YENİDEN DİRİLİŞİN ADI; MEBES GECESİ

Resim---Kopya

YENİDEN DİRİLİŞİN ADI; MEBES(Biset) GECESİ

İnsanlığın karanlığa boğulduğu, adaletsizliğin ve sapkınlığın herkesi çok yıprattığı, ümitlerin tükendiği, korkuların hayatın her alanını kuşattığı, güvenlerin yerle bir olduğu bir dönemde yüce Allah’ın bize lütfettiği Mebes gecesi. Yani Biset gecesi.

Kelime kökü be-a- se. Anlamı; kıyamet günü insanların ölümünden sonraki dirilişine denir. Ancak bu kavram Peygamber’in peygamberliğini açıkladığı gün için de kullanılır.

 Çünkü gerçekten insanlık karanlıkta, derince toplu bir mezarlıkta ve büyük ızdıraplar içindeydi. Yüce Allah Peygamber Hz. Muhammed(saa) ile onlara yeni bir hayat bağışladı. Onları yeniden diriltti.

Bu olay 27. Recep hicretten 13 yıl önce gerçekleşiyor.

Elbette Hz. Muhammed (saa) peygamber olduğunu bildiği halde bugün peygamberliğini açıklıyor. Yoksa yeni peygamber olmuyor. Onun peygamberliğinin onayı ta zer âleminde onaylanmış, seçilmiş, hatem ve kâmil olarak yeryüzüne geliyor. 40 yaşında kendini açıklaması ilahi emrin o zaman müsaade etmesiyle ilgilidir.

Yoksa 40 yaşında olmuş, sonradan seçilmiş gibi düşünülmesi bir algı sıkıntısıdır. O tüm enbiyaların hatemi ve mirasçısı olarak nübüvvet makamının ve risalet makamının son halkasıdır. Böyle birisini sıradanlaştırmak, biset öncesi ve sonrası peygamberi algılamak Tevhid düşüncesine asla sığmaz. Bu peygamberlik makamını aşağı çekmek olur dolayısıyla ilahi meramı sekteye uğratmak anlamına gelir.

Bu yüzden Biset gecesi zaten peygamber olanın peygamberliğini açıkladığı gündür. Onun bisetinin sebebi ise insanları yaratılış amacına çağırmak, onlara Allah’ın ayetlerini okumak, kitap ve hikmeti öğretmek için bir başlangıç günüdür.

Cuma süresi/ 2 “Çünkü ümmîlere içlerinden, kendilerine âyetlerini okuyan, onları temizleyen, onlara Kitab’ı ve hikmeti öğreten bir peygamber gönderen O’dur. Kuşkusuz onlar önceden apaçık bir sapıklık içindeydiler.”

 Bu nedenle bugün, insanlık tarihi için çok özel bir gündür. Bilmeyen insana öğretmek, unutan insana hatırlatmak, rahmet ve adaleti getirmek için…

Bir de insanın önünde duran bir imtihan süreci var.

 “O, hanginizin daha güzel amel yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır. O, mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır.” (Mülk süresi/2)

Bu nedenle ikinci önemli adım ise, hayatın bir gerçeği olan dünya imtihanını göstermek ve bu imtihanın başarılı geçmesi için kendisine güvenenlere yardımcı olmaktır. 

Peygamber insanlık için her açıdan en büyük nimettir. Kulların, yüce Allah’a yakın olmak ve O’nun rızasına kavuşmak için en önemli ihtiyacıdır. Dolayısıyla Peygamber ile insanlar nefes almaya başlarlar. Çünkü ışığına kavuşmuş olurlar. Bu nedenle bugün ümmet için bayramdır. Yeniden hayat bulmak için, arınmak için, fıtrata dönmek için, hidayete kavuşmak için.

Ancak peygamberin açtığı yol buraya kadar değildir. O kendisinden sonraki tüm süreç için bir yol açmıştır. Bu nedenle kendisinden sonra ki “Velayet ve İmamet” sürecini görmezsek sevincimiz boğazımızda kalır. Bayramımız yarım olur. Risalet sürecini buradan başlatıp, 23 yıl ile kısa bir ömür tanımış oluruz.

 Ancak Allah’ımız üzerimizden lütuf ve rahmetini çekmeyip, Resulullah’ın açıklamasını baki kılmanın devamını da gösterdi.

Maide suresi/ 67 “ Ey Peygamber! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan, O’nun verdiği peygamberlik görevini yerine getirmemiş olursun. Allah, seni insanlardan korur. Şüphesiz Allah, kâfirler topluluğunu hidayete erdirmeyecektir.”

Peygamberin kendisinden sonraki velayetlik ile imam Ali’yi hatırlatması, peygamber ile başlayan bu yolun devamı oldu.

 İmam Ali ile başlayan tüm imamlar silsilesi ile biset kapısını hep açık tuttu. Yani yüce Allah hayatı ebedi olarak bağışladı bize.

Bu yüzden biset gecesi duasında Hz. Ali(as) ziyaret edilir. Açınız Mefatihu’l Cinan kitabının 789 sayfasını. Şöyle başlar duamız.

“ Şehadet ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur. O tektir ve ortağı yoktur. Şehadet ederim ki Muhammed O’nun kulu ve elçisidir, Emirul müminin Ali bin Ebu Talib, Allah’ın kulu ve Resulullah’ın kardeşidir ve onun soyundan olan tertemiz imamlar ise, Allah’ın, yarattıklarına hüccetidir.”

İki nokta dikkat çeker burada. Birincisi; Peygamberliğin risaleti burada kalmayacak. Bu yolun taşıyıcıları olacak. İmam Ali ile başlayan Ehl-i Beyt imamları arka arkaya gelecek.

İkincisi ise; İmam Ali gibi peygambere yardım etmek dikkatimizi çekmektedir. İmam Ali (as) hem öğretici olarak rol model, hem de peygambere itaat etme açısından rol model…

O halde peygamberi onaylamak, tasdik etmek, itaat etmek için biz de gözlerimizi imam Ali (as)’ye çeviriyoruz. Ona itaatin Peygamber’e, Peygamber’e itaatin Allah’a itaat olduğunu fark ediyoruz. Böylece dünya tarihi boyunca yaratılış amacımızı ne unutabiliriz, ne de yanılabiliriz. Yol sağlamlaşmış oluyor. Tâ ki topyekün, yeryüzünün tamamen dirilişi olan İmam-ı Zaman zuhur oluncaya kadar… Yani İmam Mehdi (as) de kendini açıklayıncaya kadar…

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Bir Cevap Yazın

Mail adresiniz 3. şahıslarla paylaşılmayacaktır. * işaretli alanların doldurulması zorunldur.

Yorum yaparken aşağıdaki HTML taglarını kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>