı ise Allah`ın tüm adlarını kapsayan bir tanımdır. Bu dua ile ilahi dergahtan eliboş dönmek mümkün mü? Farz edelim ki hacetimiz o an verilmedi. Ama o an görünmese bile bir adım dahi Allah`a yaklaşmış olmak tüm hacetlerden daha önemli değil mi?

Zikri Yunisiye bizlere dua etme adabını, üzüntülerimizi bir fırsata çevirip hareketlerimizden pişman olarak tövbe etmeyi, Allah`ın tövbeleri kabul eden, bağışlayıcı ve kurtarıcı olduğunu hatırlatmaktadır. Bugünlerde herkesin bir sorunu olduğu bellidir. Hastalığın, doğal afetlerin ve savaşların dünyamızı ele geçirdiği bir zamanda işimizi kolaylaştıran en güzel araç duadır. Öyleyse adapla dua etmeyi öğrenelim…

Dua dendiği zaman akla gelen en güzel örneklerden biri Sahifeyi Seccadiye`dir. İmam Zeynelabidin (a)`ın Allah`a sığınmakla ilgili (10.) duasını burada paylaşmak yerinde olurdu:

“Allah’ım! Dilersen, lütfunla bizi affedersin; dilersen, adaletinle bize azap edersin. O hâlde, lütfunla, affını bizim için kolaylaştır; mağfiretinle, bizi azabından kurtar. Çünkü gerçek şu ki; bizim, adaletine dayanacak gücümüz yoktur; affın olmadan hiçbirimiz için kurtuluş söz konusu değildir. Ey ganilerin ganisi (yüce Allah)! Biz kulların, senin huzurundayız ve ben, sana muhtaç olanlar içerisinde en çok ihtiyacı olanım. O hâlde, geniş rahmetinle yoksulluğumuzu gider; rahmetini bizden esirgeyerek bizi ümitsizliğe düşürme. Aksi takdirde, seninle mutlu olmak isteyeni bedbaht etmiş, fazlından yardım umanı mahrum bırakmış olursun. O zaman da senden başka kime yönelebilir, kapından başka hangi kapıya gidebiliriz ki?! Sen, (her türlü eksiklikten) pak ve münezzehsin! Biz ise, dualarına icabet etmeyi söz verdiğin çaresizleriz; sıkıntılarını gidermeyi vadettiğin sıkılmışlarız. Ve sen, rahmetini dileyenden rahmetini esirgemez, senden medet umanı medetsiz bırakmazsın. Çünkü bu, iradenle uyuşmaz, büyüklüğüne yakışmaz. O hâlde, sana yalvarıp yakarmamıza (bakarak bize) acı ve kapına geldiğimiz için (lütfunla) bizi zengin kıl. Allah’ım! Sana isyan etmek üzere Şeytan’a uyduğumuzda o, üstümüze güldü. Şu hâlde, Muhammed ve Âline salât eyle ve senin için onu (Şeytan’ı) terk ettikten, ondan yüz çevirip sana yöneldikten sonra tekrar onu üstümüze güldürme!”

 

Allahumme salli alâ Muhammed ve alî Muhammed ve eccil fereccehum.

SENEM MUSTAFAYEVA

 

 

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Bir Cevap Yazın

Mail adresiniz 3. şahıslarla paylaşılmayacaktır. * işaretli alanların doldurulması zorunldur.

Yorum yaparken aşağıdaki HTML taglarını kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>