İLMİN AHLAKI BENDE VAR MI?

0x0-gunes-carpmasina-dikkat-1502283062300

İLMİN AHLAKI BENDE VAR MI?

İlim kelime kökü ile alâmete işaret ederken, ayetlerde nur, hadislerde ise insanı ıslah eden şey olarak gündeme gelmiştir. Her üç tanımın da hedefi hidayettir.

O halde hidayetin kapılarını açmayan, kalbi nurlandırmayan, hikmeti kavramayan, ahlakı güzelleşmeyen, iyiliği emretmeyen, kötülüğü nehyetmeyen biri ilimden faydalanamamış demektir.

Kimse bedevi olmak istemez. Günümüz tabiriyle cahil. Ancak ilmin ahlakı alınmadığı zamanda yine ilim yüklenmiş bedevi veya cahil olabiliriz. Cuma süresinde bu tasvir “ kitap yüklü eşek” olarak tabir edilmektedir. O halde ilimden önce, ilimle beraber ve ilimden sonra alınması gereken tedbirler vardır. Bir nevi ilmin edebi gibi düşünebiliriz.  Kesinlikle ilmin ahlakını edinmeliyiz. Bunlardan bazılarına aşağıda değindik. Bakalım kendimizi bu eleklerden geçirebilir miyiz?

1-İlim doğru bir hedef için alınmalıdır. Para için, kariyer için, menfaat için oluyorsa bu zaten başlarken sıkıntıdır. Ancak ilim Rabbinin rızasında kazanmada kararlı olan için doğru olur. Bugün ilim para kazanmak için elde edildiği için ilmin ahlakı kalmamıştır. Bu gün ilim kariyer elde etmek istenildiği için kariyer ahlakı kalmamıştır. Dolayısıyla bugün ekonomi ahlakı, siyaset ahlakı, sanat ahlakı gibi her alan kirlenmiştir. Çünkü ilim doğru bir hedef amacıyla alınmamaktadır. Doğru bir hedef için ilim elde etmeye çalışılmazsa ilim yanlış sahalara sürükleyecektir. Bu da kendisini çok sıkıntılı sahalara sürükleyecektir. Bazen görürsünüz çevrenizde örnekleri biliyordur ancak bu hal diline, mantığında, ahlakına, duygularına yansınamamıştır. O halde ilk adım şu olmalıdır. Allah’ın rızası için ilim öğrenmeye karar verilmelidir. Yani “ Besmele”yi farkında olarak çekmelidir.

Enam süresi/ 80 “Kavmi onunla tartışmıştı. (İbrahim) demişti ki: “(Allah) beni hidayet etmesine rağmen, Allah hakkında benimle tartışacak mısınız? Rabbimin benim hakkımda bir şey dilemesi hariç, şirk koştuklarınızdan korkmuyorum. Rabbimin ilmi her şeyi kuşatmıştır. Öğüt almaz mısınız?”

2-İlim iyi niyetler üzerine alınmalıdır. İlmin hıfz edildiği yer kalptir. Kalpte kötü niyetler olunca ilim elinde kullanılacak silaha dönüşecektir. Kıskanç birisinin elinde ilim ya da cimri birisinin elinde ilim ya da merhametsiz birisinin elinde ilim… O halde kalpler iyi niyet üzere ilim talep edilmelidir. Yani sadece hidayet olmak için.

Enam süresi/ 122 “Ölü iken hidayetle dirilttiğimiz, kendisine insanlar arasında yürüyecek bir nûr verdiğimiz kimse, karanlıklar içinde kalıp, ondan çıkamayan kimse gibi olur mu? Fakat kâfirlere, yaptıkları, böyle süslü gösterilir.”

…Ali bin İbrahim merfu olarak rivayet eder ki:

Hz. Ebu Abdullah (İmam Cafer Sadık) aleyhisselam şöyle buyurdular: “İlim talipleri üç kısımdır. Onları davranış ve özellikleriyle tanı. Bir grup, onu cahillik yapmak ve tartışmak için öğrenir. Bir grup, onu ululuk taslamak ve aldatmak için öğrenir. Bir grup da onu (dinini) kavramak ve akletmek için öğrenir.

Cehalet sahibi ve tartışmacı olan, eziyet edici tartışmacıdır. İlim müzakeresi ve ağırbaşlılık görüntüsüyle toplantılarda konuşmaya koyulur. Takvadan tamamen sıyrıldığı halde tevazu postuna bürünür. Allah böylesinin burnunu sürter, belini kırar.

Ululuk taslayan ve aldatıcı olan ise hilebaz ve dalkavukçu olur. Kendi benzerine karşı ululuk taslar, kendinden aşağı olan zenginler karşısında ise tevazu gösterir. Böylesi âlim zenginlerin tatlılarını hazmederken kendi dinini mahveder. Allah böylesinin adını sanını unutturur, eserini âlimlerin eserleri arasından söküp atar.

Kavramak ve akletmek için öğrenen ise tasalı, hüzünlü olur, geceleri uyumaz, cübbesine bürünür, gecenin karanlığında kıyama durur, ibadet eder, korkuyla huşu içinde yakarıp dua eder, ürperir, kendisine bakar, zamanının ehlini tanır, en güvenilir kardeşinden bile sakınır. Allah böylesinin temellerini sağlamlaştırır, ahirette ise kendisini güvende kılır.”

3-Ahireti katmadan öğrenilen ilimden hayır yoktur. İlmi değerli kılan insanın ahrete yatırım olduğunu düşünmesidir. Aksi takdirde tüm öğrenilecekleri dünyada kalacak, bir saman alevi gibi kısa bir vadeye sıkıştırılmış olacaktır.

…Ebu Hatice’den, dedi ki:

Hz. Ebu Abdullah (İmam Cafer Sadık) aleyhisselam şöyle buyurdu-lar: “Kim, hadisi (dini ilimleri) dünya çıkarı için öğrenirse, onun ahirette bir payı olmaz; kim de onu ahiret için öğrenirse, Allah ona hem dünya hem de ahiret hayrını verir.”

4-İlim taleb etmeden olmaz. Zoraki ile elde edilemez. Baskı ile değil, şartsız olumlu kabul olmalıdır.

…Ebu İshak es-Sebii’den, o da kendisine anlatan birinden rivayet eder ki:

Hz. Emirü’l-Müminin (İmam Ali bin Ebu Talib) aleyhisselam’ın şöyle buyurduklarını duydum: “Ey insanlar, bilin ki; dinin kemali, ilim öğrenmek ve öğrendiğine amel etmektir. Bilin ki, ilim öğrenmek sizin için mal kazanmaktan daha elzemdir. Mal paylaştırılmış ve sizin için garantiye alınmıştır. Onu aranızda adil olan (Rabbiniz) paylaştırmış ve garanti etmiştir; eksiksiz olarak da size verecektir. İlim ise ehlinin (âlimlerin) katında saklıdır. Onu ehlinden talep etmeniz de size emredilmiştir. Öyleyse onu talep edin.”

5-İnsan batıl düşünce ve duygularla Rabbine kulluk sunmayı istememelidir. Batıl ve cahil olmaktan tiksinmelidir. Kendisindeki doğru ve yanlışı ayırma isteğini isteyen marifetin peşine düşer.  Bu sebeple marifetinin artması için ilim ister. Bu konuda kararlı ve devamlı olmalıdır.

Hz. Peygamber (saa) “ Allah’ım! İlmimi artır” demektedir.

6-İlme kararsız başlayan baştan kaybeder.

İmam Ali (as) şöyle buyurmuştur; “ şek ve şüphe dört esas üzerindedir. Münakaşa, korku, tereddüt ve boyun eğmek.

O halde kim münakaşayı din (adet) edinirse, gecesi sabah olmaz. (delaletten kurtulamaz.)

Karşısındaki olan şeyler kimi korkutursa (bir şey elde etmeksizin) geriye döner.

Kim şüphede tereddüt içinde olursa şeytanların tırnakları onu çiğner. Kim dünya ve ahretinin yok olmasına boyun eğerse, dünya ve ahirette yok olur.”

7-Amacın doğru olması gibi ilminin de doğru olması şarttır. Dolayısıyla en doğru ilim Allah’a ve Risaletine dayanan ilimdir. Öncelikle yüce her siminin yanı sıra El- Alim’dir. Bundan dolayı elçisi ve hüccetleri de âlimdir.  O halde ilimde nereye dayanılması gerektiği unutulmamalıdır.

Cuma süresi/ 1-2 “Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi melik (kâinatın gerçek hükümdarı), kuddûs (çok yüce, her noksandan münezzeh) azîz ve hakîm olan Allah’ı tesbih ve tenzih eder. O, ümmîler arasından, kendilerinden olan bir elçi gönderdi. Bu elçi onlara Allah’ın âyetlerini okur, onları inançlarına ve davranışlarına bulaşmış kirlerden arındırır, onlara kitabı ve hikmeti öğretir. Hâlbuki daha önce belli ve kesin bir sapıklık içinde idiler.”

…Zeydü’ş-Şehham’dan, dedi ki:

Hz. Ebu Cafer (İmam Muhammed Bâkır) aleyhisselam’a “İnsan yiyeceğine baksın.” (abese süresi/24) ayetiyle ilgili olarak: “Yiyeceği nedir?” dedim.

Buyurdular ki: “Öğrendiği ilmidir, onu kimden aldığına bakmalıdır.”

…Beşirü’d-Dihan’dan, dedi ki:

Hz. Ebu Abdullah (İmam Cafer Sadık) aleyhisselam şöyle buyurdular: “Ey Beşir, ashabımızdan dinde bilgili olmayan kimselerde bir hayır yoktur. Çünkü ashabımızdan biri kendi ilmiyle yetinecek durumda olmayınca onlara (Ehlibeyt karşıtlarına) muhtaç olur. Onlara muhtaç olunca da onlar onu, kendisi farkına varmadan kendi sapıklık kapılarından içeri sokarlar.” 

8- Şüpheli ilim alanlarından kaçınmalıdır. İnsanı tüketecek, yoracak, saptıracak, bıktıracak net olmayan alanlardan uzak durmalıdır.

Hz. Ebu Cafer (İmam Muhammed Bâkır) aleyhisselam şöyle buyurdular: “Şüphe karşısında durmak, helakete dalmaktan daha iyidir; tesbit etmediğin bir hadisi terk etmen, kesin bilgisine varmadığın bir hadisi rivayet etmenden daha iyidir.”

…Mufazzal bin Yezid’den, dedi ki: Hz. Ebu Abdullah (İmam Cafer Sadık) aleyhisselam bana şöyle buyurdular: “Seni, erlerin helak olmasını sağlayan iki hasletten menederim: Batıl üzere Allah’a kulluk sunmandan ve bilmediğin bir konuda insanlara fetva vermenden.” 

9-Boş ve gereksiz ilimlerden uzak durmalıdır.

…İbrahim bin Abdulhamid’den, dedi ki:

Hz. Ebu’l-Hasan (Musa bin Cafer) aleyhisselam şöyle buyurdular: “Resulullah sallallahu aleyhi ve alih (bir gün) mescide girdiğinde insanların bir adamın etrafında kümelendiklerini gördü. “Nedir bu?” diye sorunca “Allâmedir.” dediler. “Neyin allâmesidir?” buyurunca da, “Arap soylarını, Arap tarihinde yaşanan olayları, cahiliyet dönemini ve Arap şiirlerini en iyi bilen kimsedir.” dediler.

Bunun üzerine Hz. “Resulullah sallallahu aleyhi ve alih şöyle buyurdular: “Bu bir ilimdir ki, ne bilmeyenine bir zarar getirir ne de bilenine bir fayda sağlar.” Ardından da şöyle eklediler: “Asıl ilim üç kısımdır: Muhkem bir ayet, düzenleyen bir farz, yaşanan bir sünnet; gerisi ise fazlalıktır.”

Bunun gibi her çeşit kurs ve teşebbüslerin olduğu bir hayatın içinde hikmet ve marifet üzerinde olmayan alanlardan uzak durulmalıdır.

10-Kişisel görüş, kıyas, ekol düşünceleri vs. gibi yerlerden beslenilmemelidir.

…Abdurrahman bin Haccac’dan, dedi ki:

Hz. Ebu Abdullah (İmam Cafer Sadık) aleyhisselam bana şöyle buyurdular: “Şu iki hasletten uzak dur. Çünkü helak olup gidenler bu ikisi yüzünden helak oldular. Sakın insanlara kişisel görüşüne göre fetva verme ve bilgisizce kulluk sunma.”

…Zürare bin A’yun’dan, dedi ki:

Hz. Ebu Cafer (İmam Muhammed Bâkır) aleyhisselam’a: “Allah’ın kullar üzerindeki hakkı nedir?” diye sordum. Buyurdular ki: “Bildiklerini söylemeleri, bilmedikleri hakkında ise susmalarıdır.”

…İshak bin Abdullah’tan, dedi ki:

Hz. Ebu Abdullah (İmam Cafer Sadık) aleyhisselam şöyle buyurdular: “Allah, bilmediklerini konuşmasınlar ve bilmedikleri soruyu cevaplamasınlar diye Kur’an’dan iki ayeti kullarına özgü kılmıştır. Allah Azze ve Celle şöyle buyurmuştur: “…Onlardan Allah hakkında haktan başka bir şey söylemeyeceklerine dair Kitab’da söz alınmamış mıydı?” (araf süresi/ 169) Yine şöyle buyurmuştur: “Hayır, onlar bilgisine varamadıkları ve tevili kendilerine gelmemiş olanı yalanladılar…” 

Araf süresi/ 169 – Derken kitabı (Tevrat’ı) miras alan bozuk bir nesil bunların yerini aldı. Bize nasıl olsa mağfiret edilecek diyerek, şu alçak dünya malını alıyorlar, yine onun gibi bir mal ve rüşvet gelse onu da alırlar. Allah’a karşı haktan başka bir şey söylemeyeceklerine dair kendilerinden o kitabın hükmü üzere misak alınmamış mıydı? Ve onun içindekileri okuyup öğrenmemişler miydi? Oysa ahiret yurdu Allah’tan korkanlar için daha hayırlıdır. Hâlâ aklınızı başınıza almayacak mısınız? 

11-İlim ilahi kitaba dayanmalıdır.

Al-i İmran süresi/2 “(Bu,) sana indirilen bir Kitab’tır. Onunla (insanları) uyarman ve inananlara öğüt (vermen) hususunda göğsünde bir sıkıntı olmasın.” 

12-İlim amel edilmelidir.

Cuma süresi/ 5 “Tevrat’la yükümlü tutulup da onunla amel etmeyenlerin durumu, ciltlerle kitap taşıyan eşeğin durumu gibidir. Allah’ın âyetlerini inkâr eden topluluğun hâli ne kötüdür! Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.”

…Hafs bin Kıyas’dan, dedi ki:

Hz. Ebu Abdullah (İmam Cafer Sadık) aleyhisselam bana şöyle buyurdular: “Kim ilim öğrenir, mucibince amel eder ve Allah için öğretirse, göklerin melekûtunda büyük diye çağrılır ve denilir ki; o Allah için öğrendi, Allah için amel etti ve Allah için öğretti.”

…Hüseyin bin Saykal’dan, dedi ki:

Hz. Ebu Abdullah (İmam Cafer Sadık) aleyhisselam’ın şöyle buyurduklarını duydum: “Allah ancak marifet üzere olan bir ameli kabul eder, marifet de ancak amelle oluşur. Kim marifet edinirse, marifet onu amel etmeye sevk eder; kim amel etmezse onun marifeti yoktur. Bilin ki, imanın bir kısmı diğer bir kısmından kaynaklanır.

…İbn-i Fazzal kendine anlatan birinden naklen dedi ki:

Hz. Ebu Abdullah (İmam Cafer Sadık) aleyhisselam şöyle buyurdu-lar: Resulullah sallallahu aleyhi ve alih şöyle buyurmuşlardır: “Bilgisiz amel eden kimsenin, ifsat ettikleri ıslah ettiklerinden daha çok olur.”

…İsmail bin Cabir’den, dedi ki:

Hz. Ebu Abdullah (İmam Cafer Sadık) aleyhisselam şöyle buyurdular: “İlim amel ile birliktedir. Bilen amel eder, amel eden de bilir. İlim amele çağırır, icabet ederse (kalır), aksi durumda oradan göçer.”

…Ali bin Haşim bin el-Berid babasından naklen dedi ki:

Bir kişi Hz. Ali bin Hüseyin aleyhisselam’a gelerek bir takım sorular sordu, İmam da cevapladı. Sonra dönüp benzer sorular sormak isteyince, İmam aleyhisselam buyurdular ki: “İncil’de şöyle yazar: Bildiklerinize amel etmedikçe bilmediklerinizi sormayın. Çünkü ilim amel edilmezse, sahibine küfürden ve Allah’tan uzaklaşmaktan başka bir şey artırmaz.”

İmam Ali (as) buyurmuştur; “ ilmin en değersizi dilde duranıdır, en üstünü ise aza ve organlarda görünendir.

13-İlmi öğrenen onu başka alanlarda ziyan etmemelidir. Örneğin ilim egemen güçün elinden kurtarılmalıdır.

Hz. Ebu Abdullah (İmam Cafer Sadık) aleyhisselam şöyle buyurdular: Resulullah sallallahu aleyhi ve alih şöyle buyurmuşlardır: “Fakihler (din bilginleri) dünyaya girmedikleri sürece resullerin güvenilir adamlarıdırlar.”

Dendi ki: “Dünyaya girmeleri nedir?”

Buyurdular ki: “Sultana (yönetime) uymalarıdır. Bunu yaptıklarında dininiz hususunda onlardan sakının.” 

…Rabi bin Abdullah kendine anlatan birinden naklen dedi ki:

Hz. Ebu Abdullah (İmam Cafer Sadık) aleyhisselam şöyle buyurdular: “Kim, âlimler karşısında böbürlenmek, sefihlerle tartışmak veya insanların ilgisini kendine çekmek için ilim öğrenirse, ateşteki yerine hazırlansın; çünkü reislik ancak ehline yakışır.”

14-İlim saklanılmak için öğrenilmemelidir. İlim hem kendisine, hemde çevresine yansımalıdır. İlim öğrenirken peygamberin buyurduğu aşamalara dikkat ediniz.

…Abdullah bin Meymun el-Kaddah Hz. Ebu Abdullah (İmam Cafer Sadık) aleyhisselam’dan, o da babalarından naklen buyurdular ki: “Bir kişi “Resulullah sallallahu aleyhi ve alih’e gelerek; “Ey Resulullah, ilim nedir?” dedi. “Susmaktır.” buyurdular. “Daha nedir?” dedi. “Dinlemektir.” buyurdular. “Daha nedir?” dedi. “Ezberlemektir.” buyurdular. “Daha nedir?” dedi. “Onunla amel etmektir.” buyurdular. “Daha nedir, ey Resulullah?” dedi. “Onu yaymaktır.” buyurdular.”

15-İlmin zekâtı verilmelidir.

Cabir’den, dedi ki:

Hz. Ebu Cafer (İmam Muhammed Bâkır) aleyhisselam şöyle buyurdular: “İlmin zekâtı, onu Allah’ın kullarına öğretmendir.”

…Ebu Besir’den, dedi ki:

Hz. Ebu Abdullah (İmam Cafer Sadık) aleyhisselam’ın şöyle buyurduklarını duydum: “Bir hayrı öğreten kimse, ona amel edenin ecri kadar ecir alır.” Dedim ki: “Eğer o da başkasına öğretirse, bu onun için de geçerli olur mu?” Buyurdular ki: “Eğer insanların tamamına öğretse dahi onun için de geçerlidir.” Dedim ki: “Ölmüş olsa da mı?” Buyurdular ki: “Ölmüş olsa da.”

…Talha bin Zeyd’den, dedi ki:

Hz. Ebu Abdullah (İmam Cafer Sadık) aleyhisselam şöyle buyurdular: “Ali aleyhisselam’ın kitabında şunları okudum: “Allah cahillerden ilim öğrenmeye dair söz almadan, âlimlerden ilmi yaymaya dair söz almıştır. Çünkü ilim cehaletten öncedir.”

16-İlim alınırken kesinlikle beraberinde nefiste terbiye edilmelidir.

“Biz onu Arapça bir hüküm (kitabı) olarak indirdik. Sana gelen ilimden sonra onların hevalarına/arzularına uyacak olursan, Allah’a karşı sana (yardım edecek) ne bir dost ne de koruyucu bulursun.” (13/Ra’d 37)

…İbn-i Aişetü’l-Basri merfu olarak rivayet eder ki:

Hz. Emirü’l-Müminin (İmam Ali bin Ebu Talib) aleyhisselam bir hutbesinde şöyle buyurdular:

“Ey insanlar, biliniz ki, hakkında söylenen yalan sözden tepesi atan kimse akıllı değildir; cahilin kendisini övmesinden hoşnut olan kimse de hikmet sahibi değildir. İnsanlar kendi becerilerine göre şahsiyet bulurlar. Her insanın değeri becerisi ölçüsündedir. O halde ilimde konuşun ki, değeriniz açığa çıksın.”

… Muaviyet bin Vehep’ten, dedi ki:

Hz. Ebu Abdullah (İmam Cafer Sadık) aleyhisselam şöyle buyurdular:

“Emirü’l-Müminin (İmam Ali bin Ebu Talib aleyhisselam) şöyle buyuruyorlardı: “Ey ilim öğrenen kimse, Âlimin üç belirtisi vardır; bilgi, yumuşak huyluluk ve suskunluk. Âlimlik taslayan kimsenin de üç belirtisi vardır; isyanla kendinden yukarıdakiyle tartışır, galip gelmek uğruna kendinden aşağıdakine zulmeder ve zalimlere destek olur.”

17-İlimin ahlakına dikkat etmelidir. Güzel ahlaka yansımayan ilim hikmetine ulaşmamıştır. Kendisinde hazmedilmemiştir.

Ebu Besir’den, dedi ki:

Hz. Ebu Abdullah (İmam Cafer Sadık) aleyhisselam’ın şöyle buyurduklarını duydum: “Emiru’l-Müminin (İmam Ali bin Ebu Talib aleyhisselam) buyuruyorlardı ki:

“Ey ilim öğrenmek isteyen kişi, kuşkusuz ilmin birçok üstünlüğü vardır. İlmin başı tevazu, gözü kıskançlıktan arınma, kulağı anlama, dili doğruluk, koruması araştırma, kalbi iyi niyet, aklı eşyayı ve olguları tanıma, eli rahmet, ayakları ulemayı ziyaret etme, himmeti esenlik, hikmeti sakınma, karargâhı kurtuluş, önderi afiyet, bineği vefa, silahı yumuşak sözlülük, kılıcı hoşnutluk, yayı uzlaşma, ordusu âlimlerle konuşma, malı edep, serveti günahlardan kaçınma, azığı iyilik, suyu anlaşma, delili hidayet, yoldaşı iyileri sevmedir.”

 

…Hammad bin Osman’dan, dedi ki:

Hz. Ebu Abdullah (İmam Cafer Sadık) aleyhisselam şöyle buyurdular: Resulullah sallallahu aleyhi ve alih şöyle buyurmuşlardır:

“İman için ne güzel vezir ilimdir, ilim için ne güzel vezir ağır başlılıktır, ağır başlılık için ne güzel vezir yumuşak huyluluktur, yumuşak huyluluk için ne güzel vezir sabırdır.”

18-İlim seyrinde dört konuda uyanık olunmalıdır.

…Süfyan bin Uyeyne’den, dedi ki:

Hz. Ebu Abdullah (İmam Cafer Sadık) aleyhisselam’ın şöyle buyurduklarını duydum: “İnsanların bilgilerinin tümünün dört hususta toplandığını gördüm: Birincisi, Rabbini bilmen; ikincisi, (Rabbinin) sana ne yaptığını bilmen; üçüncüsü, (Rabbinin) senden ne istediğini bilmen; dördüncüsü, seni dinden çıkaran şeyleri bilmendir.”

19-İlim öğrenen kendini halktan tecrit etmesin. Hizmet ile kendisini de terbiye etsin, insanlara hem sözel hem de hal dili ile örnek olsun, tebliğin yolu açık olsun diye halkın içine karışmalıdır.

Muhammed bin Sinan merfu olarak İmam’ın (İmam Cafer Sadık aleyhisselam) şöyle buyurduklarını rivayet etmiştir:

“Meryem oğlu İsa aleyhisselam şöyle buyurdular: “Ey Havariler topluluğu, benim sizden bir isteğim var, onu kabul edin.”

Dediler ki: “İsteğin kabul edilmiştir ey Ruhullah!”

Bunun üzerine İsa yerinden kalktı ve onların ayaklarını yıkadı.

Dediler ki: “Bu işi yapmaya biz daha layıktık ey Ruhullah!”

İsa aleyhisselam buyurdular: “İnsanlar içinden hizmet etmeğe âlimler daha layıktır. Ben böylece size karşı tevazu ettim ki, siz de benden sonra insanlar arasında benim size karşı olan tevazuum gibi tevazu gösteresiniz.

Sonra da İsa aleyhisselam şöyle buyurdular: “Hikmet tevazu ile mamur olur, kibirle değil; nitekim ekin de düz arazilerde yeşerir, sarp dağlarda değil.” 

20- İlim ile beraber tefekkürü elden bırakılmamalıdır.

. …Rebi bin Abdullah bir adamdan naklen dedi ki:

Hz. Ebu Cafer (İmam Muhammed Bâkır) aleyhisselam şöyle buyurdular: “Kemalin tamamı; dinde bilgili olmak, felaket karşısında sabretmek ve yaşantıda ölçülü olmaktır. 

Bilesiniz! İçinde kavrayış olmayan bir ilimde hayır yoktur. Bilesiniz! İçinde düşünme olmayan bir okumada hayır yoktur. Bilesiniz! İçinde tefekkür olmayan bir ibadette hayır yoktur.”

Diğer bir rivayette ise şöyle yer almıştır: “Bilesiniz! İçinde kavrayış olmayan bir ilimde hayır yoktur. Bilesiniz! İçinde düşünme olmayan bir okumada hayır yoktur. Bilesiniz! İçinde fıkıh (derin bilgi) olmayan bir ibadette hayır yoktur. Bilesiniz! İçinde sakınma bulunmayan bir kullukta hayır yoktur.” 

…Talha bin Zeyd’den, dedi ki:

Hz. Ebu Abdullah (İmam Cafer Sadık) aleyhisselam’ın şöyle buyurduklarını duydum: Basiretsiz amel eden kimse, yol dışında seyredene benzer ki, süratli seyretmesi ona, daha da uzaklaşmaktan başka bir şey sağlamaz.” 

21 – İlim peşinde olanlar Allahın kendi üzerindeki hakkını unutmamalarıdır.

…Hişam bin Salim’den, dedi ki:

Hz. Ebu Abdullah (İmam Cafer Sadık) aleyhisselam’a dedim ki: “Allah’ın kulları üzerindeki hakkı nedir?” Buyurdular ki: “Bildiklerini söylemek, bilmedikleri hususlarda ise susmalarıdır. Böyle davrandıkları takdirde Allah’ın hakkını yerine getirmiş olurlar.”

22- Peygamberleri, hüccetleri ve bilenleri önemseme dereceniz, ilmi önemseme derecenizi gösterir.

…Ebu’l-Bahteri’den, dedi ki:

Hz. Ebu Abdullah (İmam Cafer Sadık) aleyhisselam şöyle buyurdular: “Âlimler peygamberlerin varisleridir. Çünkü peygamberler miras olarak dirhem ve dinar bırakmamışlardır, aksine sözlerinden bir kısım sözleri miras bırakmışlardır. Kim ondan bir şey almışsa, büyük bir pay almış demektir. O halde şu ilminize bakın, onu kimden alıyorsunuz? Çünkü her halefin döneminde biz Ehlibeyt’ten, ondan (dinden) aşırıların tahriflerini, batıl ehlinin uyduruklarını ve cahillerin yorumlarını ayıklayan adil kimseler bulunmaktadır.”

23- Kalem tutmayı seviniz.

 …Hüseyinü’l-Ahmesi’den, dedi ki:

Hz. Ebu Abdullah (İmam Cafer Sadık) aleyhisselam şöyle buyurdular: “Kalp yazıya güven duymaktadır.”

…Ebu Besir’den, dedi ki:

Hz. Ebu Abdullah (İmam Cafer Sadık) aleyhisselam’ın şöyle buyurduklarını duydum: “Yazınız, çünkü yazmadıkça hıfzedemezsiniz.”

…Ubeyd bin Zürare’den, dedi ki:

Hz. Ebu Abdullah (İmam Cafer Sadık) aleyhisselam şöyle buyurdular: “Yazdıklarınızı koruyun, çünkü ileride onlara ihtiyacınız olacaktır.”

24-İlim aşamasında şu sıraya dikkat edilmelidir. Bildiklerimizle amel edelim ki yüce Allah bilmediklerimizi de öğretsin.

 İmam Ali (as) şöyle buyurmaktadır. “ ilminizi cehalet, yakininizi de şüphe haline getirmeyin. Öğrendiğiniz zaman amel edin, yakine eriştiğinizde teşebbüs edin.” 

İmam Ali (as) yine şöyle buyurmaktadır; “ bir hadis duyduğunuzda onu nakletmek için değil, riayet (düşünmek ve amel etmek) için algılayın. Çünkü ilmi rivayet edenler çoktur, fakat ona riayet edenler pek azdır.” 

25-İlime ücret vurulmamalı, hesap ile ölçülmemelidir. Yani hesaba vurulmamalı, yapılan harcamalar gündeme getirilmemelidir. İlmin değeri parayla ölçülemez. Yani hesap mantığı ilmin önünü tıkar. Bunu korurken ilim ranta da döndürülmemelidir.

26- İlim israf edilmemelidir. Akıl seviyesince verilmelidir. İlim yük değil, rahatlatmak için vardır. Bu denge korunmalıdır. Ne ilme, nede kişiye zulmedilmemelidir. İlmin kıymeti bilinmeyenlere verilmemelidir.

27- İlim bir bütündür. İlim parçacı yaklaşımla hikmetine varılamaz. Kuranın tertibi ve peygamberin hayat modeli bize bu öğretiyi vermektedir.

28- İlime başlarken ve devamlığında ilim öğrenirken dua elden bırakılmamalıdır. Yüce Allah yardım etmezse her süreçte tıkanma olması kaçınılmazdır.

29- İlim, bilgi, irfan ve aksiyon ile beraberdir.

“ ilimle hikmet tanınır.” İlimle hayat ele gelir.” “ eğrilik ilimle düzelir.” “ ilim aklın nişanesidir.” İlim afetlere engeldir.” İlim en karlı kazançtır.” “İlim, en büyük zaferdir.” ….

30- İnsan tanımı iyi bilinmelidir. Hammadde bilinmediğinde ilmi nasıl algılayacağını bilinemez. Bu yüzden nefis, fıtrat, akıl, algı, kavram gibi insanı ilgilendiren alanların farkında olunmalıdır.

31- İlim değerlerden yoksun düşünülemez.

32-İlim gerçekçi olmalıdır. Güncelleştirilemeyen ilim hıfz edilemez, amel edilemez, hikmete dönüştürülemez.

33-Empati elden bırakılmamalıdır. Tarih, akıl, rehber, duygu gibi konularda pencereleri yakalamak için empati yapılmalıdır.

34-Ödev ve görev sorumlulukları ile beraber ilim olmalıdır. Sorumluluklar atlatılınca ilim bilgi düzeyinde kalır.

35-İlim önceliğine dikkat edilmelidir. Mazeret ve engeller aşılmalıdır.

36-Öğretenin kendi üzerindeki hakkına saygı duymalıdır. Peygamber, hüccet, âlim, öğretmen, davetçi vs. gibi yolda elini tutanları bırakmamalıdır.

İmam Ali (as); “ ilmi ve onun ehlini, cahil ve ahmaktan başkası hafife almaz.”

37-İlim malzemeleri ayet, hadis, kitap, nasihat, kalem gibi araçların önemi de bu ilme olan iştiyakı öne çıkarmaktır.

38-İlim taassupları bozar, taklitleri düşürür, tıkanıklıkları çözer. Eğer bunlar aşılmıyorsa ilim devreye girmemiştir demektir. Ufukları açmalıdır.

İmam Ali (as); “ Basireti olmayanın ilmi yoktur.”

39-İlmin sürecini felç eden disiplinsizliktir.

İmam Ali (as) “ Dersini uzatmayan(çok çalışmayan), ilim öğrenemez.”

Kasas süresi/ 80 “Kendilerine ilim verilenler dediler ki: “Yazıklar olsun size! İman edip salih amel işleyenler için Allah’ın sevabı daha hayırlıdır.” (Dünyanın geçici süs ve şatafatı karşısında bu tavrı sergilemeye) ancak sabredenler muvaffak olurlar.”

40- İlmin imtihanı da vardır. Bunu da kabullenerek ilmin peşine düşülmelidir.

Ankebut süresi / 1- 2. İnsanlar, “İnandık” demekle imtihan edilmeden bırakılacaklarını mı zannederler?  Andolsun, biz onlardan öncekileri de imtihan etmiştik. Allah, doğru söyleyenleri de mutlaka bilir, yalancıları da mutlaka bilir.”

Mücadele süresi/ 11 “….Allah sizden inananları ve kendilerine ilim verilenleri derecelerle yükseltsin. Allah yaptıklarınızdan haberi olandır.”

 

 

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Bir Cevap Yazın

Mail adresiniz 3. şahıslarla paylaşılmayacaktır. * işaretli alanların doldurulması zorunldur.

Yorum yaparken aşağıdaki HTML taglarını kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>