ONU ÇOK ÖZLEDİK!

81853

ONU ÇOK ÖZLEDİK!

HZ. RESULULLAH’I (S.A.A) UZAKTAN ZİYARET EDELİM

Allame Meclisi Zadü’l Mead kitabında Rebiülevvelin 17. Günü olan Hz. Resulullah’ın doğum gününün amellerini açıklarken şöyle buyurmuştur:

Şeyh Müfid, Şehid-i Evvel, Seyyid ibn Tavus şöyle demişlerdir: Medine dışında Resulullah’ı (s.a.a) ziyaret etmek istediğinde önce gusül al sonra (topraktan) bir mezar şekli yap ve mezarın üzerine Resulullah’ın (s.a.a) mübarek ismini yaz. Sonra ayakta dur, kalbini Resulullah’a (s.a.a) yönlendirerek şöyle de:

Şehadet ederim ki, Allah’tan başka ilah yoktur. Yegânedir, ortağı yoktur. Ve şehadet ederim ki, şüphesiz Muhammed O’nun kulu ve elçisidir ve hiç şüphesiz o öncekilerin ve sonrakilerin efendisidir. Ve şüphesiz o nebilerin ve resullerin efendisidir. Allah’ım! Ona ve tertemiz imamlar olan Ehlibeyti’ne salat eyle.

Sonra şöyle devam et:

Selam olsun sana ey Allah’ın Resulü! Selam olsun sana ey Allah’ın halili (dostu)! Selam olsun sana ey Allah’ın nebisi! Selam olsun sana ey Allah’ın seçtiği! Selam olsun sana ey Allah’ın rahmeti! Selam olsun sana ey Allah’ın tercih ettiği! Selam olsun sana ey Allah’ın habibi! Selam olsun sana ey Allah’ın necip (kulu)! Selam olsun sana ey peygamberlerinin sonuncusu! Selam olsun sana ey elçilerin efendisi! Selam olsun sana ey adaleti ayakta tutan! Selam olsun sana ey hayrın (kapısını) açan! Selam olsun sana ey vahyin ve indirilen (mesajların) madeni! Selam olsun sana ey Allah tarafından (mesajları insanlara) ileten! Selam olsun sana ey aydınlatıcı kandil! Selam olsun sana ey müjdeleyici! Selam olsun sana ey uyarıcı! Selam olsun sana ey korkutucu! Selam olsun sana ey kendisiyle aydınlanılan Allah’ın nuru! Selam olsun sana ve senin arınmış, tertemiz, hidayete erdiren ve hidayete erdirilmiş Ehlibeyt’ine! Selam olsun sana, deden Abdu’l- Muttalib’e ve baban Abdullah’a. Selam olsun sana ve annen Veheb kızı Amine’ye. Selam olsun şehitlerin efendisi amcan Hamza’ya. Selam olsun amcan Abbas b. Abdu’l- Muttalib’e. Selam olsun amcan ve seni kefaleti altına alan Ebu Talib’e. Selam olsun ebediyet cennetinde uçan amcanın oğlu Cafer-i Tayyar’a. Selam olsun sana ey Muhammed! Selam olsun sana ey Ahmed! Selam olsun sana ey önceki ve sonrakilerin (bütün insanların) üzerine Allah’ın hücceti; Allah’ın itaatinde (herkesten) öne geçen; (bütün) elçilerine hâkim olan; (bütün)peygamberlerinin sonuncusu olan;(bütün)yarattıklarına şahit olan; Allah’a doğru şefaatçi olan; Allah indinde değerli olan; melekût (âleminde)itaat edilen;(bütün güzel) sıfatlar konusunda beğenilen; (bütün) şerefli hususlarda övülen; Rabb’ın indinde saygın ve değerli olan; gayb perdeleri arkasından (Hak Teâlâ) tarafından  konuşturulan; (bütün mahlûkat içinden) yarışı kazanan; (kimsenin) kendisine asla ulaşamayacağı zat. Ben, senin hakkını tanıyan sana karşı ödemesi gereken hakları ödemekte kusur eden, ulaştığın (yüce) fazilet noktasını inkâr etmeyen Rabbinden sana (sürekli) artarak ulaşan (fazilet ve lütuflara) yakin eden, sana indirilen kitaba iman eden senin helalini helal ve haramını haram sayan birisi gibi selamlıyorum seni.

Ey Allah’ın Resulü! Ben her şahit ile birlikte ve her inkârcının da aleyhine olacak şekilde şahitlik ediyorum ki sen Rabbinin risaletlerini (hakkıyla) yerine getirdin; ümmetinin (hep) hayrını istedin; Rabbinin yolunda cihat ettin; O’nun emrini aşikâr kıldın; O’nun yolunda (insanların) eziyetine katlandın; O’nun yoluna hikmet ve iyi ve güzel öğütle davet ettin; üzerinde olan hakkı eda ettin; hiç şüphesiz müminlere şefkatli ve kâfirlere çetin davrandın ve yakin (ölüm) sana gelip çatıncaya kadar ihlâslı bir şekilde Allah’a kulluk ettin. Böylece Allah seni saygın kimselerin ulaştığı en şerefli mevkie; (Allah’a en) yakın olanların ulaştığı en üstün makama ve elçilerin ulaştığı en yüksek dereceye ulaştırdı. Öyle ki geriden gelen hiçbir kimse sana ulaşamaz; üstünlük arayışında olan hiçbir kimse senden üstün olamaz; öne geçmek isteyen hiçbir kimse senden öne geçemez ve arzu eden hiçbir kimse seni (hakkıyla) anlayamaz- tanıyamaz. Seninle bizi helaketten kurtaran, seninle bizi dalaletten doğru yola hidayet eden ve seninle bizi karanlıktan çıkarıp nurlandıran Allah’a hamd olsun. O halde ey Allah’ın Resulü, Allah seni bir peygamberi ümmetinden dolayı ve bir elçiyi kendilerine gönderildiği insanlardan dolayı mükâfatlandıracağı en üstün mükâfatla mükâfatlandırsın.

Anam- babam sana feda olsun ey Allah’ın Resulü! Ben senin hakkını tanıyarak üstünlüğünü ikrar ederek, seninle ve Ehlibeyt’inle muhalefet eden kimsenin dalalette olduğunu bilerek ve senin üzerinde olduğun hidayeti tanıyarak seni ziyaret ettim. Babam, anam, özüm, ailem, malım ve evladım sana feda olsun. Ben sana salât ediyorum; nasıl ki Allah, melekleri, peygamberleri ve Resulleri sana salât ediyor; peş peşe, bol bol, sürekli, kesilmeyen zaman ve müddetle sınırlanmayacak şekilde bir salât ile. Allah salât etsin sana ve arınmış ve tertemiz Ehlibeyt’ine, layık olduğunuz şekilde.

Sonra ellerini aç ve şöyle devam et:

Allah’ım! Salâvatların en kapsamlısını, bereketlerinin en büyüyenini, hayırlarının en üstünlerini, tahiyyatının, selamlamalarının, kerametlerinin ve rahmetlerinin en şereflisini, aynı şekilde mukarreb meleklerinin, mürsel peygamberlerinin, seçilmiş imamlarının, salih kullarının, göklerin ve yerlerin ehlinin ve -ey âlemlerin Rabbi- öncekilerden ve sonrakilerden sana tesbih eden herkesin salâvatını kulun, elçin, şahidin, peygamberin, uyarıcın, eminin, değerlin, seçilmişin, necip (kulun), habibin halilin, seçkinin, ayırdığın, özelin, halis kıldığın, rahmetin, yarattıklarından en hayırlı tercihin, rahmet peygamberi, mağfiretin hazinesi, hayır ve bereketin önderi izninle kulları helaketten kurtaran, emrinle kulları sağlam dinine davet eden, ilk ahit alınan ve en son gönderilen peygamber olan kimsenin üzerine kıl. Onu fazilet deryasına daldırdın; celalli makama, yüce dereceye ve pek değerli mertebeye çıkardın; ona olan lütfun ve şefkatinden dolayı tertemiz boylarda yerleştirdin onu ve onlardan da tertemiz rahimlere taşıdın. Ayrıca onu müdafaa etmek, korumak, muhafaza etmek ve kuşatmak için kendi kudretinden koruyucu bir göz tahsis ettin. Bununla ondan her türlü günah pisliğini ve çirkin işlerin ayıbını uzak tuttun. Böylece onu kulların gözünde yücelttin; onun mevlidinin nuruyla zulmet perdelerini kaldırarak ölü beldeleri ihya ettin; onun vücuduyla Harem’ini (Kâbe’yi) nur ziynetlerine bürüdün.

Allah’ım! Bu değerli -saygın- mertebeyi ve bu yüce birikimi ona tahsis ettiğin gibi ona salât eyle; nasıl ki o da sana olan ahdine vefa etti, risaletlerini tebliğ etti, tevhidin üzere inkâr ve inat ehliyle savaştı, dinini aziz kılmak için kâfirlerle olan akrabalık bağını kesti ve düşmanlarınla mücadele uğruna bela elbisesini giydi. Sen de onun katlandığı her eziyete veya onu öldürmek isteyen çeteden algıladığı her hileye karşı bütün faziletlerden üstün olan ve kendisiyle bol bağışlarını hak ettiği bir fazileti onun için kesinleştirdin. Hiç şüphesiz o (olup bitenlere yönelik) teessüfünü gizledi; hüzün dolu nefeslerini sakladı ve keder (kadehini) yudum yudum içine akıttı; vahyinle kendisine belirlenen çizgiden asla şaşmadı. Allah’ım! Razı olduğun şekilde ona ve Ehlibeyt’ine salât eyle. Bizden taraf onlara çok tahiyyat ve selam ulaştır. Bizi de onlara beslediğimiz sevgiden dolayı lütfuna, ihsanına, rahmet ve mağfiretine mazhar eyle. Şüphesiz sen büyük lütuf sahibisin.

Allah’ım! Sen peygamberine şöyle buyurdun: “Eğer onlar kendi nefislerine zulmettiklerinde sana gelip Allah’tan bağışlanma dileselerdi ve peygamber de onlar için bağışlanma dileseydi, Allah’ı tövbeleri kabul eden ve sürekli merhamet eden olarak bulurlardı.” (Nisa-64) Ben Resulü’nün (ona ve Ehlibeyti’ne selam olsun) zamanını idrak etmedim. Allah’ım! Ben büyük bir şevkle ve kötü amelimden tövbe ederek, günahlarım için senden mağfiret dileyerek, sen benden daha iyi bildiğin halde günahlarımı ikrar ederek ve rahmet peygamberinle sana yönelerek onu ziyaret ettim. Salâvatın onun ve Ehlibeytinin üzerine olsun. Allah’ım! O halde beni dünya ve ahirette Muhammed ve Ehlibeyti ile indinde şerefli ve (kendine) yakın olanlardan kıl. Ey Muhammed, ey Allah’ın Resulü! Babam- anam sana feda olsun ey Allah’ın nebisi! Ey Allah’ın yarattıklarının efendisi! Ben, Rabbin ve Rabbim olan Allah’a seninle yöneliyorum ki benim günahlarımı bağışlasın; amelimi benden kabul buyursun ve benim hacetlerimi yerine getirsin. O halde Rabbin ve Rabbim olan Allah indinde bana şefaatçi ol. Mevla’m olan Rabbim ne güzel istenilendir ve sen ne güzel şefaatçisin ey Muhammed! Sana ve Ehli-Beyt’ine selam olsun.

Allah’ım! Benim için kendi indinden mağfireti, rahmeti ve geniş, temiz ve faydalı rızkı kesinleştir. Nasıl ki hayattayken Resulün Muhammed’e (salâtın onun ve Ehlibeytinin üzerine olsun) gelip de ona günahlarını itiraf eden ve Resulü’nün de kendisi için mağfiret dilediği kimseyi kendi rahmetinle bağışlıyordun; ey merhamet edenlerin en merhametlisi!

Allah’ım! Ben arzularımı sana yöneltmişim, sana umut bağlamışım ve huzurunda durmuş, başkasından yüz çevirmiş sana yönelmişim. Şüphesiz ben bol sevabını arzulamaktayım ve şüphesiz ben ikrarcıyım, inkârcı değilim; işlediğim günahlardan tövbekârım. Ben bu (yüce) makamda, önceden beni sakındırıp azap vaadi vermene rağmen geçmişte yaptığım (kötü) amellerden sana sığınıyorum. Ve ben perdelerin yırtılacağı, gizliliklerin ve rezilliklerin ortaya çıkacağı günde beni zillet ve rezillik makamında yer vermenden zatının keremine sığınıyorum. O gün ki bedenler tir tir titreyecek; teessüf ve pişmanlık günü olacak; o gün ki (insanlar) suçlanacak; o gün ki yakındır; o gün ki (birileri) ziyan edecek; o gün ki (iyilerle kötüler) birbirinden ayrılacak; o gün ki (ameller) karşılığını bulacak; o gün ki elli bin yıl sürecek; o gün ki sur’a üflenecek; o gün ki o sarsıntının (birinci sur’a üflemenin) yeri sarstığı, diğerinin onu takip ettiği gündür; o dağılma günüdür; o gün amellerin ortaya konduğu gündür; o gün insanlar Âlemlerin Rabbinin huzurunda duracaklar; o gün kişi kardeşinden, annesinden babasından, eşinden ve evlatlarından kaçar; o gün yeryüzü ve göğün etrafı yarılır; o gün herkes gelip kendisini kurtarmaya çalışır; o gün (kullar) Allah’a döndürülür ve O yaptıklarını onlara haber verir; o gün Allah’ın kendisine merhamet ettiği müstesna dostun dosta bir faydası olmaz ve onlara yardım da edilmez. Kuşkusuz O üstündür ve sürekli merhamet edendir. O gün (insanlar) gizliyi de aşikarı da bilene (Allah’a) döndürülecekler; o gün ki Hakk olan Mevlalarına döndürülecekler; o gün onlar dikili bir hedefe koşarcasına kabirlerinden hızlıca çıkarlar; sanki dağılmış çekirgeler gibi olurlar; (dehşet ve ızdırap içinde) boyunlarını Allah’a davet eden davetçiye uzatırlar; o gün (o korkunç) olay gerçekleşecek; o gün yer şiddetle sarsılacak; o gün gökyüzü eritilmiş bakır gibi ve dağlar da atılmış gibi yün gibi olur ve en yakın dost, dostunu sormaz; o gün şahit olanın ve şahit olunanın günüdür; o gün meleklerin sıra sıra durduğu gündür.

Allah’ım! Bugün durduğum yer hürmetine o gün duracağım yerde bana merhamet eyle ve (o gün) duracağım yerde nefsime karşı yaptığım cinayetten dolayı beni rezil eyleme. Ey Rabbim, o gün yolumu dostlarımla birlikte kıl; beni Muhammed ve Ehlibeyt’inin zümresinde haşr eyle; yolumu Resulullah’ın (kevser) havuzuna çıkar; dönüş yerimi yüzü ak yücelerin yanı kıl; amel defterimi sağ elime ver; ta ki iyiliklerimle kurtuluşa varayım; bununla yüzümü ak, hesabımı kolay, tartımı ağırlaştırasın ve böylece kurtuluşa ermiş salih kullarınla cennet ve hoşnutluğuna doğru yol alayım ey âlemlerin Rabbi!

Allah’ım! Şüphesiz ben o gün mahlûkatın önünde suçumdan dolayı beni rezil etmenden veya günahından dolayı mahcubiyet ve pişmanlığa müptela olmaktan veya kötülüklerimi iyiliklerimin üstüne çıkarmandan ya da ismimi insanların önünde çağırmandan sana sığınırım! Ey kerem sahibi, ey kerem sahibi! Affet (günahlarımı), affet; ört (kusurlarımı), ört.

Allah’ım! Yine o günde durağımın kötülerin durağı olmasından ve durduğum yerin bedbahtların durduğu yer olmasından sana sığınırım. (Allah’ım!) Yarattıklarını birbirinden ayırıp onları gruplar halinde amellerine uygun yerlere yönlendirdiğinde, kendi rahmetinle beni salih kulların ve muttaki velilerinin safında cennetlerine doğru yürüt ey âlemlerin Rabbi!

Sonra Allah Resulü (s.a.a) ile vedalaş ve şöyle de:

Selam olsun sana ey Allah’ın Resulü! Selam olsun sana ey müjdeleyen ve uyaran! Selam olsun sana ey aydınlatıcı çırağ! Selam olsun sana ey Allah ile mahlûkatı arasında elçi olan! Ey Allah’ın Resulü! Şehadet ederim ki, sen yüce boylarda ve tertemiz rahimlerde bir nur idin; cahiliyet(dönemi) pisliklerine seni bulaştıramadı ve kirli elbiselerini sana giydiremedi. Ey Allah’ın Resulü! Yine şehadet ederim ki ben sana ve Ehlibeyt’inden olan imamlara iman ve getirdiğin her şeye yakin ettim; hepsine razıyım ve hepsine inanıyorum. Ve Şehadet ederim ki Ehlibeyt’inden olan imamlar hidayetin sancakları, (Hakkın) sağlam kulpu ve dünya ehline (Allah’ın) hüccetidirler. Allah’ım! Bu ziyareti benim Peygamberini (ona ve Ehlibeyt’ine selam olsun) son ziyaretim kılma. Eğer beni vefat ettirirsen, şüphesiz ben ölümümde de hayatımda şehadet ettiğim şeylere şehadet ederim. Muhakkak ki kendisinden başka ilah olmayan Allah sensin; yegânesin, ortağın yoktur ve muhakkak ki Muhammed seni kulun ve elçindir ve şüphesiz onun Ehlibeyt’inden olan imamlar senin velilerin, yardımcıların, yarattıkların üzerinde hüccetlerin kullarının arasında halifelerin, beldelerindeki sancakların-nişanelerin, ilminin hazineleri, sırrının koruyucuları ve vahyinin açıklayıcılarıdırlar.

Allah’ım! Muhammed ve Al-i Muhammed’ e salât eyle; Peygamber’in Muhammed’in ve Ehli-Beyti’nin ruhlarına bu saatte ve her saatte benden taraf tahiyyat ve selam ulaştır.

Ve selam olsun sana ey Allah’ın Resulü! Ve O’nun rahmet ve bereketleri senin üzerine olsun ve Allah bu selamı benim(sana) son selamım kılmasın.

Selam olsun sana ey Peygamber! Allah’ın rahmet ve bereketleri senin üzerine olsun. Selam olsun sana ey Mürsel Nebi! Selam olsun sana ey beğenilmiş Vasi (Ali)! Selam olsun sana ey büyük hatun ve ey parlayan hatun (Ey Zehra)! Selam olsun size ey iki seçilmiş (Peygamber) torunu! Selam olsun size ey (İslam’ın) sancakları olan (Peygamber) evlatları ve ey seçilmiş eminler! Ben Hakk (Teâlâ’nın) bereketiyle (herkesten) koparak size, babalarınıza ve (salih) halefiniz olan evladınıza geldim. Allah (yeryüzünde) hüküm sürünceye kadar benim kalbim size teslim ve yardımım sizin içindir. Ben sizinleyim, sizinleyim, başkasıyla değil. Ben şüphesiz sizin fazilet ve üstünlüğünüze inanıyorum; rec’atinizi ikrar ediyorum. Allah’ın hiçbir gücünü inkâr etmiyor ve ancak onun istediğinin olacağına inanıyorum. Münezzehtir Mülk ve Melekût’un sahibi. Bütün yarattıkları Allah’ı, isimleriyle tesbih ve tenzih ederler. Selam olsun sizin ruhlarınıza ve bedenlerinize. Selam olsun size ve Allah’ın rahmet ve bereketleri sizin üzerinize olsun.

Kuşkusuz Allah ve melekleri, Peygamber’e salât ederler. Ey iman edenler! Siz de ona salat edin ve en güzel şekilde onu selamlayın. (Ahzab-56) 

Allah’ım! Muhammed ve Al-i Muhammed’e salât et. Muhammed ve Al-i Muhammed’e bereket ver. Muhammed ve Al-i Muhammed’e şefkat ve merhamet göster. Muhammed ve Al-i Muhammed’e selam eyle; İbrahim ve Al-i İbrahim’e ettiğin en üstün salât, verdiğin en üstün bereket, gösterdiğin en üstün şefkat ve merhamet ve ettiğin en üstün selam gibi. Şüphesiz sen beğenilmiş ve yücesin. Allah’ım! Muhammed’e vesile (cennetteki en yüce makam), şeref, fazilet ve yüce bir mertebe inayet eyle. Allah’ım! Muhammed ve Al-i Muhammed’i kıyamet gününde mahlûkatın en şereflisi ve onlardan kendine en yakın olanı kıl; (yine) kıyamet günü kendi indinde onların en haysiyetlisi ve yanında en üstün makama ve nasibe sahip olanı kıl. Allah’ım! Muhammed’e en şerefli makamı ve selam ödülünü ve İslam şefaatini inayet buyur. Allah’ım! Bizi de rezil olmadan, ahdi bozmadan ve (onun dininden) hiçbir şeyi değiştirmeden ona kavuştur. Ey Hak İlah! Âmin!

MEFATİHU’L CİNAN KİTABINDAN / ŞEYH ABBAS KUMMİ

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Bir Cevap Yazın

Mail adresiniz 3. şahıslarla paylaşılmayacaktır. * işaretli alanların doldurulması zorunldur.

Yorum yaparken aşağıdaki HTML taglarını kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>