KUR’AN OKUMA METODUNU BİLİYOR MUSUNUZ?

Resim---Kopya

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KUR’AN NASIL OKUNMALIDIR?

 

“Kendimi, çağrılıp icabet etmiş gibi görüyorum; ben sizin aranızda iki paha biçilmez emanet bırakıyorum. Onlar Allah’ın kitabı ve benim soyumdur. Allah’ın kitabı gökle yer arasında çekilmiş olan bir iptir. Soyum da benim Ehl-i Beyt’imdir. Latif ve her şeyden haberdar olan Allah bana onların Havz-u Kevser başında tekrar bana dönünceye kadar birbirlerinden ayrılmayacaklarını haber vermiştir. Bakın benden sonra onlara nasıl davranacaksınız.”

HZ. MUHAMMED (SAA)

 

“ Kenz-ül Ümmal c. 1 s. 165, Sünen-i Tirmizi hadis no: 3720”

 

1-            Kuran bir öğüttür.

Ahkaf süresi/ 30-31 “Ey kavmimiz! Dediler, doğrusu biz Musa’dan sonra indirilen, kendinden öncekini doğrulayan, hakka ve doğru yola ileten bir kitap dinledik. Ey kavmimiz! Allah’ın davetçisine uyun. Ona iman edin ki Allah da sizin günahlarınızı kısmen bağışlasın ve sizi acı bir azaptan korusun..”

Maide 48 “Andolsun ki biz   Kur’an’ı, öğüt alınsın diye kolaylaştırdık; öğüt alan yok mudur?”

Hz. Resulullah (s.a.a): “İşler, karanlık gece parçaları gibi sizin için karmaşık ve belirsiz hale geldiğinde Kur’an’a yöneliniz. Şüphesiz Kur’an, şefaati kabul gören bir şefaatçi ve şikâyeti kabul gören bir şikâyetçidir. Kim onu önüne alırsa o, onu cennete çeker. Kim de onu arkasına alırsa o, onu cehenneme sürer.”( Ravendi, en –Nevadir,21-22)

Resulullah (s.a.a) “kendisine,”Çok geçmeden ümmetin fitneye düşecek.”denildiğinde ve “Bundan kurtuluş yolu nedir?”diye sorulduğunda-: Allah ‘ın değerli kitabıdır. Bu kitaba batıl, ne önden ve ne arkadan yaklaşabilir. Övülmüş hikmet sahibi biri tarafından nazil olmuştur. Kim ilmi Kur’an dışında bir yerde ararsa Allah onu saptırır.” (tefsiru’l Ayyaşi,1/6/11)

Hz. Resulullah (s.a.a): “Kur’an ‘dan ayrılmayınız. Kur’an ‘ı imam ve önder edininiz.”(Kenzü’l Ummâl,4029)

Hz. Resulullah (s.a.a): “Kur’an’ın diğer sözlere üstünlüğünü, Allah’ın yaratıklarına üstünlüğü gibidir.” ( El- Bihar,92/19/18)

İmam Ali (a.s) : “Münezzeh olan Allah, kudretini onlara göstererek onlar kendisini görmeksizin kitabında tecelli etti.” (Nehcü’l Belağa, 147. hutbe)

2-            Kur’an büyük bir yönü halkın anlayabileceği bir dildedir.

Sad süresi/29 “(Resûlüm!) Sana bu mübarek Kitab’ı, âyetlerini düşünsünler ve aklı olanlar öğüt alsınlar diye indirdik.”

3-            Arapçadır.

Hac süresi/ 16 “İşte biz onu (Kur’ân’ı) böylece, apaçık âyetler olarak indirdik. Şüphesiz Allah dilediğini doğru yola eriştirir.”

4-            Peygamber asrının Arapçasıdır. Sakaleyn hadisi yine önümüze çıkmaktadır. Peygamber döneminin ve Kur’an inzal öneminin Arapçası üzerinden kavramları yine Ehl-i Beyt’inden ve zamanın imamından öğrenebiliriz.

Meryem süresi/ 97 “(Ey Muhammed!) Biz Kur’ân’ı senin dilin üzere kolaylaştırdık ki, onunla Allah’tan korkup sakınanları müjdeleyesin, inat edenleri de korkutasın.”

5- Peygamber olmadan Kur’an açıklanamaz. Yani sadece bildiren değildir. Onun yüreğine inzal olup, onun kalbinden, onun algısından, onun idrakinden geçerek bize ulaşır.

Nahl süresi /44 “Apaçık mucizeler ve kitaplarla (gönderildiler). İnsanlara, kendilerine indirileni açıklaman için ve düşünüp anlasınlar diye sana da bu Kur’an’ı indirdik.”

Haşr süresi / 7 “….Peygamber size ne verdiyse onu alın, size ne yasakladıysa ondan da sakının. Allah’tan korkun. Çünkü Allah’ın azabı çetindir.”

Nisa süresi/ 64 “Biz her peygamberi -Allah’ın izniyle- ancak kendisine itaat edilmesi için gönderdik. Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah’tan bağışlanmayı dileseler, Resul de onlar için istiğfar etseydi Allah’ı ziyadesiyle affedici, esirgeyici bulurlardı.”

Al-i İmran süresi/ 31 “(Resulüm! ) De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah son derece bağışlayıcı ve esirgeyicidir.”

Cuma süresi / 2 “Çünkü ümmîlere içlerinden, kendilerine âyetlerini okuyan, onları temizleyen, onlara Kitab’ı ve hikmeti öğreten bir peygamber gönderen O’dur. Kuşkusuz onlar önceden apaçık bir sapıklık içindeydiler.”

Derece derece inmesi bizim peygamberi adım adım izlememizi gerektirmektedir.

6-            Bölüm bölüm inzal olmuştur. Oysaki Kur’an ne tarihe göre, ne nüzule göre, ne konuya göre sıralama yapılmıştır.  Bu yüzden tarihi inceleme şarttır. Ancak Zaman ve mekâna uyarlayacak Zamanın İmamı’dır.

Nisa süresi/ 59 “Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. Peygamber’e ve sizden olan Ulu’l Emre itaat edin. Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz Allah’a ve ahirete gerçekten inanıyorsanız onu Allah’a ve Resûl’e götürün (onların talimatına göre halledin); bu hem hayırlı, hem de netice bakımından daha güzeldir.”

Şura süresi/ 23 “İşte Allah’ın, iman eden ve iyi işler yapan kullarına müjdelediği nimet budur. Deki: Ben buna karşılık sizden akrabalık sevgisinden başka bir ücret istemiyorum. Kim bir iyilik işlerse onun sevabını fazlasıyla veririz. Şüphesiz Allah bağışlayan, şükrün karşılığını verendir.”

Nahl süresi/ 43 “…Senden önce de, kendilerine vahyettiğimiz kişilerden başkasını peygamber olarak göndermedik. Eğer bilmiyorsanız, zikir ehline sorun.”

Al-i İmran süresi/ 7 “Sana Kitab’ı indiren O’dur. Onun (Kur’an’ın) bazı âyetleri muhkemdir ki, bunlar Kitab’ın esasıdır. Diğerleri de müteşâbihtir. Kalplerinde eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onu tevil etmek için ondaki müteşâbih âyetlerin peşine düşerler. Hâlbuki Onun tevilini ancak Allah bilir. İlimde yüksek seviyeye erişenler ise: Ona inandık; hepsi Rabbimiz tarafındandır, derler. (Bu inceliği) ancak aklıselim sahipleri düşünüp anlar.”

Sakaleyn hadisini yine burada düşünmemiz gerekmektedir.

“Ey insanlar! Kur’an hakkında tefekkür ediniz, ayetlerini anlamaya çalışınız, muhkem ayetlerine bakınız, müteşabih ayetlerinin peşice koşmayınız. Allah’a yemin olsun ki Kur’an’ın batınını sizlere beyan edebilecek ve tefsirini sizler için açıklayabilecek olan kimse, benim elimden tuttuğum, onu kendime doğru yükselttiğim, pazısından tuttuğum, iki elimle kaldırdığım ve sizlere, “Ben kimin mevlasıysam, Bu Ali de O’nun mevlasıdır” diye bellettiğim kimsedir ve o benim kardeşim ve yerime geçecek olan Ali b. Ebi Talib’dir. Onun velayeti, bana nazil buyuran aziz ve celil olan Allah tarafındandır.

Ey insanlar! Ali ve onun soyundan olan temiz çocuklarım sıkl-i asgar (daha küçük değerli şey) ve Kur’an ise sıkl-i ekber (daha büyük değerli şey)’dir. Bu ikisinden her biri diğerini haber vermekte ve onunla uyum içinde bulunmaktadır. Onlar Kevser havuzunun başında yanıma gelinceye kadar asla birbirinden ayrılmazlar. Biliniz ki onlar insanlar arasında Allah’ın emin kulları ve yeryüzündeki hâkimleridir.” (Gadir Hum Hutbesinden)

 

7-            Ayetleri ayet ile açıklamak bazı yerlerde doğrudur. Ancak bazı yerlerde açıklama yanlış olur. Tertib önemlidir. Bu tertipte yine gelişigüzel olamaz. Burada da bizim ehil olan zamanın imamına ihtiyacımız vardır.

Örneğin; Ali b. Esbat rivayet eder:

Ebu Cafer’e (a.s) dedim ki: “İnsanlar, Resulullah’ın (s.a.a), yazı yazmayı ve okumayı bilmediğini iddia ediyorlar?”

İmam (a.s), bu iddiadan hoşnut olmadı ve şöyle buyurdu:

“Bu nasıl olabilir ki?! Oysa yüce Allah: ‘Ümmîlere içlerinden, kendilerine ayetlerini okuyan, onları temizleyen, onlara Kitab’ı ve hikmeti öğreten bir peygamber gönderen O’dur. Kuşkusuz onlar önceden apaçık bir sapıklık içindeydiler.’ ( Cuma süresi/ 2)  buyurmuştur? Okuma yazmayı bilmeseydi, onlara kitap ve hikmeti nasıl öğretebilirdi?

Ali b. Esbat bunun üzerine şu soruyu yöneltti: “O hâlde niçin Resulullah’a (s.a.a) ümmî denilmiştir? ”

İmam (a.s) şu karşılığı verdi:

Çünkü Mekke’ye nispet edilmiştir. Yüce Allah Kur’ân’da “Şehirlerin anasını (ümmü’l-kura/Mekke) ve çevresini uyarman için.”(Enam süresi/92)  buyurmuştur. Ayette sözü edilen “şehirlerin anası” Mekke’dir. Bu yüzden Resulullah’a “Mekkeli” anlamında “ümmî” denilmiştir.” ( İlelu’ş-Şerayi, s.125)

8-            Kur’an tüm âlemler için uyarıcı ve bütün insanlara gönderilmiştir. Bu yüzden Kur’an’ın sınırlandırılması doğru değildir. Ancak Kur’an’ın maksadını ve sınırlarını korumak gerekir.

Nisa süresi / 82 “Hâlâ Kur’an üzerinde gereği gibi düşünmeyecekler mi? Eğer o, Allah’tan başkası tarafından gelmiş olsaydı onda birçok tutarsızlık bulurlardı.”

Sad süresi/29 “(Resûlüm!) Sana bu mübarek Kitab’ı, âyetlerini düşünsünler ve aklı olanlar öğüt alsınlar diye indirdik.”

9-            Kur’an ruhsal, zihinsel ve yaşayış bakımından farklı tüm insanlara hitap eder. Bu yüzden insanların kendilerini ifade etmeye engel olunmamalıdır. Ancak şöyle demelidir. “Ben de bu yoruma sebep oldu” denilebilir. Kur’an’ı kendi kişisel görüşüne göre yorumlaması doğru değildir. Dolayısıyla kendi doğrularını ispatlamak için deliller çıkarmak yanlıştır.

Örneğin ; kapitalizm düşüncesi özel mülkiyeti savunur. Kendi işine yarayacak ayetleri seçip yorum yapmamalıdır.  “Size rızık olarak verdiklerimizden infak edin” (Bakara süresi/ 254); Allah’ın size verdiği maldan verin…” (Nûr süresi /33)

Başka bir örnek; kavmiyetçilik yapan birisi Kuranın Arapça inmesini kendi fikrini savunmaya götürmemelidir.

10-        Kur’an’ın herkesin anladığından daha iyi anlamak ihtisas gerektirir. Peygamber ve Ehli Beyt imamlarının o kelimelerin anlamını ve kelimeler arasındaki bağlantıyı iyi görmek gerekir. Tarih ve sistemler kelimeleri tahrif etmiş olabilir. Bu nedenle Kur’an’ın doğru anlaşılması o kelimelerin doğru tanımına bağlıdır. İman, İslam, halife, imam, veli, şehid, vs. değiştirildiği gibi daha nice kavramlar tahrife uğramışlardır. Dolayısıyla yeniden önümüze sakaleyn hadisi çıkmaktadır. Sakaleyn hadisi önemlidir.

Nisa süresi/46 “Yahudilerden bir kısmı kelimeleri yerlerinden değiştirirler, dillerini eğerek, bükerek ve dine saldırarak (Peygambere karşı) “İşittik ve karşı geldik”, “dinle, dinlemez olası”, “râinâ” derler. Eğer onlar “İşittik, itaat ettik, dinle ve bizi gözet” deselerdi şüphesiz kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olacaktı; fakat küfürleri (gerçeği kabul etmemeleri) sebebiyle Allah onları lânetlemiştir. Artık pek az inanırlar.”

Nisa süresi/47 “Ey Ehl-i Kitap! Biz, birtakım yüzleri silip dümdüz ederek arkalarına çevirmeden yahut onları, cumartesi adamları gibi lânetlemeden önce (davranarak), size gelenleri doğrulamak üzere indirdiğimize (Kitab’a) iman edin; Allah’ın emri mutlaka yerine gelecektir.”

…Abdurrahman b. Kesir, Ebu Abdullah (Cafer Sadık aleyhisselâm)’dan şöyle rivayet etmiştir:

«İlimde derinleşenlerden maksat, Emir’ül-Mü’minin (Ali b. Ebu Tâlib aleyhisselâm) ve ondan sonraki imamlardır.»

 

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Bir Cevap Yazın

Mail adresiniz 3. şahıslarla paylaşılmayacaktır. * işaretli alanların doldurulması zorunldur.

Yorum yaparken aşağıdaki HTML taglarını kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>