KUR’AN OKURKEN, KUR’AN NASIL YALANLANIYOR?

Resim---Kopya

“Ey insanlar, Allah’ın ayı bereket, rahmet ve mağfiret ile size doğru gelmekte; öyle bir ay ki Allah katında en üstün aydır. Onun günleri, en faziletli günler, geceleri, en faziletli geceler ve saatleri, en faziletli saatlerdir. Bu ayda siz, Allah’ın ziyafetine davet edilmiş ve Allah’ın değer verdiği kimselerden sayılmışsınız. Nefesleriniz bu ayda tesbih (zikir) ve uykunuz ibadet sayılır. Amelleriniz kabul ve dualarınız icabet edilir. O hâlde doğru niyetler ve temiz kalplerle Allah’tan isteyin ki sizi bu ayın orucunu tutmaya ve kendi kitabını (Kur’ân’ı) okumaya muvaffak eylesin;…

 HZ. MUHAMMED (saa)

Ramazan ayına Kur’an ayı denilmesi çok önemlidir. Tüm hazırlıklar Kur’an’ı anlamak içindir. Kalplerimize ilahi meramların işlenmesi içindir. Bu nedenle ilk önce yapılması gereken acil işlerden biri, Kur’an tasavvurumuzu düzeltmemizdir. Kur’an’a bakış açımız nedir acaba?

Kuran nurdur, haktır, hidayet kaynağıdır, Rabbimizin öğüdüdür, kalplere şifadır…

İsterseniz bir de İmam Ali(as)’nin dilinden dinleyelim.

“Kur’ân, kalbin baharıdır. Kalbi, ondan başkası parlatamaz. Kur’ân imanın kaynağı ve merkezidir. İlmin membaı ve denizidir. Adaletin bahçesi ve havuzudur. İslâm’ın sacayağı ve binasıdır. Hakkın deresi ve pınarıdır. Bir denizdir ki, suyunu taşıyanlar, onu tüketemezler. Bir pınardır ki, suyunu çekenler, onu kurutamazlar. Su kaynağıdır ki, dalanlar onun derinliğine varamazlar. Allah onu, âlimlerin susuzluğunu gideren pınar, fakihlerin kalplerini onaran bahar, salihlerin yollarının işaretleri kılmıştır… Kur’ân’ı; anlayanlar için ilim, rivayet edenler için söz, hükmedenler için hüküm kılmıştır. Arkasından hastalık gelmesinden korkulmayan bir şifa, peşinden hastalık gelmeyen bir ilâç kılmıştır Kur’ân’ı… O hâlde hastalıklarınızı onunla tedavi edin. Zorluklarınıza karşı ondan yardım isteyin. Çünkü o; küfür, nifak, azgınlık ve sapıklık gibi en büyük dertlere devadır.” ( Nehcü’l-Belâğa, Hutbe: 176)

Tüm bu ifadelerden anlıyoruz ki kitapsız asla hayatımızın aydınlanamayacağıdır. Şifa bulamayacağımızdır. Doğru yolu göremeyeceğimizdir. Yani Kur’an bir hayat kitabıdır. Ölüleri diriltendir.

Bu nedenle Kur’an’ı inkâr etmek insanları karanlıklara boğar. Hepimizin evinde bir değil, birden çok Kur’an olmasına rağmen neden halen karanlıklarda kalmışız.

Kuran’ı yalanlamıyoruz ancak bakış şekillerimizde ve yaklaşım şekillerimiz de problemler var.

Öncelikle tıkandığımız noktaları görmemiz gerekmektedir. Kur’an nasıl yalanlanmaktadır?

1-            Kur’an’ın sahibini umursamamak, hesabını düşünmemek.

Al-i İmran suresi/3-4 “ O sana kitabı, gerçeğin ta kendisi ve öncekileri doğrulayıcı olarak indirmiştir; daha önce insanlara doğru yolu göstermek üzere Tevrat ve İncil’i indirmişti; furkanı da indirdi. Bilinmeli ki Allah’ın âyetlerini inkâr edenler için şiddetli bir azap vardır. Allah suçlunun hakkından gelen mutlak güç sahibidir.

2-            Kuranı aralamamak. Onun maksadını anlamamak

(Ey Resulüm!) Biz, sana bu kitabı (Kur’ânı) sırf hakkında ihtilafa düştükleri şeyi insanlara açıklaman için ve iman edecek topluma bir hidayet, bir rahmet olsun diye indirdik. (NAHL/64)

“Bu Kur’ân, kendisiyle uyarılsınlar, Allah’ın ancak bir tek ilâh olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye insanlara gönderilmiş bir tebliğdir.” (İBRAHİM/52)

3-            Ona gerekli olan ilgiyi göstermemek. Örneğin hangi gözle Kur’ân’ a bakılmaktadır. Sevap, tılsım lı, sadece okunan, vs.

Bakara suresi/101 ” Allah tarafından kendilerine, yanlarında bulunanı tasdik edici bir elçi gelince ehl-i kitaptan bir gurup, sanki Allah’ın kitabını bilmiyormuş gibi onu arkalarına atıp terk ettiler. ”

4-            Kur’ân’ ı parçalamak

Hicr suresi/ “90. Nitekim biz kendi kitaplarını parçalara ayıranlara da (kitap) indirmiştik.

91. Ki onlar, (bir kısmına inanıp, bir kısmını inkâr ederek) Kur’an’ı da parça parça edenlerdir.

92,93. Rabbine andolsun, onların hepsine yapmakta olduklarını mutlaka soracağız.

5-            Kur’ân’ ın muhkem ve muteşabih ayetlerin yerini değiştirmek

Al-i İmran suresi/ 7 “ Sana bu kitabı indiren O’dur. Bunun âyetlerinden bir kısmı muhkemdir ki, bu âyetler, kitabın anası (aslı) demektir. Diğer bir kısmı da müteşabih âyetlerdir. Kalblerinde kaypaklık olanlar, sırf fitne çıkarmak için, bir de kendi keyflerine göre te’vil yapmak için onun müteşabih olanlarının peşine düşerler. Hâlbuki onun te’vilini Allah’dan başka kimse bilmez. İlimde uzman olanlar, “Biz buna inandık, hepsi Rabbimiz katındandır.” derler. Üstün akıllılardan başkası da derin düşünmez.

6-            Kavramları boşaltmak; tevhid, iman, İslam, şehid, Ehli Beyt, imam, halife vs.

7-            Kelimeleri yerinden oynatmak

“Ey iman edenler! ‘râine’ demeyin, ‘unzurna’ deyin ve iyi dinleyin, kâfirler için elemli bir azap vardır.”(Bakara süresi/104)

8-            Kelimeleri değiştirmek

Bakara süresi/ “58 – Hani bir zamanlar “Şu şehre girin de onun nimetlerinden dilediğiniz şekilde bol bol yiyin ve kapıdan secde ederek girin ve “hıtta” (bizi bağışla!) deyin ki, size, hatalarınızı mağfiret ediverelim, iyilik yapanlara nimetlerimizi daha da arttıracağız” dedik.

59 – Bunun üzerine o zulme devam edenler sözü değiştirdiler, onu kendilerine söylenildiğinden başka bir şekle soktular. Biz de kötülük yaptıkları için o zalimlere murdar bir azap indirdik.”

9-            Kur’an ile amel etmemek

İsra suresi/9” Biliniz ki bu Kur’an, insanları en doğru yola hidayet eder ve iyi işler yapan müminlere büyük bir mükâfat olduğunu müjdeler.”

Fatır süresi/ 10” Her kim izzet istiyorsa, bilsin ki, izzet tamamıyla Allah’ındır. O’na hoş kelimeler yükselir, onu da salih amel yükseltir. Kötülükler kuranlara gelince, onlara şiddetli bir azap vardır ve onların tuzakları da hep tarumar (darmadağın) olur.”

Bakara suresi/41 ” Elinizdekini (Tevrat’ın aslını) tasdik edici olarak indirdiğime (Kur’an’a) iman edin. Sakın onu inkâr edenlerin ilki olmayın! Âyetlerimi az bir karşılık ile satmayın, yalnız benden (benim azabımdan) korkun.”

10-         Yasaları helal haram diye değiştirmek- şirk buradan oluşur.

Enam suresi/136-137 “Tutup Allah’ın yarattığı ekin ve davardan ona bir pay ayırdılar ve kendi yanlış kanaatlerince: “Bu Allah için, bu da ortaklarımız için.” dediler. Fakat ortakları için olanlar Allah tarafına geçmez, Allah için yarılmış olan ise, ortaklarının tarafına geçer. Ne kötü hüküm yürütüyorlar!

Yine bunun gibi, Allah’a ortak koşanlardan çoğuna çocuklarını öldürmeyi de o taptıkları ortaklar, hem onları helak etmek hem de dinlerini karma karışık etmek için iyi bir şeymiş gibi gösterdiler. Allah dileseydi, bunu yapmazlardı. O halde onları uydurdukları kanunlarla baş başa bırak ne halleri varsa görsünler.”

11-         Gizlemeye çalışmak

Ali İmran/187 “Vaktiyle Allah, kitap verilen okuryazarlardan: “Andolsun ki, onu insanlara anlatacaksınız ve gizlemeyeceksiniz.” diye söz almıştı. Derken onlar, onu arkalarına atıp az bir para karşılığında sattılar. Ne kötü bir alışverişti bu!”

12-         Susmakta gizlemektir.

“Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutan, adaletle şahitlik eden kimseler olun. Bir topluluğa olan öfkeniz sizi adaletten ayrılmaya yöneltmesin. Adaletli davranın; bu takvaya daha yakındır. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah sizin işlediklerinizden haberdardır.” (Maide, 5/8)

13-         Batın zahir ayırmak, sadece lâfzî düşünmek

Hz. Ebu Cafer (İmam Muhammed Bâkır) aleyhisselam şöyle buyurdular: “Vasiler dışında hiçbir kimse, Kur’an’ın tamamının, zahirinin ve batınının indinde bulunduğunu iddia edemez.” (Usul-i Kâfi)

14-         Kuran ile taşıyıcısını ayırmak

“Biz o gün, her ümmet içinde, kendilerinden kendi üzerlerine bir şahit göndereceğiz. Seni de onların üzerine şahit getireceğiz. Bu kitabı da, her şeyi açıklayan ve müslümanlara doğruyu gösteren bir rehber, bir rahmet kaynağı ve bir müjdeleyici olarak indirdik.” (NAHL/89)

15-         Nesuh- mensuh, nüzul sebebi, hususi- umumi vs. bilmemek

Hadislerin yasaklanması bu yüzden olmuştu. Kur’an’ın açık olmasını istemedikleri için.

Tüm bu tuzakları sonlandırmanın yolu Kuran’ı taşıyıcısı ile birlikte düşünmektir. Hiç kitap tek başına düşünülebilir mi? o zaman Kur’an konuşamaz, ayağa kalkamaz, hayat bulamaz.

Kur’an’ı doğru düşünmenin tek yolu taşıyıcısı ile birlikte düşünmektir. O zaman Kur’an tam anlamıyla hayatımıza girer.

Zamanımızın iki hücceti vardır. İmam Mehdi(as) ve Kur’an.

İmam Mehdi(as) aynı zamanda dinin ayakta kalması için dinin direğidir. Kitabın bilgisi onun yanındadır. Ne kadar insanlar saparsa sapsın yine doğru bilgi yeryüzündedir. Yani yeryüzünün mihengi var.

“İnsanlar ilâhî hidayeti heveslerine bağladıkları zaman, o hevesleri ilâhî hidayete bağlar. İnsanlar Kur’ân’ı kişisel görüşlerine bağladıkları zaman, o, kişisel görüşleri Kur’ân’a bağlar.” (Nehcü’l-Belâğa, hutbe: 138)

Kadir gecesinin Ramazan ayında olması dikkat çekici. Ayrıca İmam Mehdi (as)’nin  Ramazan ayı 23. te haberlerinin ortaya çıkacağı haberleri de dikkat çekici.

Çünkü Kur’an’ın tam anlamıyla engel tanımadan yeryüzünde canlanması başlayacak demektir.  Acaba biz, bu süreçte nasıl bir durumdayız? Üstelik tüm yaptıklarımız ve nasıl bir süreçte olduğumuz İmam Mehdi(as)’ye sunulurken.

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Bir Cevap Yazın

Mail adresiniz 3. şahıslarla paylaşılmayacaktır. * işaretli alanların doldurulması zorunldur.

Yorum yaparken aşağıdaki HTML taglarını kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>