SAMARRA ŞEHRİNİ HİÇ DUYDUNUZ MU?

3

SAMARRA ŞEHRİNİ HİÇ DUYDUNUZ MU?

Tarihin tüm zorbalıklarına rağmen yumuşacık, şipşirin, insana sekinet kucağı açan bir şehir. Dicle nehrinin sakin hışıltısı ve çölün okşayan hafif esintisi manevi havasıyla uyumlu hali. İnsanı gerçekten çok etkiliyor. Kim bilir nelere şahit olmuştur bu şehir?

Kucağında son peygamber Hz. Muhammed (saa)’in vasisi olan Ehl-i Beyt’ten üç imam yaşamış. İmam Ali Naki (as), İmam Hasan Askeri (as) ve İmam Mehdi (a.f).

Doğrusu merak ediyorum. Peygamberin evi Medine’de. Onun torunları Kâbe’yi, hem de baba ocağı olan Mescidi Nebevi’deki evlerini bırakıp, neden Samarra’ya gelmişler? Samarra şehrinde ne vardı ki buraya yerleşmişler?

Durum düşündüğünüz gibi değil tabii.

Zamanın Abbasî hükümdarı kendinden önceki hükümdarlar gibi Peygamber ve Ehli Beyt’inin mübarek nefeslerini kesmek için bu şehirde onları zorla alıkoymuşlar. İmam Ali Nakiy (as)sonra İmam Hasan Askeri(as), sonra da İmam Mehdi (as) ve aileleri burada zorla tutulmuş. O zamanlarda bir şehir olmadığı, sadece askerlerin konuşlandığı bir alan olan burada yaşamaya zorlatılmış. Açık hava cezaevi olarak, askerler tarafından kuşatılarak 24 saat takip ve kontrol altında.

Böylelikle Ehl-i Beyt’in halkla olan bağlantısı koparılmış. Bakınız büyük şehirlerden uzak, askerlerin olduğu bir alan. Belde bile diyemiyoruz. Bu şekilde onların imamet görevlerine sınırlama getirmişler. Halkın onları meşru imam görmeleri demek, kendilerinin gayri meşru birer tağut olduklarını açığa çıkarır. Bir yandan onlara her türlü baskı ve ambargoları uygularlarken diğer yandan hemen ortadan da kaldıramıyorlarmış. Halkın tepkilerinden ve halk ayaklanmalarından endişelendikleri halde yinede genç yaşta kıymışlar onlara… İmam Mehdi(as) hariç. Elbette Allah’ın yardımıyla.

İmam Ali Nakiy, İmam Hasan Askeri, İmam Mehdi kim bilir neler çektiler? Her türlü zulümlere reva görüldüler… Üç nesil olan bu imamlar burada askeri baskılar altındalar… Hakaretler, alaylar, saldırılar… Ve nihayetinde İmam Ali Nakiy ve imam Hasan Askeri’yi zehirletilerek şehid etmişler…

Öyle ki soyun devamını engellemek için Hz. Musa’nın annesinin başına gelenleri İmam Mehdi (as)’nin annesi nergis hatun da aynen yaşıyordu. Gizlice doğan İmam Mehdi (as)’nin yaşamı daha da sınırlanarak yaşıyordu. En güvenilir kişiler dışında kimseye gösterilmiyordu…

Bu şehirde peygamberin bu ümmete emanet ettiği en kıymetli emanetler bu muamelelere tabi tutuluyordu. Bu yüzden bu şehre girerken insanın kalbi bir yandan da burkuluyor ve utanıyor bu yapılanlardan…

Nehri geçip caddeden biraz yol alınca onlardan kalan hatıra yaşadıkları ev ve mescitler gözünüzün önüne çıkıveriyor. Yaşanan bu yerlerde onların nefesi eser başınızda sanki.

“ Bu tarihi deliller ve gerçekler neden bizden gizlenir?”diye düşünürsünüz kendinize ve sözde inananlara öfkelenerek. İmam Mehdi (a.f) hiç yaşamamış ya da hayal meyal düşüncelere sığdırılan bir masal gibi gösterilmesinin sebebini sorgularsınız kendi kendinize.

Yaşanan gerçekler neden gölgede tutulur, açığa çıkarılmaz. Sonrada tüm sebepler sıralanır gözlerinizin önünde. Onlara zülüm olsun diye bir şehir oluşurken biz şehri haritada tanımayız bile. Allah’ın hikmet ve rahmeti her daim inananların üzerinde ki, her baskı ve gizliliğe rağmen yine buraya çokça ziyaretçiler gelir…

İmamlarına olan sadakatlerini gösterirler. Biatlerini tazelerler. Onların hedef ve yollarında beraber olacaklarına dair söz verirler. Her türlü baskı ve zulümlere rağmen, yine onları sevenler onların etrafına yerleşirler… Şimdi bir şehir burası.

Ancak Ehli Beyt’te düşman olanlar kabirlere bile katlanamazlar. Daha yakın bir zamanda oraları yine harabeye çevirilir. Ehl-i Beyt’i sevenler ise, kendi imkânları ile yine inşa ederler. Dostlar ve düşmanlar arasında kalan bu şehir, kim bilir daha neler görecek! Elbette son ev sahibi İmam Mehdi(as)’nin dokunuşlarını hissedinceye kadar…

Bu şehirden ayrılırken derin bir “Ah!” çekilir ister istemez.

“Ey Sâe Men Reâ ( Ey Samarra!)! Aynı adın gibi göreni sevindirensin. Ancak kalbim hüzünlenerek ama veda etmeden, seni kalbime yazarak gidiyorum. Eğer son imam ve zamanımızın hücceti olan İmam Mehdi (as)’yi tekrar ağırlarsan veya İmamımız evine geri dönerse; sen nehrinin, rüzgârının ve boynu bükük Ehl-i Beyt dostlarının nefesiyle bana müjdeler ver, olur mu? Senin haberlerini büyük bir iştiyakla bekleyeceğim…

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Bir Cevap Yazın

Mail adresiniz 3. şahıslarla paylaşılmayacaktır. * işaretli alanların doldurulması zorunldur.

Yorum yaparken aşağıdaki HTML taglarını kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>