RİYA

329759-3-4-c1161

Bismillahirrahmanirahim

Hamd yüce Allah’a mahsustur. Allah’ın salat ve selamı hatem-ul enbiya ve seçkin kullarının efendisi olan Resulullah’a ve O’nun mübarek temiz pak Ehl-i Beyt’ine olsun.

Kerbela olayına nasıl gidildi? Olaylar o noktaya nasıl hangi sebeplerle ulaştı, hangi şartlar, durumlar, hastalıklar o facianın yaşanmasına sebep oldu?

Bu hastalıların ilk başlangıç noktası nefis tebriyesi olmaması ve dünya perest olmak. Yani dünyaya bağlanmak,sevmek. Bu hastalık insana bulaştı mı virüs gibi dallanıp budaklanıp tüm vücudu, ruhu, aklı sarıp kangrene dönüşüyor.

Halbu ki insanın yaratılışı şu üç kısımdan oluşur. Nedir bu kısımlar?

  1. Akıl
  2. Ruh
  3. Cisimdir.

Bu kısımların kendilerine has ibadetleri ve bu ibadetlerinin de dereceleri vardır.

Akılın ibadeti; ilimdir, iman, marifet, inançtır, hidayettir…

Ruhun ibadeti; güzel ahlaktır, her türlü kötü hal ve davranışlardan uzak olmaktır. Yaratılışta fıtratımıza yerleştirilen o güzel ahlak üzere olmaktır.

Cismin ibadeti; namaz, oruç, hac, zekât…

Bu ibadetlerde en yüksek derece değer aklın ibadetine verilmiştir, ikinci olarak ruhun ibadetine değer verilmiş, son olarak cismin ibadetine değer verilmiş.

Akıl, ruh ve bedenin bir olduğu ibadet Allah katında değerlidir en âlâ olandır.

Bunların her biri ayrı yerlerde oldu mu hastalıklarda peşi sıra olur.

Bu hastalığın dallarından biride Riyadır ki çok kötü bir hastalıktır.

Fatiha suresin de her gün defalarca okuduğumuz ihdina sırat-el müstakim kelimelerine baktığımızda hedef ve yolun bize gösterildiğini görüyoruz. Hidayet ve o hidayete giden doğru yol. Bu yol üzerinde dikkat etmemiz gereken korunmamız gereken hastalıkların başında riya gelir.

Kulluğumuzun amacı olan Rabbimizin rızasını yine onun gösterdiği yolla, peygamberi, kitabı, hüccetleri ile kazanmaya çalışırken (hayatımızın her alanında ibadet eş iş çocuk eğitim kariyer …) riyaya bulaşmak en tehlikeli düşman ve hastalıktır. Büyük günahlardan biridir ve insanın tevhit inancından çıkmasına ve amellerin sabun köpüğü gibi yok olmasına ki bu da insanın helak olması anlamına gelir. Riyanın kaynağı yine dünyaya olan meyildir.

Riya rüyet kelimesinden gelir. Yaptığı amelleri iyilikleri olabildiğince çok insanın görmesini istemek, gösteriş yapmak, başkaları beğensin diye birçok yapmacık hareketler yapmak, tüm yaptıklarını ibadetlerini her halini gösteriş içine sokmasına deniyor. Bu fiilleri yapanlara da riyakâr deniyor. Allah’ın rızası dışında başkalarının rızasını kazanmanın peşinde olmak anlamına geliyor.

Ayetlerde bu konuya şiddetli uyarılar ile Allah’u Teâlâ bizleri uyarmaktadır.

Bakara 264:”Ey iman edenler; sadakalarınızı, insanlara gösteriş için malını harcayan, allaha ve ahiret gününe inanmayan kimse gibi başa kakmak eziyet etmek suretiyle boşa çıkarmayın. Çünkü bu gösteriş hali, üzerinde az bir toprak bulunan kaya parçasına benzer ki ona şiddetli bir yağmur isabet edince üzerinde ki toprağı temizleyip kendisini katı bir taş halinde bırakır.”

Ayet açık bir şekilde ifade ediyor ki, ibadetler cömert desinler, dindar desinler, alim desinler yapıldığında hiçbir kıymetinin olmadığı gibi kayanın üzerinde ki toprağın silinip sert kayanın ortaya çıkması gibi imanın yok olup imansız kalınacağını bize ayet açık olarak anlatıyor. Ayrıca can alıcı noktalardan biride gösteriş için yapılan ibadetlerin Allah’a ve ahirete inanmayanların safına geçmesine sebep olduğudur.

Riyakarlığın ileri derecesi zamanla öyle bir hal alır ki insanda münafıklık oluşur. En hafif derecesi de yapılan amel ne olursa olsun samimiyetsizliktir.

İbadetleri yaparken insanlardan övgü ve saygı beklemek Allah’a karşı yapılan saygısızlık ve samimiyetsizlik. Allah ki insanların yaptığı amellerin ibadetlerin kimler için yapıldığını bilendir o sinelerin içini bilindir. İnsan ancak kendini ve diğer insanları kandırabilir.

HZ. RESULULLAH (SAA) buyuruyor: “insanlara öyle bir zaman gelecek ki o zamanda insanların dünyaya olan tamahlarından dolayı batınları çirkin ama zahirleri güzel olacak. Riya ile Allah katında olanı irade etmezler, onların dini riya üzere olacak.” Usul-i kâfi c. 2

İmam Cafer-i Sadık(as) buyuruyor: riyanın her türlüsü şirktir. Şüphesiz insanlar için amel eden kimsenin sevabı insanların üzerine, Allah için ibadet edenlerin sevabı ise Allah’ın üzerinedir.

Her iki hadisten de anlaşıldığı gibi yapılan her ne iş ya da amel olursa olsun niyette Allah rızası yok ise Allahtan gayrsini ona ortak koşmuş olur.

Riyanın insan üzerinde etki ettiği kısımlar var.

  1. İnsanın inancında riyaya düşmesi: insan özünde batınında Allah’a kıyamet gününe onun emir ve yasaklarına inanmayıp, Allah’ın hükümlerine değer vermemesi sadece insanların gözünde onların kalbini kazanmak, menfaatler elde etmek amacı ile ya da ulaşmak istediği makam ve kariyeri elde etmek ya da kendisine gelebilecek zararlardan korunmak için iman gösterişinde bulunarak dindarlık etmesi inançta riya olur.

Riya aynı zamanda iki niyetliliktir. Allah için ibadet ederken niyetimize Allah dışında başka bir şeyi ortak edersek şirke bulaşılmış olur. Hastalık kronikleşir.

Sadece Ramazan ayında ya da Muharrem ayında dindar olunma durumları oluyor. Ramazan aynında namaz kılınması, hicaplanılması, Kur’an okunması…. Gibi daha birçok amel yapılıyor. Bunlar da acaba riya olmuyor mu?

  1. İnsanın amellerinde riyaya düşmesi: amelde riya yapan insan kalben Allah’a inanmaktadır ama yaptığı ibadetlerde kıldığı namazda, tuttuğu oruçta, verdiği zekâtlarda Allah’ın hükmünü yerine getirmek, Allah’ın rızasını kazanmak hedefi ile yapmaz. Aksine tüm bu yaptıklarını diğer insanların kalbini kazanmak, insanlar kendisi hakkında hep iyi düşünsünler, kötü düşünmesinler diye yapar. Burada amaç Allah rızası değil, ahireti kazanmak değil, insanların rızasını, dünyayı kazanmak oluyor.

Hz. İmam Ali (as) buyuruyor:” Riyakarın üç alameti vardır. İnsanları görünce şevkle amel eder, yalnız kaldığında tembellik eder, yaptığı her işten dolayı övülmek ister.”

Yine imam Cafer-i Sadık (as) buyuruyor: “Allah şöyle buyuruyor,” ben en hayırlı şerikim, herkim yaptığı bir amelde bana bir başkasını şerik kılacak olursa, ben sırf halisane benim için olanını kabul ederim.”

Ameller sadece ve sadece Allah’a halis kılınarak yapıldığında kabul olur.

Gösteriş için ibadet yapanların aynı zamanda dini yalanlayanlar olduğunu yüce Allah maun suresinde çok açık bir şekilde buyurmuştur.

Maun suresi:

1-Gördün mü o dine yalan diyeni? 2- İşte yetimi itip kakan odur! 3- Yoksulu doyurmaya teşvik etmez. 4- Fakat veyl o namaz kılanlara ki, 5- Namazlarında yanılmaktadırlar. 6- Onlar ki, gösteriş yaparlar. 7- Ve yardımlığı sakınır (zekâtı vermezler).

Maun suresi konusunda, biri Allah’ın nimetlerini ve hesap gününü inkâr eden nankör, diğeri amellerini gösteriş için yapan riyakâr olmak üzere iki tip insandan bahsediyor. Ayette Riyakarlığı, inkâr eden nankörlerin peşinden vurguluyor.

Yine Allah-u Teâlâ buyuruyor: Nisa suresi 142. Ayet:Bakın bu ikiyüzlülere, Allah’ı kandırmaya çalışıyorlar; halbuki Allah onların [kendi kendilerini] kandırmalarını sağlıyor. Onlar namaz için kalktıklarında, gönülsüzce, sadece insanlar görüp takdir etsinler diye kalkarlar; Allah’ı da nadiren anarlar.”

Ayette anlaşıldığı gibi riyakâr insan sadece kendini kandırır ve riyakarlığından dolayı Allah Teâlâ onun kendisi kandırmasını daha da arttıracağını buyurmaktadır. Bu da Allah’ın insanı, emir ve yasaklarına uyulmamasından dolayı insanı kendi haline bırakması olur.

3)insanın konuşmalarında riyaya düşmesi:

Bu gruptaki insan bulunduğu toplumda cemaat içinde beğeni toplamak, kendisini dindar göstermek için nasihat eder, ayet ve hadisler anlatarak konuşursa bu konuşmasıyla riyakârlık yapmış olur. Kimsenin olmadığı yerde zikir etmek aklına bile gelmez ama insan içinde toplumda fark edilecek şekilde dudaklarını hareket ettirerek zikir etmeye başlarlar. Elbette hem yalnızken hem de toplum içinde olduğunda Allah’ı zikretmek güzel bir ameldir. Ama yalnızken Allah’ı unutup sadece tolum içinde bunu yapıyorsa riya etmiş olur.

Dini ilim alıp bunu dünyalık için kullanmakta bu gruba girer. Dünyalık için öğrenilen ilim insanı cehenneme götürür.

4)Davranışlarda ve giyim kuşamda riyakarlık.

Bu guruptaki insanın hal hareket ve kıyafetleri ile insanları aldatmaya yöneliktir. Kendisini dindar ağırbaşlı tevazulu ağırbaşlı göstermek için yürüyüşü konuşması sözleri ve hareketlerini olduğundan farklı gösterir. İnsan içinde kendisine zahit süsü verip dinin yasak ettiklerinden uzak duruyormuş gibi giyinip davranması şekilde davranışlarda kıyafetlerde yapılan riyadır.

Peki riya neden kaynaklanır insanın riyaya düşme sebebi nedir?

Riya insanın Allah’ı iyi tanımamasından tevhit inancının eksikliğinden ve Allah’ın mükafatlarına marifeti yani tanıması olmamasından kaynaklanır. Allah’ı tanıyan emin olan kişi, insanların takdir etmelerine iştahlanmaz, gösteriş yarışına girmezler.

Kerbela olayı ile riyanın ne alakası var dersek?

Kerbela katışıksız saf iman ile Allah rızasının tek hedef olduğu İslam dini ile münafıklığın savaşı idi aynı zamanda. Kerbela İslam tarihinde riyacı dini kullanan istismarcı dincilik ile Allah’ın beğendiği kâmil karar kıldığı, İslam’ın diğerlerinden ayrışmasının adıdır. Kerbela’nın, Hz. İmam Hüseyin’in hedefi buydu.

İmam Hüseyin as. gibi masum yüce bir şahsiyet elbette yezit gibi alçak birine biat etmezdi de ve İslam’ı gelecek nesillere dünyevi hastalıklardan riyadan ayrıştırmış şekilde ulaştırdı.

O gün imamın karşısında duran dünya sevgisinden gözü dönmüş, kendilerini ve insanları riyakârlıkları ile kandırmaya çalışan binler vardı. İslam’dılar, Müslümandılar, ihramdan çıkıp savaş meydanına gelmişlerdi ve çoğunun ilmi de vardı. Peki neydi onların hem dünyalarını hem de ahiretlerini kaybetmelerine sebep olan? Dünyaya olan iştahları ve bu iştahın getirdiği her türlü hastalık içinde de riyakârlık.

Bizler bugün zamanımızın imamı Hz. Mehdi (as)’a olan inancımız, muhabbetimiz ile yaşadığımız bu dünyayı ahiretin tarlası olarak görürsek elbette onun yardımcılarından, dostlarından olmak için kullanarak; inançta, amelde, konuşmada, ilimde riyadan uzak durmaya çalışalım.

Dedik ki riya hastalıktır teşhisini de yaptık. Peki tedavisi nedir?

İmanımızı güçlendireceğiz.

Gösteriş ve takdir edilme arzumuzu yeneceğiz.

Tenkit edilme, eleştirilme korkumuzu yeneceğiz.

Menfaat elde etme arzumuzu yeneceğiz.

Elde olanı kaybetme endişesini yeneceğiz.

Hz. İmam Ali as buyuruyor.” İnsanın değeri, değer verdiğinden anlaşılır.”

Biz kulların değer vereceği tek şey yegâne tek olan Allah’tır, O’nun yoludur, seçtikleridir. Bunlardan gayrısı değersizliktir, hastalıklara kapılma sebebidir, riyakâr olma sebebidir.

Rabbim bilerek ya da bilmeyerek yapılabilecek riyakârlıklardan bizi uzak etsin. Daha da bilinçlenmeyi nasip etsin ki her durum ve şartta riyadan uzak durabilelim inşallah.

FİGEN KOÇ

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Bir Cevap Yazın

Mail adresiniz 3. şahıslarla paylaşılmayacaktır. * işaretli alanların doldurulması zorunldur.

Yorum yaparken aşağıdaki HTML taglarını kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>