RAMAZAN MÜSLÜMANI MIYIZ?

Resim---Kopya

Her inanan, konumunu iyi anlamalıdır. Şimdi diyeceksiniz: “ inanan değil mi?” Evet, her ne kadar o inanan desek de, o da bir nefis taşıyor.
Ayet-i Kerim’de geçen “Allah’ı büyük tanımanız için(li-tukebbiru-llah)”(Bakara/185) çok şey ifade ediyor. Allahu Teala’nın süphan sıfatları var ki: O Mütekebbir’dir. Olmayan sıfatlarını varmış gibi yüceltmiyoruz. O zaten tüm eksikliklerden münezzehtir. İşte bu noktayı çok iyi kavramamız gerekir. Zaten tüm günahların sebebi bu noktayı iyi idrâk etmemekten kaynaklanmıyor mu?. İnsanoğlu Rabb’inin bu özelliğini iyi kavramadığı için ister açık olarak, ister gizli olarak kibirlenmeye başlıyor. İnsan kendisini eksikliklerden müstağni görerek azmaya, hatta Rabb’ini inkâr etmeye kadar gidebiliyor. İşte Ramazan ayı ile Yüce Allah hatırlatıyor. İnsan yiyerek, içerek ayakta duruyor. Ama yüce Rabb’inin yemeye, içmeye, velhasıl hiçbir şeye ihtiyacı yoktur. Aksine O yarattıklarının tüm ihtiyaçlarını giderendir. Yüce Allah’ın tüm sıfatları süphandır.
İnsan yerken, içerken kendi acizliği dikkatini çekmiyor. Ama yemesine, içmesine vs. set çekildi mi nasıl da aciz olduğunu anlıyor. Halsizlik, baş ağrısı, mide yanması, vücut kırgınlığı, boğaz kuruluğu vs. ile kendisinin yavaş yavaş döküldüğünü görüyor. Bu durumda kendisinin aciz, sınırlı olduğunu ve kendisinin eksikliklerden uzak bir zata bağımlı olduğu aşikâr oluyor. O halde insan aciz ve sınırlı iken, üstelik yaratılmışken nasıl olurda kibirlenmeye cesaret eder? Bu durum bir yalan ve azgınlık olmaz mı? Elbette olur işte Ramazan ayı kendini bilme ayıdır. İşte böyle, insan konumunu iyi idrak ederse, ilahi terbiye almaya hevesli olur. Kime tabi olması gerektiğini ve O’na itaat etmekle kurtuluşa ereceğine inanır. Böylece doğru okuma yoluna girmiş olur.
Her şeyden önce Ramazan ayının tek bir kelime ile amacı insanı “Tevhidi” düşünmeye ve yaşamaya çağırır. Ramazan ayı ilahi bir emirle gerçekleşiyor. Kur’an-ı Kerim de, bu aydan özellikle bahseder. Çünkü bu ayın eğitimi ile kullarının Rabb’ini tanımasına çağırıyor. Rabb-kul ilişkisi. Arada hiçbir şey yok. Yalnızca “Allah’ı birlemek ve yalnızca Allah’ı yüceltmek için.”
O hiçbir şeye ihtiyaç duymaz, bilakis herkes O’na muhtaçtır.
İhlâs Suresi “De ki: “O, Allah’tır, bir, tektir.” “Allah Samed’dir. (Her şey O’na muhtaçtır, O, hiçbir şeye muhtaç değildir.)” “Ondan çocuk olmamıştır (Kimsenin babası değildir)” “ Kendisi de doğmamıştır (kimsenin çocuğu değildir).” “Hiçbir şey O’na denk ve benzer değildir.”
Nefis, Tevhid’i iyice kavrayamadığı sürece doğru yolda yol alamaz. Böyle bir durumda ne kadar çırpınırsa çırpınsın pozitif istikamete giremez. İşte Ramazan ayını iyi anlayan hicret yapabilir. Yani yanlışlıklardan doğruya göç edebilir. Ramazan ayı, her boyuttan çok iyi bir hicret çalışmasıdır. Hicret; günahlardan, küfürden, yanlışlardan, karanlıklardan hakka, doğruya, nura, hikmete göç etmektir. Ramazan’da da iyi bir hicret gerçekleştirmek istiyorsak, Ramazan ayını bilinçli geçirmeliyiz.
Önce hatalarımızı tespit etmeliyiz.
O hataları bırakabilmek için elimizde hazır olan ilahî plana, kendimizi dâhil etmeliyiz.
O programı kendi üzerimizde gerçekleştirmeliyiz.
Eğer Ramazan iyi anlaşılmış olsaydı; Sigara, alkol içenlerin sayısı çoğalacağına azalmaz mıydı? Aç olanların sayısı tespit edilip, acilen onları doyurma yoluna girmez miydik? Veya ülkemizde hızla ahlak çöküntüsü olmazdı. Şirk kapıları çoktan kapanırdı. Cinsel sorunlar sokaklara taşmazdı. İnsanlar kendi arzularına teslim olmazlardı. İnananların kendi aralarında birlik olurdu…
Hep bu tablolar Ramazan ayının iyice idrak edilmeyişinden kaynaklanmaktadır. Yeniden hatırlatıyoruz. Ramazan ayı değişme ayıdır, hicret ayıdır. Yanlış adam olmaktan, doğru adam olmaya gayret zamanıdır. Bu yüzden hata tespiti, düzgün plan, işlenebilir program gerek. İşte! Ramazan ayı.
Bu aşamalar için, okumayı gerçekleştirerek kendini tanımalı. Yani kendini sorgulamayan ve kendini tanımayan nefis elbette ki kendini değiştirmeye gerek görmeyecektir. Kendini, yaratan Rabb’inin adıyla okursa eksikliklerini tespit edecektir. Daha sonra kararlı olmalıdır değişmek için ve programa katılmalıdır.
İradesini ve kalbini hazırlamayan nice insanlar, nice Ramazan ayları geçirmelerine rağmen değişmiyorlar. Ramazan ayına giren Hanım veya Bey yine Ramazan ayından aynı Hanım ve aynı Bey olarak çıkıyor. Sınıfta kalıyorlar. Değişim sınıfına girenler, değişmeden çıkıyorlar. Bunun nedeni değişme amacıyla girmiyorlar, Ramazan okuluna. Ramazan ayına girenlerin amacı olmalı. “değişip halis kullar olmak.”. Yani kulluk için değişim.
Hz. Muhammed (s.a.a) şöyle buyuruyor. “Ramazan ayına girip çıktığı halde günahları affedilmemiş insanın burnu sürtünsün…”
Ramazan ayından sonra kişi tertemiz olmalıdır. Diğer on bir ayda da bu temizliğini koruyabilmeyi de öğrenmiş olacak.
Bir aylık Müslüman, Müslüman olamaz. O amacın kulluk olması gerektiğini anlayamamıştır. Ramazan ayına festival ayı olarak bakmıştır. Ramazan ayını Rabbanî bir eğitim ile bitirmeyen, zerre kadar temizlenmeden çıkmıştır. Ramazan ayı arınma ayıdır. Terbiye olma, teslim olmayı öğrenme ayıdır. Bu yüzden herkes Ramazan ayında, kendini temize çıkarabiliyor mu? Çıkaramıyorsa neden? Bunu kendine sorma cesareti bulmalıdır.
İmam Bâkır (a.s), Peygamber efendimizden (s.a.a) şöyle nakleder:
“Ey insanlar topluluğu! Ramazan ayının hilâli doğunca, şeytanlar zincire vurulur; gök, cennet ve rahmet kapıları açılıp cehennem kapıları kapanır ve dualar kabul edilir. İftar zamanı geldiğinde oruçlular kavuşmuş ve kurtulmuşlardır. Yüce Allah onları ateşten kurtarmıştır çünkü. Her gece bir melek şöyle seslenir: ‘Af dileyen var mı? Allah’tan kendisini bağışlamasını ve tövbesini kabul etmesini isteyen var mı? Allah’ım! Kim yoksulları yedirip içirir ve bağışta bulunursa, onu mükâfatlandır ve kim cimrilik eder, pintilikte bulunursa, onu yok et.’ Şevval ayı gelip çatınca da müminlere şöyle seslenir: Yarın ödülünüzü alın; çünkü yarın ödül günüdür.”
Bunları söyledikten sonra İmam Bâkır (a.s) şöyle buyurdu: “Canımı elinde tutana andolsun ki sözü edilen mükâfat, dirhem veya dinar türünden değildir.”
İmam Sadık (a.s) Ramazan ayı gelince, evlâtlarına şöyle tavsiye ederdi: “(Fazla) ibadet etmeye gayret gösterin; çünkü bu ayda halkın rızkı bölüştürülür ve eceller yazılır. Bu ayda, Allah’ın davetine icabet edip gidecek olanlar belli olur. Ramazan ayında bir gece vardır ki o gecede yapılan amel bin gecenin ibadetinden daha üstündür.”
Hz. Peygamber (s.a.a) buyurdu ki; “…..Ey İnsanlar! Nefisleriniz amellerinizin rehinesidir. O halde istiğfar vasıtasıyla onları azat edin; sırtlarınız günahtan ağırlaşmıştır, uzun secdeler ederek yükünüzü hafifletin. Bilin ki, yüce Allah namaz kılanları ve secde edenleri azaplandırmamak ve kıyamette onları cehennem ateşiyle korkutmamak üzere kendi izzetine ant içmiştir.”
“Ey İnsanlar! Her kim bu ayda oruçlu bir mümine iftar verirse ona bir köle azat etmenin sevabı verilir ve geçmiş günahları affedilir.”
Birinin, “Ya Resulullah (s.a.a)! Bizim hepimiz bir mümine iftar verecek güçte değiliz.” demesi üzerine Resul-i Ekrem (s.a.a) şöyle buyurdu:
“Bir hurma tanesiyle veya bir içim suyla da olsa cehennem ateşinden kurtulmaya çalışın.”
“Ey İnsanlar! Her kim bu ayda ahlâkını iyileştirirse kıyamette sırat köprüsünden geçmesine müsaade edilir. Her kim bu ayda (emri altındaki) kölesinin işini hafifleştirirse yüce Allah kıyamette onun hesabını kolaylaştırır.”
“Her kim bu ayda şerrini halktan uzaklaştırırsa, yüce Allah kıyamette gazabını ondan uzaklaştırır. Her kim bir yetime ikram ederse, Allah da kıyamette ona ikram eder. Her kim akrabasıyla ilgilenir, ona ihsanda bulunur, üzerine düşeni yaparsa, Allah da kıyamette onunla ilgilenir, ona ihsanda bulunur, üzerine düşeni yapar. Her kim de akrabasıyla ilişkisini keserse, yüce Allah kıyamette rahmetini ondan keser. Her kim bu ayda sünnet namaz kılarsa, yüce Allah onun hakkında ateşten beraatı -uzak olmayı- yazar. Her kim bu ayda bir farizeyi yerine getirirse diğer aylarda yapılan yetmiş farizenin sevabı verilir ona. Her kim bu ayda bana fazla salavat getirirse, yüce Allah kıyamette onun salih amellerinin terazisini ağırlaştırır ve her kim bu ayda Kur’ân-ı Kerim’den bir ayet okursa diğer aylarda yapılan bir Kur’ân hatmi sevabı verilir ona.”
“Ey İnsanlar! Bu ayda cennetin kapıları açılmıştır. Allah’tan o kapıları sizin yüzünüze kapatmamasını isteyin; (bu ayda) cehennemin kapıları kapanmıştır; Allah’tan, o kapıları (sizin yüzünüze) açmamasını isteyin, bu ayda şeytanlar bağlanmıştır; Allah’tan onları size musallat etmemesini isteyin.”

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Bir Yorum

  1. 1

Bir Cevap Yazın

Mail adresiniz 3. şahıslarla paylaşılmayacaktır. * işaretli alanların doldurulması zorunldur.

Yorum yaparken aşağıdaki HTML taglarını kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>