İMAM MUHAMMED BAKIR(S.A)’ A, BENDEN HEDİYE NE OLABİLİR?

Resim---Kopya---Kopya

İMAM MUHAMMED BAKIR(S.A)’ A, BENDEN ÖZEL BİR HEDİYE NE OLABİLİR?

Bu gün İmam Muhammed Bakır (sa)’ın doğum günü.
Onu çok seven ben, ona “Doğum Günü” hediyesi vermek istiyorum. Acaba ne olabilir?

Bunu öğrenmek için ilk önce o benden ne isteyebilir diye düşünmeliyim…
O benden iki şey istiyor. Eğer bunu yaparsam çok mutlu olur ve hediyemi kabul eder.
O halde bakalım onun benden istediği iki önemli şey nedir?

BİRİNCİSİ; “ SALİH BİR TOPLULUK” TAN OLMAMI İSTİYOR!

SALİH TOPLULUK NE DEMEKTİR?

Salih topluluğun esas ekseni İslâm’dır. İslâm; amelin, hareketin, hayat tarzının ve ilişkilerin de ilk muharrik gücüdür. İslâm’ın yüksek maslahatı da, bütün maslahatların üstündedir. Yani benim, senin, onun iyiliği değil, hepimizin iyiliği için olan maslahat.
İslâm, temel bağlılıktır. İslâm’a bağlananlar, dar alanlı bağlar olan ikinci dereceden bağlantıların üzerine çıkarlar. Dikkatlerini ve tavırlarını ortak hedefe, bütün bağlılıkları şemsiyesi altına alan en geniş ufka yöneltirler. Bu şemsiyenin gölgesinde ilişkiler; karşılıklı dayanışma, şefkat, nasihat, emanet, adalet, hoşgörü, sevgi ve ihsan temeli üzerine bina edilir. Bu ilişkiler, sınırlı değer ve şartların, gelip geçici kişisel beklenti ve çıkarların baskısından kurtulmayı gerektirir.
İslâm, en geniş ortak paydadır; şahadet getiren herkesi kapsar. İmam Bâkır (a.s) İslâm’ı şöyle demektedir:
…İslâm, evlilik, miras ve kanın dokunulmazlığını sağlayan inançtır (kelime-i şahadet getirmektir). [1]
Buna göre salih cemaat; farklı akımları, değişik fikrî ve siyasî mezhepleri bünyesinde barındıran büyük İslâm toplumunun bir parçasıdır ve bu büyük bünyeyi parçalanmaktan korumakla yükümlüdür.
Salih cemaat ile diğer gruplar arasındaki ortak düşünce veya ortak akide; Allah’a, peygamberlerine ve kitaplarına iman etmek, son Peygamber’in (s.a.a) risaletine ve kıyamet gününe inanmaktır.
Ehl-i Beyt’e (a.s) bağlılık, salih cemaatin özel kimliğidir ve bu kimlik onu, başka mezheplere uyan diğer cemaatlerden ayırır.
Ehl-i Beyt’e mektebine bağlılık, yani bütün mertebeleriyle ve onları sevmek, onlara yardım etmek şeklinde somutlaşan bütün nesnel yansımalarıyla onları veli edinmek, Allah ve Resulü’nün, Müslüman insana bütün hayatı boyunca ve hayatının bütün alanlarında geçerli olmak üzere yönelttiği emir ve yasaklardan ibaret olan emir ve yasaklarına teslim olmak demektir. Öyle ki akıllar, kalpler ve fiiller, Ehl-i Beyt’in akidevî ve hareket metotlarıyla aynı anda uyumlu bir şekilde işlevlerini icra ederler. Çünkü Ehl-i Beyt (a.s), İslâm risaletinin gerçek devamıdır. Onlar, Hz. Peygamber’in (s.a.a) Sekaleyn Hadisi gibi nebevî hadislerde temellerini attığı ilâhî hayat sistemine göre hareket ederler. İmam Bâkır (a.s) bu hususla ilgili olarak şöyle buyurmuştur:
Biz; rahmet Ehl-i Beyt’i, nübüvvet ağacı, hikmet madeni, meleklerin uğradığı merkez ve vahyin iniş mahalliyiz. [2]
Ehl-i Beyt’e bağlılık; salih cemaatin fertlerini, daha geniş mensubiyet bağlamında, yani İslâm’a bağlılık bağlamında ortak paydada buluştukları diğer gruplara karşı örneklik rolünü üstlenmek durumunda bırakır. Bu salih cemaatin, başkalarına örneklik etmeleri gerekir.

İmam Bâkır (a.s) onları özel niteliklerle vasfetmiştir. Bu niteliklerden bazıları şunlardır: Allah’a itaat etmek, takva, farzları eda etmek, haramlardan kaçınmak, güzel ahlâk, güzel bir hayat sürdürmek… İmam (a.s) bu mensubiyetin takvasız, zühtsüz ve salih amelsiz gerçekleşmeyeceğini bizlere hatırlatmıştır..

BENDEN İSTEDİĞİ İKİNCİ ÖNEMLİ ŞEY DE;  ASLA “İMAM MEHDİ(SA)” NİN ELİNİ BIRAKMAMAMDIR.

İslâm-cahiliye, hak-batıl arasındaki mücadele, her ikisi de var olduğu, bir bünyeye, önderliğe ve destekçilere sahip olduğu sürece bitmeyecektir. Bu mücadele, sonunda hakkın batıla kesin olarak galip geleceği güne kadar devam edecektir. İmam Mehdi’nin (a.s) zuhuru ve evrensel zulme karşı devrim hareketini başlatması, bu kesintisiz mücadelenin son halkasıdır. O günden sonra batıl ortadan kalkacak ve onun için bağımsız bir egemenlik kalmayacaktır.
İmam Mehdi’yi (a.s) beklemek, olumlu bir harekettir. Ruhun aktifliğinin ifadesidir. İmam Mehdi’yi (a.s) beklemek, evrensel kurtuluş ve zafer için tüm düşünce ve güçlerin seferber edilmesini gerektirmektedir.
Bütün Ehl-i Beyt İmamları (Allah’ın selâmı onlara olsun) özellikle de İmam Bâkır (a.s), bu gerçeği vurgulamışlardır. Amaç, bu hakikatin bütün akıllarda ve ruhlarda kök salmasıdır. İmam Bâkır (a.s) bu hususta şöyle buyurmuştur:
Sizin yıldızlarınız gökteki yıldızlar gibidir. Bir yıldız battığında bir başkası doğar. Ancak parmaklarınızla ona işaret ettiğiniz ve kaşlarınızla ona ima ettiğiniz zaman Allah, yıldızınızı sizden gizler. Artık bütün Abdulmuttalib oğulları eşit hâle gelir ve kimin kimden olduğu bilinmez. (Uzun bir süre böyle devam ettikten sonra tekrar) yıldızınız doğunca Rabbinize hamd edin. [3]
İmam Bâkır (a.s), İmam Mehdi (a.s) kıyamını Allah’ın kesin bir emri olarak nitelendirmiş ve şöyle buyurmuştur:
Allah’ın kesin olarak gerçekleştirmeye hükmettiği hususlardan biri de, bizden olan Kaim’in kıyam etmesidir. [4]
İşte beni İlahî proje de O’na yardım etmeye hazırlamak amacıyla da uyarmıştır. Adeta benim, O’na ensar olmamı istemektedir.
İşte bu iki noktada hazırlık yaparsam o çok mutlu olur, ben de mutlu olmuş olurum.
Selam ona, doğduğu güne, yaşadığı günlere ve şahitlik yapacağı güne….

[1]- Tuhefu’l-Ukul, s.217–218
[2]- el-İrşad, s.266
[3]- Biharu’l-Envar, 51/138
[4]- age. 51/139

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Bir Cevap Yazın

Mail adresiniz 3. şahıslarla paylaşılmayacaktır. * işaretli alanların doldurulması zorunldur.

Yorum yaparken aşağıdaki HTML taglarını kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>