KISSALARDA İMAM MEHDİ(AS)’Yİ GÖRÜYORUM!

18813345_1899752146717483_7866376570794343231_n[1]

KISSALARDA İMAM MEHDİ(AS)’Yİ GÖRÜYORUM! 

Kur’an kıssaları birçok yönden bizi bilgilendirmektedir. İtikadi, ahlaki, siyasi, ekonomik, psikolojik, metodik, hukuki, irfani gibi tüm bireysel ve sosyal sorunlara cevap verdiğinin yanı sıra geleceğimizi de kuşatır…

 Biz geçmişten gelen bu yaşanmışlıkları tarih sayfalarının arasında bırakamayız. Yüce Allah buna izin vermemektedir. Bugün bile bu yaşanmışlıkları; ilahi kitap Kur’an içerisinde birer delil olarak gösteriyorsa demek ki bu gerçekler, bugünler ile hatta geleceğimizle de bir bağlantısı vardır ve insanlığın sonuna kadar bu açılardan da hepimizi bilgilendirmektedir.

Biliyoruz ki ilahi delil olan ayetler; zaman ve mekân üzeri birer meşaledir. Her zamanın anını aydınlatır, yön verir, yol gösterir. Çünkü bu kıssalar tarihe gömülmeyip, önümüzde birer delil olarak Rabbimiz tarafından sunulmuş olup, bizim bu deliller üzerine düşünmemizi, inanmamızı ve hatta hayata getirmemizi istemiştir.

İşte kıssalara bu yönden de bakmalıyız. Yani geçmiş ve geleceği birbiriyle ilişkilendirerek… Bu açıdan baktığımızda İmam Mehdi (as)’yi bu ilahi deliller olan kıssalar arasında görürüz.

Rabb’im hiçbir toplumu kendi başına bırakmamıştır. Neden beni veya bizi yalnız bıraksın ki.

Rad süresi/ 7 “ …Her kavim için bir hidayetçi vardır.”

Bu ayete binaen kendimizi yani bu zamanın insanlarını da terk edilmiş, başıboş ve başsız bırakılmadığına inanıyorum.

İstenen ilahi yol; Rabbimiz tarafından tarih boyunca hep gösterilmiş, elinde kitabı ve sünneti olan bir seçilmiş olmuştur. Yani ya Peygamber ya da onun vasisi olmuştur.

Kasas süresi/5” Biz ise yeryüzünde güçsüz düşürülenlere lütufta bulunmak, onları imamlar yapmak ve onları varis kılmak istiyoruz”

Peygamber Hz. Muhammed (saa) hatemdir yani son peygamberdir.

Ahzab süresi/ 40 “… Allah’ın Resulü ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah her şeyi hakkiyle bilendir.”

Bunu biliyorum, nübüvvetin son olduğunu, lâkin vasi için son denilmemişti. Peygamber “Ebter” değildi.

 Kevser süresi/ 3 “Doğrusu sana buğzeden, soyu kesik olanın ta kendisidir.”

 On iki kuşak olarak vasileri bildirilmiş olup ve bizler ise peygamber’in son kuşak döneminde yaşıyoruz. Geleceği geçmişten koparmayan ve son fırsat verilen ahir zaman dönemindeyiz. Ve bize gelen uyarı şu idi.

Tevbe süresi/ 119 “ Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve doğrularla beraber olun.”

 Bu ayette geçen “Doğrular(Sıddıklar)”dan maksat; peygamber Hz. Muhammed(saa)’in vasileri idi.

“Son vasi nerede, nasıl, ne zaman…” denilen sorular bizleri sorgulatıyor elbette. Ancak her sorunun cevabı vardır.

 Son vasi İmam Mehdi(as) neler yaşamadı ki… Önceki seçilmişlerin başına gelenlerin aynısı, onun da başına geliyordu.

Annesi Nergis Hatun’un hamileliği çok gizli şartlarda gerçekleşmişti. Aynen zalim hanedanların Hz. Musa ‘nın doğumuna engel olduğu gibi, Hz. İbrahim(as)’in baskılar altında doğduğu gibi Hz. Muhammed(saa)’in son vasisi beklenen Mehdi(as) de bu zor şartlarda doğmuştu. Çünkü o vasiler döneminde de, kanlı bir tarih yazan hanedanlar vardı.

Bakara Suresi/ 87 “ Andolsun, Biz Musa’ya kitabı verdik ve ardından peş peşe elçiler gönderdik. Meryem oğlu İsa’ya da apaçık belgeler verdik ve onu Ruhu’l-Kudüs’le teyid ettik. Demek, size ne zaman bir elçi nefsinizin hoşlanmayacağı bir şeyle gelse, büyüklük taslayarak bir kısmınız onu yalanlayacak, bir kısmınız da onu öldürecek misiniz?”

İmam Mehdi (as) için “küçük yaşta ona imamet sorumluluğu nasıl verilir?” diye şaşılır. Hâlbuki Hz. Yahya(as) daha doğmadan bir peygamber olarak müjdelenmişti.

Al-i İmran Suresi/ 39 “ Zekeriya mabedde namaz kılarken melekler ona, “Allah sana, kendisinden gelen bir kelimeyi (İsa’yı) doğrulayıcı, efendi, nefsine hâkim ve salihlerden bir peygamber olarak Yahya’yı müjdeler” diye seslendiler.”

Hz. İsa(as), bir yeni doğan olarak annesi Meryem(as)’in kucağında halka seslenir. Demek oluyordu ki Rabb’imiz nasıl izin verirse, nasıl dilerse öyle oluyordu.

Meryem süresi/ 29 -30 “ Bunun üzerine Meryem çocuğu gösterdi. Onlar; “Biz beşikteki bir çocukla nasıl konuşuruz?” dediler. (Allah’ın bir mucizesi olarak İsa şöyle) dedi: “Şüphesiz ben Allah’ın kuluyum. O bana kitab verdi ve beni bir peygamber yaptı.”

 

İmam Mehdi (as)’nin gizliliği şaşılıyorsa; Hz. İbrahim (as)’in, Hz. Musa (as)’nın kardeşlerinden, akrabalarından, kavminden gizletilip emin bir ortamda yaşaması gibi mümkün olduğu unutulmamalıdır.

Taha süresi/ 39 – “Onu (Musa’yı) tabut içine koy da denize bırak. Deniz de onu sahile atsın. Onu hem bana düşman, hem ona düşman olan biri alsın.” Bir de benim gözetimim altında yetiştirilmen için, üzerine katımdan bir sevgi bırakmıştım. (Ey Musa!)”

Ancak bizden önceki topluluklar gibi yine ilahi rahmet olarak aramıza verilen bu öncü seçilmişleri, ısrarla incitmeye devam ettik. İnsanlık tarihi bu seçilmişlerin öldürülmesi, incitilmesi, onlara zulümleriyle doludur. Hz. İbrahim(as)’in mancınıkta sallanması, ateşe atılması, Hz. Zekeriya(as)’nın katledilmesi, Hz. Yahya(as)’nın öldürülmesi, Hz. Musa(as)’nın çektikleri, Hz. İsa(as)’nın yaşadıkları… Tabi sadece peygamberler değil, diğer seçilmiş kimseler de bunları yaşadılar, onlara da zulümlerden pay düştü.

 Ve en son Hz. Muhammed(as) te küfür tarafından çektiği gibi, inandım diyenlerden de çok çekti… Kocaman bir süre “Munafikun süresi” boşuna inmemişti. Ne yazık ki bu zulümler ve tepkiler bitmedi. Dolayısıyla Hakk tarafından belirlenmiş ve bildirilmiş bu vasiler kolay kolay kabullenilmedi. Aynı sert ve üzücü tepkiler Hz. Muhammed (saa)’in vasilerine de gösterildi.

Bu ümmet hiç düşünmedi. Neden Hz. Muhammed(saa)’in vasileri on bir kez katledildi? En dikkati çeken ve herkes tarafından bilinen “Kerbela olayı” bile tarihe gömdürüldü. Daha elli yıl geçmemişti ki Peygamber(saa)’in çocukları katledildi, esir edildi. Hem de “inandım” diyenler tarafından…

 İşte tüm bu zulümlere, hakkın kapatılmasına ve duyarsızlıklara rağmen, kıymet bilmez insanlığımızın üzerine Rabb’im bize yine rahmet etti, meşalemizi tamamen çekmedi. Onu bizden korumak adına gizletti.

Aramızda istisnai olan ısrarla Rabb’imizden yol isteyenler, ilahi rızayı hedef edinenler ve bu zulümleri onaylamayanlar için önderimiz peygamber vasisini bizim aramızda bıraktı. Ancak onu koruyarak. Biz ona gayb değiliz, ancak o bize gayb oldu. O’nun yine elinde Kur’an, sünnetin yolunu gösteriyor bize. Ancak kendini ifşa ederek değil. O görevini yapıyor lâkin biz onu tanımadan…

Eğer onu bekliyorsak ve samimi isek, Hz. Musa (as)’nın Tur dağından dönüşünü bekleyen İsrail oğullarının şirk düzeneği gibi değil, Hz. İsa(as)’nın yanında duran havarileri gibi isek, O’na kendini açıklama izni verilecektir.

Dikkat ederseniz, O gelecek demiyorum, O zaten aramızdadır. Ancak bu gizlilik süreci ebedi değildir. Rabb’imizin izin verdiği kadardır. O kendini açıkladığı zaman dünya tarih süreci tamamen değişecektir. Gaybet (gizlilik)dönemi bitmiş olup, zuhur (aşikâr)dönemi başlayacaktır.

Dünyadaki her varlık bundan nasibini alacaktır. Çünkü her varlık O’nun velayetliğindedir. Kabul edenler ve etmeyenler aşikâr olacak ve sonuçlarına katlanacaklardır.

Gaybet sürecinde doğru duruş sergileyenler zuhur ile rahatlayacaklardır. Çünkü dünya tarihi boyunca gelen şirkin, küfrün ve batılın tüm baskı ve dayatmalarına O, son verecektir.

İsra süresi/ 81 (Ey Muhammed!) De ki: “Hak geldi, batıl yok oldu. Elbette batıl yok olmaya mahkûmdur.”

Kıssalar da zuhur dönemini de görüyorum. Yani İmam Mehdi (as)’nin kendini açıkladığı dönemi. Hz. Muhammed(saa)’in de kendini kırk yaşında açıkladığı gibi.

Bu dönemde de bazı sorular insanların aklını meşgul edecektir. Elbette insan aklı ile vardır. Kâmil olabilmek için bunları sorgulaması da en doğal hakkıdır. Ancak cevap, aklını kullanabilenler için yine ilahi delillerdedir. Kıssalar yaşanmış tecrübelerle elimizin altındadır. İnanan insan bu soruların cevaplarını yine kıssalar da görecektir.

İnsan şaşıracaktır. “İmam Mehdi (as) tüm evrene nasıl hükmedecek, her varlık ona nasıl tabi olacak?” diye.

O, her kavmin diliyle onlarla konuşacaktır. Onları kendi yoluna davet edecektir. Şaşırmaya gerek yoktur. Çünkü inanan insan bu soruların cevabını kıssalarda görmektedir. Önceden de Hz. Süleyman(as) döneminde böyle olayların olduğunu kabul etmiştir.

Hz. Süleyman(as) hayvanları bile koordine edip, onlarla konuşuyordu. Rüzgâra ve denizlere hükmediyordu. Cinler onun emrindeydi…

Enbiya süresi/ “79 – Biz onu(n hükmünü) hemen Süleyman’a bildirmiştik; (zaten) her birine hüküm ve ilim vermiştik. Davud’la beraber tesbih etsinler diye, dağları ve kuşları buyruk altına aldık. (Bütün bunları) yapan bizdik.

80 – Ona, sizi savaşta korumak için zırh yapma sanatını öğrettik, artık şükreder misiniz?

81 – Bereketli kıldığımız yere doğru, Süleyman’ın emriyle yürüyen şiddetli rüzgârı, onun buyruğuna verdik. Biz her şeyi biliyorduk.

82 – Onun için dalgıçlık yapan ve bundan başka işler de gören şeytanlardan da onun buyruğu altına verdik. Onların hepsini biz gözetiyorduk.”

Bu yüzden zuhurda İmam Mehdi (as)’nin bu durumu inanan insanı şaşırtmaz. Bu, yüce Allah’ın ona verdiği bir yetki, bir lütuftur.

Ya da insanlar imam Mehdi (as) için bu duruma da şaşıracaklardır. Bir insan bu kadar uzun yaşayabilir mi? Yoksa bu yeni doğmuş mudur? Gibi sorular gelir…

Hayır, o yeni doğmamış ve ya doğmayacaktır. O, doğmuştur zaten. 15 Şaban Hicri 255 yılında. Annesi ve babası bellidir. Allah tarafından bildirilen silsilenin ve peygamberin sulbünden gelen son seçilmiş kişidir. Seçilmişler zincirinden ayrı düşünülemez. Bu nedenle o doğmuş, şeceresi bellidir. Künyesi bilinerek ve bildirilerek dünyadadır. Ve aramızdadır. Yani bu kadar uzun yaşadığına inanmayıp, başka cevaplar aranmamalıdır. Kıssalara inanan insan bu cevabı da orada görür ve şaşırmaz.

Hz. Nuh(as)’un ömrünün de ne kadar uzun olduğu ilahi delillerde vardır.

Ankebut süresi/14 “Andolsun ki Nuh’u kendi kavmine gönderdik de, o dokuz yüz elli yıl onların arasında kaldı. Sonunda, onlar zulümlerini sürdürürken tufan kendilerini yakalayıverdi.”

Yine şaşırılan olaylardan biri de olağan üstü olaylardır. Hz. İbrahim için yakıcı ateş söndürücü suya dönüyorsa, her mucizenin olması da bu dönemde mümkündür.

Enbiya süresi/ 69  “Biz: “Ey ateş! İbrahim’e karşı serin ve zararsız ol” dedik.”

Kıssalarda bunu gören inanan insan şaşırmaz. Ancak kıssalara inanmayan insan kabullenemez, inkâr eder.

İmam Mehdi (as) zahirlerin batınlarını da ortaya çıkaracaktır. Yani bir iyiliğin arkasında yatan gerçek sebep, niçin sadaka verdiniz, namazının kalitesi ne kadar ya da arzuların nedir vs. tüm bunlar ortaya dökülürken şaşırabilirsiniz.

Lâkin kıssalarda bu gerçeği gören ve inanan insan şaşırmaz. Bunu de görmüştür ilahi delillerde.

Hz. Davut(as)’un ve Hz. Süleyman(as)’nın batın üzere hükmettiğini.

Enbiya süresi Enbiya süresi/ “78 – Davud ve Süleyman’ı da (hatırla). Hani onlar ekin hakkında hüküm veriyorlardı. Hani milletin koyunları (geceleyin) içinde yayılmıştı, biz onların hükmüne şahittik

79 – Biz onu(n hükmünü) hemen Süleyman’a bildirmiştik; (zaten) her birine hüküm ve ilim vermiştik. Davud’la beraber tesbih etsinler diye, dağları ve kuşları buyruk altına aldık. (Bütün bunları) yapan bizdik.”

İmam Mehdi (as) müstekbirlere, mütekebbirlere meydan okuyacaktır. Onlara haddini bildirecektir. Elbette yüce Allah’ın imam Mehdi (as)’ye ihtiyacı yoktur. Ancak önceki seçilmişlerdeki sünnetullah, yeniden gerçekleşecektir. Bu olayı neredeyse her kıssadaki mücadelede görebiliriz. O halde yine olmasına neden şaşıralım.

İmam Mehdi (as) döneminde önemli bir aşama da recat sürecidir. Yani bazı insanların dirilişine izin verilecektir. İnsanlar bu döneme şaşırsalar da cevap yine ayeti kerimelerde geçmektedir. Tur dağında İsrail oğullarının dirilişi gibi.

Hz. İsa (as) nasıl bazı ölüleri diriltiyorsa yine bu tablo gerçekleşecektir. Rabb’inin azametine, ilahi kitabına ve peygamberine inanan insan, buna hayret etse de inkâr etmeyecektir.

Maide süresi/ 110 “Allah şöyle diyecektir: “Ey Meryemoğlu İsa! Sana ve annene olan nimetimi hatırla! Hani seni Rûhu’l-Kudüs (Cebrâil) ile desteklemiştim. Beşikteyken ve kemâle ermişken insanlarla konuşuyordun. Sana yazıyı, hikmeti, Tevrat’ı ve İncil’i öğretmiştim. İznimle çamurdan kuş şeklinde bir şey yapmış ve ona üflemiştin, o da iznimle kuş olmuştu. Anadan doğma kör olanı ve alaca hastalığına yakalanmış kimseyi iznimle iyileştirmiştin. Ölüleri iznimle (hayata) çıkarmıştın. İsrailoğulları’na âyetlerle geldiğin ve onlardan inkâr edenlerin: “Bu ancak apaçık bir sihirdir” dedikleri zaman seni, onlardan korumuştum.”

Elbette Hz. İsa zahiri olarak insanları diriltse de, batında da insanları hakk ile diriltiyordu. Tüm seçilmişler bu amaç için gelmişlerdi. İnsanlara hayat vermek için.

Buna benzer sorulardan biri de imam Mehdi (as) nasıl hareket edecek diye düşünülmesidir. Aynen Hz. Muhammed(saa) gibi hareket edecek ve cahiliyye hayatına son verecektir.

Hadis rivayetine göre, Abdullah b. Ata el-Mekkî, İmam Cafer Sadık’a (a.s): “Mehdi’nin hareket tarzı nasıl olacak?” diye sormuş, İmam (a.s) da şu cevabı vermiştir:

“Tıpkı Resulullah (s.a.a) gibi yapacaktır. Resulullah (s.a.a) kendisinden önceki cahiliyeyi yıktığı gibi, o da kendisinden önceki hayat tarzını yıkacaktır. İslâm’ı yeniden ihya edip hâkim kılacaktır.” ( Biharu’l-Envar, 52/352)

Kıssalara inanan bu çerçeveyi de görecektir.

İnsanlık seviyesi herkes tarafından malumdur. Geçmişte sapıtan ve azıtan topluluklarda Rabb’im seçilmişi ayırıp o kavmi helak ediyordu. Geçmişteki her topluluk bu süreci yaşarken biz kendimizi, bu konuda da sorguluyor muyuz? Oysaki bugün de insanlık her türlü haksızlığı yapmaktadır. İşte cevap yine geliyor.

Enfal süresi/ 33 “Hâlbuki sen içlerinde iken Allah, onlara azab edecek değildi. İstiğfar ettikleri sürece de Allah onlara azab edecek değildir.”

Aramızda bizi şereflendiren İmam Mehdi(as) denilen son hatemi evsiya vardır. Onun hürmetine Rabb’im bize mühlet vermiştir. Şimdi tercih zamanıdır. Ya son olarak seçilmiş olan İmam Mehdi (as)’ye tabi olacağız ya da tarihte tekerrür eden zalim ve inkâr ehlini tercih edeceğiz.

İmam Mehdi (as) tarih denizinde yüzen Nuh’un gemisinin son kaptanıdır. Kaptana inanan gemiye biner, binmeyen tufana karışır. Her seçilmiş (Peygamber ve Vasileri)’in adalet ve rahmet önderi olarak tüm gayeleri; ilahi rıza doğrultusunda temiz, salih ve arınmış olan bir topluluk oluşturmaktır. Ve son olarak İmam Mehdi(as) de bunu yapacak. Salih topluluğu, asi topluluklardan ayıracaktır. İnsanlık tarihine son noktayı koyacaktır.

Geleceği geçmişe, geçmişi geleceğe bağlayan bu örnekleri daha da çoğaltabiliriz. Kısaca tüm bu örneklerde ortak nokta şudur. Her kıssa üzerinden imam Mehdi (as) ‘yi anlamaya ve tanımaya bir pencere vardır. Bu da doğaldır. Ne kıssalar geçmişe gömülmüş gibi kabul edilir. Ne de imam Mehdi(as) tepeden inme bir önderdir.

İmam Mehdi (as) tüm enbiyalar varisi, tüm vasilerin vasisidir. Bu nedenle tüm tecrübe, delil ve ilmin onda toplanması normaldir. Çünkü O, nuru tamamlayacak, batılı zayi edecek son noktadır. Kıssalarda İmam Mehdi(as)’yi gören; ne gaybet sürecinde olup bitenlere, ne de zuhur sürecinde olup biteceklere asla şaşırmayacaktır. Bilakis yakini daha da artacaktır.

 

 

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Bir Cevap Yazın

Mail adresiniz 3. şahıslarla paylaşılmayacaktır. * işaretli alanların doldurulması zorunldur.

Yorum yaparken aşağıdaki HTML taglarını kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>