İMAM BÂKIR’IN (A.S) TEFSİRİNDEN ÖRNEKLER

f1286cdaafe0e1259acbf148f21c18ec

İMAM BÂKIR’IN (A.S) TEFSİRİNDEN ÖRNEKLER

  1. İmam Bâkır (a.s): “Şüphesiz ben; tövbe eden, inanan ve yararlı iş yapan, sonra doğru yola giren kimseyi bağışlarım.” Tâhâ, 82 ayetinde geçen “doğru yolda giden” (hidayet) ifadesini Ehl-i Beyt İmamları’nın velâyeti şeklinde tefsir etmiş ve şöyle buyurmuştur: “Allah’a yemin ederim, eğer bir adam bütün ömrünü, Kâbe’nin rüknü ile İbrahim makamı arasında Allah’a ibadet etmekle geçirir, ama bizim (Ehl-i Beyt’in) velâyetimizi kabul etmezse, Allah onu yüzükoyun cehenneme atar.” (Mecmau’l-Beyan, 7/23)
  2. - “Ey Resul! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan, O’nun elçiliğini yapmamış olursun. Allah seni insanlardan koruyacaktır. Doğrusu Allah, kâfirler topluluğuna rehberlik etmez.” Mâide, 67 ayetini şöyle tefsir etmiştir; “Yüce Allah, Resul’üne Ali’yi halife olarak tayin etmesini vahyetti. Resulullah (s.a.a) bunun, ashabından bazılarına ağır gelmesinden korkuyordu. Bunun üzerine yüce Allah, emrini yerine getirme hususunda onu cesaretlendirmek maksadıyla bu ayeti indirdi.” (Mecmau’l-Beyan, 4/223)
  3. “O gecede melekler ve Ruh (Cebrail) inerler.” Kadir, 4 ayetini tefsir ederken şöyle buyurmuştur: “O gece, melekler ve kâtipler dünya semasına inerler ve o sene içinde kula isabet edecek şeyleri yazarlar. Emir, O’nun yanında ve O’nun meşiyetine bağlıdır. Dilediğini öne alır, dilediğini de erteler, dilediğini sabit kılar. Ana kitap O’nun yanındadır.” ( Deaimu’l-İslâm, 1/334)
  4. “Artık onlar ve azgınlar oraya (cehenneme) tepetaklak atılırlar.” Şuarâ, 94 ayetini şu şekilde açıklamıştır: “Bu ayet, dilleriyle adaletten söz eden, sonra bu dediklerinden farklı bir tutum içinde olan bir topluluk hakkında nazil olmuştur.” (el-Kâfi, 1/47)
  5. “Eğer bilmiyorsanız, Zikir ehlinden sorunuz.” Enbiyâ, 7 ayetiyle ilgili olarak Muhammed b. Müslim şöyle rivayet eder: İmam Ebu Cafer’e (a.s) dedim ki: “Yanımızda bazı kimseler vardır ki, bu ayette kastedilenlerin Yahudiler ve Hıristiyanlar olduklarını iddia ediyorlar.” Buyurdu ki: “Bu durumda onlar, sizi kendi dinlerine davet ederler!” Sonra, eliyle göğsüne işaret ederek: “Zikir ehli biziz, sorulacak kimseler biziz.” buyurdu.” ( el-Kâfi, 1/211)
  6.  “Her insan topluluğunu önderleri ile birlikte çağıracağımız o gün…” İsrâ, 71 ayetiyle ilgili olarak Cabir b. Yezid el-Cu’fî, Ebu Cafer’in (a.s) şöyle buyurduğunu rivayet eder: Bu ayet nazil olduğunda, Müslümanlar: “Ya Resulallah! Bütün insanların imamı sen değil misin?” dediler. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurdu: “Ben, Allah tarafından bütün insanlara gönderilmiş resulüm. Ancak benden sonra benim Ehl-i Beyt’imden insanlara önderlik edecek imamlar olacaktır. Bunlar, insanlar içinde imam olarak ortaya çıkacaklar ve yalanlanacaklardır. Küfür ve sapıklık önderleri ile onların taraftarları onlara zulmedeceklerdir. Kim benim Ehl-i Beyt’imden olan bu imamları veli edinir, onlara tâbi olur ve onları tasdik ederse, o bendendir, benimle beraberdir ve bana kavuşacaktır. Haberiniz olsun! Kim onlara zulmeder, onları yalanlarsa, kesinlikle benden değildir, benimle beraber değildir ve ben de ondan beriyim.” (el-Kâfi, 1/215)
  7.  İmam Ebu Cafer el-Bâkır’a (a.s): “Sonra Kitab’ı, kullarımız arasından seçtiklerimize verdik. Onlardan (kullardan) kimi kendisine zulmeder, kimi ortadadır, kimi de Allah’ın izniyle hayırlarda öne geçmiştir.” Fâtır, 32 ayetinin anlamı soruldu. Buyurdu ki: “Hayırlarda öne geçen, imamdır. Ortada olan, imamı tanıyan kimsedir. Kendisine zulmeden de, imamı tanımayan kimsedir.” (el-Kâfi, 1/214)
  8.  “İşte bunda ferasetliler için işaretler vardır.” Hicr, 75 ayetinde geçen “ferasetliler” ifadesini şöyle açıklamıştır: Emirü’l-Müminin Ali (a.s) buyurdu ki: “Resulullah (s.a.a) ferasetli idi. Ondan sonra ise ben ve benim soyumdan gelen imamlar, (ayette sözü edilen) ferasetlileriz.” (el-Kâfi, 1/219)
  9. “Şayet doğru yolda gitseler, onlara bol su veririz.” Cin, 16 ayetiyle ilgili olarak şöyle buyurmuştur: “Eğer Emirü’l-Müminin Ali b. Ebu Talib’in ve onun soyundan gelen vasilerin velâyetine bağlı olarak doğru yolda gitseler; onlara itaat etmeyi, emir ve yasaklarına uymayı kabul etseler, onlara bol su veririz. Yani kalplerine imanı yerleştiririz. Ayette sözü edilen yol, Ali’nin ve ondan sonraki vasilerin velâyetine iman etmektir.” (el-Kâfi, 1/220)
  10.  “De ki: Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah ve yanında Kitab’ın bilgisi olan yeter.” Ra’d, 13 ayeti ile ilgili olarak Büreyd b. Muaviye, İmam Ebu Cafer’e (a.s) sordu: “Yanında Kitab’ın bilgisi olan” ifadesiyle kastedilenler kimlerdir? Buyurdu ki: “ Biz kastediliyoruz. Ali bizim ilkimiz, en faziletlimiz ve Resulullah’tan sonra bizim en hayırlımızdır.” ( el-Kâfi, 1/229)

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Bir Cevap Yazın

Mail adresiniz 3. şahıslarla paylaşılmayacaktır. * işaretli alanların doldurulması zorunldur.

Yorum yaparken aşağıdaki HTML taglarını kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>