MEZARI BAŞINDA ANILAMADI

14f8ebf1278fec4a615559763583

MEZARI BAŞINDA ANILAMADI

Yıl 639, Arabistan’dan bildiriyorum

Fatıma binti Muhammed(as)’i doğum günlerinde kabri başında ziyaret etmek isteyen yabancı ülkeden gelen yetkililer karşılaştıkları manzara karşısında şok oldular. Haberin ayrıntıları için lütfen yazımızı okuyunuz.

Peygamberin vefatından yaklaşık 6 ay sonra vefat eden, Peygamberin dünyada bıraktığı direkt kan bağı bulunan tek kişi olma özelliğine sahip Fatıma binti Muhammed(as) hatırlanacağı üzere halk tarafından oldukça seviliyor ve saygı görüyordu…

Babası Hz. Muhammed’in vefatından sonra oldukça üzülen ve üzüntüsünden günbegün zayıf düştüğü görülen Fatıma binti Muhammed(as)’in sağılığından çevresindekiler endişe duyuyordu…

Babasının vefatından mübarek naaşı henüz defnedilmemişken, ümmetin giriştiği parantez içerisinde bir “oldu-bitti” seçimle Ebubekirin halife seçilmesi ve babası tarafından halife, vasi, vezir ve vekil tayin edilen kocası Cenab-ı Ali(as)’ın gasbedilen ve alıkonulan hakkı için kendisinin, müzmin halifeye karşı yaptığı konuşma hala akıllarda…

“Şeytan başını kendi yuvasından çıkarıp, sizleri kendisine doğru çağırdı. Sizlerin onun davetini kabullenmeye ve aldanmaya meyilli olduğunuzu gördü. Sonra sizi tahrik etti ve sizleri hafif buldu. Sizleri kışkırttı ve siz de hemen galeyana geldiniz. Böylece sizler başkasının devesini (kendi deveniz olarak) dağladınız ve (onu) başkasına ait çeşmeye sürdünüz (yani başkasına ait olan hilafete el koydunuz ve gasp ettiniz). ” Evet, bu kelimeler O’nun(as) dilinden dökülmüş, o zamanın gündeminde bomba etkisi yaratmıştı. Nitekim kendisiyle beraber kocası Ali(as), İbn-i Abbas, Usame bin Zeyd, Zübeyr, Salman-ı Farisi, Ebuzer Gıfari, Mikdad bin Esved, Ammar bin Yasir, Huzeyfe bin Yemani, Huzamet’ibni Sabit, Ebu Ubeyde’til Eslemi, Bera bin Azib, Ubey bin Ka’ab, Sehl bin Henif, Sad bin Ubade, Kays bin Sâd, Ebu Eyyub El Ensari, Cabir bin Abdullah, Halid bin Sâd ve daha bir çok sahabi ve zamane büyüğü Halife Ebubekire biat etmemişti. (Tarih-i Taberi)

Nüfuz sahibi ve toplum tarafından saygı ve sevgi duyulan bu kimselerin halifeye biat etmemesi, üstelik Peygamberin(saa) yaşamında birçok kez Ali(as)’ı kendisinden sonra topluma İmam olarak işaret etmesi gözleri Al-i Aba’nın merkezi Fatıma binti Muhammed(as)’e çeviriyordu. Yönetimin çatlak olarak gördüğü bu yapılanmaya karşı uyguladığı tehdit ve karalama kampanyasının etkileri ise Fatıma(as)’nın ölümünden 7 yıl geçmesine rağmen hala izlerini taşıyor. Görmek isteyen okuyucularımız bu kargaşada yakılan Fatımanın evini ziyaret etmek, is ve duman izlerini görmek için Medineye gelebilirler…

Fatıma(as) tarafında ise burukluk hakim. Cennet kadınlarının efendisi… Kevser, Zehra, Tahire, Betül, Sıddıka, Tahire, Raziyye, Merziyye, Muhaddese, Mübareke, Zekiyye, Eşrefetü’l Nisa, Meymune, Seyyidetü’l Nisai’l Müminat, Efzalü’l Nisai’l Ehlü’l Cennet, Bizzatü’t-Tahire, Kübra, Mevziya, Raziyye lakaplarının sahibi, dünyada ve ahirette büyük makam sahip olan Fatıma binti Muhammed(as)’ın eşi ve çocuğu olmak, elbette büyük şükür gerektiriyor olsa gerek. Ancak eşi Fatımanın(as) vefatının ardından bir türlü, Onun kaburgalarının kırılma sesini ve kapının arkasında kalarak yaralanan nazenin bedenindeki yaraları aklından çıkaramayan aile üyeleri ise üzüntülerini gideremiyorlar.

Eşi Ali bin Ebi Talib’in(as) dünya hayatına hiçbir değer vermeyip ahiretine yönelik yaptığı ameller hiç şüphesiz kendisine Allah katında mükafat olarak dönecektir. Geçmişinde Peygamber savaş meydanlarında kılıç sallayan, Haydar ve Esedullah olan Ali bin Ebi Talib’in(as) şimdilerde dünya hayatındaki yalnızlığı kendisini fakirler için su kuyuları kazmaya, toprakla uğraşmaya itmiş durumda. Siyasetin kirli oyunlarından ve şeytanın fitnelerine alet olmaktansa kuyu kazıp fakire yardım etmek daha iyi olsa gerek.

Fatıma binti Muhammed’in(as) kabri nerede olduğu konusunda ise halk arasından bir görüş birliği yok. Vasiyeti üzerine eşi tarafından gece defnedilmek istenen Hanım Fatıma(as)’nın kabri gizliliğini hâlâ koruyor. Öyle ki kimileri tarafından Peygamberin yanına, kimileri tarafından kendi evine, kimileri tarafından ise Baki Mezarlığına defnedildiği söyleniyor. Ancak ekseri görüş Fatıma(as)’nın Baki Mezarlığına defnedildiği yönünde.

Vasiyetinden neden gece defnedilmek istediği ve kabrinin yerinin açıklanmamasını zamanın yönetimine söylenmemesi gerektiği bilinmeyen Fatıma(as), belki de bize, siz değerli okuyucularımıza ve asırlar sonra gelecek diğer insanlara bu gizemi, zamanın şartlarını ve yaşanan olayları araştırmamız, ibret almamız ve dersler çıkarmamız için bir ipucu olarak bırakmıştır ha, ne dersiniz değerli okuyucular?

Yabancı ülkeden gelen yetkililerini soruyorsunuz. Onlar ne yaptı dersiniz? Hepimizin yaptığını. Fatıma(as)’nın gıyabında bir Fatiha Suresi okuyup ülkelerine geri döndüler. Merak etmeyin Fatiha Suresinden sonra bir de İhlâs Suresi okudular. Sonuçta bizler ibret almayıp, ibret vermeyi çok iyi biliriz değil mi?

Kendinize iyi bakın değerli okuyucular…

İbret alacağımız günlerde buluşmak dileğiyle…

YAHYA KAYALI

 

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Bir Cevap Yazın

Mail adresiniz 3. şahıslarla paylaşılmayacaktır. * işaretli alanların doldurulması zorunldur.

Yorum yaparken aşağıdaki HTML taglarını kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>