ARTIK SELAM BİLE VERME!

0x0-1

KINA VE DIŞLA!

ARTIK SELAM BİLE VERME!

Toplumların ulaştığı okuma yazma oranına bakmayın. İnsanlar yıllarca üniversite sıralarından geçseler bile ne yazık ki cehalet diz boyu almış başını gidiyor. Kalplere dokunuşlar olmayınca, maalesef ahlak ve edeplerde de bir gelişme söz konusu değil. Gelişmeyi bırakın gerileme bile olduğunu görüyoruz.

Yaratanına olan nankörlük, her varlığa nankörlüğü de beraberinde getirmektedir.

Müslüman Müslüman ilişkisini beceremedik. Bari insan insan ilişkisini yapalım. Sanırım onu da insanlık olarak yüzümüze gözümüze bulaştırdık.

Zaten insanlar arasındaki bu kadar kopukluğun sebebi de ilişkilerin doğru bir temel üzere olmayışından değil mi? Gerçekten ilişkiler “Allah rızası” üzerine oturmayınca kalplerin buluşma noktası da bir türlü olmuyor. ilişkiler keşmekeşince, cehalet yarışına giriliyor galiba, hiç tereddüt edilmeden…

Örneğin karıkoca ilişkisinin temelinde Allah rızası olmayınca kadın ve erkek ilişkisi hangi temel üzerinde olur veya kadın ve erkeğin buluşma noktası neresidir? Temelde kulluk olmayınca  bu kadın ve erkek ilişkilerini nereye oturtabilecekler? Yolculukları beraber nereye kadar sürecektir acaba?

Aynı konu iki arkadaş içinde söz konusu. Saçma düşüncelerde, karmaşık duygularda ve dağınık psikolojilerde bu beraberlikler nereye kadar sürecek? Değerler ve erdemler her gün yere serilirken bu ilişki daha ne kadar dayanabilecek? Gizli kibir, bastırılan kıskançlık, arka hesaplar, kötü niyet ve bilemediğimiz nice nefsanî hastalıklarda bu ilişkiler hayat kaynağını nereden alacak?

Bu tablolar iki kardeş içinde, baba ve evlat içinde, iki komşu içinde geçerlidir…

İşte cahiliyye hayatını andıran bu kısır döngü içerisinde siz de zarar görebilirsiniz. Özellikle bir şeylerin düzelmesi için çabalıyorsanız elbette taşlanmanız kaçınılmazdır. Ancak tüm direnişlere rağmen pes etmek mi, yoksa direnebilmek mi? Bazen nereye kadar dayanabileceğinizi derin derin düşünürsünüz. Bazen kan kaybettiğinizi bile zannedebilirsiniz. Ancak yüce Allah kendi tavsiyelerini önemseyenlere tahammül noktasını da buyuruyor.

Furkan süresi/ 63 – “O çok merhametli Allah’ın (has) kulları onlardır ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler ve cahil kimseler kendilerine laf attığı zaman (incitmeksizin) “selam” derler (geçerler).”

Cehalet tablolarından yüz çevirmeyi, bu tablolarda kullarının tükenmesine müsaade etmiyor. Rabb’imiz, İlişkileri kesmemeyi, ancak yıpranmaya da izin vermemeyi tavsiye ediyor. “Selam” deyin ve geçin. Çünkü sorunun çözümü ancak doğru temel atılımıyla olur. O temel “Allah rızası” dır. Eğer temel atılamıyorsa cehalet ile yarışılamaz. Bu nedenle en azından o kişinin cehalet arasında erimesini, zaman kaybetmesini ve tükenmesini istemiyor.

Ancak bazı durumlar da selam vermek bile doğru olmuyor. Cehalet ve değerler dibe vurduğunda tamamen saygınlıkta kaybolur. Bu sebeple bundan ötesi kınama ve dışlama zamanı gelmiş demektir.

Artık selam bile verme!

İmam Cafer Sadık (as) şöyle buyurdu; “ Altı kişi vardır ki onlara selam verilmez. Yahudi’ye, Hıristiyan’a, tuvaletteki adama, içki masasındakilere, namuslu kadınları zina ile suçlayan şairlere, annelere küfrederek şakalaşanlara” (Vesailu’ş Şia, c. 8, s. 418, h.1)

Tuvalete giden adamı anladık selam kelimesinin hürmeti çiğnenmemelidir. Ancak diğer seçenekler neden?

Artık bir toplumun dibe vurmadaki etkenleri de görüyorsunuz, yansımalarını da. Daha ne denilmeli, bilemiyorum?

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Bir Yorum

  1. 1

Bir Cevap Yazın

Mail adresiniz 3. şahıslarla paylaşılmayacaktır. * işaretli alanların doldurulması zorunldur.

Yorum yaparken aşağıdaki HTML taglarını kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>