ROL MODEL HZ. MUHAMMED (S.A.A) VE BENLİK GELİŞİMİ

89fb0fb5

ROL MODEL HZ. MUHAMMED (S.A.A) VE BENLİK GELİŞİMİ 

Ben, benlik ve kişilik genellikle aynı anlamda kullanılır. Kişiyi o kişi yapar, kişiyi başkalarından ayıran duygu, tutum ve davranışların örgütlenmiş bütünlüğünü anlatır. Benlik kavramı, insanın kendi benliğini algılama ve kavrama biçimi olarak tanımlanır. Kişinin kendisini nasıl gördüğünü ve kendisine nasıl değer verdiğini anlatır.

Uzmanlar kişiliği genellikle bireyi başkalarından ayıran doğuştan getirdiği ve sonradan kazanılan, tutarlı olarak sergilenen özelliklerin bütünü olarak tanımlarlar. Kişilik, bireyin zihinsel, duygusal, sosyal ve fiziksel özelliklerinin süreklilik gösteren yönlerini içerir. Bu anlamıyla kişiliğin, bireyin göreceli olarak kalıcı eğilim, davranış ve ilişki kalıpları ile tepkilerini belirleyen en temel unsur olduğunu söyleyebiliriz. Bir başka tanımlamada kişiliğin; bireyin kendine özgü düşüncelerini ve sergilediği davranışlarını belirleyen sistemlerin bütünü olduğu vurgulanmıştır.

İnsan gelişimi fiziksel, zihinsel, sosyal ve ahlak gelişimi gibi çeşitli temel boyutlardan oluşan karmaşık bir süreçtir ve her bir boyut arasında karşılıklı bir ilişki bulunmaktadır. Gelişimin bazı yönleri kalıtımdan bazı yönleri de çevreden etkilenirken, birçok yönü ise her ikisinden de etkilenmektedir. Kısacası kişilik gelişiminde, doğuştan gelen genlerle yani ana babalardan çocuklara geçen özelliklerle çevresel etmenler etkili olmaktadır.

Genetik etkenler daha çok çocuğun potansiyelinin belirlenmesinde ön planda iken, çevresel faktörler de bu potansiyelin kullanımına yöneliktir. Genetik etkenler arasında anne babanın zekâ düzeyleri, kişilik özellikleri, becerileri; çevresel etkenler arasında da beslenme ve beş duyu ile elde edilen deneyimlerin yanı sıra çocuğun içinde doğduğu aile ve özellikle de ilk yıllarda ana baba gelmektedir.

Kişilik gelişiminde bireyin çevresi de genetik etkenler kadar önemlidir. Gelişimin ilk yıllarında en önemli etken bireyin anne baba tutumları iken yaş ilerledikçe çember genişlemekte ve arkadaşlar, öğretmenler, sevilen bir akraba üyesi gibi geniş çevreye doğru ilgi kayar. Ergenliğin sonlarına kadar bazı uzmanlara göre ise yetişkinlikte de küçük de olsa devam eden kişilik gelişimi, duygu, düşünce davranış boyutlarında bireyin tutarlı ve bütünlük sağlayan bir yapıya ulaşması ile oluşmuş sayılmaktadır. İçinde çatışmaları daha az ve dengeli olduğunu düşündüğümüz bu yapı, zaman sürecinde değişikliklere uğramasına rağmen temel özelliklerini sürdürme eğilimindedir. Çocuk çevresinden kültürü alır, içselleştirir veya araştırma sürecine girerek başka bir kültürü içselleştirir. Fakat kabul etse de etmese de kültür bireylerin kişiliğinin oluşmasında çok fazla etkilidir. Kültürel öğelerde inançlar, değerler, nasıl iletişim kuracağı, oturup kalkma ve selamlaşma şekli gibi bir sürü davranış kalıpları ve dolayısıyla kişiliğini etkileyen faktörleri bulundurmaktadır. Bu nedenle bireyin doğduğu çevre, o çevrenin bireye sunduğu insanlar, bireyin etkileşime girdiği kişiler kişilik gelişiminde çok önemlidir. Birey algısıyla çevresindeki insanlardan onaylanan davranış kalıplarını, inançları, hoşuna giden tarzları benimser ve kişiliğini oluşturur. Kişiliğin de farklı boyutları vardır.

Psikoloji kuramcılarından Strong (1957) dört temel benlik kavramından bahseder.

Bunlar:

  1. Kişinin benlik değeri, rolleri ve yeteneklerinin olan “bütünsel benlik kavramı”,
  2. Başarı veya başarısızlık gibi düzensiz ve geçici olaylardan etkilenen duruma göre değişen “değişken benlik kavramı”,
  3. Başkalarının kişiyi kabul etmesi ve kişinin sosyal yeterliliğine bağlı olan “sosyal benlik kavramı”,
  4. Kişinin olmak istediği benlik yapısını ifade eden “ideal benlik”tir.

Benlik kavramı, insan kişiliğinin temelinde bulunan ve birey için çok önemli olan algı, duygu ve düşüncelerin bütünü olarak tanımlanır. Benlik kavramı, bireyin algıladığı biçimde kendisinin ne olduğunun, neyi niçin yapmak istediğinin bir ifadesidir. İnsanlar arasındaki benzerlikleri ve farklılıkları ortaya çıkarır. İdeal benlik kişinin olmak istediği benliği ifade eder. Bu benlikte genellikte idol olarak seçilmiş bir kişilik tipi vardır. İlkokul çağlarında çocuklar genellikle öğretmenlerini, ilerleyen yıllarda popüler olan bir sanatçıyı zamanla kendi kişiliğinin de oturmasıyla toplum tarafından fazlaca ilgi gören ve kişinin de dikkat alanının içerisinde olan ve olmak istediği kişiye doğru ideal benlik geliştirir. İdeal benliğe yakın hareket eden kişi mutlu, huzurlu, yaşamda dengeli hareket ederken; ideal benlikten aykırı hareket eden bireyler maalesef bilişsel çatışma yaşayarak ruhsal ve davranışsal problemler yaşarlar. Kendilerini sıkışmış, başarısız, rahatsız, mutsuz hissedebilirler. Bu nedenle erken yaşlardan itibaren bireylerin dengeli bir benlik oluşturmasına ve ideal benliklerinin fark etmelerine yardımcı olacak şekilde hayatta tecrübe kazanmalarına yardım etmek gerekmektedir. Çocuğun toplumda kabul görmesi, kendi bireysel özelliklerinin toplumla uyumlu olmasına yardımcı olacak beceriler geliştirmesi için aileler ve öğretmenler çaba harcamalıdır.

Kişilerin ilk modelleri ebeveynleridir. Daha sonra çevreden kendilerine model alırlar. Yanlış modeller bireyleri kötü sonuçlara ulaştırır. Bu nedenle ideal gençliğin yetiştirilmesinde model seçimi hem bir ihtiyaç hem de önemli bir ayrıntıdır. Şayet gençliğin eğitiminde iyi bir model örneklendirilmesi yapılmazsa eğitim içerisinde olan gençler, durum ve şartlar gereğince kendine rastgele, ya da kötü bir örnek seçebilirler. Bu durumda onların karakteri kötü yönde gelişir ve maalesef ömürlerini ziyan etmiş ve hatta hiçbir zaman istemeyecekleri sonsuz azaba mahkûm olarak dünyadan göçerler. Bu bakımdan bir genç eğitilirken güzel model örnekliğiyle birlikte eğitilmesi gerekir. Din bu noktada insanlık için kurtarıcıdır. Rol model olarak birçok dinde rol model olabilecek kişiler karşımıza çıkmaktadır.

İnsanın ruh sağlığını bozabilecek birtakım olumsuzluklar sonucunda ortaya çıkabilen stres, depresyon ve anlamsızlık hislerine karşı dinî iman âdeta bir ilaç gibidir. Amerika’da 4000 yaşlı üzerinde yapılan bir araştırmaya göre, uzun süre düzenli olarak dinî ibadetlere katılanların, katılmayanlara oranlar daha az depresyona girdikleri tespit edilmiştir. Öyle anlaşılıyor ki, inanma ve bir dine bağlanma duygusu sağlıklı bir ruhsal yaşam için gereklidir.

İnsanlık için en iyi rol model Hz. Muhammed (s.a.a)’dir. O’ndan sonrada devamı gelen zamanın önderleri olan Ehl-i Beyt imamlarıdır.  Kur’an ve risalet insanlara rol modelin nasıl olması gerektiğini çeşitli ayetlerde açıklamıştır. İdeal insanın nasıl olması gerektiğini bize çeşitli metotlarla tanımlamıştır. Kur’an’ın metotlarından biri, emir ve nehiylerini örneklerle sunmasıdır. Hem pedagojik olarak hem de konuyu daha iyi kavrama noktasında önemli yer tutan örnekler, yaşanmış tecrübeler, kıssalar, meseller ve alınması gereken dersler vb. gibi konuların daha iyi anlaşılmasını sağlamıştır.

Kur’an’ı Kerimde şahıslar noktasında örnek kelimesi karşılığında “kudve “ve “usve” kelimeleri kullanılır. Kur’an da kıssalar, misaller, bazı şahısları ve kavimleri örnek sunma ve bunlardan dersler çıkarma gibi benzer kavramlarda birçok âyet bulunmaktadır. Ancak şahıslar bağlamında konuyu değerlendirdiğimizde model olma noktasında “usve” ve “kudve” terimlerinin kullanıldığını görmekteyiz.

Kur’an’da usve, üç yerde; kudve kelimesi de iki yerde geçmektedir. “Usve” sözlükte uyma, örnek edinme, numune-i imtisal, örnek gibi manalara gelmektedir. “Kudve” ise, taklit etmek, örnek almak, yanında yer almak, tabi olmak, uymak, tabi olanlar, yolunda gidenler gibi anlamları ihtiva eder. Peygamber efendimiz Hz. Muhammed (s.a.a) için Kuran’da bu kelime kullanılmıştır. Nitekim âyeti kerimede; “And olsun ki Allahın Resulünde sizin için, Allaha ve ahiret gününe kavuşmayı uman ve Allah’ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır.” buyrulmaktadır. Kurtubiye göre; “usve/örnek”; “Kendisine uyulan örnek” anlamındadır. Kendisine uyulan ve haline bakılarak tesellide bulunulan ve böylelikle bütün fiillerinde kendisine uyulup, bütün halleri örnek alınarak teselli bulunulan kimsedir.

Kur’an mümin kişiliği inşa ederken dikey olarak müslim (teslim olan), mümin (güvenilir), salih, sadık, mütevekkil, muttaki (görev bilincine sahip), muhlis (iyi niyetli) ve muhsin vasıflarını özümseyerek insanı mükemmel bir mümin olma yolunda terakki etmesini ister.

Kur’an yatay düzlemde ise örnek toplumun oluşmasında mümine iyiliği emretme ve kötülükten sakındırma sorumluluğunu yüklemiştir. Bununla hedeflenen amaç toplumda iyilik ve güzelliklerin yaygınlaşması, kötülük ve günahların yok edilmesidir. Diğer taraftan infakı emrederek toplumdaki ekonomik dengeyi sağlamayı, zengin-fakir ilişkisinin sağlıklı bir zeminde yürümesini hedeflemektedir. Toplumun ıslahında, can, mal, inanç ve namus emniyetinin sağlanmasında cihad, din ve dünya işlerinin düzenlenmesinde ise çaba ve gayret gösterme (ictihad) sorumluğu vermiştir. Kur’an müminden toplumda adaleti tesis etmesini, zulme ve zalime destek çıkmamasını emretmiş, hak ve hukuktan yana tavır almasını istemiştir.

Sonuç itibariyle mümin bir taraftan Allah’a karşı kulluk görev ve sorumluluğunu yerine getirmek, diğer yandan toplumu ıslah, çevreyi imar, sosyal ilişkilerde değer ve iyilik üretmekle (ameli salih) yükümlüdür. Kur’an mümin kişiliği bu görev ve sorumluluklarını sağlıklı bir şekilde yerine getirebilme özellikleri ve vasıflarıyla inşa etmektedir. Bu inşa süreci vahyin nüzul ortamında Peygamberimizin örnekliği ve rehberliğinde gerçekleşmiş, sonuçta fedakar ve samimi duygulara sahip ideal insanlardan oluşan örnek bir toplum oluşmuştur. Bu rol model kişilik bugün müminin kişilik inşasına örneklik teşkil etmektedir. Kur’an ve sünnet ise bu kişilik inşasının en temel kaynaklarındandır.

 DERLEYEN PSİKOLOJİK DANIŞMAN

EYLEM KARABAĞ

KAYNAKÇA Karakaş, F. (2019). İlahi Geleneğin İdealindeki Gençlik için Rol Model Olarak Hz. Yusuf (Master’s thesis, Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü).

Koç, B. (2008). Çocuğun dini gelişiminde rol model olarak anne ve baba. Dini Araştırmalar11(31).

Özdemir, O., Özdemir, P. G., Kadak, M. T., & Nasıroğlu, S. (2012). Kişilik gelişimi. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar4(4), 566-589.

Aydin, A. R. (2009). İnanma ihtiyacı ve dinî ritüellerin psikolojik değeri. Dinbilimleri Akademik Araştırma Dergisi9(2), 87-100.

Ünal, Y., Pekdemir, Ş., Gündoğdu, Y. B., & İyibilgin, O. (2016). ULUSLARARASI KİŞİLİK VE KARAKTER İNŞÂSINDA DİNİN YERİ SEMPOZYUMU.

https://www.psikosentez.com/benlik-kavrami-nedir

 

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Bir Cevap Yazın

Mail adresiniz 3. şahıslarla paylaşılmayacaktır. * işaretli alanların doldurulması zorunldur.

Yorum yaparken aşağıdaki HTML taglarını kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>