İMAMLARA SALDIRILARDAN SADECE BİR TANESİ

Resim---Kopya

Bir toplum önderine bağlı olursa sağlıklı çalışan organlar gibi düzenli ve istikrarlı olur. Çünkü toplumun tüm organları baştan gelen emirleri dinler, kendisinden başa düzenli ve sağlıklı mesajlar gider. Böylece her şey yerli yerinde olur. Böyle bir yapı hem sistemli, hem de uzun ömürlüdür.  İlahî meram imamet düzenini ister.

İşte bu düzeni hazmedemeyen, sıra dışı olduğu halde organ gibi görünen habis tabiatlı, adeta insanlığa tümör gibi yapışan, onları üzen, kanatan, inciten bu grup başı(imamet) istemez. İster ki kendisi organlara hükmetsin. Tüm organları avucunun içine alsın.

 Bunlar ilahî meramı bertaraf edip, kendilerini âdeta bir ilah gibi görüp,  gaspçıdırlar, yıkıcıdırlar, tüketicidirler, bencildirler…  Bu durum tüm organları sağlam lâkin beyin ölümü olan bir tablodan daha vahim bir durumdur. Çünkü burada baş sessizdir, vücuda etkisi yoktur. Ancak bu habis gaspçı,  tüm çirkinliğini ve hastalığını bütün organlara hızla yayar.

İşte sağlıklı bir ümmetin düzeni için ilahî imameti istemeyenler, farklı farklı şekillerde saldırırlar. Kimisi misyonlarına, kimisi yollarına, kimisi de bizzat kendilerine… Geçmiş tarih ve günümüzde de bu tablo hâlâ devam etmektedir…

Sakife’de doğan bu düşünce Emeviler de ergen oldu, Abbasiler de olgunlaştı, günümüzde de bir yetişkin olarak duruyor. Günümüzde hemen her toplumda kurulan bu düzenek, kendini sağlama almıştır. Her türlü tedbiri almıştır kendine.

Peygamber(saa) ve öne çıkarmak istedikleri kabirler üzerinden rant kazananlar, diğer taraftan İmamların (Ehl-i Beyt imamları) kabirlerine ziyaretleri engellerler. Ellerinden geldikleri dönemlerde yıkarlar, ellerinden geldiğince de propagandalar ile hayattan dışlarlar.

Şimdiye kadar süren ve yayılan bu Emevi zihniyeti, Peygamber’(saa)in misyonunu ve yolunu anlama yerine O’nun yolunu ve ismini kendi çıkarları için kullanırlar. Organik yapısı bozulan halk grubu ise düşünmeyi bırakmıştır. Ya da onlar gibi yorumlamaya geçmiştir.

 Peygamber(saa)’e gerçekten bağlı iseler, Onun evladı,  tüm kadınların efendisi durumunda olan rol model kızı Fatıma’nın türbesi nerededir? Nedendir?

Oğulları olan İmam Hasan (as) herhangi biri gibi halk mezarlığında neden yatmaktadır? Aynı dönemde var olan bazı kimseler, özel kabir ve oturdukları evleri mescitlere çevrilirken Ehl-i Beyt aile efradının evleri, kabirleri nerelerdedir??

Tarihte kaç defa İmam Hüseyin’in kabri yerle bir edildiğini biliyor musunuz? Peygamber(saa)’in torunları olan İmam Bakır(as)’ın, İmam Cafer Sadık(as)’ın evleri, kabirleri nerededir?

 İmamların yaşadıkları dönemdeki çetin günler yetmezmiş gibi, şehadetlerinden sonraki dönemlerde de kabirlerinin başına birçok zulümler gelmiştir. Neden, niçin? Diye de kimsenin aklına gelmez.

 İmam Ali(as)’nin kabir hikayesi, İmam Hasan(as)’ın kabir hikayesi, İmam Hüseyin(as)’in kabir hikayesi… Her imamım kabir hikâyesi bir dosyadır. Hepsinin ortak noktası da aynıdır. Aynen yaşadıkları zulümler gibi…

İmamlar yaşarken de, şehitken de bu ümmetin imamıdırlar. Çağrıları asla susmaz. Habis olanlar bu çağrıların duyulmaması için yaşarken susturmaya çalıştıkları gibi, şahadetlerinden sonra da onların ziyaret edilmesini istemezler. İsterler ki insanlar uyanmasınlar. Gaflet uykusuna devam etsinler… Onlar da biliyor ki ziyaret bilinci, imamete bağlılığı tazeliyor, vicdanları uyandırıyor, insanların düşünmelerini sağlıyor. Dolayısıyla insanları kendine getiriyor.

Acaba Baki mezarlığının önünde dursanız sağınıza baktığınızda Hz. Peygamber(saa)’in yanı başında Ömer bin Hattab ve Ebubekir bin Kuhafe’yi görürsünüz de, solunuza baktığınızda Peygamber’den altı ay gibi kısa bir süre şehit olan Fatıma’nın nerede olduğunu merak etmez misiniz? Fatıma’nın evinde neden kendisi yatmamaktadır diye sormaz mısınız?

İmam Hasan(as) Baki mezarlığında halktan herhangi biri gibi, “acaba hangisi?” soruları ile Baki mezarlığının dümdüz haline bakıp kalmaz mısınız?

Ya da Medine şehrine dağılmış mescitler hikâyesi de düşündürücüdür. Her biri kendilerinin onayladıkları ashapların evlerinden dönüştürme mescidlerdir. Hani Ehl-i Beyt’ten olanların evleri! Ya da bazı ashaplar neden yok? Hepsi gasp edilerek başkalarına, ev ahalisi olmayanlara bağışlanmış.

 Bu zihniyetin asırlarca minberler de Ehl-i Beyt’te hakaret ederken ve ettirirken onlara hürmet göstermesi beklenemez. On bir defa Peygamber evladını katlederken, Risalet yolunu budamaya çalışırken bir de hatıralarına izin vermesi ümit edilemez.

 İmam Muhammed Bakır(as), İmam Cafer sadık (as) herhangi bir Müslüman gibi halk mezarlığındadır. Belki siz okuyucular da bu isimler kim diyeceksiniz? Lâkin bu zihniyet yoğun saldırıları ile inananlara isimlerini bile unutturdular. Oysaki onlar bizim, bizim “İmamlarımız”dı. Yüce Allah’ın Peygamber(saa) üzerinden bildirdiği yüzlerce emirleri ile haber verdiği baş taçlarımızdı?

Daha yolun başında sahneler böyle… Tarihi biraz koklamış, aklını biraz çalıştırmış kişiler bu sahneleri görünce sorgulamaya başlarlar… İmamet yolunu fark ederler…

Bilir ki bu yollarda çok entrikalar, çok zulümler olmuş…

İmam Hüseyin (as) neden Kerbela’da, Kerbela ashabı neden kucağında… Kabir sessiz gibi dursa da aslında insana çok şey anlatır. Kabirden sana çok pencereler açılır…

İşte Necef’te İmam Ali (as), Kazimeyn’de İmam Muhammed Tâki ve İmam Musa Kazım (as)…. Onlar Necef’te, Bağdat’ta neden yatmaktadır? Onlar Medine doğumlu, evleri Medine’de, cedleri Resulullah orada. Kendileri neden Medine dışındalar? Bir zamanlar Resulullah(saa)’ın da Mekke’den gönderildiği gibi.

İmamlara kalsa hepsi Resulullah(saa)’ın yanı başında evlerinde olurlardı. En çok dolaşacakları yol Mekke – Medine arası olurdu. Lâkin kısa hayatları olduğu gibi, ömürleri de hep gurbetlerde geçti. İmam Nâki(as), İmam Hasan Askeri(as), İmam Mehdi (as) Samarra şehrinde… Samarra da neden? İmam Mehdi (as) meçhul gösterilirken, onun doğduğu ve yaşadığı evi de görmezlikten gelinir.

Bu habis ve zalim kişi veya kişilerin tüm dertleri; ümmet ile imamlarının arasına girmek ve bağlantıyı kesmektir. Böylece başı vücudundan ayırarak, hem başa zulmetmek, hem de vücuda.

Bu zamanda bile İmam Hüseyin’in kabrine inananların gitmelerini onaylamıyorlar. Erbain yürüyüşü yirmi altı milyon insan ile yapıldı. Sosyal medya bunu gündemine bile almadı. 26 milyon insan bir ülke nüfusudur. Ama yine de insanlardan gizlerler. Bu ziyaretleri bir gelenek olarak gösterirler. Ne zamandan beri geleneklerin usulleri, duaları, delilleri olmuştur.

Ziyaretler bir gelenek ürünü değildir. Bir bilinç ürünüdür. Bu habis tabiatında olanlara karşı bir direniş, bir cevaptır. Şöyle ki imamlar hayatta olsa da, olmasa da onlar her daim bu ümmetin başıdırlar. Bu ümmet onlardan her daim beslenecektir. Onlardan ayrı olmak asla düşünülmeyecektir. Tıpkı Resulullah(saa)’tan ayrı düşünülmediği gibi…

Selam âlemlere rahmet, Risalet ve Nübüvvetin son durağı Hz. Muhammed’e,

Selam tüm imamların babası, Emir-el Mü’minin İmam Ali b.n Ebu Talib’e

Selam babasının ve tüm imamların annesi Fatıma Zehra’ya

Selam cennet reyhanı olan İmam Hasan Mücteba’ya

Selam İmam Hüseyin Şüheda’ya, Zeyneb-i Kübra’ya ve ashabı Kerbela’ya

Selam çorak toplumu yeniden yeşillendiren İmam Muhammed Bakır’a

Selam âlimler yetiştiren İmam Cafer Sadık’a ve Salih cemaatine

Selam öfkesini yüreğine hapseden, zindanları mektebe çeviren İmam Musa Kazım’a

Selam Horasan güneşi İmam Rıza’ya ve yoldaşı Masume annemize

Selam fakirlerin ve yetimlerin babası İmam Muhammed Taki’ye

Selam kısacık ömrü ile çok çeken İmam Ali Naki’ye

Selam ümmeti koruma adına son imamı saklamak için çok yorulan İmam Hasan Askeri’ye

Selam olsun zamanın sahibi İmam Mehdi’ye!

Tüm seçkinlerin vasisi, enbiyaların sırrının son durağı, Kur’an tevilinin ve sünnetin son taşıyıcısına! Lebbeyk Ya Mehdi(as)!

Zalimler, cahiller, gafiller her ne kadar istemese de Rabb’im seninle nurunu tamamlayacaktır. Hakkı batıla üstün getirecektir. Bu zamanın “İmam”ı sensin hiç şüphesiz. Beni de, bizi de yanınızda kabul sayın. Cahilliye üzerine hayatımızı bitirmemize izin vermeyin. Sen bizim başımızsın. Bizi de emir verdiğin organlardan olarak görün lütfen. Elinizi bizden çekmeyin. Habis olanlar buna engel olsa da…

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Bir Cevap Yazın

Mail adresiniz 3. şahıslarla paylaşılmayacaktır. * işaretli alanların doldurulması zorunldur.

Yorum yaparken aşağıdaki HTML taglarını kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>