“GÖZDE YETİM” KİTABINI ANALİZ EDELİM

30b710e3-a3b5-45ba-ba7a-4682b0b7c79f

“GÖZDE YETİM” KİTABINA ANALİZ

Kitap; Hz. Muhammed (saa)’in dedesi Hz. Abdulmuttalib’in Zemzem’i bulma çabalarıyla başlıyor, inananların Habeşistan’a hicrete kadar olan İslam tarihi sürecini bir roman havasında anlatıyor. Analiz ederken dikkatimizi çeken yanları şunlardır.

ÖNE ÇIKAN YANLARI;

1-Hz. Muhammed(saa)’in dedesi Hz. Abdulmuttalib’in çabaları çok detaylı ve çok güzel bir ifade ile açıklanmış. Öyle ki bu kadar anlatım ile biz onu çok yakın hissettik. Onun kendi şartlarında tevhid mücadelesi çok dikkatimizi çekti. Şirkin bu kadar yoğun olduğu bir zamanda Tevhidi çizgide sebat etmeyi gördük.

2- Ehli kitap sahiplerinin müjdelen peygamber için ön bilgilerinin çok kuvvetli olduklarını, emareleri çok iyi bildiklerini ve peygamberi beklediklerini ancak asabiyet fikirleri üzerinden nasıl karşı oldukları çok net ve açıkça anlatılmış.

4- Peygamberin kendini açıklamadığı dönemde Zeyd bin Amr gibi kişilerin hanif dininde nasılda kendilerini çirkin inanışlardan koruduklarını çok güzel bir şekilde dile getirilmiş.

5- Ülke ve kabilelerin tanıtımı ve ilişkilerdeki tutumları açıkça anlatılmış.

6-Habeşistan’a olan hicrette inananların neler çektiği ve oradaki tutum taktikleri çok güzel açıklanmış.

7- Hz. peygamber(saa)’in Şam yolculuğundaki önderliği çok net bir şekilde anlatılmış.

ZAYIF KALAN YANLARI;

1-İmam Ali’nin doğumu hiç gündeme alınmamış. Peygamber onu yardımcısı olarak ilan etmesine rağmen öne çıkarılmamış. Sanki hiçbir şey yapmıyor, hiçbir çalışmaya katılmıyor gibi. Karakter analizi yapılmamış. Sahabelerde karakter analizi güçlü, ancak imam Ali’nin karakteri ve çabaları gündeme getirilmemiş.

2-Hz. Hatice’nin rolü de hafif kalmış, hatta bazı yerlerde çok ilginç yansıtılmış. Bazı yerlerde de zayıf bir kadın rolü olarak gösterilmiş.

3-İslam’a davet edilirken insanların şirkten Tevhid çizgisine geçişlerine rağmen onların eski karakter duruşları çokça belirtilmemiş. Değişim açısından eski duruşları bilmek önemli. Gelecekteki tavırları netleştirmek açısından bunları iyi tanımak gerekir. İnsan gerçekten değişmiş midir? Yoksa değişmemiş midir diye.

YANLIŞ ALGILANACAK YANLARI;

1-Varaka bin Nevfel ve Bahira denilen rahip seçilmiş kişilerden daha iyi biliyor gibi gösterilmesi seçilmişleri gölgede bırakmış. Bu açıklamalar arasında Hz. Peygamber için, Hz. Hatice için açıklamalar ara yerlere serpiştirilebilirdi. Aynı konu uzakta olan Seyf bile bunu anlatırken, peygamberin gözde dedesi Abdulmuttalib bile habersiz gibi durması da aynı algı. Hâlbuki buralarda sessizliğin sebepleri anlatılabilirdi. Aksi takdirde okuyucuya başkaları daha iyi biliyor algısı verilmemiş olurdu.

2-Hira’da Cebrail (as), Hz. Peygamber(saa)’e geldiğinde duygular, hiç hazır olmayan birisine görev verilmiş ve o da korkmuş gibi anlatılmaktadır.

322. sayfada son paragrafta “ onun vücudu bu ağır ve gizemli algılamaya hazır değildi.”

3-Hz. Peygamber(saa); bu göreve yetersiz gibi gösteriliyor.  325. Sayfada “ yalnız başına galiba onca coşku, heyecan ve ıstıraba tahammül edemiyordu. Bir an önce kendine bir sırdaş ve yoldaş bulmalı, kısmen de olsa bu yükü onunla paylaşmalıydı….”

4-Hz. Peygamber(saa); sanki önceden bilinmiyor, Hira mağarasında seçilmiş gibi gösterilmiş. Hâlbuki daha insanlar yaratılmadan önce ilk yaratılan Hz. Muhammed ve Ehli Beyt’i idi. Ve onların önceden seçilmiş oldukları bilinmektedir. Hatta Tevrat, İncil gibi kitaplarda, Hz. Âdem, Hz. Musa, Hz. İsa gibi peygamberler dillerinde de bunu haber vermektedirler. Aksi takdirde Yahudi ve Hıristiyanlar bu önbilgileri nereden almaktadırlar. Bu nedenle seçildi yerine kendini izhar etti yani açıkladı denilseydi daha doğru olurdu.

Syf 324, 339 ve 343 te bu şekilde yani seçildi denilen ifadeler geçmektedir.

5-Bir imam olarak Hz. Ali(as) için de aynı yanlış algılar söz konusu olmuş. Sanki o hatem ve kâmil olan Peygamberin vasisi, halifetullah değilmiş gibi, şirk dünyasına on yıl hemhal yaşamış, sonra iman etmiş gibi gösterilmektedir.

Sayfa 343 ‘te Hz. Peygamber; Hz. Ali’ye hitaben şöyle buyuruyor. “ sen de Allah için İslam’a iman et… Temiz kalmak için Müslüman ol ve kurtuluş için Allah’a itaat et.” Yine aynı sayfada sonraki paragrafta “ Aliciğim, andolsun Kâbe’nin Allah’ına, sen hakikati buldun ve hidayete erdin” bunlar çok yanlış kullanılan cümlelerdir. Peygamberin böyle demiş gibi gösterilmesi gerçekten çok ciddi sorunlardır. Hem peygamber hakkında, hem de imam hakkında çok yanlış algılara sebep olmuştur.

6-Hz. Ali (as) de aynen Hz. Muhammed (saa) gibi susmuştur, ancak on yaşında emrin gelmesi üzere imanını izhar etmiş yani açıklamıştır. Aksi takdirde masum ve yeryüzünün peygamberden sonraki halifesi olamazdı.

Syf 372 de sözde imam Ali kardeşi Cafer’i davet ederken; “ ayrıca kendisinin de o dine girdiğini söyledi” deniliyor. Bu ifadenin söylenmesi de asla mümkün değildir. Aksi takdirde tüm risalet ve imamet inancımız zedelenir. Sanki tevhid yolu sadece o dönemin, o sürecin bir mücadelesi olarak düşünülür. Hâlbuki yeryüzü hiçbir zaman hüccetsiz bırakılmamıştır. Ayrıca masumiyet perdesi tamamen yırtılıverir.

7-Hz. Hatice’nin tutumu da çok yanlış ifade edilmiş. Sanki eşinden emin değilmiş gibi bu durumu akrabası varaka’ya koşup ona anlatması, onun da teyit etmesi de çok ilginç. Çünkü seçilmiş bir kadın olarak bir Peygamber’den akrabası Varaka’ya koşması mümkün değil. Ayrıca eşini gece yarısı evde tek bırakması, daha peygamberin ne yapacağını bilmeden bu bilgileri dışarıya sızdırması, peygamberi riske sokması mümkün değil. Bu anlatımda okuyucuları çok değişik algılara yönlendirmektedir.

8-Hz. Peygamber vahiy aldığında eve gelince Hz. Hatice’nin ona teselli vermesi de ilginç bir tabloyu oluşturmuş. Sanki peygamberden daha sebatkâr ve daha mutmain.

Syf 327’de “ “ Niçin âlemlerin Rabb’i seni peygamberliğe seçmesin ki?” diye geçmektedir.

Hz. Hatice annemiz peygamberi teselli için değil, ancak tasdik ettiğini göstermek için bir şeyler söyleyebilir.

En ciddi hatalar buralarda olmuş. Bunun dışında kitabın atmosferi, tasvirleri, olayların dizilişi çok güzeldi. Elbette okuyucu da şunu düşünmelidir. Bu kitapları yazan ve tercüme edenler de masum değil. Dikkatlerden kaçabilir. Ancak hepimize düşen açık bir kalp üzere uyanık olmamızdır. Masum olmayanlar dile getirebildiği gibi masum olmayanlar da okurken analiz etmekten kaçınmamalı ve korkmamaları gerekir.

Eleştirebilerek ve analiz ederek okuyabilmek önemli bir erdemdir. Cesur ve gayretli olmak yazanlar içinde, okuyanlar içinde bir fazilettir. Unutmamalıyız ki hikmet kapıları herkese açıktır. Önemli olan hepimizin o hikmetli pencereleri görebilmesidir.

Allah yar ve yardımcımız, İmam Mehdi(as) sığınağımız ve rehberimiz olsun. İlahî âmin.

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Bir Cevap Yazın

Mail adresiniz 3. şahıslarla paylaşılmayacaktır. * işaretli alanların doldurulması zorunldur.

Yorum yaparken aşağıdaki HTML taglarını kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>