GADİR’İN SÖZÜ

6d7ea15d

Gadir’in Sözü

Bismillahir Rahmanir Rahim

Allahumme Salli ala Muhammed ve ali Muhammed ve Eccil Fereccehum 

         Günlerin bir gününde hz. Resulullah (saa), insanları bir araya toplayarak onlara bir olayı nakletmeye başladı. Her şey o günün azametiyle birlikte gelişerek günümüze kadar ilerledi. Allah, kendi dinini tamamlamayı o sıcak öğle anına denk getirdi. Ne biraz geç ne biraz erken… Ne sabahın serin mehine denk getirdi ne de akşamın çöl ayazına… Tam da öğle vaktiydi. Resulullah (saa), sanki çok önemli bir iş için hazırlanmıştı o gün. Aslında sadece o gün değildi… Resulullah (saa), sanki tüm ömrünü o gün için yaşıyormuşcasına hareket ediyordu o an. Herkesi sesledi, müezzin ezan okudu yine o gün. Bir ezan ki hem hakka çağırdı hem hak yola iletti herkesi. O gün herkes şahit oldu Ali (a)’ın velayetine. Ve her şey kendi kendine gelişti. Sıcak, en parlak yıldızdan insanlara nur gibi elenirken, terleyen alınlar secde ettiler yeryüzüne. Ah ne de güzel bir andı o an! Sanki Resulullah (saa)’nin ettiği hamd ve senalar havada uçuşarak insanların yüreğine su serpiyordu o an! İnsanlar sıcaktan yorulmuyordu, adeta Allah’a hamd etmekle ve Resulullah (saa)’nin sözlerini dinlemekle serinliyorlardı o an! Gönlüm uçup gitti şehri Medine’ye, Medine dedi ki “Durma, sen de koş Gadir-i Hum çöllüğüne!” Uçuşup pervaz ettim o an ben de…

Ah! Resulullah (saa) kaldırmış beyaz elini, tutmuş Ali (a)’ın gül yüzünü, demiş, “Ey insanlar! Vakit bu vakittir! Biat eyleyin, yormayın kendinizi… İçinizdeki kini eritin, velayeti kabul eyleyin! Dinin kemalini takdim eden Allah’a itaat ve kulluk eyleyin. Beni rehber kılana and olsun ki, kim ki rehber bildiyse beni, Ali (a) olmuştur onun rehberi! Dünyada beni bilmeyen kendi rehberi, Ahirette de bilemez beni rehberi!” Allah’ın selam ve salatı olsun hz. Muhammed’e ve Onun pak Ehli-Beyti’ne…

            O an dedi; “Ey Allah’ım beni teslim kıl, teslim eyle dinine beni…” Şüphesiz en çok kim edebilirdi teslim kendini? Ancak Peygamber (saa) olabilirdi bu kadar teslim! Ancak O olabilirdi bu kadar mümin! Allah’a hamd ederek yaklaştı Ona. Dile getirdi tüm gerçekleri… Kendi teslimiyetini koyarak ortaya, Ali (a)’ı tanıttı tüm insanlığa…

Allah dedi, “Ey din! Kemale erdin! Resulümün eliyle makama geldin… Şimdi söyle! Kimdir senin rehberin?”

Dinimiz der ki, benim için evladır Allah ve Resulü… Resulü kimi kıldıysa bana rehber, Odur muhakkak dinin direği! İslam’dır teslimiyetin gerçek özü. İslam’a uymaktır Allah’ın sözü… Şimdi sen söyle, ey müslüman! Var mısın Allah’la kelam yarışına? Yoksa razı mısın Onun yazısına?

            Allah buyurdu; “Ali’dir insanların en üstünü! Onu Ben yarattım ve rehber kıldım. Onu insanlara Ben üstün kıldım! Varsa bir engel içinizde buna, o zaman olmuşsunuzdur asi Allah’a!”

Ey Rabb’im, bizleri kılma Ali (a)’a düşman! Bizleri ayırma lütfen Ondan! Haydar-ı Murtaza Ali (a)’dır. Allah’ın aslanı Ali (a)’dır. Üstün ve seçilmiş hem de rehber olan ve bir cihanda bir kandan olan! Ancak Ali (a)’dır Muhammed (saa)’ne kardeş olan! Kardeşi ve canı, Allah kararı! Ancak ve ancak Allah sevgisi, vardı kalplerinde ibadet şevki. Sadece Ali (a) ve Muhammed (saa) bir köktür! Başkalarında yoktur bundan pay! Sizi acıtsa da bu, ey munafıklar, Peygamberden sonra Ali (a)’dır ilk müslüman! Ali (a)’dır ilk namaz kılan! Odur ancak ilk tabi olan! Odur ilk kez Allah’a hamdini sunan! Canıyla, kanıyla tüm savaşlarda Allah yolunda kılıçlar vuran!

            Seni sevmeyi ben seçmedim ki… Ey Ali (a)! Senin yolunda kendimizi feda etsek, yine Allah’a Seni yaratmış olmasının hamdini yerine getiremeyiz. Sensin insanların en üstünü, en layığı! Senden sonra yok oldu adaletin sütunları… Kalbimizin en yoğun sevgisi Sana aittir. Çünkü kimse sevilemez Sen ve kardeşin Resulullah (saa) gibi. İlk Sen diyorum çünkü, Resulullah (saa) buyurdu: “Ali’yi yüce tutunuz.” Ben Onun emrine eyledim vefa, verdim bu gönlümü tamamen Sana…

Şimdi Sen söyle ey Müminler Emiri! Bizi böyle sevmekle neler geldi Senin başına?! Allah şahittir ki Sensin Emirimiz! Seni incitenlerden vallah beriyiz! Allah’ın “Vahhab” adı üzerine yemin ederim ki, insanlar hidayet olamazlar, Sen onlarda bulunmadıkça! Sensiz hidayet nasıl mümkün olabilir ki? Hidayet kelmesi Senle büsbütün! Allah kelamıdır Seni sevmek! Allah gazabıdır sonucu, Sana buğzetmek! Ben şüphesiz Seninle bir olmaktayım. Gönlüm ve yolumla Senden yanayım. Ey benim İmamım (a), vallahi garib ve fukaranın Senden başka kimsesi yoktur! Ne de çok zenginiz biz Sen varsın diye… Senden ayrı düşsem, olurum ben en fakir… Zenginlik Sensiz olmakla kazanılırsa, Sensizlikten uzak olmam gerekir… Seninle birlikte olmam gerekir! Beni bağışla, ey Allah’ım! Yarışamaz asla velayetinle Senin bahşettiğin ve edeceğin diğer nimet ve üstünlükler! Allah’a hamdolsun… Ona hamdolsun, verdiği tüm rızıklara… Allah’ın Ali’ye selamı olsun!

            Allah’ın izniyle geldim bu noktaya… Seni buldum, Seni andım her adımımda. Bir gözetmen vardı sanki hep baş ucumda… Meğerse en başından beri Ali (a)’dır derdime deva… Sinemde yara var, Sensiz iyileşmez… Ali can, ismim ismine feda olsun. Canım, o değerli canına, Resulullah (saa)’nin yatağında yatarak feda ettiğin canına feda olsun… Sen bizim dinimizin rehberi, dinin sütunusun. Dinin başını çeken, müjdeleyen ve korkutan, Allah’tan sakındıran, dinimizi koruyan… Hepsi Sensin, ya Ali (a)! Hepsi Sensin, ya Ali (a)..!

            Allah’ım, izinle geldiğim bu noktada Sanadır hamd ve senam. Bana verdiğin bu nimetten dolayı şükrederim Sana. Ey Ali (a), Sensizlik beni alıkoyar Cennet’ten. Senle bulunurum Cennet’te, daha ölmeden. Şimdi nasıl döneyim ben bu sözden? Nasıl derim Hak Ali (a) ile değildir?! Resulullah (saa) buyurdu; Hak Ali ile, Ali de Hak iledir! Nasıl derim, Ali (a), insanların üstünü değildir! Halbuki Allah dedi; Üstündür her şeyden müminler ve rehberi… Sen gibi bir mümin olamaz bu alemde… Sensin alemlerin müminlerine rehber! Kimse olamazdı senin gibi bir damat! En liyakatlinin oldun damadı hem de! Bu yüzden Sanadır tüm biatim! Her şeyimle – dilim ve canımla Sana olsun bu ahdim! Ey Allah Resulü’nün en sevdiği kimse… Ben Senle var olanım, beni kovma Cennet’ten günahlarım yüzünden… Lütfen bir şans daha ver ki, olabileyim Senle dünya ve ahirette! Senle olmamın tek bir şartı vardır; o da müminlerin emiri Ali (a)’ın evladı Mehdi (a)’a sıkı bir şekilde tabi olmaktır. Bu yüzden, ey benim saklı kalan ve unutturulan İmamım (af)! Sanadır tüm biatim! Sana ve Ali (a)’ın oğullarına! Hepinizedir biatim, Sizsiz ben bir köleyim… Tutarak elimizden bizim, götürdüğünüz yollar, şüphesiz özgürlüğün yollarıdır. Allah’ın izniyle o yol, her şeyimle gittiğim Kerbela’nın yoludur. Bu yüzdendir, Hakk’a varabilmek için apaçık gerçeklere tabi oluşum… Bu yüzdendir Allah’a gizli olmayan kalbimi, herkesten gizli tutuşum!

Şimdi sizinleyim ben… Demek istiyorum ki, siz de olun Ali (a)’la… Ali (a) vermez sizi Cehennem’in gözüne. Göremez sizi asla o yakıcı alevler, çünkü Ali (a) Hak iledir, Hak da Ali (a) ile!..

Vesselam aleykum ve rahmetullah ve berekatuh.

SENEM MUSTAFAYEVA

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Bir Cevap Yazın

Mail adresiniz 3. şahıslarla paylaşılmayacaktır. * işaretli alanların doldurulması zorunldur.

Yorum yaparken aşağıdaki HTML taglarını kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>