KUR’AN NASIL OKUNMALIDIR?

Resim---Kopya

İKİNCİ BÖLÜM

KUR’AN OKUMA METODU

 

11- Maksat doğru ve niyet iyi olmalıdır.

A-            İlahi rıza peşinde dolaşılmalıdır.

Fatiha süresinde geçen “ihdina” ( kendine ilet) denilmesi hedefin yalnızca İlahi rıza olan hidayet için olmalıdır.

İbrahim süresi/ 52 “Bu Kur’ân, kendisiyle uyarılsınlar, Allah’ın ancak bir tek ilâh olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye insanlara gönderilmiş bir tebliğdir.”

Nahl süresi/ 89 “O gün her ümmetin içinden kendilerine birer şahit göndereceğiz. Seni de hepsinin üzerine şahit olarak getireceğiz. Ayrıca bu Kitab’ı da sana, her şey için bir açıklama, bir hidayet ve rahmet kaynağı ve müslümanlar için bir müjde olarak indirdik.”

B-            İnsanın hedefi sadece kendi saadet ve mutluluğu değildir. Tüm insanlık için düşünmek gerekir. Kuran hem bireysel, hem de sosyal olarak bir rahmettir, hidayettir, nurdur, şifadır…

C-            İnsanın hayattaki faaliyetleri hiçbir zaman programsız değildir.

Araf süresi/ 52 “Gerçekten onlara, inanan bir toplum için yol gösterici ve rahmet olarak, ilim üzere açıkladığımız bir kitap getirdik.”

D-           Bireyin veya toplumun en sağlam ve dayanıklı programı duygu ve hislerinden kaynaklanan değil, fıtratına uygun olan programdır.

 Taha süresi / 50  “O da: Bizim Rabbimiz, her şeye hilkatini (varlık ve özelliğini) veren, sonra da ona hidayet yolunu gösterendir, dedi.”

A’la süresi  / 2-3 “ Yaratıp düzene koyan, Takdir edip yol gösteren,..”

6-            Kuran okuyan kesinlikle “Muttaki” olmalıdır.  

Bakara süresi/2 “O kitap (Kur’ân); onda asla şüphe yoktur. O, müttakîler (sakınanlar ve arınmak isteyenler) için bir yol göstericidir.”

Hz. Muhammed (saa) ; “ kendisine “ Kur’an’ı herkesten daha güzel bir sesle okuyan kimdir?” diye sorulunca şöyle buyurdu; “ Kuran okumasını işittiğinde kendisinde Allah korkusunu gördüğün kimsedir.” ( El- Bihar,195/10 )

12- Yolun sınırları iyi bilinmelidir. Sıratı müstakim nedir? Bu soruya doğru cevap verilmelidir.

Fatiha süresi/ 6 “ bizi sıratı müstakime ( dosdoğru yola) hidayet et. “

İmam Cafer sadık (as) şöyle buyurmuştur; “ insanlar sağa ve sola saptılar. Ama biz ve taraftarlarımız dosdoğru yola hidayet edildik” ( El kafi, 2/246/5)

Al-i İmran süresi/ 51. “Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyle ise O’na kulluk edin. İşte bu doğru yoldur.”

İmam Cafer sadık (as) ; sırat, aziz ve celil olan Allah’ı tanıma yoludur ve iki tecellisi vardır. Biri sırat dünyadadır ve bir sıratta ahrettedir. Dünyadaki sırat, itaati farz olan imamdır. Kim dünyada onu tanır ve yol göstericiliğine uyarsa ahirette cehennem üzerine kurulu bir köprü olan sırattan geçer.” ( El- Bihar, 24/11/3)

 

13- Nefis terbiyesi olmalıdır. Ramazan ayında Kur’an’ın nazil olması ve kadir gecesinin o ayda aranması gerçekten önemlidir.

“Allah sözün en güzelini, birbiriyle uyumlu ve bıkılmadan tekrar tekrar okunan bir kitap olarak indirdi. Rablerinden korkanların, bu Kitab’ın etkisinden tüyleri ürperir, derken hem bedenleri hem de gönülleri Allah’ın zikrine ısınıp yumuşar. İşte bu Kitab, Allah’ın, dilediğini kendisiyle doğru yola ilettiği hidayet rehberidir. Allah kimi de saptırırsa artık ona yol gösteren olmaz.”  (Zümer süresi/ 23)

Nahl Suresi/ 98 “ Öyleyse Kur’an okuduğun zaman, kovulmuş şeytandan Allah’a sığın.”

Şems süresi/ 7 “Nefse ve ona birtakım kabiliyetler verene,

8. Sonra da ona iyilik ve kötülükleri ilham edene yemin ederim ki,

9. Nefsini kötülüklerden arındıran kurtuluşa ermiştir”

Hz. Resulullah (s.a.a):insanlar içinde, gizlide ve açıkta huşu göstermeye en layık olan kimse, kur’an’ı bilen kimsedir. İnsanlar içinde, gizlide ve açıkta namaz kılmaya ve oruç tutmaya en layık olan kimse, Kur’an’ı bilen kimsedir.” (El- Kafi/ 2/604/5)

14- Kur’an ayetleri

a- muhkem ve muteşabih olarak ayrılırlar.

 Müteşebih ayetler ise iki şekildedir.

a-            Tam müteşabih; Yasin, taha, elif lem mim vs.

b-            Nisbi müteşabih; yani bir noktaya kadar açık anlaşılır. Bir noktadan fazlası açık değildir. Örnek Taha/ 5 “ Rahman arşa istiva etti” dediğinizde tam kavranılamaz. Ancak Şura /11. Ayet “ hiç bir şey O’nun benzeri değildir” dediğinde anlamı zihinde belirginlik kazanır.  Başka bir örnek;  Kıyamet süresi/ 23 “ Rabbine bakar” ayeti yarım müteşabihtir. Ancak Enam süresi/ 103 “ gözler O’nu görmez, ama o gözleri görür” dediğimizde anlam açıklanmış olur.

b-Nüzul ve tevil

Al-i İmran süresi/ 7 “Sana Kitab’ı indiren O’dur. Onun (Kur’an’ın) bazı âyetleri muhkemdir ki, bunlar Kitab’ın esasıdır. Diğerleri de müteşâbihtir. Kalplerinde eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onu tevil etmek için ondaki müteşâbih âyetlerin peşine düşerler. Hâlbuki Onun tevilini ancak Allah bilir. İlimde yüksek seviyeye erişenler ise: Ona inandık; hepsi Rabbimiz tarafındandır, derler. (Bu inceliği) ancak aklıselim sahipleri düşünüp anlar.”

c-             Ehli sünnet muteşabih ayetlerin Allahtan başka kimse bilemediğini savunur.. Şia ise “Allah, Peygamber ve Ehli Beyt bilir.” Der. Çünkü yüce Allah sadece kendisinin bildiği konuları Kur’an da dile getirmesini akla uygun görmez.

 Nisa süresi/  82 “Hâlâ Kur’an üzerinde gereği gibi düşünmeyecekler mi? Eğer o, Allah’tan başkası tarafından gelmiş olsaydı onda birçok tutarsızlık bulurlardı.”

Kur’an’ın nur, hidayet, beyan olduğu için kuranın ayetleri asıl maksatlarının açıklanması bakımından müphem olmaları ile asla bağdaşmaz.

d-            Tevil sadece muteşabih ayetler için söz konusu değildir. Muhkem ayetlerinde tevili vardır. Tevil, evl geri dönmek demektir.

Al-i İmran süresi/ 7 “Sana Kitab’ı indiren O’dur. Onun (Kur’an’ın) bazı âyetleri muhkemdir ki, bunlar Kitab’ın esasıdır. Diğerleri de müteşâbihtir. Kalplerinde eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onu tevil etmek için ondaki müteşâbih âyetlerin peşine düşerler. Hâlbuki Onun tevilini ancak Allah bilir. İlimde yüksek seviyeye erişenler ise: Ona inandık; hepsi Rabbimiz tarafındandır, derler. (Bu inceliği) ancak aklıselim sahipleri düşünüp anlar.”

 

Araf süresi/  52-53 “Gerçekten onlara, inanan bir toplum için yol gösterici ve rahmet olarak, ilim üzere açıkladığımız bir kitap getirdik.(Fakat onlar), Onun tevilinden başka bir şey beklemiyorlar. Tevili geldiği (haber verdiği şeyler ortaya çıktığı) gün, önceden onu unutmuş olanlar derler ki: Doğrusu Rabbimizin elçileri gerçeği getirmişler. Şimdi bizim şefaatçılarımız var mı ki bize şefaat etsinler veya (dünyaya) geri döndürülmemiz mümkün mü ki, yapmış olduğumuz amellerden başkasını yapalım? Onlar cidden kendilerine yazık ettiler ve uydurdukları şeyler (putlar) da kendilerinden kaybolup gitti.”

 

Yunus süresi /37 “Bu Kur’an Allah’tan başkası tarafından uydurulmuş bir şey değildir. Ancak kendinden öncekini doğrulayan ve o Kitab’ı açıklayandır. Onda şüphe yoktur, o âlemlerin Rabb’indendir.

38. Yoksa Onu (Muhammed) uydurdu mu diyorlar? De ki: Eğer sizler doğru iseniz Allah’tan başka, gücünüzün yettiklerini çağırın da (hep beraber) onun benzeri bir sûre getirin.

39. Bilakis, onlar ilmini kavrayamadıkları ve yorumu kendilerine asla gelmemiş olan (Kur’an’ı) yalanladılar. Onlardan öncekiler de böyle yalanlamışlardı. Şimdi bak, zalimlerin sonu nasıl oldu!”

Nisa süresi/ 59 “Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. Peygamber’e ve sizden olan Ulu’l Emre de itaat edin. Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz Allah’a ve ahirete gerçekten inanıyorsanız onu Allah’a ve Resûl’e götürün (onların talimatına göre halledin); bu hem hayırlı, hem de netice bakımından daha güzeldir.”

Tevil- tevil sahibi ile ortaya çıkar. Tevil eden Ehli Beyt imamları kabul edilmedikçe tevil hangi yoldan elden edilir? Bunu düşünmek gerekir.

Vakıa süresi/ 75- 79 “Hayır! Yıldızların yerlerine yemin ederim ki,

76. Bilirseniz, gerçekten bu, büyük bir yemindir.

77. Şüphesiz bu, değerli bir Kur’an’dır,

78. Korunmuş bir kitaptır.

79. Ona ancak temizlenenler dokunabilir.

e-            Nasuh ve mensuh

Birinci hükmün vaz edilişi, sınırlı ve geçici maslahatı içindir.

Nahl  süresi / 101-102 “Biz bir âyetin yerine başka bir âyeti getirdiğimiz zaman -ki Allah, neyi indireceğini çok iyi bilir- “Sen ancak bir iftiracısın” dediler. Hayır; onların çoğu bilmezler. De ki: Onu, Mukaddes Rûh (Cebrail), iman edenlere sebat vermek, müslümanları doğru yola iletmek ve onlara müjde vermek için, Rabbin katından hak olarak indirdi.”

f-              Batın- zahir

…Cabir Ebu Cafer (Muhammed Bakır aleyhisselâm)’ın şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Vâsilerden başka hiç kimse, Kur’ân’ın tüm zahirî ve bâtınî anlamını bildiğini, bütün Kur’ân ilimlerine sahip olduğunu iddia edemez.» (Usuli Kafi s. 389)

NİÇİN KURAN BÖYLE AÇIKLANDI?

1-            İMTİHAN

2-            AMEL EDİLMESİNE YÖNELİK KOLAYLIKLAR

3-            ÖRNEKLENDİRME

4-            BOYUTLARI AÇIKLAMA

5-            DERECELENDİRME ve MERTEBE BELİRLEME

 

15- Geçerlilik ve genellilik

İmam Muhammed Bakır (as); “eğer bir kavim hakkında nazil olan bir ayet, o kavim yok olduğunda geçersiz olsaydı, Kur’an’dan bir şey kalmazdı. Velâkin Kur’an gökler ve yeryüzü mevcut olduğu müddetçe geçerlidir. Her kavimin okuyup yararlanacağı ayetlere sahiptir.”

16- Ancak sadece nakillere dayandıklarını söyleyenler her ayet için o ayetle ilgili nâkile dayandıklarını savunurlar. Ancak bu da sıkıntılı bir savunmadır. Çünkü her ayetin tevilini açıklayan nakiller elimizin altında bulunmamaktadır. Hadis naklinde de sorunlar vardır. Bu yüzden Hz. Peygamber ve Ehl-i Beyt’inden gelen bütün delilleri görmek zorundayız.

17- Ayetlerde zorlama anlamların peşine düşmemek gerekir.

Fussilet  süresi /40 “Ayetlerimiz hakkında doğruluktan ayrılıp eğriliğe sapanlar bize gizli kalmaz. O halde, ateşin içine atılan mı daha iyidir, yoksa kıyamet günü güvenle gelen mi? Dilediğinizi yapın! Kuşkusuz O, yaptıklarınızı görmektedir.”

İsra süresi/ 36 “Hakkında bilgin bulunmayan şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz ve gönül, bunların hepsi ondan sorumludur.”

..Abdurrahman b. Kesir, Ebu Abdullah (Cafer Sadık aleyhisselâm)’dan şöyle rivayet etmiştir:

«”Kitaptan bir ilmi olan kimse: Ben dedi, gözünü açıp kapama­dan onu getiririm sana…” (Neml, 40)» Ebu Abdullah (Cafer Sadık aleyhisselâm) bu âye­ti okuduktan sonra parmaklarını açarak elini göğsünün üzerine koydu ve buyurdu ki:

«Allah’a yemin ederim ki, bizim yanımızda kitabın ilminin tamamı vardır.»

18- Kur’an’a uymayanlar rey görüşü ile amel ederler.  Usuli din iyice anlaşılmamışsa Kur’an’a da inanmazlar yada yarım inanırlar.

Bakara süresi/ 177 “İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmeniz değildir. Asıl iyilik, o kimsenin yaptığıdır ki, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitaplara, peygamberlere inanır. (Allah’ın rızasını gözeterek) yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, dilenenlere ve kölelere sevdiği maldan harcar, namaz kılar, zekât verir. Antlaşma yaptığı zaman sözlerini yerine getirir. Sıkıntı, hastalık ve savaş zamanlarında sabreder. İşte doğru olanlar, bu vasıfları taşıyanlardır. Müttakîler ancak onlardır!”

 Sad süresi/29(Resûlüm!) Sana bu mübarek Kitab’ı, âyetlerini düşünsünler ve aklı olanlar öğüt alsınlar diye indirdik.”

 

19- Kuranı sadece muhalifler kendi görüşlerine çevirmezler. İnanan kavmin içinden de kendi görüşlerine çevirebilirler. Kur’an’dan önce kendi eğilimleri ile Ahlaki, irfanı, felsefi yönü olanlar kendine göre çıkarımlar (rey görüşü) yapabilirler.

 

20- Bugün kişisel görüşten dolayı toplumsal prensipler gölgede kalmıştır. Parçacı yaklaşım ile tek yönlü kalmaya sürüklenilmiştir.

Hz Resulullah (s.a.a) : “Azameti yüce olan Allah şöyle buyurmuştur. “Benim sözümü kendi görüşü esasınca yorumlayan kimse bana iman etmemiştir.” (el- Bihar, 92-107/1)

Hz Reulullah (s.a.a) : “Benden sonra ümmetim hakkında en çok korktuğum şey, insanların Kur’an’ı yanlış şekilde yorumlamalarıdır.” (Münyetü’l Mürid, 369)

İmam Cafer Sadık (a.s) “ Kur’an’ı kendi görüşü üzere tefsir eden kimse, tefsiri doğru olsa bile sevap elde etmez. Eğer yanlış olursa günahı boynuna olur.” ( El- Bihar, 92/110/11)

 

 

21- Tavır ve fikirler kabul edildikten sonra Kur’an’a başvurmak doğru değildir.

 

22-  Kur’an’ın inzal, tevil, batın- zahir, muhkem- muteşabih yönlerini kabul etmemek te bir nevi gizlemek demektir.

Bakara süresi/ 174. “Allah’ın indirdiği kitaptan bir şeyi (âhir zaman Peygamberinin vasıflarını) gizleyip onu az bir paha ile değişenler yok mu, işte onların yeyip de karınlarına doldurdukları, ateşten başka bir şey değildir. Kıyamet günü Allah ne kendileriyle konuşur ve ne de onları temize çıkarır. Orada onlar için can yakıcı bir azap vardır.”

23- Zaman onu eskitmez.

İnanmayanlar Kur’an’ı belli bir zamana hapsederler.

Kalem süresi/15 “Ona âyetlerimiz okunduğu zaman o, “Öncekilerin masalları!” der.”

Ancak inanalar onun her zamanın üzerinde görürler.

Hz. Resulullah (s.a.a): “Kur’an öyle bir zenginliktir ki onsuz zenginlik olmaz ve o olduktan sonra da fakirlik olmaz .” (El- Bihar, 92/19/18)

Hz. Resullah (s.a.a): “ Kime Kur’an (bilgisi) verilir de başkasına kendisine verilenden daha üstün bir şey verildiğini sanırsa şüphesiz küçük bir şeyi büyük ve büyük bir şeyi küçük saymış olur.” (Meani’l Ahbar, 279)

Hz. Resulullah (s.a.a): “Kim öncekilerin ve sonrakilerin ilmini isterse Kur’an’ı araştırmalıdır.”  (Kenzü’l Ummal, 2454)

İmam Ali (a.s): “Kur’an her ne kadar tekrar edilse de ve kulakla işitilse de yine de eskimez.” (Nechü’l Belağa, 156. Hutbe)

 İmam Cafer Sadık (a.s): “kendisine , “ Kur’an ne kadar çok okunsa ve incelense de yeniliği ve tazeliği sürekli artmaktadır. Bunun sırrı nedir?”diye sorulunca: Çünkü Allah Tebareke ve Teâlâ onu, belli bir zaman ve belli bir grup insan için göndermemiştir.  Bu yüzden o, kıyamet gününe kadar her zaman ve her topluluk için yeni ve tazedir.” (El- Bihar, 92/15/8)

 

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Bir Cevap Yazın

Mail adresiniz 3. şahıslarla paylaşılmayacaktır. * işaretli alanların doldurulması zorunldur.

Yorum yaparken aşağıdaki HTML taglarını kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>