PEYGAMBER HZ. MUHAMMED (SAA) HAYATIMIZIN NERESİNDEDİR?

ahy_384

PEYGAMBER HZ. MUHAMMED (SAA) HAYATIMIZIN NERESİNDEDİR?

Âlemlere rahmet, Rabbimizin zirvedeki kulu ve seçilmişlerin seçilmişi Hz. Muhammed Peygamberimizin (saa) bugün doğum günü.  Öncelikle İmam Mehdi (as)’ye sonrada tüm ümmete tebrik arz ediyorum. Ve bu doğum gününde onun için güzel bir hediye vermek istiyorum. Acaba ne versem hediyemi beğenir, çok mutlu olur.

Elbette kendisine gösterdiğim samimi bir yakınlık, emanetlerine sahip çıkmam ve sözünü dinlemem. Bu nedenle bugün bunu biraz kendime sormak istiyorum. Peygamberin hayatının neresindedir?

Rol model olarak görmem, ona itaat etmem, ona sadık olmam, emanetlerine sahip çıkmam, sözlerini dinlemem gerek…

Gerçekten hayatımızı sorgulamak zorundayız. Onun dizinin dibinde kaç kere kendimizi sorguladık. Onun sözlerinden kaç tane biliyoruz. Onunla yüzleşmeye hazırlanıyor muyuz? Onun emanetlerine ne kadar sahip çıktık? Kaç sorunumuzda onun kapısını çaldık? Hayatımızda ne kadar yer veriyoruz? Onun hayatından kaç pencereyi hayatımıza uyarladık? Bunun gibi sorular çok.

Yaşadığımız hayatın tüm tıkanıklıklarında karşılaştığımız iki sorun var. Birincisi; modelsizlik. Hayatımıza model almıyoruz. Hâlbuki yüce Allah her varlık arasına istifa yasasını yerleştirmiştir. Sular arasında zemzem, nehirler arasında Fırat, dağlar arasına Arafat, tur dağı, şehirlerden Mekke, Medine, günlerden Cuma, aylardan Ramazan, değerli taşlardan yakut vs. elbette insanlar arasından da seçilmiş kimseler vardır. Bunların diğerlerine karşı üstün yönleri vardır. Üstün olan model/örnek diye gösterilir.

Ahzab süresi/ 21  “Andolsun, Allah’ın Resulünde sizin için; Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı uman, Allah’ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır.”

Ahzab gruplar demektir. Yani insanlar hatta müslümanım diyenler bile grup grup olacaklar. Ancak Allah katında geçerli olan tek grup bu ayeti dinleyenlerdir. Yani modeli örnek alanlardır.

Rol model demek kime benzemek istiyorsunuz demektir. Onu örnek almaya çalışıyorsunuz. Hayran olduğunuz kişidir. Her konuda güvendiğiniz ve onu takip ettiğiniz kişidir….

Ancak bu konuda nasılız kendimize sormak zorundayız.

Peygamberimizi yeterince tanıyor muyuz? Ne yediğini, ne yemediğini, nasıl konuştuğunu, neleri sevdiğini, hangi renk elbise giydiğini, kimleri dost olarak gördüğünü, hobilerini, fobilerini, hangi saatte yattığını, hangi saatte gezdiğini, nelere düşkün olduğunu, hayatını nasıl planladığını, hangi ilimleri önemsediğini, insanlarla ilişkilerinde neye dikkat ettiğini, nerelerde renginin sarardığı, nerelerde kızardığı, nerelerde görmezlikten geldiğini, nerelerde pürdikkat ettiğini, nerelerde verdiğini, nerelerde aldığını….

Eşinizi, çocuğunuzu, kardeşinizi, arkadaşınızı, amirinizi, akrabanızı, öğretmeninizi tanırken tüm bu detaylara dikkat edersiniz. Hz. Peygamber herkesten daha evla/öncelikli olması gerekirken bu detayları biliyor muyuz? Bilmeyen nasıl yakın olabilir veya onu nasıl model alabilir?

Ahzab Suresi/ 46 “Ve Kendi izniyle Allah’a çağıran ve nur saçan bir çırağ olarak (gönderdik).”

Ancak bu nurdan ne kadar faydalanıyoruz?

Bugün aileleri, gençleri ve hatta küçücük çocukları felç eden sorun modelsizliktir? Bu sorunu büyükler ve küçükler ne kadar fark ediyor? Doğru model gösterilmeyince ne yazık ki kendilerine batıl ve sıkıntılı kimseleri model olarak görmeğe başlıyorlar?

Acaba diğer modeller Rabbimiz tarafından onaylanmış mıdır? Peygamberimiz gibi günahlardan uzaktırlar mı? Ahlakı ne üzeredir? Verdikleri tavsiyeler ne kadar doğrudur? Onlara itaat edilirse ne kadar doğru olur? Onlardan etkilenince bu işin sonu nereye varır? Kişiliklerinin onlardan etkilenmesi sonucu nasıl olur? Tüm bu sorular yanlış modellerin etrafında bir dağ olacaktır.

Ancak doğru model olan Hz. Muhammed(saa)’e odaklandığımızda her şey bambaşka olur.

O rahmettir bizim için.

Enbiya Suresi/ 107 “Biz seni âlemler için yalnızca bir rahmet olarak gönderdik.”

O bizi Rabbimizin rızasına taşıyan kapıdır, sağlam kulptur, tek iptir.

Yasin Suresi/ 2- 5 “ Andolsun hikmetli Kur’an’a,

Gerçekten sen, gönderilen (elçi)lerdensin.

Dosdoğru bir yol üzerinde(sin).

 (Kur’an) Güçlü ve üstün olan, esirgeyen (Allah’)ın indirmesidir.”

O bizim iyiliğimizi ister. Bizi tüm tehlike ve tuzaklardan korur. Bu yüzden uyarıcı ve müjdeleyicidir.

Ahzab Suresi/45 “ Peygamber, gerçekten Biz seni bir şahid, bir müjde verici ve bir uyarıcı olarak gönderdik.”

O gelişigüzel bizimle ilgilenmez. Tamamen bir ilme dayanır.

Bakara Suresi/119” Şüphesiz Biz seni bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak, hak (Kur’an) ile gönderdik. Sen cehennemin halkından sorumlu tutulmayacaksın.”

Mükemmel bir ahlak üzeredir.

Kalem süresi/ 4 “Sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin.”

Kim bize böyle düşkündür?

“Size kendi aranızdan öyle bir peygamber geldi ki sıkıntıya düşmeniz O’na çok ağır gelir. Kalbi sizin için titrer, müminlere karşı pek şefkatli ve merhametlidir” (Tevbe süresi/128-129)

Kim bize cennetin kapılarına götürür?

Kim en doğru sözlüdür? Kim hidayet yolunu gösterir? Kim bizi dünya malına satmaz. Kim şeytanın tuzaklarına düşmez, kim geleceği hatırlatır….

Bütün soruların cevabı Hz. Peygamber iken onu değil de neden başka kimseleri rol model olarak görürüz? Eşler, amirler, arkadaşlar, öğretmenler, liderler, sanatçılar, yazarlar, düşünürler, tarihteki kahramanlar hatta düşmanlar….

İşte bu yaklaşımların hepsi, doğru modele hayatta yer vermemek anlamına geliyor. Fikirlerimiz, duygularımız, hayallerimiz, öğrendiklerimiz, ezberlerimiz, alışkanlıklarımız, esprilerimiz, rüyalarımız, kişiliklerimiz Hz. Peygambere değil de başka yerlere dayanıyorsa gerçekten bu bir sapmadır.

Müşrikler peygamberi ciddiye almıyorlardı, alay ediyorlardı, dışlıyorlardı, basit ve sıradan görüyorlardı, sözlerinden ve hallerinden yüz çeviriyorlardı, kulaklarını tıkıyorlardı,… Acaba bugün müslümanım diyenlerin yaptıkları ne anlama geliyor?

Ahzab süresi/ 21  “Andolsun, Allah’ın Resulünde sizin için; Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı uman, Allah’ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır.”

İkinci konuda şudur. Buda yanlış tanımadır. Hz. Peygamber(saa) doğru tanımayıp onu farklı konumlara çekmektir. Sözde peygamberi kabul etmiştir. Lakin yanlış bir konumda düşünmüştür.

Kimileri onu aşağıya çekerek ifrata düşmüşlerdir.

O da bizim gibi bir beşerdir, o bir dahidir, o gelmiş geçmiş en güzel liderdir, o sadece tebliğ edendir, sadece buyurmuştur….

Peygamberin üzerimizdeki konumunu basitleştirmeye çalışarak, hak ve yetkisi, risalet makamı yok edilmeğe çalışılmaktadır. Geçmiş ve gelecek ile bağı koparılmaktadır. Sadece ibadet alanına sıkıştırılmıştır. Tarihe gömmeye çalışılmıştır…

Kimileride sözüm ona güya onu çok değerli görüp, yücelterek hayattan soyutlamaktadır. Allah’tan bir nur, ilahi özellikleri olan, olağan üstü vasıflar vererek insanların onu takip etmesine engel oluşturmuşlardır. Hıristiyanların Hz. İsa(as)’ya, Hz. Meryem(as)’e yaptıkları gibi, Yahudilerin Hz. Davut(as)’a yaptıkları gibi,…

Eğer bizler kendimize göre peygamberi yorumlarsak, tarih içerisinde peygamberi görüpte ona uzak olan kişilerden ne farkımız kalır? Biz kendimize göre onu değerlendiremeyiz.

Onu bize Allah tanıtmaktadır. Kur’an ayetlerinde Hz. Peygamber(saa) çok güzel tanıtılmaktadır. Ayetlerden ve Hz. Peygamber ile Ehli Beyt’inin hadislerinden onu(saa) tanımalıyız. Yoksa kendi kafamıza göre bir peygamber anlayışı çıkarmış oluruz.

Üstelik Hz. Peygamber(saa)’i doğru tanımayan onun vasisi olan zamanımızın rehberi imam Mehdi(af)’yi de tanıyamaz. Peygamberi hayatına doğru konuma koyamayan imam Mehdi (as)’yi de doğru yere koyamaz.

Bu yüzden sorunun ana kaynağına gitmeliyiz. Kendimize göre değil, gerçekte “peygamber kimdir? Makamı nedir? Bizim üzerimizdeki hakkı nasıldır? Ona itaat nasıl olmalıdır? Ahlakı nasıldır? Bizi neye çağırmaktadır? ” gibi soruların cevabını yine kendilerinden almalıyız. Sesini duyar gibi olmalıyız. Kalbini dinliyor gibi olmalıyız. Nefesini hissediyor gibi olmalıyız. Nitekim Peygamber(saa)’in sesi, kalbi, nefesi olan İmam Mehdi (as) de aramızda yaşamaktadır.

Peygamberi marifet etmeyen kişi ne Rabbini marifet edebilir, ne de imamını? Bu yüzden Hz. Peygamber(saa)’in doğum gününde ona şunu hediye edelim; “Birazcık daha tanımayı ve onu anlamayı!”. Bence bu en güzel, en makbul ve en samimi hediye olur!

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Bir Cevap Yazın

Mail adresiniz 3. şahıslarla paylaşılmayacaktır. * işaretli alanların doldurulması zorunldur.

Yorum yaparken aşağıdaki HTML taglarını kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>