NAMAZ PSİKOLOJİSİ

i

NAMAZ PSİKOLOJİSİ

Psikoloji veya ruh bilimi, davranışı ve zihni inceleyen bilime psikoloji denir. Namaz psikolojisi denilince de akla namazdaki ruh halimiz, davranışlarımız, zihnimizden bahsedebiliriz. Namaz esnasında zihnimizde neler meydana geliyor, meydana gelen olaylar bedenimizi nasıl etkiliyor, ruh halimizde neler değişiyor bunları ele alabiliriz. Öncelikle namazdan önce aslında namaz psikolojisine giriş yapıyoruz. Çünkü namaza hazırlık yapıyoruz. Bunu bilgisayar kullanmaya başlamadan önce bilgisayarı fişe takma, başlat tuşuna basma işlemi olarak görebiliriz. Namaz kılmadan önce de işte bir başlatma işlemi yapmamız gerekiyor. Bu başlatma işlemi ezandan sonra alınan abdest olarak görebiliriz. Abdest bizi namaza hazırlayan bir eylemdir. Abdest ruhumuzu ve bedenimizi -ki bu ikisi birbirinden ayrılamaz bir ikilidir- hazırlar. Abdestin kanıtlanmış etkilerine bakarak nasıl hazırladığına bakabiliriz. Abdest:

Temizlenen yerlerdeki mikropları yok eder,

Dolaşım sistemimizi düzenler,

İnsanı rahatlatır. Sakinlik verir,

Cilde güzellik verir,

Tansiyonu dengeler.

Abdesti Allah su ile ya da toprak ile almamızı bize emretmiştir. O zaman abdestin psikolojimize etkilerini incelemek için bu iki elementi de incelememiz gerekmektedir. Su ve toprak ikisi de insan vücudu için faydalıdır. Vücutta biriken zararlı maddeleri, negatif enerjiyi oluşturan damarlardaki elektriklenmeyi, vücuttaki gerilimin atılmasında iletken madde görevi görerek vücudun arınmasını sağlar. Namazdan önce vücudumuzdaki fazlalıklardan, zihnimizi bulandıran stresten, fazla negatif yükten arınarak namaza hazır hale geliyoruz. İnsan zihni ve bedeni çok fazla dolu olunca maalesef yapacağı işe odaklanması da mümkün olmuyor. Namaz da bir iş olduğuna göre biz fazlalıklarımızdan abdest yoluyla arınarak ruhumuzu namaza odaklayabilir hale geliyoruz. Örnek vermek gerekirse;

“Ofis çalışanları üzerinde yapılan araştırmada, deneklerden, çalışırken ayakkabılarım çıkarmaları ve tüm gün çıplak ayakla oturmaları istendi, daha sonra deneklerin ayaklarının altına lletgen bir madde konularak bir tel yardımıyla tu iletgen maddenin toprakla teması saklandı. Deneyden 40 dakika önce ve 40 dakika sonra yapılan elektro fizyolojik ölçümler incelendiğinde, deneklerin; kalp hm değişkenliği anlamına gelen HRV sinyallerinin ve sinir sisteminin düzene girdiği kanıtlandı.”

“Gün içinde maruz kalınan elektromanyetik dalgaların stres ve yorgunluğa neden olduğunu ifade eden Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyofizik Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Süleyman Daşdag, çıplak ayakla toprağa basılmasının ya da herhangi bir metale dokunulmasının bu elektrik yükünü boşaltacağını söylüyor. Metal gibi iletken olan, suya temasın da elektrik yükünün boşalmasını sağlayacağını belirten Daşdağ: “Her akşam duş almak, hem tüm vücudu elektrik yükünden kurtararak stresten arındırır hem de sağlıklı bir gece geçirmemizi sağlar. Özellikle elektromanyetik kirliliğin yüksek olduğu alanlarda yaşayanlar, akşamları duş alarak vücutta biriken elektrik yükünden arınmalı. Böylece, elektromanyetik kirlilikten kaynaklanan stres ve yorgunluk giderilebiliyor. Gün içinde bunu yapacak zamanı bulamıyorsanız, elinizi suya tutmamız yani ellerinizi sık sık yıkamanız da vücudunuzdaki elektrik yükünü alır. Bu nedenle hem mikroplardan arınmak hem de elektromanyetik kirlilikten kaynaklanan elektrostatik yük birikiminden korunmak için sık sık ellerinizi yıkayıp, her gün duş almalısınız” diyor.”

            Abdest yoluyla namaza hazırlanmak için yeterli dinginliğe vücudumuz ulaştıktan sonra namaz için giyinmemiz gerekiyor. Şimdilerde gördüğümüz gibi özel günlerde birçok insan şık giyinmeye, güzel kokmaya, güzel gözükmeye çok dikkat eder hale geldi. “Özel gün” kavramına burada dikkat etmek istiyorum. Bir zamanı özel yapan nedir? Aldığımız geri dönütler diyebilir miyiz? Örneğin bir ödül töreni, doğum günü, ölüm yıl dönümleri, düğünler vs. Bunları özel gün yapan nedir? İnsanlar o özel günün sahibine karşılık vermeleridir. Bu karşılık sevgi, ilgi, onun özel gününe değer verdiğini gösteren şekilde giyinmek, değer verdiğini belli eden paylaşımlarda bulunmak vs diyebiliriz. Mümin bir insan için özel zamanlardan bir tanesi de namaz anları değil midir? Peki o anlarda müminin karşısında kim vardır ilgisini, değerini, sevgisini göstereceği? Allah. Peki Allah kimdir? Bu soru aklımızda bir köşesinde kalsın biz karşılıktan devam edelim. Müminin karşısında namazda karşısında derken haşa yön olarak almayalım mecazi olarak bahsediyorum muhatabında olarak alabiliriz o kelimeyi Allah vardır. Öyleyse o özel anımız olan namazdaki duruşumuzla Allah’a sevgimizi, ilgimizi, değerimizi gösteriyor olmaz mıyız? Giydiğimiz kıyafetten, kokumuza, duruşumuza, söylediğimiz şeylerin ne olduğuna dikkat ederek göstermiyor muyuz? Dünyada konumu çok yüksek bir şahısla konuşan insanların hiç esnediğini, akılların bir karış havada olduğunu görür müyüz? Gördüysek o şahıslar hakkında ne düşünürüz? Namazda Allah’ın karşısındaki ruh hali, psikolojisi işte davranışlarıyla, ilgisiyle insanın ölçülür. Öyleyse biz namazda dikkatli olmayan, aklında namaz değil de başka şeyler olan insan için nasıl çok değer veriyor, çok ilgili, Allah’a karşılık veriyor diyebiliriz? Namazdaki psikoloji işte budur. Namaz esnasında pür dikkat ne söylediğini bilerek, muhatabın Allah olduğunu bilerek ve bunun gibi bilinçli hareket etmektir namaz psikolojisinde olması gereken. Allah “Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye dek namaza yaklaşmayın. (Nisa/43)” buyurmuştur. Sarhoş olmak için alkol almaya mı gerek var? Hayır. Sarhoşluk tanımına uyan şekilde alkol almadığımız halde davranıyorsak biz de sarhoşuz.  Yaratılmış insanlar bir iş yaptıklarında bu işin sebepleri vardır ve sonuç doğurur. Namaz kılmak da bir iştir. Öyleyse bu hareketin bir sebebi ve sonucu olmak zorundadır. Sebebin “bilinç” ile yapılması canlının hayvan veya insan olarak ayırt edilmesindeki dayanak noktasıdır. Hayvanların hareketleri içgüdüleriyle olurken insanların güdüleri olmasına karşın zihinleriyle bu güdüleri gerçekleştirme veya bastırma gibi seçenekleri seçme olanakları mevcuttur. Yani insan bir işi yaparken beyninde birtakım süreçlerden, süzgeçlerden geçirirken hayvanlar için bu söz konusu değildir. Namazın “insanlara” farz olduğunu düşünürsek, öyleyse bu ibadetin “bilinçle” yapılması mecburiyeti ortaya çıkmaktadır. Öyleyse namaz esnasında bilinçli olmak zorundayız, sarhoş olmamalıyız.

Örneğin müziğin insanı sarhoş edici özellikleri olduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Müzik de insanı sarhoş edebilir. Yani alkol almıyorsak sarhoş değiliz diye düşünmemeliyiz. Ne zaman mağazaya girsek müzik çaldığınızı görürüz neden? Çünkü kanıtlanmıştır ki müziğin insanı uyuşturucu ve harekete geçirici özelliği bulunmakla. O an insanlar da harekete geçerek daha fazla alışveriş yapsınlar ve mağaza sahipleri de insanların düşüncelerinin uyuşukluğunu kullanarak satış yapsınlar. Burada dikkat edilmesi gereken nokta günümüzde ne söylediğinizi bilinceye kadar namaza yaklaşmayın kısmıdır. Çünkü çoğumuz namazda ne söylediğimizi bilmiyoruz. Evet öğrenmiş oluyoruz. Evet zihnimiz bunu biliyor çünkü insan zihni hiçbir şeyi unutmadığı araştırmalarca kanıtlanmış. Sadece bilgiyi çağırmanın yolunu bilmek gerekiyor. Bilinçaltımızda bir yerlerde öğrendiğimiz her şey duruyor. Evet okuduğumuz sureleri, duaların anlamını öğrendik ama namazda bunları geri çağırmadığımız sürece, ne söylediğimizi bilmediğimiz sürece bizim namazımızın ne kadar kabul olduğu da Allah’ın bildiği bir iştir.

Bilinçli bir şekilde namaz kıldığımızı varsayarsak ortaya muazzam bir şey çıkıyor. Namazda sürekli kendimize telkin ediyoruz. Telkin ettiğimiz şeylere örnek olarak:

Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla.

- Hamd, alemlerin Rabbi Allah’adır.

- (O) Rahman ve Rahimdir.

- Cezâ ve mükâfat gününün sahibidir.

- Yalnız Sana ibadet ederiz ve yalnız Senden yardım dileriz.

- Bizi doğru yola hidayet et.

- Nimet verdiğin kimselerin yoluna; (onlar) ki ne kendilerine gazap edilmiştir ve ne de sapmışlardır.

 De ki: Allah birdir.

- Allah ihtiyaçsızdır. (Ve her şey O’na muhtaçtır.)

- Doğurmaz ve doğmamıştır.

- Ve O’nun bir benzeri yoktur.

Her şeyden yüce olan Rabbim münezzehtir ve O’na hamd ederim.

Bir insan nasıl olurda gün içerisinde ve ömrü boyunca düzenli olarak Allah’ı tanıtan ayetleri ve kendisinin yaratılış sebebini zihnine telkin ettiğinde nasıl olur da ömrünü sırati müstakim de geçirmez? İşte namaz kılmamızın sonuçları olarak, günde en az 5 defa zihnimize telkin ettiğimiz, o sözler bizim kişiliğimize yaptığımız telkinlerdir aslında. Namaz insanın kişiliğini şekillendiren bir iştir. İnsan üzerindeki sonuçları; aynı saatlerde aynı işi yapmanın hayatı düzene sokması, hem kılan hem de gören bireylere Allah’ı hatırlatması, yeni nesillere örnek olması, kararlı ve sabırlı bir karaktere sahip olmasını örnek verebiliriz. Namaz kılma sebebi değiştiğinde insan için sonuçları da değişmektedir. Allah rızası için kılınan namaz ile riya için kılınan namazın sonuçlarının aynı olmasını beklemek mümkün olamaz. Riya ile kılınan namazda zaten insana ne etkisi olur ki? Yapılan bir araştırmaya bakalım.

“15 ile 65 yaş ve üzeri kişiler üzerinde namaz ibadeti ile psikolojik iyi olma arasındaki ilişkiyi din psikolojisi açısından incelemeyi amaç edinen araştırmamızda ölçme aracı olarak “Kişisel Bilgi Formu” ve “Psikolojik İyi Olma Ölçeği” kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda örneklemin beş vakit namaz ve nafile namaz kılma durumları ile psikolojik iyi olma düzeyleri arasında pozitif yönde ve anlamlılık derecesinde bir ilişki olduğu gözlenmiştir.

Namaz kılma niyetlerine göre katılımcıların psikolojik iyi oluş düzeylerinde istatiksel olarak anlamlılık derecesinde farklılıklar olduğu görülmüştür. Başka bir deyişle örneklemin Allah rızası için namaz kılma fikrine katılma dereceleri arttıkça psikolojik iyi oluş düzeylerinin de arttığı tespit edilmiştir.”

Her namazda kendisine telkin eden insan zamanla nasıl bir ruh hali içerisine girmektedir? Girmiş olduğu ruh hali kime benzemektedir? Birçok defa İmamların (a.s) namaz kılarken renklerinin attığından bahsetmiştik. Çünkü İmamlar (a.s) namazda ne söylediklerini ve söylediklerini kimin duyduğunu biliyorlardı. Beşeri her şeyden arınık, yaptıklarıyla Allah’ın karşısında olduklarını biliyorlardı. Secdeye gittiklerinde Allah ile insan arasındaki perdenin kalktığını biliyorlardı. Namaz psikolojisi işte budur. İnsan namaz için şunu bilmelidir ki, Allah, kuluna namazı nasip ettiğinde ve o kul secdeye kapandığında insan yaptıklarıyla Allah’ın karşısında, engelsiz, perdesiz durmaktadır. Dünyada insan bedenini örten, kusurları gizleyen ve insana güven veren kıyafetlerin olmadığında gelecek utanma hissi, insanın her şeyiyle çıplak kalmasının vereceği güvensizlik, korku duygularını namazda amellerimizle Allah’ın karşısında çıplak kaldığımızda da duymalıyız ki namazın ne olduğunu anlayabilelim. Amellerimizin azlığı ve günahlarımızın çokluğu karşısında secde etme isteğimiz artacaktır ve zamanla hayatımız, kişiliğimiz Allah’ı razı eden insanların hayatına ve kişiliğine benzeyecektir.

EYLEM KARABAĞ

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Bir Cevap Yazın

Mail adresiniz 3. şahıslarla paylaşılmayacaktır. * işaretli alanların doldurulması zorunldur.

Yorum yaparken aşağıdaki HTML taglarını kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>